HUKUKİ SEBEBİN BELİRLENMESİ

T.C.
YARGITAY
Yedinci Hukuk Dairesi
E: 2006/2017
K:2006/2017
T: 20.06.2006
HUKUKİ SEBEBİN BELİRLENMESİ
Özet: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ‘nun 73 ve onu izleyen maddeleri gereğince, bir davada maddi vakıaları bildirmek yanlara, hukuki sebebi belirlemek hâkime, zararın varlığını kanıtlamak ayrık haller dışında davacıya, zararın miktarını belirlemek ise hâkime aittir. Hâkim, tarafların davada hangi hukuki yararlarını korumak istediklerini, neyi amaçla­dıklarını saptamak, uyuşmazlığın niteliğini ve türünü belirle­mekle yükümlüdür.
1086 s. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [Madde 73]
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hâkiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre, dava ve temyize konu taşınmazın 102 ada 9 parsel sayılı taşınmaz olduğu duraksamasız belir­lenmiştir.
Mahkemece, dava ve temyize konu taşınmazın ada numarasının yanılgı ile dava dilekçesinde 12 olarak gösterildiği, yargılama sırasında ise, davacı tarafça taşınmazın ada numarasının 102 olarak düzeltildiği, bu düzeltimin yapıldığı günde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 11. maddesi hükmünde sözü edilen 30 günlük askı ilan süresinin geçtiği, davanın kesinleşen kadastroya karşı açılan dava niteliğinde olduğu gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmediği gibi, öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan yerleşik görüşlere de uygun düşmemektedir. Bu olgu, ayrıca dava eko­nomisine aykırıdır.
Hemen duraksamasız vurgulamak gerekirse, davacı taraf 102 ada 9 parsel sayılı taşınmaz hakkında dava açmıştır. Dava dilekçesinde yanılgı ile ada numarasının 12 olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Sözü edilen yanılgının daktilo ya da bilgisayar hatasından kaynaklandığı kuşkusuzdur. Nitekim, bu tür yanılgıların her zaman düzeltilmesinin mümkün bulunduğu usulün 455. ve onu izleyen maddeleri hükmünde de açıkça vurgulanmıştır. Kaldı ki, bu nitelikteki yanılgıların yargılama sırasında düzeltilmesi de mümkündür. Somut olayda, tespit maliki davalı da bir başka deyişle taraf da değişmemiştir. Hal böyle olunca, davanın yasada belirtilen askı ilan süresinde açıldığının kabulü gerekir. Bu durumda kadastro tespitinin kesinleşmediği tartışmasızdır. Kural olarak açılan davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesi hükmüne dayalı kesinleşen kadastroya karşı açılan dava niteliğinde olmadığı, bu yolla belirlenmiştir. Usulün 73 ve onu izleyen maddeleri hükmüne göre, genel olarak, bir davada maddi vakaları bildirmek yanlara, hukuki sebebi belirlemek hâkime, zararın varlığını kanıtlamak, ayrık haller dışında, davacı tarafa, zararın miktarını belirlemek ise hâkime aittir. Hâkim deyim yerinde ise arif kişidir. Hâkim, tarafların davada ne istediklerini, hangi hukuki yararlarını korumak istediklerini, neyi amaçladıklarını saptamak, uyuşmazlığın niteliğini ve türünü belirlemekle yükümlüdür. Hakkın özünü, yasanın sözüne tercih etmenin, yargıyı daha adil sonuçlara ulaştıracağı kuşkusuzdur. Kaldı ki, ayrık hallerde, USUL, HAKKA VUSULDÜR.
Mahkemece bu olgular dikkate alınarak iddia ve savunma doğrul­tusunda tarafların gösterdiği ve göstereceği deliller toplanarak uyuşmazlığın esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken, hüküm yerinde yasal daya­nağı bulunmayan gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 20.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir