KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ / MERA

T.C.
YARGITAY
Yedinci Hukuk Dairesi
E:2006/759
K: 2006/819
T:24.03.2006
KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ
MERA
ÖZET: Dava konusu taşınmazın çevresini oluşturan kom­şu taşınmazlar, 3402 sayılı Kanun’un 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit yapılmış ve kesinleşmiştir. Her ne kadar dava konusu taşın­mazın batı sınırında yol tarif edilmiş ise de, kamu malı ni­teliğindeki meralar içinde yol, tepe, hendek, çukur gibi do­ğal sınır yerlerinin bulunması mümkündür. Bu durumda dava konusu taşınmazın sınırlarındaki komşu parsellerin, mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen ve tespitleri kesinleşen taşınmazlardan kazanıldığının kabulü gerekir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın öncesinin ka­mu malı niteliğinde mera olduğu, yetkili merciiler tarafın­dan 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca tapu kaydı oluş­turulduğu ve bu yolla taşınmazın türü yetkili idari merciiler tarafından değiştirildiği dikkate alınarak ve hazine tapusu­na değer verilerek, katılan davacının davasının reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi davalı hazine adına tes­ciline karar verilmesi gerekir.
3402 s. KADASTRO KANUNU [Madde 14]
3402 s. KADASTRO KANUNU [Madde 16]
3402 s. KADASTRO KANUNU [Madde 46]
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi. Dosyadaki bel­geler okundu. Tetkik hâkiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 129 parsel sayılı 22200 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca davalı hazine adına oluşturulan tapu kaydının kapsamında kaldığından söz edilerek hazine adına tespit edilmiştir.
İtirazları kadastro komisyonunca reddedilen davacı Emir, Muhacir, Ali ve Ensar ile Narin vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Yargılama sırasında Halit miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmıştır. Mahkeme­ce davacıların davasının reddine, katılanın davasının kabulüne, dava konu­su taşınmazın katılan davacı Halit adına tapuya tesciline karar verilmiş; hü­küm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre kadastro tespitine dayanak yapılan 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarın­ca davalı hazine adına oluşan tapu kaydının dava konusu taşınmaza ait ol­duğu, yanlar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Esasen bu hukuksal ol­gu dosya içeriğiyle de belirlenmiştir. Yanlar arasındaki uyuşmazlık, hazine tapusunun oluştuğu dönemden önce, katılan davacı yararına 3402 sayılı Ka­dastro Kanunu’nun 46/1. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zama­naşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmedi­ğinin belirlenmesinden ibarettir.
Mahkemece az yukarıda sözü edilen koşulların adına tescile karar verilen katılan davacı Halit yararına gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurul­muş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşme­mektedir. Hazine tapusunun temelini oluşturan belirtmelik tutanağında dava ve temyize konu 129 parsel sayılı taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kanun­ları uyarınca hazineye kaldığı belirtilmiş ve belirtmelik tutanağında da ayrıca hazine adına oluşan tapu ve vergi kaydından da söz edilmiştir. Her ne kadar belirtmelik tutanağında sözü edilen tapu ve vergi kaydının uygulamasına iliş­kin yerel bilirkişi sözleri saik ve sebebi belli olmayan soyut nitelikte gerekçe­siz sözlerden ibaret bu nedenlerle de sözü edilen tapu ve vergi kaydının uy­gulaması yetersiz ise de dava ve temyize konu taşınmazın çevresini oluştu­ran komşu 110 ve 40 parsel sayılı taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanu­nu’nun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliğiyle sınırlandırılmak sure­tiyle tespit edildiği, tespitlerinin kesinleştiği, dosya içeriği ile belirlenmiştir.
Her ne kadar dava konusu taşınmazın batı sınırında yol tarif edilmiş ise de kamu malı niteliğindeki meralar içinde, yol, tepe, hendek, çukur gibi do­ğal sınır yerlerinin bulunması mümkündür. Hal böyle olunca dava konusu taşınmazın sınırlarındaki komşu 40 ve 110 parsel sayılı mera niteliğiyle sınır­landırılmak suretiyle tespit edilen ve tespitleri kesinleşen taşınmazlardan ka­zanıldığının kabulü gerekir. Kural olarak bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik, süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Mahke­mece dava konusu taşınmazın öncesinin kamu malı niteliğinde mera olduğu yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca tapu kaydı oluşturulduğu ve bu yolla taşınmazın türü yetkili idari merciiler tarafın­dan değiştirildiği, dikkate alınarak ve hazine tapusuna değer verilerek, katı­lan davacı Halit’in davasının reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi da­valı hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde ya­nılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), 24.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
İlgili yargı içtihatları :
Bu yazı Yargıtay Dosyaları kategorisine gönderilmiş ve , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

HATA: si-captcha.php, GD resim desteğini bulamadı!

Web sunucusu sağlayıcınıza danışın ve GD resim desteğini etkinleştirin.

HATA: si-captcha.php, PHP imagepng fonksiyonunu bulamadı!

Web sunucusu sağlayıcınıza danışın ve PHP imagepng fonksiyonunu etkinleştirin.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>