YARGITAYHukuk Genel Kurulu ESAS NO : 2012/6-494 KARAR NO : 2012/712 TAHLİYE DAVALARINDA VEKALET ÜCRETİ MAKTU DEĞİL NİSPİDİR

T.C.YARGITAYHukuk Genel Kurulu

 

ESAS NO : 2012/6-494 KARAR NO : 2012/712 Y A R G I T A Y İ L A M I

 

Taraflar arasındaki “tahliye” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 5.Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 17.01.2011 gün ve 2010/2364-59 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 12.07.2011 gün ve 2011/3367-7887 sayılı ilamı ile,(…Dava, yeni iktisap ve ihtiyaç nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından vekalet ücretine hasren temyiz edilmiştir.Tahliye davalarında Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 9. maddesine göre bir yıllık kira bedeli üzerinden tarifenin üçüncü kısmı gereğince hesaplanacak nisbi vekalet ücreti takdiri gerekirken yazılı şekilde eksik vekalet ücreti hükmedilmesi hatalı olmuştur.Hüküm bu nedenle bozulmalıdır…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

 

TEMYİZ EDEN: Davalı vekili

 

HUKUK GENEL KURULU KARARI

 

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:Davacı Semra vekili özetle; “…müvekkilinin taşınmazı önceki malik ile kontratsız olarak kira ilişkisi olan davalı yana kiralandığını, 2010 yılı Mart, Nisan, Mayıs ayına ait ödenmeyen kira bedellerinin olduğunu, kira bedellerinin ödenmesi ve tahliye için Ankara 28. noterliğinin 27.05.2010 tarih ve 07361 sayılı ihtarname gönderdiklerini, ihtarnamenin tebliğinden sonra ödenmeyen kira bedellerinin ödendiğini ancak tahliye etmediklerini belirterek davalının anılan yerden tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı Ali vekili cevap dilekçesinde; “…6570 sayılı GKHK'nun 7. maddesinde belirtilen 6 aylık sürenin dolmadan açıldığını, müvekkilinin 1994 yılından bu yana kiracı olarak bulunduğunu, davacının ihtiyaç durumunun söz konusu olmadığını, tahliye nedeninin taşınmazın bulunduğu yerde bulunmak isteyen banka şubelerinin yüksek bedelle kira sözleşmesi yapmak istemelerinden kaynaklandığını ihtiyaç nedeninin samimi olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece “ihtarnamenin 27.05.2010 tarihinde tebliğ edilmiş olması halinde dahi 6570 Sayılı Kanunun 7/d maddesi uyarınca 6 ay sonra dava açılabileceği dava tarihi itibariyle henüz sürenin dolmadığı ve kira sözleşmesinin bitiminden 1 ay içinde de dava açılmamış olduğu, bu nedenle dava şartları oluşmadığından davanın reddine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince hesap edilen 550,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine ” karar verilmiştir.Davalı vekilinin temyiz istemi üzerine mahkeme kararı yukarıda başlık bölümünde belirtilen gerekçe ile bozulmuştur. Tahliye davası niteliğinde olan davada Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 9. Maddesi dikkate alınarak vekalet ücreti tayin edilmesinde hukuka ve usule aykırılık bulunmamaktadır. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu’na ait 27.01.1993 gün ve 1992/6-684,18 sayılı kararda da kabul edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı Kanun'un 440/III-2. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere , 17.10.2012 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

 

 

KARŞI OY

 

Uyuşmazlık; dava ön şart yokluğu nedeni ile reddedildiğine göre davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin miktarı konusunda toplanmaktadır.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 9. maddesi gereğince tahliye davalarında 1 yıllık kira bedeli üzerinden tarifenin üçüncü kısım gereğince hesaplanacak nispi vekalet ücretine hükmedilmelidir. Somut olayda, dava, 6570 sayılı Yasa'nın 7/d maddesi uyarınca satın almaya yönelik ön koşullar gerçekleşmeden açılmış olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ve hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesi uyarınca ön koşullar gerçekleşmediğinden dolayı reddedildiği, buna göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmedilmesinin gerekli olduğu gerekçesiyle de vekalet ücreti buna göre hükmedilmiştir. Aynı tarifenin bozma ilamında dayanak gösterilen 9'ncu maddesi, davanın esasına ilişkin hüküm kurulması halinde uygulama alanı bulur. Davanın esasına girilmesini engelleyen bazı olguların gerçekleşmemesi halinde dava önkoşulu yokluğu gerekçesiyle davanın reddi kararı verilmeli ve tarifenin 7/2'nci maddesi gündeme gelmelidir. 6570 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde öngörülen sürelerin de bu kapsamda dava ön koşulu olduğunun kabulü gerekir. Bu süreler, 6100 sayılı HMK'nun 114/2'nci maddesi kapsamında da dava şartı olup, bu sürelerin dava açma süresi olarak kabulü halinde de ön inceleme sırasında ancak tahkikata başlamadan önce hak düşürücü süreler HMK'nun 142'nci maddesi uyarınca incelenip karara bağlanması gerekeceğinden, esasa girilemeyecek, dava açma şartının gerçekleşmemesi ya da hak düşürücü sürenin geçirilmesi halinde davanın reddi kararının 01.10.2011 tarihinden sonra verilmesi durumunda Tarife'nin 7/2'nci maddesine göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerekecektir. Görüldüğü üzere HMK öncesi ve sonrası dönem bu yönden paralel sonuçlar içermektedir. Açıklanan bu nedenlerle, yerel mahkemenin direnme kararının onanması görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma yönünde oluşan görüşüne katılamıyorum.

İlgili yargı içtihatları :
Bu yazı Yargıtay Dosyaları kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*


Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>