ÇİFTE TAPU / ÇİFTE TAPU / BİR YERİN TAPUDA KAYITLI OLUP OLMADIĞI

T.C.

YARGITAY
Sekizinci Hukuk Dairesi
E: 2006/1983
K: 2006/2646
T: 18.4.2006
ÇİFTE TAPU
TAPUYA KAYIT
BİR YERİN TAPUDA KAYITLI OLUP OLMADIĞI
4721 s. TÜRK MEDENÎ KANUNU [Madde 428]
4721 s. TÜRK MEDENÎ KANUNU [Madde 713]
3402 s. KADASTRO KANUNU [Madde 14]
Ali ile Hazine ve Y… … Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Araklı Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 29.12.2005 gün ve 165/277 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı 10500 m2 yüzölçümlü taşınmazın 20 yılı aşkın bir süreden beri vekil edeninin zilyetlik ve tasarrufunda olduğunu açıklayarak vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu belirterek davacının davasının reddine, taşınmazın Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Y… … Köyü Tüzel Kişiliğine dava dilekçesi yöntemine uygun bir biçimde tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, teknik bilirkişi Emin ve arkadaşının 10.11.2004 günlü rapor ve krokilerinde A, B, C, D ve E harfleriyle gösterilen toplam 9235.88 m2’lik taşınmaz bölümleri hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14.maddesi gereğince açılan tescil davasıdır.
Mahkemece, kazanma koşulları ve süresinin davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Teknik bilirkişiler rapor ve krokilerinde, “… …Taşınmazın bazı bölümlerinin Karayolları tarafından kamulaştırıldığını, A ve D harfleriyle gösterilen parçaların davacının babası İlyas adına zilyetliklerinin tespit edildiğini, karayolunun krokide kesik kırmızı çizgilerle gösterildiğini” açıklamışlar, 02.11.2004 günlü keşifte dinlenen bazı tanıkların dosyaya yansıyan beyanlarına göre kamulaştırmanın 10 yıl önce yapıldığını bildirmişlerdir. Saptanan bu somut olgular karşısında TMK.nun 713/3.madde ve fıkrası uyarınca ilgisi nedeniyle davanın Karayolları Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi, davaya katıldıkları takdirde delillerini sunmaları için kendilerine süre ve imkan tanınması, taraf teşkilinin bu şekilde sağlanması ve davanın yürütülmesi gerekmektedir.
Öte yandan, Araklı Kadastro Müdürlüğünün 17.06.2004 gün ve 456 sayılı karşılık yazılarında; dava konusu taşınmazın bulunduğu Yıldızlı Köyü’nde kadastro çalışmalarının yapılmadığı bildirilmiş, aynı yer Tapu Sicil Müdürlüğünün 16.06.2004 gün ve 595 sayılı karşılık yazılarında ise, “Y… … Köyü kadastro çalışmaları yapılmadığından hudut itibariyle tapu kaydının bulunmasının mümkün olmadığı… …” bildirilmiştir.
Kazanmayı sağlayan zilyetlikle bir taşınmazın edinilebilmesi için tescili istenen yerin tapuda kayıtlı bulunmaması gerekir. Aksi halde çifte tapuya yol açar. Açıklanan husus kamu düzeniyle ilgili olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Bir yerin tapuda kayıtlı olup olmadığı aynı zamanda mahkemece bildirilen mevkii ve hudutlar gözetilerek tapu sicilinde mevcut mal sahipleri defteri üzerinde yapılacak inceleme sonucunda belirlenebilir. Bu bakımdan teknik bilirkişilerin rapor ve krokisi eklenmek suretiyle tescili istenen taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığının Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulması, karayolları kamulaştırmasına ait harita ve belgelerin eksiksiz olarak ilgili Karayolları biriminden istenmesi, yeniden yapılacak keşifte Karayolları kamulaştırma paftasıyla ilgili belgelerin teknik bilirkişi aracılığıyla zemine uygulanması, karayolları kamulaştırma sahası içinde kalan taşınmaz bölümleri ile dışında kalan taşınmaz parçalarının tek tek belirlenmesi, kroki üzerinde işaret ettirilmesinin sağlanması, kamulaştırma paftası kapsamında kalan yerler bakımından taşınmazın tesciline değil mülkiyetin tespitine karar verilmesinin düşünülmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ : Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.04.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir