BOZMAYA UYMA

T.C.
YARGITAY
Onüçüncü Hukuk Dairesi
E: 2006/472
K: 2006/4104
T: 21.03.2006
BOZMAYA UYMA
ÖZET: Mahkemece Yargıtay ilgili dairesinin bozmasına uyulmasına karar verildikten sonra, bozma ilamının gerek­leri yerine getirilmelidir. Bozma ilamında mahkemece ya­pılması gereken işin ve izlenecek yöntemin nelerden ibaret olduğu ayrıntılı bir şekilde açıklanmasına rağmen, bu ilke­lere göre değerlendirme yapmayan bilirkişilerin görüşleri­ne itibar edilerek hüküm kurulması doğru değildir.
1086 s. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [Madde 428]
1086 s. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [Madde 429]
1086 s. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [Madde 430]
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabu­lüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşu­lup düşünüldü.
Davacı, kayınbiraderi olan davalının kiracısı olduğunu, davalının oturdu­ğu daireyi kendisine satacağını söylemesi üzerine kiralanana değer kazandı­racak imalatlar yaptığını, davalının anılan daireyi üçüncü şahsa sattığını, al­dığı tespit raporuna göre daireye 4.340.000.000 TL tutarında harcama yap­tığını ileri sürerek bu paranın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, davalının temyizi üzerine dairemizce bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulduktan sonra bilirkişiden rapor ve ek rapor alınmak ve bu raporlara itibar edilmek suretiyle 2.683.200.000 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, dava­lı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hü­küm verilmiş olmasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşmiş olan cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün bulunma­masına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalının temyizi üzerine Dairemizin 02.03.2004 gün ve 2003/12952 ve 2004/2426 karar sa­yılı ilamıyla bozulmuş, bozma ilamında da mahkemece yapılması gereken işin ve izlenecek yöntemin nelerden ibaret olduğu ayrıntılı bir şekilde açık­lanmıştır. Hemen belirtelim ki, mahkemece bozmaya uyulmuş olmasına rağ­men, bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Bozma ilamında izlenecek yön­temin ne olduğu belirtildiği halde, bu ilkelere göre değerlendirme yapmayan bilirkişilerin görüşlerine itibar edilerek hüküm kurulamaz.
O halde mahkemece, öncelikle taşınmazın tapu kaydı ve üçüncü kişiye satışının gerçekleştirildiği akit tablosu getirtilmeli ve taşınmazın hangi tarih­te ne miktar bedele satıldığı belirlenmeli, bu tarihte taşınmazın davacı tara­fından yapıldığı kabul edilen faydalı giderlerle birlikte gerçek değeri ile fay­dalı giderler dikkate alınmaksızın taşınmazın çıplak gerçek değeri belirlen­meli, bu şekilde elde edilecek değerler arasında bir fark meydana geldiğin­de, bunlar birbirine oranlanmalı, bu oran satış bedeline uygulanarak davacı­nın faydalı giderler için yaptığı masraflar satış bedeline uygulanarak davacı­nın faydalı giderler için yaptığı masrafın safeş bedeline yansıma miktarı bu­lunmalı, bulunacak bu miktardan davacının payına düşecek kısma hükme-dilmelidir.
Örneğin; taşınmazın çıplak değeri 5.000.000.000 TL faydalı giderle birlik­te değeri 6.250.000.000 TL ise bunların birbirine oranı 5.000.000.000/6.250.000.000 TL=0,8’dir. Taşınmaz satış bedelinin de 6.000.000.000 TL olduğunu kabul edersek bu oran bu bedele 6.000.000.000×0,8=4.800.000.000 TL bulunur. Davalıya isabet etmesi gere­ken miktar bu 4.800.000.000 TL olup, 6.000.000.000 – 4.800.000.000 TL = 1.200.000.000 TL davalının haksız iktisabıdır. Eğer faydalı giderlerin yapılmış olması hali ile yapılmamış olması halinde belirlenen değerler arasında bir fark olmadığının anlaşılması durumunda, faydalı giderlerin satış değerine et­kisinin olmadığı, dolayısıyla davalının sebepsiz zenginleşmesinin bulunma­dığı gerekçesiyle dava reddedilmelidir. Mahkemece, bu yöntem izlenmeden daha önceki bozma ilamında açıklanan ilkelere uymayan bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerek­tirir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenle davalının diğer temyiz iti­razlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına (BOZULMASINA), peşin harcın istek halinde iadesine, 21.03.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir