İSTEĞE BAĞLI SİGORTALILIK / HİZMETLERİN BİRLEŞTİRİLMESİ / ÇAKIŞAN SİGORTALILIK

T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
E: 2006/21-485
K: 2006/483
T: 28.6.2006
İSTEĞE BAĞLI SİGORTALILIK
HİZMETLERİN BİRLEŞTİRİLMESİ
ÇAKIŞAN SİGORTALILIK
506 s. SOSYAL SİGORTALAR KANUNU (1) (2) (4)(5) [Madde 85]
506 s. SOSYAL SİGORTALAR KANUNU (1) (2) (4)(5) [Madde 3]
1479 s. ESNAF VE SANATKARLAR VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANLAR … [Madde 24]
Taraflar arasındaki “iptal-tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Trabzon İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 13.7.2005 gün ve 2005/330-375 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21, Hukuk Dairesinin 24.1.2006 gün ve 2005/9806-2006/213 sayılı ilamı ile, ( …Davacı, sadece S.S.K. ve Emekli Sandığında geçen süreler dikkate alınarak davalı Kurumdan yaşlılık aylığı bağlanmasını talep etmiştir.
Mahkemece, talep doğrultusunda davanın kabulünle karar verilmiş ise de varılan sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere göre; davacının tek Sosyal Güvenlik Kurumunda geçen hizmeti ile yaşlılık aylığına hak kazanması mümkün değildir. Bu nedenle 2829 sayılı Yasa uyarınca hizmetlerinin birleştirilmesi gerekmektedir. Anılan yasa uygulamasında ise; bir kısım hizmetlerin birleştirilmede dikkate alınması, bir kısmının dikkate alınmamasından söz edilemez.
Davacı 15.02.1988-15.12.2002 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısıdır. Bu nedenle davanın Bağ-Kur Genel Müdürlüğünün hak alanını ilgilendirdiği açıktır. O halde Bağ-Kur Genel Müdürlüğü’nün de davaya dahil edilmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekir.
Yapılacak iş; öncelikle davayı yöntemince Bağ-Kur Genel Müdürlüğü’ne yöneltmek 2829 sayılı Yasa’nın 8.maddesinde belirtildiği şekilde son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde davacının S.S.K., T.C. Emekli Sandığı ve Bağ-Kur’da geçen fiili hizmet süresi ayrı ayrı belirlenerek en fazla hizmetin hangi kurumda olduğu tespit edilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan sadece S.S.K. Başkanlığı aleyhine yargılama yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır… ),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığa yer verilmemiş olması nedeniyle “çakışan sigortalılık” olarak adlandırılan, bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olması hali, yasalarda yer alan düzenlemelerle, aynı devrede sade bir sigortalılığa geçerlilik tanınarak çözüme kavuşturulmaktadır.
506 sayılı Kanunun 85. maddesi uyarınca malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına isteğe bağlı olarak devam edebilmek için; “Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna zorunlu ya da isteğe bağlı sigortalı olmamak…” koşulu aranmaktadır.
Sosyal güvenlik mevzuatımızda isteğe bağlı sigortalılığa olanak tanınmasının amacı sigortalıları, çalışma hayatında sıkça rastlanan, sürekli ve düzenli iş bulma güçlüğü karşısında uzun süreli sigorta kolları bakımından sosyal güvenlik haklarından yoksun bırakmayarak, sosyal güvenlik hakkının belirli sigorta kolları bakımından aktif olarak sürdürülebilmesini sağlamaktır.
Davaya konu somut uyuşmazlıkta; davacının, 1.6.1971-14.2.1988 yılları arasında T Emekli Sandığı, 1970 yılında, 15.5.1988-25.6.1991 ve 10.5.1999-30.6.1999 tarihleri arasında olmak üzere zorunlu, 1.9.1999 tarihinden itibaren 120 gün isteğe bağlı Sosyal Sigortalar Kurumu, 15.2.1988-15.12.2002 tarihleri arasında da Bağ-Kur zorunlu sigortala! olduğu bilgisi yer almaktadır.
Davacının, isteğe bağlı SSK sigortalısı olduğu devrede Bağ-Kur sigortalılığının da bulunduğu, SSK ve Bağ-Kur zorunlu sigortalılığının iç içe girdiği görülmektedir.
İsteğe bağlı sigortalılık ile zorunlu sigortalılığın çakıştığı bu gibi uyuşmazlıklarda, 506 sayılı Kanunun 85. maddesinde yer alan “Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmaya başlayanların, çalışmaya başladıkları günden…İtibaren” isteğe bağlı sigortalılığının sona ereceği hükmü dikkate alınarak “çakışan sigortalılık” sorunu çözüme kavuşturulmalıdır. Çakışan zorunlu sigortalılıklar yönünden ise “sigortalı sayılmayanların belirlendiği 1479 sayılı Kanunun 24/II-c ve 506 sayılı Kanunun 3/I-F-K maddeleri dikkate alınarak uyuşmazlığın çözümü sağlanmalıdır.
Ne var ki, yapılacak değerlendirmede, 1479 Sayılı Bağ-Kur Kanununun 22.2.2006 gün ve 5458 sayılı Kanunu 13. maddesi ile değişik Ek 19. maddesindeki, Bağ-Kur’a kayıt ve tescili yapıldığı halde 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin hiç prim ödemesi bulunmayan sigortalıların, bildirime karşın prim borcunu ödememeleri durumunda, tescil tarihi itibariyi sigortalılığının durdurulacağını, prim borcuna ait sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyeceği, bu sürelere ilişkin prim tutarlarına Kurum alacakları arasında yer verilmeyeceği yönündeki hüküm dikkate alınmalıdır.
Yasanın aradığı diğer koşulların yanında, davacının Bağ-Kur’a prim ödemelerinin saptanması halinde, ödenen primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle Bağ-Kur sigortalılığının duracağı gözetilerek, belirlenen tarihler arasındaki Bağ-Kur sigortalılık süreleri ile çakışan isteğe bağlı SSK sigortalılığına değer verilmeyecek, davacının yaşlılığı aylığı istemi, geçerli SSK ve Bağ-Kur zorunlu sigortalılıkları ve bunlarla çakışmayan isteğe bağlı sigortalılık süreleri dikkate alınarak karara bağlanacaktır.
Yaşlılık aylığının tahsisinde gözetilebilecek sigortalılık süreleri bu yöntemle belirlendiğinde ise, davacının sosyal güvenlik kuruluşlarından birisinde geçmiş olan sigortalılık süresinin nazara alınmaması yönündeki isteğine de bu çerçevede değer verilmesi gerekmektedir.
Sigortalının, 2829 Sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkındaki Kanundan yararlanmaya, tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini tamamen birleştirmeye zorlanmasının sosyal güvenlik sistemi ve yasanın amacı ile bağdaşmadığı gerçeği de dikkate alınmalıdır ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 6.3.2002 gün ve 2002/21132 Esas, 139 Karar sayılı Kararı ).
Davacının Bağ-Kur’a prim ödemesinin bulunmaması halinde ise; tescilden itibaren Bağ-Kur sigortalılığının duracağı, yaşlılık aylığında değerlendirilmeyeceği gözetilerek, davacının tahsis istemine şimdiki gibi SSK zorunlu ve isteğe bağlı sigortalılık süreleri dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir.
Her iki halde de, yapılacak inceleme ve araştırmanın dava dışı Bağ-Kur’un hak alanını ilgilendirdiği belirgin olup, Bağ-Kur’un davaya katılımının sağlanmasında yasal zorunluluk bulunmaktadır.
Yukarıda belirtilen maddi ve yasal olgular dikkate alınmaksızın önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davalı vekillinin temyiz itiraz1arınınkabulü ile direnme kararının yukarıda belirtilen ve Özel Daire bozma kararında gösterilen diğer nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, 28.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir