KADASTRO TESPİTİNE DAYALI TAPU İPTALİ VE TESCİL / TALEPLE BAĞLILIK

T.C.
YARGITAY
Yedinci Hukuk Dairesi
E: 2006/1060
K: 2006/1694
T: 25.05.2006
KADASTRO TESPİTİNE DAYALI TAPU İPTALİ VE TESCİL
TALEPLE BAĞLILIK
Özet: Kesinleşen kadastroya karşı açılan davada, taraf­ların dayandığı iskan yoluyla oluşan tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile tapu sicil müdürlüklerinden, kadastro müdürlüklerinden varsa dayanağı olan haritalar ile birlikte getirtilmelidir. Ayrıca dava dışı taşınmazları ve dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kap­samlı haritalar da getirtilip, incelenmelidir.
Tarafların gösterecekleri deliller toplanmalı, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişiler, tarafların göstereceği tanıklar ve tespit tutanağı bilirkişilerin tümü hazır olduğu halde taşınmazların başında yeniden keşif yapılmalıdır.
3402 sayılı Kadastro Kanunu ‘mm 20. maddesi uyarınca, tüm tapu kayıtları, ifraz yoluyla oluşan müfrez tapu kayıtları, kök tapu kayıtları duraksamaya neden olmayacak şekilde zemine uzman bilirkişiler aracılığıyla uygulanmalıdır. Zilyetlik araştır­ması yapılmalı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında bilirkişi ve tanıklardan detaylı bilgi alınmalıdır.
Tespit tutanağı bilirkişiler, yerel bilirkişiler ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara ilişkin bilgi alınmalı, bunlar taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek aykırılıklar giderilmeli, bundan sonra top­lanan veya toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Ayrıca, temyize konu taşınmaza yönelen dava hakkında hüküm yerinde birbiri ile çelişen biçimde red ve kabul kararı verilmesi ve dava dışına çıkılarak usulün 74. maddesine aykırı olarak dava konusu olmayan parsel hakkında da hüküm kurul­ması doğru değildir.
3402 s. KADASTRO KANUNU [Madde 12]
3402 s. KADASTRO KANUNU [Madde 20]
1086 s. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [Madde 74]
Kadastro tespitine dayalı olarak oluşan tapu kaydının iptali istemi ile açılan davada mahkemece verilen kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı Fatma ile davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hâki­minin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 1864, 3478, 3710, 5698, 6003, 3107, 2979, 1850 ve 5102 parsel sayılı sırasıyla 1600 m2, 14200 m2, 3000 m2, 2038 m2, 3037 m2, 26260 m2, 6400 m2 ve 1520 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar malikinin kim olduğu belirlenemediğinden söz edilerek davalı Hazine adına ayrı ayrı tespit edilmiştir. Taşınmazların tutanakları 11.05.1978 tarihinde kesinleşmiştir. Tereke temsilcisi davacı Fatma 06.07.1987 tarihinde tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak Hazine adına oluşan tapu kayıtlarının iptali ile taşınmazların Kamil mirasçıları adına tescili için 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 29. maddesi hükmü uyarınca dava açmıştır. Mahkemece 5698 ve 5102 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davaların reddine, 1850, 1864, 5698, 2979, 3478, 3292, 3710 ve 6003 parsel sayılı taşınmazlara yönelen davaların kabulüne, sözü edilen taşınmazların Kamil mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Fatma ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava niteliği ve içeriği itibariyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesi hükmüne dayalı kesinleşen kadastroya karşı açılan dava niteli­ğindedir.
Davacı Fatma’nın temyizi 5102 ve 5698 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükme, davalı Hazine’nin temyizi ise dava ve temyize konu diğer taşınmazlarla ilgili hükümlere yöneliktir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlen­mediğinden genel soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi sözü edilen kayıtlar yerlerine ayrı ayrı uygulanıp kapsamları belirlenmediği gibi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki haritada kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri yöntemine uygun biçimde gösterilmediğinden keşfi izle­meye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermeyen harita ve eki raporda yetersizdir.

O halde, saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle davacı tarafın tutunduğu iskan yoluyla oluşan tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğü’nden varsa haritaiarıyla ve tahsis ve temlike ilişkin kayıt ve belgelerle birlikte getirtilmeli, bundan sonra dayanılan tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmaz ya da taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü’nden ayrı ayrı sorulup, saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğü’nden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, dayanılan tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve tapu kayıtlarının kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle ayrı ayrı yerlerine uygulanmalı, uygulamada tapu kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar özellikle gözönünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazların dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, dava ve temyiz konusu taşınmazların tümü ya da bir bölümü dayanılan tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümlerinin öncelikle kaçak ve yitik kişilerden kanunları uyarınca devlete bir başka deyişle Hazine’ye kalan taşınmazlardan olup olmadığı belirlenmeli, tapu kayıtlarının kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümlerinin kaçak ve yitik kişilerden kalmadığı sonucuna varıldığı takdirde bu bölümler hakkında yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, kaçak ve yitik kişilerden kanunları uyarınca Hazine’ye kalan taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı özellikle dikkate alınmalı, bundan sonra tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değer­lendirilerek sonucuna uygun karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de dava ve temyize konu 5698 parsel sayılı taşınmaza yönelen dava hakkında hüküm yerinde birbiri ile çelişen biçimde RED ve KABUL kararı verilmesi davaya konu olmadığı halde bir başka deyişle dava dışı olduğu halde usulün 74, maddesi hükmüne aykırı biçimde dava dışına çıkılarak 5102 parsel sayılı taşınmaz hakkında hüküm oluşturulması dahi isabetsiz, davacı Fatma dava ve temyizine konu 5102 ve 5698 parsel sayılı taşınmazlar ile davalı Hazine’nin temyizine konu 1850, 1864, 5698, 2979, 3478, 3292, 3710 ve 6003 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile sözü edilen taşınmazlarla ilgili hükümlerin (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 25.05.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir