DAVACI YARARINA BOZMA / EKSPERTİZ ARAŞTIRMASI

T.C.
YARGITAY
Onbirinci Hukuk Dairesi
E: 2005/4107
K: 2006/4361
T: 20.4.2006
DAVACI YARARINA BOZMA
EKSPERTİZ ARAŞTIRMASI
6762 s. TÜRK TİCARET KANUNU (1) (2) [Madde 1312]
Taraflar arasında görülen davada Adana 4.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.12.2004 tarih ve 2004/1223-2004/1766 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında akdedilen emtia sigorta poliçesi uyarınca Adana’dan Trabzon’a taşınan emtianın teminat altına alındığını, teslim yerinde emtianın bir kısmının hasarlı olduğunun belirlendiğini, hasar bedelinin yapılan ihtara rağmen davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek hasar bedeli olan 4.198.440.000 TL nın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hasarın ihbarını müteakip yapılan ekspertiz araştırması ve alıcı nezdinde hazırlanan 10.08.2004 tarihli tutanakta hasarın istifleme hatasından kaynaklandığı, sigorta teminatının “Dar Kamyon Kloz Şartları”na göre verildiğini, sözkonusu kloz uyarınca istiflemeden kaynaklanan hasarların teminat altına alınmadığını,bu nedenle yükleme ve istifleme hatası sonucu oluşan hasarın teminat dışında kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hasarın yükleme, istifleme sırasında gerçekleşmediği, yükleme ve istifleme hatasının olmadığı, yüklemenin kamyon sürücüsü ve nakliyecisi tarafından yapıldığı,hasarın taşıma sırasında gerçekleştiği,sigorta teminatı içinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıya taşıma sigorta poliçesi ile sigortalı emtianın taşınması sırasında meydana gelen hasar nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.TTK’nun 1312/1.maddesi uyarınca karada ve iç sularda taşınan eşyanın sigortası halinde sigortacı,aksine mukavele yoksa,eşyanın taşıyıcıya teslimi tarihinden itibaren gönderilene kanunen teslim edilmiş sayıldığı zamana kadar,her ne sebeple olursa olsun,maruz kaldığı hasarlardan mesuldur. Anılan maddede taşınan eşyanın,aksine sözleşme bulunmadıkça,taşıma sırasında oluşacak tüm risklere karşı sigorta güvencesi altına alındığı açık bir şekilde hükme bağlanmıştır.
Somut olayda ise davalı şirket tarafından düzenlenmiş bulunan sigorta poliçesinde sigortanın “Kamyon Klozu” hükümlerine göre akdedildiği belirtilmiştir.Taşıma sigortası poliçesine eklenebilecek klozlardan olan “Kamyon Klozu”nda hangi risklerin sigorta güvencesi altına alındığı sayılmaktadır.Bu kloz hükümleri uyarınca;ateş,yıldırım,seylap,dere taşması,çığ,toprak ve dağ heyelanı,köprü yıkılması,yolların çökmesi ve kamyon veya treylerin devrilmesi,yanması,çarpması ve çarpışması neticesinde taşınan malın uğrayacağı ziya ve hasarlar muafiyetsiz olarak sigorta güvencesi altına alınmaktadır.Bu durumda, klozda sayılan rizikolardan dolayı taşınan malın zarara uğraması halinde oluşan zararın bu sigorta güvencesi kapsamında tazmini mümkün olmaktadır.Davaya konu zararın poliçede kararlaştırılan kamyon klozu kapsamında sayılan rizikolardan doğmayıp,hatalı yüklemeden dolayı emtianın kamyon kasası içinde devrilmesinden kaynaklandığı anlaşılmakla,söz konusu zararın kamyon klozu kapsamında kalan bir rizikodan doğduğunun kabulü mümkün değildir.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda hasarın kamyon klozunda belirtilen yollardaki çökmeden kaynaklanan sarsıntı dolayısıyla olabileceği yönündeki görüş ise dosya içeriğine ve zararın oluşumuna uygun düşmediği gibi,yollardaki çökmenin varlığı hususunda dosyada mevcut bir iddia ve delilin de bulunmamasına göre,sigortalı emtiada meydana gelen zararın taraflarca uygulanması kararlaştırılmış “Kamyon Klozu” hükümleri kapsamında teminat altına alınan bir rizikodan doğmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken,yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş,kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.04.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir