AYIRTIM GÜCÜ

T.C.
YARGITAY
Birinci Hukuk Dairesi
E: 2006/2125
K: 2006/3806
T: 06.04.2006
AYIRTIM GÜCÜ
ÖZET : MEDENİ KANUNUNUN 15. MADDESİNDE DE İFADE EDİLDİĞİ ÜZERE, AYIRTIM GÜCÜ BULUNMAYAN KİMSENİN GEÇERLİ BİR İRADESİNİN BULUNMAMASI NEDENİYLE, KANUNDA GÖSTERİLEN AYRIK DURUMLAR SAKLI KALMAK ÜZERE, YAPACAĞI İŞLEMLERE SONUÇ BAĞLANAMAYACAĞINDAN KARŞI TARAFIN İYİ NİYETLİ OLMASI O İŞLEMİ GEÇERLİ KILMAZ. BU NEDENLE SOMUT OLAYDA, EHLİYETSİZLİĞİN KAMU DÜZENİ İLE İLGİLİ OLDUĞU GÖZETİLEREK ÖNEMİNE BİNAEN ÖNCELİKLE İNCELENMESİ, TARAFLARIN BU YÖNDE BİLDİRECEKLERİ TÜM DELİLLERİN TOPLANMASI SORUŞTURMANIN EKSİKSİZ TAMAMLANMASI AKİT TARİHİNDE MİRAS BIRAKANIN EHLİYETLİ OLDUĞUNUN ANLAŞILMASI HALİNDE HİLE İDDİASININ İNCELENMESİ SONUCUNA GÖRE BİR KARAR VERİLMESİ GEREKİR.
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı,597 ada 2 parsel sayılı taşınmazı davalının, miras bırakanın yaşlılığından faydalanıp kandırmak suretiyle satış yoluyla devraldığını, murisin akli melekelerinin yerinde bulunmadığını ileri sürüp ehliyetsizlik ve hile nedeniyle tapu kaydının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı,dava konusu taşınmazı 1991 yılında bedelini ödeyerek satın aldığını, temlik ve satış tarihlerinden itibaren zamanaşımının dolduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar,davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla,tetkik hakiminin raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, ehliyetsizlik ve hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden toplanan delillerden; miras bırakanın çekişme konusu 597 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 254/271 payını satış yoluyla davalıya temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı söz konusu bu işlemin ehliyetsizlik ve hile hukuksal nedenleri ile sakat olduğunu ileri sürmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.4.1990 gün ve 1990/1-152;1990/236 sayılı kararında da vurgulandığı üzere davada dayanılan maddi olaylar bakımından birkaç hukuki nedenin bir arada gösterilmesinde ilke olarak usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur.
Davada dayanılan hukuki sebepler bakımından özellikle ehliyetsizlik iddiası yönünden davanın bir süreye tabi olmaksızın dinlenme olanağı da mevcuttur.
Bilindiği üzere; davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Medeni Kanunun ” fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir “biçimindeki 9. maddesi hükmüyle hak elde edebilmesi, borç ( yükümlülük ) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlamış. 10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin ( reşit ) olmayı kabul ederek “ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. ” hükmünü getirmiştir. “Ayırtım gücü ” eylem ve işlev ehliyeti olarak ta tarif edilerek aynı yasanın 13. maddesinde “yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk yada bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır.
Hemen belirtmek gerekir ki, Medeni Kanununun 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 11.6.1941 tarih 4/21)
Yukarıda sözü edilen ilkelerin ve yasa maddelerinin ışığı altında olaya yaklaşıldığında bir kimsenin ehliyetinin tespitinin şahıs ve mamelek hukuku bakımından doğurduğu sonuçlar itibariyle ne kadar büyük önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar. Bu durumda, tarafların gösterecekleri, tüm delillerin toplanılması tanıklardan bu yönde açıklayıcı, doyurucu somut bilgiler alınması, varsa ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait doktor raporları, hasta müşahede kağıtları, film grafilerinin eksiksiz getirtilmesi zorunludur. Bunun yanında, her ne kadar HUMK.’nun 286 maddelerinde belirtildiği gibi bilirkişinin “rey ve mutaalası” hakimi bağlamaz ise de, temyiz kudretinin yokluğu, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir.
Hele ayırt etme gücünün nispi bir kavram olması kişiye eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli tıp kurumundan rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır. Esasen Medeni Kanunun 409/2 maddesi akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüştür.
Ne var ki, mahkemece hükme yeterli araştırma yapılmaksızın zaman aşımı nedeniyle davanın reddi cihetine gidilmiştir.
O halde ehliyetsizliğin kamu düzeni ile ilgili olduğu gözetilerek önemine binaen öncelikle incelenmesi, tarafların bu yönde bildirecekleri tüm delillerin toplanması soruşturmanın eksiksiz tamamlanması akit tarihinde miras bırakanın ehliyetli olduğunun anlaşılması halinde hile iddiasının incelenmesi sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.Davacının temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428.maddesi gereğince, (BOZULMASINA),alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 6.4.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir