Etiket arşivi: DAVRANAN

Boşanma kararı kesinleşmeden sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan eş kusurludur

Yargıtay 2.Hukuk Hukuk Dairesi

2012-18738 esas ve 2013-4757 karar sayılı 25.02.2013 tarihli kararı

-Boşanma Davası

-Sadakat Yüümlülüğü

Özet: Evlilik birliğinde eşlerin sadakat yükümlülüğü,  birlik devam ettiği sürece aranır. Boşanma yönünde oluşan karar kesin hüküm halini almadan, eşlerden birinin bu yükümlülüğe aykırı davranış  gerçekleştiği takdirde, davacının açılmasından sonra da olsa, o taraf bakımından kusur oluşturur ve boşanmanın fer-i sonuçlarına etkili olur.

(4721. S.Y. M.K. 18573 maddesi ) ( 6100 S.Y. HMK 172 ve 174 maddeleri)

Boşanma yönünde oluşan karar henüz kesinleşmeden, davacı ( kadın )’ın bir başka erkekle düğün yaptığına ilişkin fotoğraflar temyiz aşamasında dosyaya sunulmuştur. Evlilik birliğinde eşlerin sadakat yükümlülüğü ( MK. md. 185/3 ) birlik devam ettiği sürece aranır. Boşanma yönünden oluşan karar kesin hüküm halini almadan, eşlerden birinin bu yükümlülüğe  aykırı davranışı gerçekleştiği takdirde, davanın açılmasından sonra da olsa, o taraf bakımından kusur oluşturur  ve boşanma fer’i sonuçlarına etkili olur. ….

……

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple ( BOZULMASINA ) bozma sebebine göre davalı ( koca )’nın  davacı kadının kabul edilen boşanma davası ile fer’ilerine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik  incelenmesine yer olmadığına….

İŞYERİNDE İŞLENEN SUÇ / DOĞRULUK VE BAĞLILIK KURALINA AYKIRI DAVRANAN İŞÇİ / KIDEM TAZMİNATI

T.C.

YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
E: 2006/9-136
K: 2006/151
T: 12.4.2006
İŞYERİNDE İŞLENEN SUÇ
DOĞRULUK VE BAĞLILIK KURALINA AYKIRI DAVRANAN İŞÇİ
KIDEM TAZMİNATI
4857 s. İŞ KANUNU [Madde 18]
4857 s. İŞ KANUNU [Madde 25]
1475 s. İŞ KANUNU (1) [Madde 14]
Taraflar arasındaki “Alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 14. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 04.11.2004 gün ve 2004/214 E- 1226 K.sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 07.07.2005 gün ve 2004/30555-2005/24232 sayılı ilamı ile; ( …Davacının hizmet akdi davalı işveren tarafından 29.12.2003 tarihinde, daha önce iş yerinde vergi iadesi alabilmek için sahte harcama fişi kullanması, bu fiil sebebiyle ( 10 ) ay hapis cezasına mahkum olması, cezasının infazı için cezaevine girmesi ve bu durumu işverenden gizlemesi sebebiyle 4857 S.K. nun 25 n-e ve f maddeleri gereğince feshedildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece işverenin feshinden önce işyerinde yürürlükte bulunan Toplu iş sözleşmesinin 114/4-b maddesi gereği davacının cezaevine alındığı 10.10.2003 tarihinde akdin münfesih sayıldığı, bu nedenle bilahare işverenin feshine değer verilemeyeceği kabul edilerek, davacının kıdem tazminatı isteği hüküm altına alınmıştır.
Toplu İş Sözleşmesinin anılan maddesinde adi bir suç nedeniyle tutuksuz olarak yargılanmakta olan işçinin hürriyeti bağlayıcı bir cezaya hüküm giymesi halinde bu cezanın ertelenmediği, paraya çevrilmediği ve infaz süresi 30 günü aştığı takdirde akdin bu cezanın infazına başlandığı tarihten geçerli olarak münfesih sayılır hükmü getirilmiştir. Ancak, akdin bu nedenle münfesih sayılması halinde davacının kıdem tazminatına hak kazanacağı yolunda bir düzenleme mevcut değildir. Bu gibi haller 1475 s. Yasanın yürürlükte bırakılan 14. maddesinde düzenlenen kıdem tazminatına hak kazanma hallerine girmemektedir.
Bu nedenle işverenin haklı nedenlere dayanarak fesih iradesini açıklamasından önce Toplu İş Sözleşmesi hükmü gereği akdin münfesih sayıldığı kabul edilse bile davacı kıdem tazminatına hak kazanamaz. Çünkü fesih iradesi işverence açıklanmıştır. Fesih iradesine üstünlük tanınmalıdır. Toplu İş Sözleşmesi hükmünde açık bir irade sözkonusu değildir. Davacının kıdem tazminatı isteğinin bu sebeple reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir… ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle; davacı işçinin. “Başkasının düzenlediği sahte faturaları işyerindeki işçilere vermek suretiyle bunların kullanılmasını sağlamak” şeklinde gerçekleşen eyleminden dolayı. sahtecilik suçundan 10 ay hapis cezasına mahkum edilmiş ve bu cezasının ertelenmemiş olmasına, bu niteliğiyle, söz konusu suçun işyerinde işlenmiş bir suç olarak kabulünün gerekmesine; öte yandan, mahkumiyet kararından işyerine bilgi vermemesinin ve mahkumiyet kararının infazına başlanmasından kısa bir süre önce kendisini hastaneye sevk ettirip, rapor almak suretiyle mahkumiyet kararını işverenden gizlemeye çalışmasının doğruluk ve bağlılıka uymayan davranış niteliğinde bulunmasına, bu durumda, davalı işverenin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/11. maddesinin ( e ) ve ( f ) bentleri uyarınca haklı nedenle derhal fesih hakkının doğmuş ve bu yönde işlem yapılmış olması karşısında, davacının kıdem tazminatına hak kazanmadığı kabulünde zorunluluk bulunmasına göre. Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK’ un 429. maddesi gereğince BOZULMASINA. 12.04.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.