RÜCU HAKKI / TAZMİNAT YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN AZALTILMASI

T.C.

YARGITAY

Onbirinci Hukuk Dairesi

E: 2005/5072

K: 2006/4887

T: 1.5.2006

RÜCU HAKKI
TAZMİNAT YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN AZALTILMASI

1086 s. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [Madde 281]
2918 s. KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU (1)(2) [Madde 95]
6762 s. TÜRK TİCARET KANUNU (1) (2) [Madde 1281]

Taraflar arasında görülen davada Denizli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.10.2004 tarih ve 2003/191-2004/366 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalılardan M…..’in müvekkiline ZMSS poliçesiyle sigorta ettirdiği aracın, diğer davalının alkollü ve ehliyetsiz olarak sevki sırasında, 3 ncü kişiye verilen hasar bedelini poliçe limiti dahilinde ödeyen müvekkilinin rücu hakkı doğduğunu ileri sürerek, 1.200.000.000 lira tazminatın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddini istemişlerdir.

Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalılardan sürücünün, alkolün tamamen etkisi ile kaza yapması sonucu tam kusurlu bulunduğu, park halindeki 3. kişinin bir kusurunun bulunmadığı, davalıların 3. kişiye mükerrer ödeme yapmış olmaları halinde, rücuan isteyebilecekleri, davacının 3. kişinin başvurusu üzerine ödeme yapmakta bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Dava, davalılardan sürücünün,diğer davalının davacı sigorta şirketine ZMSS. poliçesi ile sigorta ettirdiği aracı, sürücü belgesiz ve alkollü olarak kullandığı iddiasına dayalı olup, 3. kişiye ödenen tazminatın bu poliçe genel şartlarının 4/c ve 4/d maddesi uyarınca rücuan tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece,dava, sadece alkole ilişkin rücu nedeni ile ilgili 4/d maddesi çerçevesinde ele alınmış ise de,hükmü gerekçe yönünden davacı temyiz de etmemiş olup,kaza tespit tutanağına göre de esasen sürücü olaydan önce sürücü belgesine de sahiptir.

Bu tür davalarda sigortacı, 2918 sayılı KTK.nun 95/2. maddesi uyarınca tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir.Bu rücu hakkı, kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve yasa gereği sigorta ettirenine karşı defi hakkı bulunan sigortacı,bu hakka dayanarak kendi sigortalısına dönebilmektedir.

Somut olayda, aracını davacı şirkete sigorta ettiren davalılardan M….. olup,diğer davalı aracın sürücüsüdür.Alkollü olarak araç kullanan sürücü olan davalıya aracını veren davalı M…..`

`e karşı dava açması gereken davacı ile davalı olan sürücü arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığından, davanın davalılardan M….. bakımından bu gerekçe ile husumet yönünden reddi gerekirken, davanın bu davalı yönünden de kabulü doğru olmamıştır.

3-Davalılar vekilinin,davalılardan M…..’e ilişkin temyizine gelince; Poliçe Genel Şartları’nın 4/d maddesinde, herhangi bir sınırdan söz edilmeksizin sigortalının veya sürücüsünün alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından dolayı olayın meydana gelmiş olması halinde sigortacının sigortalısına rücu edebileceği öngörülmüştür.Dairemiz`

`in yerleşik uygulaması uyarınca; sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez.Böyle bir nedenle, hasarın teminat dışı kaldığının kanıt yükü de TTK.nun 1281. madde hükmü uyarınca, sigortacıya düşmektedir. Sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece, nöroloji uzmanı ve trafik uzmanı bir bilirkişinin de içinde bulunduğu bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, olayın meydana geliş şekli itibariyle kazanın, münhasıran sürücünün aldığı alkolün etkisinden ileri gelip gelmediği tespit ettirilmek ve sonucuna göre karar verilmek gerekmektedir.

Somut olayda,raporu hükme esas alınan bilirkişi kurulu, Dairemiz uygulamasına uygun şekilde oluşturulmuş ve olayın oluş şekli bu raporda tartışılmış ise de,ağırlıklı olarak alkol oranından yola çıkılarak, alkolün olaya etki ettiğinin tespitiyle yetinilmiş olup,olayın sadece ve tek başına alkolün münhasır etkisiyle oluşup oluşmadığı kesin olarak ortaya konması gerekirken,rapor bu noktada yetersiz kalmıştır.

O halde, mahkemece, sürücünün aldığı alkolün kazaya etki ettiğine ilişkin tespitin tek başına uyuşmazlığın çözümüne yetmeyeceği gözetilerek,sadece ve tek başına alkolün münhasır etkisi altında kazanın olup olmadığı üzerinde durulması,ek rapor ya da yeni bir bilirkişi kurulundan başka bir rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken,yetersiz rapora itibar edilerek, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiştir.

Öte yandan, HUMK’nun 281. maddesi hükmüne göre, mahkemece birlikte atanan bilirkişi kurulu üyeleri, konuyu aralarında görüştükten sonra sonuca varıp raporu birlikte düzenlemeleri, muhalefette kalan olur ise, kendi görüşünü ya ortaklaşa düzenlenen raporun altına ya da ayrı ek bir rapor halinde belirtmesi gerekir. Somut olayda, bilirkişiler beraber seçilmelerine karşın,tamamı bir araya gelerek görüşme yapmamış ve nörolog doktor bilirkişi ayrı rapor düzenlemiş olup, buna göre yasanın bilirkişi kurulundan birlikte rapor alınmasında güttüğü amaç yerine getirilmemiştir.(Bkz: B.Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Ankara, 1980, s.1893,Y.HGK.’nun 3.3.1971 gün ve 4/208-118 sayılı ve Dairemiz’in 2003/12933 E.-2004/11188 K. sayılı kararları)

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalılar yararına (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.05.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İlgili yargı içtihatları :
Bu yazı Yargıtay Dosyaları kategorisine gönderilmiş ve , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*


Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>