EKSİK İNCELEME

T.C.
YARGITAY
Onuncu Hukuk Dairesi
E: 2006/2162
K: 2006/9156
T: 19.6.2006

EKSİK İNCELEME
1479 s. ESNAF VE SANATKARLAR VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANLAR … [Ek Madde 14]
Davacı, davalı Kurum tarafından haksız olarak istenen 4.027.098.263 liranın iptali ile primlerini ödediği sürelerin sigortalılığından sayılmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, vergide kayıtlı olmadığı 30.04.2001 ile 01.09.2003 tarihleri arası isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olduğunu, Kurumca, sigortalı sayılmayan anılan dönemde sağlık karnesi kullanımından dolayı borçlu olmadığının tesbiti ile, aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; zorunlu sigortalılık ilişkisi biten sigortalının aybe ay düzenli olarak 01.05.2001-01.09.2005 tarihleri arası yatırmış olduğu prim bedellerinin isteğe bağlı sigortalılık primi olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ve buna bağlı olarak davacının, Kurumun sağlık yardımlarından yararlanıp yararlanamayacağı noktasında toplanmaktadır. Davanın yasal dayanaklarından birini oluşturan 1479 sayılı Yasanın 79. maddesi;anılan Yasanın 24. maddesi kapsamında bulunmayan kimselerin isteğe bağlı sigortalı olabileceklerini öngörmüştür. Davacının zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı sona erip tekrar zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının başladığı tarihler arasında prim bedelini düzenli olarak kuruma intikal ettirdiği dosyadaki belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Gerçi, davacının isteğe bağlı sigortalı olma yönünde, yazılı talebi yoksa da, primlerini düzenli ödemekle bu iradesini ortaya koyduğu, Kurum tarafından, anılan ödemeler kabul edilerek primleri almakla, Kurumca davacının isteğe bağlı sigortalılık statüsüne alınmış olduğunun kabulü, sosyal güvenlik ilkelerine uygun düşer. Böylece, Kurumun ve davacının oluşmuş bu sigortalılık süresini geçmişe dönük olarak ortadan kaldırmalarına da cevaz verilemez. Bu bağlamda, Kurumun süresinde düzenli olarak davacıdan aldığı primleri davacıya iadesi söz konusu olamayacağı cihetle, primlerin iade tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiziyle birlikte Kuruma iadesine karar verilerek, davacının isteğe bağlı sigortalılığının kabulü yerine, reddine karar verilmesi isabetsizdir. 2-Öte yandan, sağlık yardımlarının süresini düzenleyen 1479 sayılı Kanunun Ek 14/b. maddesine göre “sağlık sigortası yardımları, sigortalının sigortalılık vasfınıkaybettiği tarihten itibaren 90 gün içinde meydana gelecek hastalık hallerinde de devam eder” amir hükmüne göre, sigortalılık vasfını kaybettikten ve Kurumdan sigortalılığını sildirdikten sonra 90 gün içinde hastalanan veya arızaya uğrayanların sağlık yardımlarından yararlanma hakları iyileşinceye kadar sürer. Mahkemece, aktif sigortalının sigortalılık niteliğini yitirdiği günden başlayarak 90 gün içinde hastalık ve arızanın meydana gelip gelmediği araştırılmadan karar verilmesi de yanlıştır. Mahkemece, belirtilen maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 19/06/2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir