Etiket arşivi: BULUNAN

İcra ve İflas Hukuku • HACİZ KAYDI BULUNAN ARACA, HACİZ MAHALLİN’DE GÖRÜLÜRSE YAKALAMA YAPILIRMI

İ. İ .K- MADDE 59
TAKİP MASRAFLARI:
(Değişik madde: 06/06/1985 – 3222/4 md.)

Takip masrafları borçluya aittir. Alacaklı, yapılmasını talep ettiği muamelenin masrafını ve ayrıca takip talebinde bulunurken borçlunun 62 nci maddeye göre yapabileceği itirazın kendisine tebliğ masrafını da avans olarak peşinen öder.

Alacaklı ilk ödenen paradan masraflarını alabilir.

İ. İ. K- MADDE 88
MAHCUZ MALLARI MUHAFAZA TEDBİRLERİ :
1 – TAŞINIRLAR HAKKINDA:
(Değişik madde: 6352 S.K. – 02.07.2012/ m.17; yürürlük: 6352 S.K. m.106 gereği: 05.01.2013)

"Haczolunan paraları, banknotları, hamiline ait senetleri, poliçeler ve sair cirosu kabil senetler ile altın, gümüş ve diğer kıymetli şeyleri icra dairesi muhafaza eder.

Diğer taşınır mallar, masrafı peşinen alacaklıdan alınarak muhafaza altına alınır. Alacaklı muvafakat ederse, istenildiği zaman verilmek şartıyla, muvakkaten borçlu yedinde veya üçüncü şahıs nezdinde bırakılabilir. Üçüncü şahsın elinde bulunan taşınır mallar haczedildiğinde, üçüncü şahsın kabulü hâlinde üçüncü şahsa yediemin olarak bırakılır. Mallar satış mahalline getirilmediği takdirde muhafaza altına alınabilir veya yediemin değişikliği yapılabilir.

Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası andlaşma hükümleri saklı kalmak kaydıyla, yabancı devlet başkanı, parlamento başkanı, hükümet başkanı veya hükümet üyelerini taşıyan ulaşım araçları, bu kişiler Türkiye’de bulundukları sürece, muhafaza altına alınamaz ve yediemine bırakılamaz.

İcra dairesi üçüncü bir şahsa rehnedilmiş olan malları da muhafaza altına alabilir. Ticari işletme rehni kapsamındaki taşınırlar ise icra dairesince satılmalarına karar verilmesinden sonra muhafaza altına alınabilir. Bu mallar paraya çevrilmediği takdirde geri verilir.

Haczedilen mallar, Adalet Bakanlığı tarafından yetki verilen gerçek veya tüzel kişilere ait lisanslı yediemin depolarında muhafaza edilir. Yetki verilen gerçek veya tüzel kişiler, bu yetkilerini Adalet Bakanlığının onayıyla alt işleticilere aynı standartları sağlamak koşuluyla devredebilirler. Bu devir, yetki verilen gerçek veya tüzel kişilerin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Bu depoların yönetmelikte belirlenen nitelik ve şartlara uygunluğunun saptanması sonucunda işletme belgesi Adalet Bakanlığı tarafından verilir. Haczedilen malların muhafaza işlemleri; lisanslı yediemin depolarının kuruluşuna, bu depolarda bulunması gereken asgari niteliklere, depo için alınacak teminata, mallar için muhtemel rizikolara karşı yapılacak sigortaya; işletici olma niteliklerine, işletici lisansına, Adalet Bakanlığı tarafından bu lisansın verilmesine; Adalet Bakanlığının lisanslı işletmelerle ilgili görev ve yetkilerine; faaliyetin durdurulması ya da iptali gibi idari tedbir ve tasarruflara; bu depoların denetimine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikte düzenlenir. Haczedilen malların muhafazası aşamasındaki ücretler Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenecek tarifeyle belirlenir.

İcra dairesi, depo ve garajlarda ve yediemin olarak kendisine haczedilen malın bırakılmış olduğu üçüncü kişilerde saklanıp da hukuken artık muhafazasına gerek kalmayan malı, vereceği uygun süre içinde geri almasını ilgililere resen bildirir. Verilen süre içinde eşya geri alınmazsa, icra müdürü tetkik merciinin kararı ile taşınır mal satışlarına ilişkin hükümler uyarınca bunları satar. Elde edilen miktardan muhafaza ve satış giderleri ödenir. Artan miktar 9 uncu madde hükmüne göre muhafaza olunur. Bu konuda ortaya çıkan ihtilaflar tetkik mercii tarafından basit yargılama usulüne göre çözülür.

İcra müdürlüklerinin talebi üzerine kolluk kuvvetleri tarafından yakalanan araçlar, en geç üç iş günü içinde en yakın icra müdürlüğüne teslim edilir. Aracı teslim alan icra müdürlüğü, aracın yakalanmasını isteyen icra müdürlüğüne bildirimde bulunur.”

Haciz mahaline gidildiğinde,borçluya ait aracın haciz mahalinde görüldüğü anda,alacaklı tarafından haczinin talep edilmesi halinde İİK.nun 59 ve 88.Maddeleri gereğince masrafının yatırılması ve menkul olması nedeni ile araç yediemine teslim edilip,muhafaza altına alınır.
Yukarıda belirtilen maddeler gereği varsa bilirkişi ücreti ve 3 aylık depo ücreti, kararı veren memura yatırılması neticesi halinde işlem yapılır.Fiili haciz yapılabilir. Fakat yakalama avansı yatırılmadan yakalama / muhafaza yapılmaz.

T.C.
ADALET BAKANLIĞI
Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü
*
*
Sayı**** :B.03.0.HİG.0.00.00.03-045.02[02]-504-2013/57/238******** ************************************************ 04/01/2013
Konu** :Yakalanan araçların teslimi
*
*
.………….. CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

*
*
Bilindiği üzere, 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun 5 Temmuz 2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
*
Anılan Kanunun 5 Ocak 2013 tarihinde yürürlüğe girecek olan 17 nci maddesinin 7. fıkrası ile yeni hükümler getirilen 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 88 inci maddesinin son fıkrasında "İcra müdürlüklerinin talebi üzerine kolluk kuvvetleri tarafından yakalanan araçlar, en geç üç iş günü içinde en yakın icra müdürlüğüne teslim edilir. Aracı teslim alan icra müdürlüğü, aracın yakalanmasını isteyen icra müdürlüğüne bildirimde bulunur."
*
hükmü yer almaktadır.
*
Bu itibarla, icra müdürlüklerinin talebi üzerine kolluk kuvvetleri tarafından yakalanan araçların icra müdürlüklerine teslimi ve teslim usulünün düzenlenmesi gerekli görüldüğünden, icra dairelerince;
*
1) Öncelikle, İcra ve İflas Kanununun 59 uncu maddesi uyarınca alacaklının takip masraflarını peşin olarak yatırması zorunluluğu, 88 inci maddesindeki resen harekete geçme yükümlülüğü ve 110 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen alacaklının sorumluluğu dikkate alınarak fiili haciz, kıymet takdiri, çekici, gerektiğinde bilirkişi ücreti ile öngörülecek yediemin ücretinin yatırılması halinde muhafaza işlemlerinin yerine getirilmesi, bu yükümlülük yerine getirilmediği takdirde yakalama ve muhafaza taleplerinin kesinlikle yerine getirilmemesi, aksine davranışın mali, cezai ve hukuki sorumluluğu gerektirebileceğinin hatırdan çıkarılmaması,*
*
2) Kolluk kuvvetleri tarafından yakalanan araçların mesai saatleri içerisinde icra müdürlüğüne; birden fazla icra müdürlüğü olan yerlerde ise tevzi icra müdürlüğünce tespit edilecek icra müdürlüğüne, yakalama tutanağı ve araç geçici olarak bir yere teslim edilmişse (UKAME, resmi ya da özel otopark gibi) teslim tesellüm tutanağı ile birlikte teslim edilmesi, icra müdürlüğüne aracın teslimi sırasında kolluk ve icra müdürlüğü personelinin bizzat hazır bulunması,
*
3) Kolluk kuvvetleri tarafından yakalanan aracın en yakın icra müdürlüğüne teslimine kadar geçici muhafaza işlemlerinin kolluk görevlilerince yerine getirilmesi,
*
4) Aracı teslim alan icra müdürlüğü tarafından yakalama talep eden yetkili icra müdürlüğü ile irtibata geçilerek fiili haciz için en kısa sürede talimat yazılması ve muhafaza masrafları için alınan avansın gönderilmesinin istenmesi,
*
5) Yakalama talebi üzerine aracın yakalandığının bildirdiği yetkili icra müdürlüğü tarafından ise en kısa sürede fiili haciz için talimat yazılması ve peşin olarak alınan avansın talimat icra müdürlüğüne gönderilmesi,
*
6) Talimatı alan icra müdürlüğü tarafından kolluk kuvvetlerince yakalanıp teslimi yapılan araç üzerinde fiili haczin uygulanması ve muhafaza işleminin yapılması,
*
7) Talimat icra müdürlüğünce öncelikli olarak teslim alınan yakalamalı aracın çekici ve* depo masraflarının peşin avanstan karşılanması,
*
8) Daha önce yakalanıp da kolluk güçlerinin otoparklarında veya hizmet binalarının bahçelerinde beklemekte olan araçlarla ilgili olarak da; önceki genel yazılarımızda belirtildiği gibi yakalama isteyen yetkili icra müdürlükleri tarafından araçların teslim alınması için gereğinin en kısa sürede yerine getirilmesi, yasal zorunluluğa rağmen avans alınmadan yakalama istemi yapılan dosyaların ele alınarak gereken avansın yatırılması talebini ve yatırılmamasının yasal sonuçlarını içerecek şekilde alacaklı tarafa muhtıra çıkarılması,
*
9) Hukuken muhafazasına gerek kalmayan araçlar hakkında ise 21/12/2012 tarihli ve B.03.0.HİG.0.00.00.03/5406/29577 sayılı genel yazımızda belirtildiği şekilde İcra ve İflas Kanununun 88/6 ve 6352 sayılı Kanunun geçici 11 inci maddeleri uyarınca satış ve tasfiye işlemlerinin yapılması,
*
hususlarında bilgi edinilmesini, keyfiyetin yargı çevrenizdeki icra müdürlüklerine ve bilgileri bakımından icra mahkemelerine duyurulmasını rica ederim.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — Sal Mar 03, 2015 11:11 pm


Yargıtay Ceza Daireleri Kararları • VELAYET HAKKI ELİNDE BULUNAN BABA KÜÇÜKÇOCUĞU EVDEN KOVMASI

T.C.K– MADDE 232
Kötü muamele
(1) Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kimse, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye, bir yıla kadar hapis cezası verilir.


T.C
YARGITAY
14.CEZA DAİRESİ
ESAS NO: 2013/3255
KARAR NO: 2014/13117
KARAR TARİHİ.24.11.2014

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

İddianamedeki anlatıma, mağdur ve tanık beyanlarına, dosya içeriğine ve mahkemenin kabulüne göre, velâyet hakkı kendisinde bulunan oğlu mağdur H…’a aile içi sorunlar nedeniyle baskı yaparak evden kovmak suretiyle mağdurun sekiz gün dışarda kalmasına neden olan sanığın eyleminin TCK.nın 232. maddesinde düzenlenen kötü muamele suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK.nın 53/4. maddesi uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasındaki hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 24.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — 04 Şub 2015, 23:58


Sayıştay Temyiz Kurulu Kararları • Bölge Müdürü lojmanında bulunan telefona ait şehir içi …

Kararın Çeşidi : Temyiz Kurulu Kararı
Kararın Konusu: Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
Kararın Numarası : 22734
Kararın Tarihi : 28.04.1992

KONU : Bölge Müdürü lojmanında bulunan telefona ait şehir içi ve şehirlerarası görüşmelerin resmi nitelikte olması ve bununda daire amirince tasdik edilmiş bulunması halinde, bu ödemelerin bütçeden yapılabileceği.

683 sayılı İlâmın 1’inci maddesiyle Bölge Müdürü lojmanında bulunan telefona ait abonman, şehir içi ve şehirlerarası konuşma ücretlerinin bütçeden ödenmiş olması nedeniyle tazmin hükmü verilmiştir.

Mevzuatta, Bölge Müdürü lojmanında telefon bulunmasına ve bu telefonlara ilişkin abonman, şehir içi ve şehirlerarası görüşme ücretlerinin Devlet Bütçesinden karşılanmasına cevaz veren hüküm bulunmamakla beraber, tazmine konu ilişikli verile emirleri üzerinde yapılan incelemede, ………. ve ………… numaralı telefonların Bölge Müdürlüğüne ait resmi telefon olduğu., bunlarla yapılan şehir içi ve şehirlerarası görüşmelerin tamamının da resmi nitelikte olduğu ve bu hususun, Devlet Harcama Belgeleri Yönetmeliğin 64’üncü maddesi uyarınca düzenlenen ayrımlı listelerde Daire Amirince tasdik edilmek suretiyle gösterildiği anlaşıldığından, ilâmın 1’inci maddesiyle ……….. liraya ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına, karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: inspector — 01 Şub 2015, 15:28


1400TL aylık geliri ve arsası bulunan boşanan kadına MK 175.md gereğince nafaka verilmez

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

2012/13502 esas sayılı ve 2013/207 karar sayılı 14.1.2013 karar tarihli kararı

* YOKSULLUK NAFAKASI ( Davalı Kadının Bir Arsası ve Bir Kooperatif Hissesi İle Aylık 1400 TL Gelirinin Bulunduğunun Delillerden ve Yapılan Zabıta Soruşturmasından Anlaşıldığı/Zabıta Soruşturmasına Davalı Tarafça Karşı Çıkılmadığı – İsteğin Reddi Gerektiği )

* BOŞANMA İLE YOKSULLUĞA DÜŞMEYECEK OLMAK ( Davalının Tesbit Edilen Mali Durumuna Göre Düzenli Sürekli ve Yeterli Geliri İle Malvarlığı Bulunduğu – Yoksulluk Nafakası İsteğinin Reddi Gerektiği )

*KADININ BOŞANMA İLE YOKSULLUĞA DÜŞMEYECEK OLMASI ( Davalı Kadının Bir Arsası ve Bir Kooperatif Hissesi İle Aylık 1400 TL Gelirinin Bulunduğu – Davalının Tesbit Edilen Mali Durumuna Göre Düzenli Sürekli ve Yeterli Geliri İle Malvarlığı Bulunduğu )

4721/m.175

ÖZET : Toplanan deliller ve yapılan zabıta soruşturmasından davalı kadının bir arsası ve bir kooperatif hissesi ile aylık 1400 TL gelirinin bulunduğu, buna ilişkin yapılan zabıta soruşturmasına davalı tarafça karşı çıkılmadığı, davalının tesbit edilen mali durumuna göre düzenli, sürekli ve yeterli geliri ile malvarlığı bulunduğu, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmeyeceği anlaşılmaktadır. Davalının yoksulluk nafakası isteğinin reddi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Toplanan deliller ve yapılan zabıta soruşturmasından davalı kadının bir arsası ve bir kooperatif hissesi ile aylık 1400 TL gelirinin bulunduğu, buna ilişkin yapılan zabıta soruşturmasına davalı tarafça karşı çıkılmadığı, davalının tesbit edilen mali durumuna göre düzenli, sürekli ve yeterli geliri ile malvarlığı bulunduğu, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmeyeceği anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 175. maddesi koşulları gerçekleşmediğinden, davalının yoksulluk nafakası isteğinin reddi gerekirken, davalı yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi doğru görüşmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple yoksulluk nafakası yönünden BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 90.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran davacıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle, 14.01.2013 tarihinde karar verildi.

FARKLI SİGORTA SİCİL NUMARASI / ÇALIŞMANIN TESPİTİ TALEBİ / İŞVEREN YANINDA BULUNAN PRİM BORDROLARI / İMZA VE FOTOĞRAF

T.C.
YARGITAY
Yirmibirinci Hukuk Dairesi
E: 2005/12263
K: 2006/3391
T: 3.4.2006
FARKLI SİGORTA SİCİL NUMARASI
ÇALIŞMANIN TESPİTİ TALEBİ
İŞVEREN YANINDA BULUNAN PRİM BORDROLARI
İMZA VE FOTOĞRAF
506 s. SOSYAL SİGORTALAR KANUNU (1) (2) (4)(5) [Madde 2]
Davacı, 01.04.2003 tarihinden itibaren aylık bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M.Altan Çeliker tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Davacı farklı sicil numaraları ile geçen çalışmaların kendisine ait olduğunun ve 01.04.2003 tarihinden itibaren yaşlılık aylığını hak kazandığının tespitini istemiş, mahkeme istemin kabulüne karar vermiştir.
Bu tür davalarda gösterilmesi gereken özen gereğince sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için Sosyal Sigortalar Kurumunda ve işveren yanında bulunan prim bordroları ile davacının imza ve fotoğraflarını içeren işe giriş bildirgeleri, ücret tediye bordroları getirtilerek imza ve fotoğrafın davacıya ait olup olmadığı konusunda benzerlik incelemesi yaptırılmalı. davacıya yakından tanıması gereken işveren, müdür, şef, ustabaşı çalışma arkadaşları gibi işyerleri kayıtlarında yer alan tanıklar dinlenmeli, nüfus kaydı celbedilip giriş bildirgelerindeki nüfus bilgileri ile karşılaştırılmalı. farklılıkların sebepleri araştırılmalı. deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Dosyadaki bulgulara göre davacının dört ayrı sigorta sicil numarasının bulunduğu. 11.04.1966 tarihli giriş bildirgesi ile FB ve Ortakları işyerinde. 15.11. 1973 tarihli giriş bildirgesi ile M.B. ve ortakları işyerinde. 01.10.1982 tarihli işe giriş bildirgesi ile G Ekmek Fabrikası işyerinde. 01. 10. 1988 tarihli işe giriş bildirgesi ile U. Ekmek Fabrikası işyerinde 20.11.1990 tarihli işe giriş bildirgesi ile de U. Un Mamulleri işyerinde çalışmalarının mevcut olduğu, giriş bildirgelerinde 15.02.1944, 01.07.1944, 16.08.1957 ve 22.06.1942 olmak üzere farklı doğum tarihlerinin bulunduğu, 11.04.1966 tarihli giriş bildirgesindeki doğum yerinin de Erzurum olarak gösterildiği, Mahkemenin tüm bu farklılıkları dikkate alarak yukarıda açıklandığı şekilde ayrıntılı araştırma yaparak davacının çalışmaları ile ilgili her türlü şüphe giderildikten sonra yaşlılık aylığı yönünden de sonuca gidilmesi gerekirken haklarında herhangi bir belge bulunmayan ve davacının yalnızca B. Ekmek Fabrikasındaki çalışmaları ile ilgili olarak dinlenen iki tanık ve yetersiz bilirkişi raporu ile karar verildiği ortadadır.
Mahkemece açıklanan bu yönler üzerinde durulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA. 03.04.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

SU ABONELİĞİ / SUYU FİİLEN KULLANAN KİŞİNİN SORUMLULUĞU / BAŞKASI ADINA ABONE KAYDI BULUNAN SAYAÇTAN SU KULLANIMI / KULLANILAN SU BEDELİNİN ÖDETİLMESİ TALEBİ

T.C.

YARGITAY

Dördüncü Hukuk Dairesi
E:2005/4899
K:2006/3452
T:29.3.2006
SU ABONELİĞİ
SUYU FİİLEN KULLANAN KİŞİNİN SORUMLULUĞU
BAŞKASI ADINA ABONE KAYDI BULUNAN SAYAÇTAN SU KULLANIMI
KULLANILAN SU BEDELİNİN ÖDETİLMESİ TALEBİ
İSKİ Nizamnamesi m. 7
Dava, davalıların başkası adına abone kaydı bulunan sayaçtan su kullanmaları nedeniyle başlatılan icra takibine itiraz etmelerinden dolayı istenen, kullanılan su ve atık su bedelinin ödetilmesi istemine ilişkindir. İdareyle abonelik sözleşmesi yapmayan ve kayden abone olmayan bir kimsenin, fiilen idarenin verdiği suyu kullandığının saptanması halinde, o kimsenin kullanmış olduğu suyun bedelini ödemekle yükümlü olduğu sonucuna varılmalıdır.
Davacı İSKİ Genel Müdürlüğü vekili Av. MB tarafından, davalılar AY ve SE aleyhine 24/07/2002 gününde verilen dilekçe ile su bedelinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın husumet nedeni ile reddine dair verilen 06/07/2004 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, davalıların başkası adına abone kaydı bulunan sayaçtan su kullanmaları nedeniyle başlatılan icra takibine itiraz etmelerinden dolayı istenen, kullanılan su ve atık su bedelinin ödetilmesi istemine ilişkindir.
Olaya ilişkin olan 07/10/2000 tarihli tutanakta, “AZ” isimli kişi abone olarak gösterilmiş ve 5 katlı binada fiilen su kullanan kişilerin 1. kattaki çay ocağını işleten AY. 2. kattaki gemi fenerleri yapan SE, 3. kattaki plastik makinaları yapımı işi ile uğraşan M ve YY olarak belirlenmiştir. Adı geçen davalılardan AY ile SE aleyhine icra takibi yapılmış, davalıların itirazı üzerine bu alacak davasının açıldığı anlaşılmıştır. Davalı SE 1994 yılına kadar bu iş yerini kullandığım, o tarihte suların akmadığını, yakındaki camiden su alındığını. 1994 yılından önceki su alacaklarının zamanaşımına uğradığını belirtirken, diğer davalı AY ise davalılar dışında 3 kişinin daha fiilen su kullandığını sadece davalıların hasım gösterilmesinin doğru olmadığını, çay ocağında sular genellikle akmadığı için dışardan su getirdiğini, diğer su kullananlarla birlikte borcunu ödemeyi kabul ettiğini beyan etmiştir. Mahkemece; İSKİ Nizamnamesi’nin 70. maddesine göre borcu abonenin ödemesi gerektiği, diğer su kullananlardan rücuen tahsil edebileceğinden abone olmayan davalılar hakkındaki davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Davalıların savunmalarından da anlaşılacağı üzere davalı SE’in 1994 yılına kadar, davalı AY’nin ise çay ocağı işletmek suretiyle halen adlarına abone kaydı bulunmayan sayaçtan fiilen su kullandıkları ve davalılar dışında başka kişilerin de fiilen su kullandıkları anlaşılmaktadır. Şu durum karşısında sorumluluk kapsamı belirlenerek, davalıların rücu hakları saklı kalmak kaydı ile su ve atık su bedelinden dayanışmalı olarak sorumlu tutulmaları gerekirken abone olmadıkları gerekçesiyle davalılar hakkındaki davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 29.03.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ÖDEME İTİRAZINDA BULUNAN BORÇLU

T.C.
YARGITAY
Birinci Hukuk Dairesi
E: 2006/10542
K: 2006/13262
T: 20.6.2006
ÖDEME İTİRAZINDA BULUNAN BORÇLU

2004 s. İCRA VE İFLAS KANUNU (1)(2) [Madde 169]
2004 s. İCRA VE İFLAS KANUNU (1)(2) [Madde 170]

Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibine başlandığı, borçluya örnek 163 nolu ödeme emrinin tebliğ edildiği, adı geçen vekilinin yasal sürede icra mahkemesine başvurarak “senedin taşınmaz alım satımı nedeniyle ve satış bedeli karşılığı imzasız olarak verildiğini ve satış bedelinin ödendiğini” beyan ederek itiraz ettiği görülmüştür. Borçlu vekili itiraz dilekçesinde borcu kabul ederek ödeme itirazında bulunduğuna göre, artık geçerli bir imza itirazında bulunulamayacağından, ödeme itirazını İİK/169-a maddesinde sayılan belgelerden biri ile ispatlamalıdır. Borçlu, bu nitelikte bir belge ile itirazını ispatlayamadığına göre mahkemece itirazın reddine karar verilmesi gerekirken imza incelemesi yapılarak takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Kabule göre de herhangi bir belgedeki imza ve yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin , konunun uzmanınca ve yeterli donanıma sahip bir laboratuar ortamında optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza ve yazının tersimi seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtayın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza ve yazıların hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarını fotoğraf yada diğer uygun görüntü teknikleri ile de desteklenmesi şarttır. Hükme esasa alınan bilirkişi raporunda hangi ortamda ne tür teknik cihazlar kullanılarak inceleme yapılıp sonuca varıldığı açıklanmamış sadece grafolojik ve grafometrik metotların uygulandığının belirlenmesi ile yetinilmiş, ulaşılan sonucun maddi dayanakları denetime elverişli şekilde ortaya konulmamıştır. Bu+nitelikteki bir bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulamaz. ( H.G.K. 30-5-2001, 2001/12-246 E, 2001/476 K. sayılı kararı )
Mahkemece yapılacak iş yukarıda açıklanan ilke ve yöntemlere uygun olarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesidir. Eksik incelemeye ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı karar verilmesi dğru olmadığı gibi İİK. 170/3 maddesine göre tetkik mercii aynı kanunun 68/a maddesine göre yapacağı inceleme sonunda inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığı kanaatine varırsa itirazın kabulü ile birlikte takibin durdurulmasına karar verileceği ve 4. fıkra uyarınca ise senedi takibe koymada kötü niyeti ve ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklının takip konusu alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminatla ve %10 para cezası ile sorumlu tutulabileceği hüküm altına alınmıştır. Şartların oluşması halinde borçlu yararına tazminata ve para cezasına karar verir.
Somut olayda takip dayanağı çek bono lehdarın cirosu ile alacaklıya geçmiş olup keşideci borçlu ile doğrudan ilişki içinde bulunmadığının kabulü zorunludur. Bu durumda adı geçenin çeki takibe koymada ne surette kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu kanıtlanmadan tazminat ve para cezası ile sorumlu tutulması ve yukarıda belirtilen madde hükmüne aykırı olarak takibin durdurulması yerine iptaline karar verilmesi yasaya uygun bulunmamıştır. 20/06/2006