GERİ ALMA / FERAGAT

T.C.

YARGITAY
Birinci Hukuk Dairesi
E: 2006/3245
K: 2006/4318
T:17.04.2006
GERİ ALMA
FERAGAT
ÖZET: Davayı geri almada, davacı talep sonucundan vaz­geçmemekte, sadece davasını geri almakta ve onu ileride tekrar açabilme hakkını saklı tutmaktadır. Oysa feragatte, davacı dava konusu yapmış olduğu haktan feragat etmek­tedir.
Davacı feragat etmiş olduğu davayı tekrar aça­maz, açarsa davalının kesin hüküm itirazı ile karşılaşır ve dava reddedilir. Ayrıca davadan feragat davalının rızasına bağlı olmadığı halde, davacının davayı geri alabilmesi için davalının rızası şarttır.
Somut olayda tarafların kullandıkları “geri çekili­yorum” ve “feragat”sözcükleri teknik nitelikte değildir. Mahkemece bu çerçevede işin esası incelenip, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
1086 s. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [Madde 95]
1086 s. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [Madde 185]
1086 s. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [Madde 237]
Taraflar arasında görülen davada;
Dava, 2322 ada 1 parsel.sayılı taşınmazdan 123 m2 lik yer satın aldığını, davalının taşınmazına 33 m2 tecavüzde bulunduğunu ileri sürüp elatmanın önlenmesini istemiştir.
Davalı, davacının daha önce aynı konuda açtığı davanın feragat nedeniy­le retle sonuçlandığını, kesin hüküm oluştuğunu bildirip davanın reddini sa­vunmuştur.
Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; tetkik hâkimi­nin raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, dü­şünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, Kadıköy Üçüncü Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/866-935 sayılı kararının kesin hüküm oluşturduğu, anılan davada da­vacının aynı taşınmaz için elatmanın önlenmesini istediği ancak davasından dilekçe ile vazgeçtiği, vazgeçmenin davalı tarafından da kabul edildiği, bu­nun üzerine vazgeçme nedeniyle davanın reddedildiği, kesin hüküm oluştu­ğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten, taşınmazın taraflar adına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu, kesin hükme esas alınan davanın aynı taşınmaz için açıldığı, davacının “da­va açmıştır akrabam olduğu için pişmanlık duydum, verdiğim dilekçeyi geri çekiyorum” içerikli 15.10.1999 günlü dilekçesi üzerine davanın feragat ne­deniyle reddedildiği tartışma konusu değildir.
Bilindiği üzere; davayı geri almada (davacının takibinden vazgeçilmesin­de) davacı talep sonucundan (yani dava konusu yaptığı hakkından) vazgeçmemekte (feragat etmemekte) sadece davasını geri almakta ve onu ilerde tekrar açabilme hakkını saklı tutmaktadır. Oysa feragatta davacı dava konu­su yapmış olduğu haktan feragat etmektedir.(vazgeçmektedir.)
Davacı feragat etmiş olduğu davayı tekrar açamaz; açarsa davalının ke­sin hüküm itirazı ile karşılaşır ve dava reddedilir.(HUMY.95/1-237) Bundan başka davadan feragat davalının muvafakatına (rızasına) bağlı olmadığı hal­de, davacının davayı alabilmesi için davalının rızası şarttır.(HUMY.185/1)
Somut olaya bu ilkeler ışığında bakıldığında davacının önceki davadaki beyanı davadan feragat anlamında olmayıp, davanın yeniden açılacağı an­lamını taşımaktadır. Nitekim duruşmada hazır olan davalı vekili davanın fe­ragat nedeniyle reddine karar verilsin taraflar arasında uyuşma sağlanmıştır” şeklinde bu geri almaya karşı çıkmadığını dile getirmiştir. Tarafların kullandı­ğı “geri çekiyorum” “feragat”sözcükleri teknik nitelikte değildir, gerçek ira­deleri yansıtmamaktadır. Kaldı ki, önceki karar taraflara tebliğ edilip, şeklen kesinleştirilmemiş olduğuna göre, bu aşamada kesin hükümden söz etme olanağı da yoktur.
Öte yandan, elatma fiili (eylemi) bir olgu bir vakıadır. TMY 683. maddesi bir şeye malik olan kimseye o şeyi elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabilme ve her türlü haksız elatmanın önlenmesi davası açabilmek hakkını vermektedir. Özet olarak öğretide, “zilyet bulunmayan malikin, ma­lik olmayan zilyet aleyhine açtığı davadır…” (actio Reivindicatio) biçiminde tanımlanan istihkak davasında da kuşkusuz kesin hüküm oluşmaktadır. An­cak, kesin hüküm var denilebilmesi için istihkak davası sonunda verilen hü­küm ile yalnızca bir malın davacıya teslimi gerektiğinin veya hukuki bir ne­denden dolayı o malın davacıya teslim edilmesi gerekmediğinin o davanın tarafları arasında kesin hüküm halini alması gerekir.
Ayrıca, elatma haksız eylem olduğundan yenilendikçe ya da sürüp gittik­çe mülkiyet hakkı sahibi her zaman dava açabilir, (actio Negatoria) Kesin hü­küm ancak hüküm anındaki durumu tespit eder. Hükümden sonraki döne­me etkili değildir.
Hal böyle olunca işin esası incelenip varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan ne­denlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), pe­şin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.04.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir