eşler arasında yapılan mal ortaklığı sözleşmesi geçmişe etkili olarak uygulanmaz

Yargıtay 8.Hukuk Dairesi

2010-6262 esas ve 2011-3497 karar sayılı 16.06.2011 tarihli kararı

-Mal ayrılığı

-Edinilmiş mallara katılma rejimi

-Geçmişe etkili sözleşme

Özet: Taraflar 07.03.1990 tarihinde evlenmiş, açılan boşanma davasının 27.05.2009 tarihinde kesinleşmesiyle, evlilik birliği son bulmuştur. Başka mal rejimi seçildiği ileri sürülmedikçe, eşler arasında evlilik tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, bu tarihten itibaren bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri taktirde bu tarihten, mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Evlilik birliği içinde edinilerek davalı eş adına kayıtlı olan bağımsız bölümünün, taraflar arasında düzenlenen mal ortaklığı sözleşmesi uyarınca davacının evlilik birliğine sağladığı katkı nedeniyle, davalı adına yapılan kaydın iptal edilerek davacı adına 1/2 pay ile tapuya tesciline karar verilmesi talep edilmiş ise de, taraflar arasında yapılan mal ortaklığı sözleşmesinin geçmişe etkili olarak uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Eşler  kanunun tanıdığı bir yıl içinde geçmişe etkili bir biçimde edinilmiş mallara katılma rejimi dışında yine kanunun tanıdığı başka bir mal rejimini (mal ortaklığı, mal ayrılığı veya paylaşmalı mal ayrılığı rejimlerinden birini) evlenme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere seçemez ve belirleyemezler. Dava konusu taşınmaz evlilik birliği içinde 26.11.1999 tarihinde edinilerek davalı eş adına kayıtlandığına ve bu dönemde eşler arasında 743 sayılı TKM’ye göre mal ayrılığı rejimi geçerli bulunduğuna göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın Borçlar Kanunu genel hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir.

Sonuç olarak; dava konusu taşınmaz evlilik birliği içinde 26.11.1999 tarihinde edinilerek davalı eş adına kayıtlandığına ve bu dönem 743 sayılı TMK’nın 170.maddesine göre eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu döneme ilişkin bulunduğuna göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın Borçlar Kanununun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerekirken; mahkemece dava konusu taşınmazın edinildiği döneme ilişkin olarak yok hükmünde bulunan sözleşmeye dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.

Davalı vekilinin itirazlarının açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan  kabulüyle usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün HMK’nın 428.maddesi uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.