BİLİRKİŞİ VE TANIK BEYANLARI ARASINDA AYKIRILIK / SİT ALANI

T.C.

YARGITAY
Yedinci Hukuk Dairesi
E: 2006/1137
K: 2006/1129
T: 13.4.2006
BİLİRKİŞİ VE TANIK BEYANLARI ARASINDA AYKIRILIK
SİT ALANI
ÖZET: DAVACI TARAFIN DAYANDIĞI TAPU KAYDININ UYGULAMASINA İLİŞKİN YEREL BİLİRKİŞİ SÖZLERİ, KOMŞU TAŞINMAZLARIN TESPİT TUTANAĞI İÇERİĞİ VE VARSA DAYANAKLARI KAYITLARLA DENETLENMEDİĞİNDEN SOYUT NİTELİKTE GEREKÇESİZ SÖZLERDEN İBARET OLDUĞU GİBİ UZMAN BİLİRKİŞİ TARAFINDAN DÜZENLENEN RAPOR VE EKİ HARİTADA TUTUNULAN TAPU KAYDINDA TARİF EDİLEN SINIR YERLERİ 3402 SAYILI KADASTRO KANUNUNUN 20. MADDESİ HÜKMÜNE UYGUN BİÇİMDE GÖSTERİLMEDİĞİNDEN KEŞFİ İZLEMEYE, BİLİRKİŞİ SÖZLERİNİ DENETLEMEYE, İMKAN VERMEYEN HARİTA VE EKİ RAPORDA YETERSİZDİR.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Dava niteliği ve içeriği itibariyle 3402 sayılı Kadastro Kanunun 12. maddesi hükmüne dayalı kesinleşen kadastroya karşı açılan dava niteliğindedir.
Davalı hazinenin temyizi dava konusu 269 ada 41 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen haritada (A) harfi ile işaretli 17.141.80 m2 yüzölçümünde davacı taraf adına tescile karar verilen bölümle ilgili hükme yöneliktir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı tarafın dayandığı tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki haritada tutunulan tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmüne uygun biçimde gösterilmediğinden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, imkan vermeyen harita ve eki raporda yetersizdir.
O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dava konusu taşınmazın tutanak içeriği bir başka deyişle tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak 2863 sayılı Yasa uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgedeki Kültür Tabiat Varlıkları Koruma Kurulundan bu konuda karar alınmalı, bölgede 2863 sayılı yasa uyarınca yetkili idari merciler tarafından sit alanını belirleyen yönetimsel işlemler yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise sözü edilen belgeler ve dayanağı harita dava dosyasına getirtilmeli, öte yandan dayanılan tapu kaydının dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz yada taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, dayanılan tapu kaydının dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve kaydın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, fen memuru ve arkeolog uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca davacı tarafın dayandığı tapu kaydı ile sit alanını belirleyen harita ve eki belgeler yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada kadastro paftasının ölçeği ile sit alanını belirleyen haritanın ölçekleri eşitlenerek arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılarak çakıştırılarak uygulanmalı, ayrıca tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar özellikle gözönünde tutulmalı, dayanılan tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazın dayanılan tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, dava konusu taşınmazın tümü yada bir bölümü dayanılan tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz yada taşınmaz bölümlerinin sit alanını belirleyen haritanın kapsamında kalıp kalmadığı saptanmalı, tapu kaydının kapsamı dışında sit alanını belirleyen haritanın kapsamında kalan taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmeli, tapu kaydı ile sit alanını belirleyen haritanın kapsamı dışında kalan kesimler yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.4.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir