İŞ KAZASI SONUCU SÜREKLİ İŞ GÖREMEZLİK / KONTROL MUAYENESİ / RÜCU DAVASI / GERÇEK ZARAR TAVAN HESABI / ZAMANAŞIMI

T.C.
YARGITAY
Onuncu Hukuk Dairesi
E:2006/4957
K:2006/7462
T:23.05.2006

KAZASI SONUCU SÜREKLİ İŞ GÖREMEZLİK
KONTROL MUAYENESİ
RÜCU DAVASI
GERÇEK ZARAR TAVAN HESABI
ZAMANAŞIMI
Özet: 506 sayılı Yasa’nın 26/1. maddesinde düzenlenen rücu davaları, kanundan doğan ve temelinde geri alma hakkı bulunan, kendine özgü halefiyet ilkesine dayalı, on yıllık akdi zamanaşımına tabi davalardır. Zamanaşımı başlangıç tarihi ise, zarara ve faile ıttıla tarihi olup, zarara ıttıla, gelirler yönünden gelir bağlama kararı veya her bir gelir artışının Kurumca onaylandığı tarih, masraflar yönünden ise, her masrafın sarf ve ödeme tarihidir. 26/2. maddesi gereği açılan rücu davaları ise, Borçlar Kanunu 60. maddedeki zamanaşımı hükümlerine ta­bidir.

Çalışma gücündeki azalma oranı, zarar tespiti yönünden gözetilecek unsurların başında gelmekte ise de; sigortalının iş kazası sonucu meslekte kazanma gücündeki kaybı dikkate alı­narak, bakiye ömrüne göre aktif dönem ile pasif dönem hesabı yapılmalıdır.

Sigortalının sürekli iş göremezlik oranı yönünden öngö­rülen kontrol muayene kaydına ilişkin inceleme sonucunda belirlenen oranın, mevcut meslekte kazanma güç kaybı oranına göre, pasif yaşam süresinin gerçek zarar tavan hesabından dışlanması gerekir.

506 s. SOSYAL SİGORTALAR KANUNU (1) (2) (4)(5) [Madde 26]
818 s. BORÇLAR KANUNU [Madde 60]

İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda;ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne ilişkin hükmün, süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalılar avukatlarınca iste­nilmesi üzerine, tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1- 1992/3 Esas, 1994/3 Karar 01.07.1994 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurul Kararı uyarınca; 506 sayılı Yasa’nın 26/1. maddesinde düzenlenen rücu davalarının, kanundan doğan ve temelinde geri alma hakkı bulunan, kendine özgü nitelikte halefiyet hukuksal ilkesine dayalı, on yıllık akdi zamanaşımına (BK 125. md.) tabi davalar olduğu; zamanaşımının başlangıcının ise, zarara ve faile ıttıla tarihi olup; zarara ıttıla, gelirler yö­nünden, gelir bağlama kararı veya her bir gelir artışının Kurum yetkili orga­nınca onaylandığı tarih, masraflar yönünden ise, her masrafın sarf ve ödeme tarihi olarak esas alınacağı hükme bağlanmıştır.

506 sayılı Yasa’nın 26. maddesinin 2. fıkrası çevresinde açılan rücu davaları ise, Borçlar Kanunu’nun 60. maddesine göre 1 ve herhalde sigorta olayının meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Bir yıllık zamanaşımının başlangıcı zarara ve faile ıttıla tarihidir.

TEDAŞ çalışanı sigortalının 14.12.2000 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle yapılan müfettiş incelemeleri sonucunda düzenlenen 28.02.2001 tarihli iş güvenliği müfettişi raporu ile 06.04.2001 tarihli sigorta müfettişi raporlarında, ekip şefi konumundaki Mehmet ile Yunus’un iş kazasının olu­şumuna kusurlu davranışlarıyla etkide bulundukları tespiti yer almış ve bu tespitlerden hareketle, sigortalı için yapılan tedavi harcamalarıyla geçici iş göremezlik ödeneklerinin tazminine yönelik Aksaray Birinci Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi’nde açılan 2002/63 E. sayılı rücuan tazminat davasında bu kişilere de husumet yöneltilmiş ve tazminle sorumluluklarına hükmedilmiştir.

Yukarıda sıralanan hukuksal ve maddi olgular ışığında değerlendirme yapıldığında; işveren dışındaki gerçek kişiler yönünden Kurum yetkili organ­larının faile ıttıla tarihinin, Kurum müfettişince düzenlenen rapor ve buna

dayalı olarak 11.01.2002 tarihinde açılan ilk dava tarihinden sonraya taşın­masının mümkün bulunmadığı; eldeki davaya konu gelirlerin onay tarihinin ise, 26.10.2001 tarihi olduğu ve anılan davalılar vekilinin de yöntemince zamanaşımı defi ileri “sürdüğü gözetildiğinde, dava tarihi olan 03.11.2004 tarihi itibariyle davalılar Mehmet ile Yunus yönünden faile ve zarara ıttıla tarihinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğinden, Mehmet ile Yunus hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi yasal zorunluluğu belirgindir.

Ancak, işveren yönünden davanın zamanaşımına uğramadığı;zaman­aşımı definin ise borcu ortadan kaldırmayıp bunu ileri sürene borcu yerine getirmekten kaçınma yetkisi verdiği, teselsül hükümlerine dayalı olarak açılmış olan eldeki davada ise, borçluların her birinin borcun tamamından tek başına sorumlu olduğu, bu nedenle de zamanaşımı definin ancak bunu ileri süren müteselsil borçlu hakkında hüküm doğuracağı, borçlu işverenin borcun tü­münden sorumluluğuna etkide bulunmayacağı hukuksal gereğine uygun karar verilmesi gereğinin gözetilmemiş olması,

2- Dosya kapsamında bulunan gelir bağlama kararında; iş kazasına bağlı olarak sağ ayak baş parmağı ile sol ayak küçük parmağının kesilmesi ve sağ el ayasında ağır yanık oluşması nedeniyle gerçekleşen %49 meslekte kazanma güç kaybı oranı bakımından kontrol muayene kaydı bulunmasına, giderek bu durumun gerek rücu alacağı, gerekse tavanı oluşturan miktara doğrudan etkili bulunmasına karşın, sonucu araştırılarak sigortalının kesinleşen meslekte kazanma güç kaybı oranının belirlenmesi, bir değişiklik bulun­duğunun anlaşılması halinde ise, oluşacak farklılığın peşin değerli gelir ile gerçek zarar tavan değerine etkisi üzerinde durulmaksızın hüküm kurulmuş olması,

3- Kişinin beden ve fikir gücünün kazanç getirecek şekilde kullanılması olarak tanımlanan çalışma gücünün kayıp veya azalması halinde, bu kayıp veya azalmadan kaynaklanan zarar, tazminat hukuku ilkeleri uyarınca, gele­ceğe ilişkin varsayıma dayalı bir hesaplamayla belirlenebilmektedir. Kuşkusuz çalışma gücündeki azalma oranı, zarar tespiti yönünden gözetilecek unsurların başında gelmektedir. Zira, çalışma gücünün yitirilmesinden kaynaklanan zara­rın hesabı, çalışma yaşamı süresiyle sınırlı olarak yapılabilmektedir. Kazanç
kayıplarının belirlenmesinde, işçinin aktif olduğu iş görebilme dönemi dikkate alınabilmekte; bu dönemi takip eden pasif dönem içinde gerçekleşecek zararların ise, mahrum kalınan yaşlılık aylıklarından oluştuğu varsayılmaktadır. Kişinin daha fazla efor sarf ederek çalışma yaşamını sürdürebildiği ve bu çalışmasına dayalı olarak pasif yaşam dönemini güvence altına alabildiği durumlarda, kişinin pasif yaşam süresi için bir kazanç kaybından ve kazanma gücü kaybına dayalı zararından da söz edilmesi mümkün olamamaktadır.

Kurumun rücu davasına egemen ilkeler, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik halinde, sigortalının meslekte kazanma güç kaybı oranına bağlı olarak tazmini gereken zarar tavan değerinin belirlenmesinde, sigortalının meslekte kazanma güç kaybı oranındaki yoğunluk dikkate alınarak, zararlandırıcı sigorta olayı tarihindeki bakiye ömrüne göre aktif dönem ile pasif dönem hesabı yapılabilir. Sigortalının, iş kazası sonucunda meslekte kazanma gücünü 2/3’ün altında bir oranla yitirmesi halinde ise; aktif dönemdeki çalışmayla ileride yaşlılık aylığına hak kazanması üstün olasılık içinde bulun­duğundan, böylesi durumlarda, pasif dönemin gerçek zarar tavan hesabından dışlanması yerleşik içtihatların gereğidir.

Sigortalının sürekli iş göremezlik oranı yönünden öngörülen kontrol muayene kaydına ilişkin inceleme sonucunda belirlenen oranın yukarıdaki açıklamalar ışığında değerlendirilmesi gereği bulunmakla birlikte; mevcut meslekte kazanma güç kaybı oranına göre, pasif yaşam süresinin gerçek zarar tavan hesabından dışlanması gereğinin gözetilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BO­ZULMASINA), temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 23.05.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir