DEVLETİN TAZMİNAT NEDENİYLE RÜCU ALACAĞI / TAZMİNATIN BELİRLENMESİ / KARŞI TARAFA YÜKLETİLEN VEKALET ÜCRETİ

T.C.

YARGITAY

Hukuk Genel Kurulu

E: 2006/4-247

K: 2006/250

T: 3.5.2006

DEVLETİN TAZMİNAT NEDENİYLE RÜCU ALACAĞI
TAZMİNATIN BELİRLENMESİ
KARŞI TARAFA YÜKLETİLEN VEKALET ÜCRETİ

1136 s. AVUKATLIK KANUNU [Madde 164]

Taraflar arasındaki “Rücuen Tazminat”davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kırklareli Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 23.10.2003 gün ve 2002/680-2003/571 sayılı kararın incelenmesi Davalı Vedat vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 11.11.2004 gün ve 2004/4594-13071 sayılı ilamı ile; ( . ..1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delilerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2- öteki temyiz itirazlarına gelince;

a ) Dava, davalıların karıştığı olayda yaralanan polis memurlarına 2330 sayılı Yasa gereğince ödenen tazminatların rücuan tahsili istemine ilişkindir. Dava konusu tazminatların miktarının belirlendiği İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonunun 26.4.2002 tarihli kararında karar tarihindeki en yüksek devlet memuru brüt aylığının baz alındığı görülmektedir. Oysa haksız eylem 30.6.2001 tarihinde meydana gelmiştir. Davalıların sorumluluğu bu tarihte başladığından tazminatın haksız eylem tarihindeki miktar üzerinden belirlenmesi gerekir. Bu nedenle olay tarihinden uzun bir süre sonra alınmış karar tarihindeki kıstaslara göre belirlenen tazminatların rücuan tahsiline karar verilmiş olması doğru değildir.

Şu durumda mahkemece yapılacak iş, bilirkişiden olay tarihindeki en yüksek devlet memurunun brüt aylığına göre rücuan esas tazminatların miktarını belirleyip hüküm altına almaktır. Bu yönün gözetilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir.

b ) Yargılama ve hüküm, ancak davanın taraftan hakkında verilebilir. Yargılama giderleri de hükmün sonuçlarına göre yanların sorumlulukları ile ilgili bulunduğundan, hüküm ile birlikte karara bağlanması gerekir.

( 29.5.1957 tarih ve 4/16 sayılı İBK. ). Bu bağlamda, yargılama giderleri, aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir ve vekalet ücreti de yargılama giderlerindendir. ( HUMK.m.417/ 1, m. 423/b.6 )

Diğer yandan, 4667 sayılı Yasanın_ 77. maddesi ile değiştirilen 1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın 164/son maddesindeki düzenlemede;dava sonunda, karar ile tarifeye dayalı olarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olacağı belirtildiği gibi; bu hükme koşut bir düzenleme, de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde “yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek vekalet ücreti” biçiminde yer almıştır.

Yukarıda açıklandığı üzere gerek Avukatlık Yasası ve gerekse de yasaya dayalı olarak hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde yer alan düzenlemeler; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun, davanın taraftarına ve hükmün kimlere yönelik olarak kurulacağına ilişkin hükümlerini kaldırıcı veya değiştirici nitelikte değildir.

Aksine, hükmünce ayrıntısı niteliğindeki yargılama giderlerinin -ve bu bağlamda vekalet ücretinin- davanın tarafları hakkında kurulması gerekir. Avukatlık Yasası’ndaki, “vekalet ücreti avukata aittir” biçimindeki düzenleme hükmü kuran mahkemeye değil, vekil ile vekil edene yönelik bir kuraldır. Bu yorum ve varılan sonuç aynı maddedeki “bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez” biçimindeki düzenleme ile de doğrulanmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, taraf sıfatı bulunmayan vekil yararına vekalet ücretine hükmedilmesi de bozmayı gerektirmiştir… ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 23.02.2005 gün ve 2005/4-61 esas, 2005/95 sayılı ilamında de aynı ilkeler vurgulanmıştır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davalı Vedat vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK’un 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 03.05.2006 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir