GEÇİT HAKKI

T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
E: 2006/14-264
K: 2006/237
T: 26.04.2006
GEÇİT HAKKI
ÖZET: Geçit hakkı davalarını, genel yola bağlantısı olma­yan veya yolu bulunmasına rağmen mevcut bu yol ile ihti­yacı karşılanmayan tapulu taşınmaz maliki açabilir. Geçit ihtiyacı olan kişi, davasını öncelikle taşınmazların önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz maliki­ne karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltilmesi gerekir.
Geçit hakkı verilmesi isteğine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aley­hine geçit istenen tapulu taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.
Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı, davacının sübjektif arzularına göre değil objektif esaslara göre belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi de gözetilmelidir.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
4721 s. TÜRK MEDENÎ KANUNU [Madde 747]
4721 s. TÜRK MEDENÎ KANUNU [Madde 748]
Taraflar arasındaki “geçit hakkı tesisi” davasından dolayı, bozma üzerine direnme yoluyla; (Pendik Asliye İkinci Hukuk Mahkemesi)’nden verilen 04.05.2005 gün ve E: 2004/467, K: 2005/148 sayılı kararın bozulmasını kap­sayan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ndan çıkan 30.11.2005 gün, 2005/14-638 Esas, 2005/689 karar sayılı ilamın karar düzeltme yoluyla ince­lenmesi davalılardan Hazine vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla; Hukuk Genel Kurulu’nca dilekçe, düzeltilmesi istenilen ilam ve dos­yadaki ilgili bütün kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava geçit hakkı istemine ilişkindir.
Davacı SS. Ç… Doğa Konut Yapı Kooperatifi vekili, başlangıçta Hazine’ ye ait iken gerçek kişilere satılan ve en son satış yoluyla davacı koopera­tif adına tapuya tescil edilen 850 parsel sayılı taşınmazın ormanla çevrili ol­ması nedeniyle genel yola çıkışının bulunmadığını, bu nedenle Orman İdare­sinden lüzumlu geçit hakkı istenildiğini, bu isteğin reddedildiğini; taşınmazı önceki maliklere satanın da, yolu vermeyenin de Hazine olduğunu, iyiniyetli başvurulardan sonuç alınamadığını ileri sürerek, çevresindeki diğer taşın­mazlardan en uygun yerden geçit hakkı kurulmasına;geçit var ise korunma­sına karar verilmesini istemiştir.
Davalı Orman idaresi vekili, ormanların mülkiyetinin, işletilmesinin, idare ve gözetiminin Devlet’ e ait olduğunu; Devlet ormanlarında izin ve irtifak hak­kı tesisinin 6831 S.K. nun 17. maddesinde özel olarak düzenlendiğini, uyuş­mazlığa özel hukuk hükümlerinin uygulanamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davacının taşınmazın genel anlamda yola çıkışın ol­madığını bilerek taşınmazı satın aldığını, dava dilekçesinde geçit hakkı iste­nen parsellerin de gösterilmediğini, geçit hakkı verilmesini gerektiren koşul­ların oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Yerel Mahkeme; davacıya ait 850 numaralı parsele orman parseli olan 938 numaralı parsel dışında başkaca komşu parsel bulunmadığı, Yargıtay Ondördüncü Hukuk Dairesinin kararlılık kazanmış içtihatlarına göre, mera ve ormanlar aleyhine zorunlu geçit hakkı tesisinin mümkün olmadığı gerekçesiy­le davanın reddine karar vermiş; bu karar Ondördüncü Hukuk Dairesince ve aynı yöndeki direnme kararı da, davacı vekilinin temyizi üzerine Hukuk Ge­nel Kurulunca bozulmuştur.
Davalılardan Hazine vekili, Hukuk Genel Kurulunun bozma ilamıyla ilgili olarak karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Hukuk Genel Kurulu’nun karar düzeltme istemine konu edilen kararının gerekçe ve sonuç bölümleri, aşağıdaki gibidir:
“….. H- GEREKÇE : Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesine da­yalı geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Bir geçit isteminin çözüm ve sonuçlandırılmasında gözönünde tutulması gereken genel ilkeleri şöyle belirlemek mümkündür:
Geçit hakkı davalarını, genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunma­sına rağmen mevcut bu yol ile ihtiyacı karşılanmayan tapulu taşınmaz mali­ki açabilir.
Bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyacı veya geçit yoksunluğu, ikincisine nisbi geçit ihtiyacı veya geçit yetersizliği denilebilir.
Geçit ihtiyacı olan kişi, davasını öncelikle taşınmazların önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bun­dan en az zarar görecek olana yöneltilmesi gerekir.
Geçit hakkı verilmesi isteğine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine geçit istenen tapulu taşınmaz ma­liklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit is­tenen taşınmazın müşterek mülkiyete konu olması halinde, paydaşlardan bir ya da bir kaçı dava açabilir.
Ülkemizde arazi düzenlemesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın doğrudan yol ihtiyacının karşılanmamış bulunması, geçit davalarının kaynağını oluşturmaktadır. Mahkemece uygun geçit yeri sapta­nırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi ilkesi gözönünde tutulmalıdır. Geçit hakkı, taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, bir anlamda özünü komşuluk hukukundan almaktadır denilebilir. Bunun do­ğal sonucu olarak da yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri de esas alın­malıdır.
Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı, davacının sübjektif arzularına göre değil objektif esaslara göre belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi de gözetilmelidir.
Bu nedenlerle de bir taşınmaz için 2,5-3 metre genişliğindeki bir yolun yeterli olacağı kabul edilmelidir.
Davacı yararına tesis edilen geçidin, genel yola kesintisiz ulaşması sağ­lanmalıdır.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel de yine objektif kriterlere, taşınmazın niteliğine göre atanacak bilirkişi­ler aracılığı ile saptanmalıdır. Saptanan bu bedel, hükümden önce depo et­tirilmeli, böylece geçit bedelinin geç ödenmesinden doğabilecek sakıncala­ra meydan verilmemelidir. Aksinin kabulü, maddenin amacı ile de çelişir.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Davanın niteliği gereği yargılama giderleri de davacı üzerinde bırakılmalı­dır.
Geçit hakkına ilişkin ana ilkeler bu olmakla birlikte eldeki dava özellik ta­şıyan bir durum arz etmektedir. Şöyle ki : Yararına geçit kurulması istenilen davacıya ait 850 parselin dört tarafı hazine adına orman niteliği ile kayıtlı 938 parsel ile çevrili olup, genel yol ile bağlantısı bulunmadığı sabittir. Mutlak ge­çit ihtiyacı içersindedir. İstemi bu mutlak gereksinim nedeniyle aşağıda açık­lanacak hususlar çerçevesinde çözüme kavuşturulmalıdır.
Özel Daire bozmasında da vurgulandığı üzere davacıya ait taşınmazı dört bir yandan çevreleyip kuşatan, orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı 938 par­sel üzerinde orman yönetimince gereksinimleri karşılamak üzere açılmış ey­lemli yollar bulunabilir. Nitekim davacı da bu tür yolların varlığından söz et­mektedir.
Bunun yanı sıra bu orman parselinin çevresinde genel yol ile özel mülki­yete konu taşınmazlar da bulunabilir. Veyahutta ormanı çevreleyen özel mül­kiyete konu taşınmazların ötesinde genel yol olabilir.
Bu nedenlerle mahkemece öncelikle, 938 sayılı orman parseli ile çevre­sindeki taşınmazları içeren pafta getirtilmeli, mahallinde yapılacak keşifte or­man içindeki fiili yollar; çevreleyen özel mülkiyete konu parseller, bu parsel­lerden genel yola cepheli olanlar belirlenip, orman yönetiminden davacının hangi eylemli yoldan yararlanabileceği sorulup saptandıktan sonra bu ce­vapta dikkate alınıp yukarıdaki genel ilkeler gözetilmek suretiyle, ormana komşu sair taşınmazlardan genel yola kadar olan ulaşım olanağı araştırılma­lı ve buna göre bir sonuca gidilmelidir.
Yerel mahkeme kararı yukarıda açıklanan nedenlerle ve Özel Daire kara­rındaki sebeplerle bozulmalıdır.
Sonuç : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 30.11.2005 gününde oybirliği ile karar veril­di.”
Davalı Hazine vekilinin karar düzeltme istemi üzerine Hukuk Genel Kuru­lundaki görüşmede şu sonuca varılmıştır:
Davacıya ait 850 parsel sayılı, 43.142 metrekare mesahalı ve tarla vasıflı taşınmazın dört bir tarafının, Devlet Ormanı vasfıyla Hazine adına kayıtlı 1.581.816,75 metrekare mesahalı 938 parsel sayılı taşınmaz ile çevrili oldu­ğu çekişmesizdir.
Görülmekte olan davada, Devlet ormanı vasıflı 938 parsel sayılı taşın­mazdan geçit hakkı tesisi istenilmiştir.
Yargıtay Hukuk Dairelerinin ve Hukuk Genel Kurulu’nun kararlılık kazan­mış uygulamasına göre, mera ve ormanlardan zorunlu geçit tesis edilemez. Esasen, gerek Özel Daire bozma ilamında ve gerekse düzeltilmesi istenilen Hukuk Genel Kurulu kararında, aksi yönde bir benimseme de mevcut değil­dir: Her iki ilamda da, davacının zorunlu geçit ihtiyacı içerisinde olduğu be­lirtilmekle birlikte, taşınmazın dört bir tarafının Devlet ormanıyla çevrili bulun­masından dolayı, davacı lehine ormandan geçit hakkı tesis edilemeyeceği gerçeğinden hareket edilip; davacı tarafça ileri sürülen şekilde orman içeri­sinde fiili yollar bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğine işaret edilmistir. Başka bir ifadeyle, her iki ilam da, Devlet ormanından zorunlu geçit hakkı tesisi sonucunu öngörmemektedir; sadece, eğer varsa ve hukuken olanaklı ise, orman içerisindeki fiili yollardan herkes gibi davacının da yarar­lanabileceği belirtilmiştir.
Ancak, karar düzeltme istemi üzerine yeniden yapılan inceleme ve değer­lendirmede şu sonuca varılmıştır.:
Yerel Mahkemece, Hukuk Genel Kurulu’nun bozma ilamında da işaret edilen şekilde bir inceleme ve araştırma yapılıp, Devlet ormanı içerisinde fi­ili yollar bulunduğunun saptanması ve buna dayalı olarak davacı kooperati­finin bu fiili yol veya yollardan yararlanma hakkına sahip olacağı benimsen­mek suretiyle bir hüküm kurulması halinde; böylesi bir hüküm, sonuç itiba­riyle Devlet ormanından zorunlu geçit hakkı tesisi anlamına gelecektir; ki, yu­karıda açıklandığı üzere buna hukuken olanak yoktur.
Öte yandan, yine karar düzeltme istemine konu Hukuk Genel Kurulu ka­rarında yapılması gereğine işaret edilen araştırmanın sonucunda, orman içe­risinde fiili yollar bulunduğu saptansa dahi, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca, bu konudaki yetkinin Orman Bakanlığına ait olması nedeniyle, davacının öncelikle anılan hükümde öngörülen prosedür çerçe­vesinde, anılan yollardan yararlandırılması için Orman Bakanlığı’na başvur­ması gerekeceği açıktır. Bu istemi reddedilirse, davacı, ancak ret işleminin iptali istemiyle bir dava açabilecektir. Böylesi bir davanın ise, adli yargının değil; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-a maddesi uyarın­ca idare mahkemelerinin görevi içerisinde bulunduğunda da kuşku yoktur.
Bu durumda, Yerel Mahkemenin aynı yöndeki direnme gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, onanmalıdır.
Ne var ki, temyiz aşamasında zuhulen direnme hükmünün bozulmasına karar verilmiş olduğu, karar düzeltme istemi üzerine yeniden yapılan incele­me sonucunda anlaşıldığından; Hukuk Genel Kurulu’nun bozma kararının kaldırılmasına, direnme kararının onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçeyle; Davalı Hazine vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne, Hukuk Genel Kurulu’nun 30.11.2005 gün ve 2005/14-638 esas, 2005/689 karar sayılı bozma kararının kaldırılmasına,
Yerel Mahkemenin temyize konu direnme kararının (ONANMASINA), harcın davacıdan alınmasına ilk görüşmede çoğunluk sağlanamadığından, 26.04.2006 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.
İlgili yargı içtihatları :
Bu yazı Yargıtay Dosyaları kategorisine gönderilmiş ve , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

GEÇİT HAKKI için 2 cevap

  1. bünyamin der ki:

    Tarlam ana yol üzerinde.Komşum geçebilmesi için yol istiyor fakat sadece benim tarlamdan istiyor.oysa benim tarlamın kenarındaki komşumunki ile 2 metre benim tarladan 2 metrede komşumun tarlasından olmasını istiyorum.Ne yapmam gerekir ilginize teşekkürler.

  2. gökhan der ki:

    hiç mahkemelik olmadan üç komşu biraraya gelin ve anlaşın sonrada tapuya gidip şerh verdirin..yok para veya başka konularda anlaşamazsanız size dava açar ve mahkeme neaıl uygun görürse oradan yol verilir

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*


Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>