Yargıtay 8. HD. 14.05.2013 T., 2012-13856 E., 2013-7208 K

T.C.
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/13856
K. 2013/7208
T. 14.5.2013
DAVA : …. ile…. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair …… Aile Mahkemesi’nden verilen …..2012 gün ve …/… sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların 1985 yılında evlendiklerini, vekil edeninin Hollanda’da 1981 yılından 1996 yılına kadar çalışıp, 1996 yılında malulen emekli olduğunu, 03.07.1998 tarihinde ….. bölgede …. ada … parsel sayılı taşınmaz üzerindeki daireyi satın aldıklarını, dairenin alımı için vekil edeninin 95.000 Mark ödediğini, ancak davalı o dönem çalışmadığından davalının dairenin alımına hiçbir katkısının olmadığı halde tapuda onun adına tescil edildiğini açıklayarak, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile 52/1146 sayılı hissenin tamamının, bu mümkün olmasa 72’sinin davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 21.09.2010 havale tarihli dilekçesinde ve 23.09.2010 tarihli yargılama oturumundaki beyanında; taşınmazın üçüncü kişiye devredilmiş olması nedeniyle dava dilekçesindeki değer üzerinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davaya tazminat davası olarak devam etmek istediklerini bildirmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, uyuşmazlık konusu dairenin davalının geliri ile satın alındığını, ekonomik nedenlerle dava dışı üçüncü kişiye satıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 4721 sayılı TMK’nun 178. maddesi uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresi kaçırıldıktan sonra dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 743 sayılı Kanunun 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen mala yapılan katkı payı alacağına ilişkindir.
Taraflar …..1983 tarihinde evlenmişler, Rotterdam Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açılan ve 04.12.2001 tarihinde kesinleşen boşanma davasının kabulü yönündeki hükmün tenfizine ilişkin Kartal 3.Aile Mahkemesi’nin 2003/28 Esas, 2003/260 Karar sayılı hükmünün 22.01.2004 tarihinde kesinleşmesiyle evlilik birliği son bulmuştur.
TMK’nun 225/2. maddesi hükmü yabancı mahkeme boşanma kararlarının tanıma ve tenfizinde de uygulanır. Yani eşler arasındaki mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer. Bir yabancı mahkeme kararının tanınması ile o yabancı mahkeme kararının hukuki sonuçları, özellikle kesin hüküm etkisi Türk Hukuku açısından da geçerli hale gelmiş olur. 12.12.2007 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 59. maddesinde “…Yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil etkisinin yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade edeceği…” hükme bağlanmıştır. Buna göre, zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak yabancı mahkeme tarafından verilen kararın kesinleşme tarihinin esas alınmasında herhangi bir isabetsizlik yoktur.
Ne var ki; taraflar başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine ( 4722 S.K. m. 10 ) göre, evlenme tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, ( 743 sayılı TMK m. 170 ) bu tarihten mal rejiminin sona erdiği, boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise TMK’nun 202. maddesine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabidirler.
Eşler arasındaki mal rejimi TMK’nun 225/2. maddesine göre boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona ermiştir. Dava konusu taşınmazın edinildiği tarihe göre, eşler arasında 743 sayılı MK’nun 170. maddesi hükmü uyarınca mal ayrılığı rejimi geçerli olduğundan uyuşmazlık Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulmalıdır. Bu durumda 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı TMK’nun 178. maddesinde düzenlenen dava zamanaşımına ilişkin düzenleme eldeki davaya uygulanamaz.
Taraflar arasındaki uyuşmazlıkta, başka türlü hüküm mevcut olmadığı takdirde TMK’nun 5. maddesi yoluyla her dava için öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresini öngören 60985 sayılı TBK’nun 146. maddesindeki düzenlemenin uygulanması gerektiği açıktır. Kaldı ki; Yüksek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.04.2013 tarih ve 2013/8-375 Esas, 2013/520 Karar sayılı kararıyla edinilmiş mallara katılma rejimi ( katılma alacağı ) bakımından da TMK’nun 5. maddesi yoluyla 6098 sayılı TBK’nun 146. ( Mülga BK. m. 125. ) maddesinde yer alan 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. Daire de bu görüşü benimsemiştir. Mahkemece, iddia ve savunma çerçevesinde tüm taraf delillerinin toplanması ve uyuşmazlığın esası bakımından karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın edinildiği tarih itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı gözden kaçırılarak yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, esasa ilişkin hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 388/4. ( HMK m. 297/ç ) ve HUMK’nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15.-TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14.05.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir