İSTİHKAK DAVASI

T.C.
YARGITAY
Onikinci Hukuk Dairesi
E. 2006/10615
K. 2006/13235
T. 19.6.2006
İSTİHKAK DAVASI
2004 s. İCRA VE İFLAS KANUNU (1)(2) [Madde 96]
2004 s. İCRA VE İFLAS KANUNU (1)(2) [Madde 97]
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki üçüncü kişi vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
Üçüncü kişi bankaya gönderilen haciz yazısındaki borç tutarı 101.806 YTL olup, bu nedenle kesinlik sınırı üstünde olup, mahkemece üçüncü kişinin temyiz itirazının kesinlik sınırında kaldığından bahisle reddine dair karar verilmesi doğru görülmediğinden Antalya 4. İcra Mahkemesi’nin 05.04.2006 tarih 2006/214 esas-199 karar sayılı ek kararının oybirliğiyle kaldırılmasına karar verildi. Üçüncü kişi vekilinin temyiz incelemesine geçildi.
Şikayetçi bankaya alacaklı tarafın istemi üzerine icra müdürlüğünce gönderilen haciz yazısına karşılık anılan bankanın icra dosyasına cevaben gönderilen yazıda “…kendilerinde …sayılı hesapları olduğu, borçlu şirketin bankalarının nakdi-gayri nakdi kredi müşterisi olup, bundan dolayı tüm hesap, hak ve alacaklarının bankalarına rehinli olduğu bu nedenle söz konusu tüzel kişi hesapları üzerine bankalarının rehin, hapis, takas ve mahsup haklarından sonra gelmek kaydıyla ihtiyati hacziniz ve blokenizin tatbik edildiği ve söz konusu borçlunun bankalarının olan asaleten/kefaleten tüm borçlarının ferileri ile birlikte tamamının ödenmesinden sonra hesabında bir bakiye kalması halinde müdürlük emrine amade tutulacağı ve söz konusu tüzel kişi borçlunun şubeleri nezdinde başkaca bir hesap, hak ve alacağı olmadığı” na dair itirazen ve cevaben beyanda bulundukları görülmektedir.
Bu beyana rağmen icra müdürlüğünce ilgili hesaplardaki paranın icra dosyasına gönderilmesi için şikayetçi bankaya yeniden yazı yazıldığı, bu yazı üzerine şikayetçinin icra mahkemesine başvurduğu anlaşılmaktadır.
İİK.nun 96/1. maddesinin 1. fıkrası hükmü aynen “borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği taktirde, icra dairesi bunu haciz ve icra zabıtlarına geçirir ve keyfiyeti iki tarafa bildirir” hükmünü içermektedir. yukarıda açıklanan yasal bu düzenleme karşısında üçüncü kişinin iddiası istihkak niteliğinde olup, adı geçenin İİK.nun 97. maddesindeki prosedürü uygulamadan doğrudan icra mahkemesine başvurmasında herhangi bir usulsüzlük yoktur. O halde, mahkemece taraf teşkili sağlanarak ve noksan harç ikmal edildikten sonra ihtilafın istihkak davası prosedüründe çözümlenmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 19.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir