KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ / KAYIT VE BELGELERİN KAPSAMININ BELİRLENMESİ

T.C.
YARGITAY
Onaltıncı Hukuk Dairesi
E: 2006/3365
K: 2006/4091
T: 01.06.2006
KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ
KAYIT VE BELGELERİN KAPSAMININ BELİRLENMESİ
Özet:Dava konusu parsellerin dağıtım haritaları ilgili Daireden getirtildikten sonra yapılacak olan keşifte, tapu kayıtları ve ekleri yerel ve uzman bilirkişiler yardımıyla uygu­lanıp kapsamları belirlenmeli, ortak sınırın durumu, değişip değişmediği, değişmişse ne zaman ve nasıl olduğu belirlenmeli, ortak sınırın belirlenememesi durumunda tapu kayıtları ve miktarlarına göre orantılı paylaştırma yapılarak tapuların kap­samı belirlenmelidir.
2510 s. İSKAN KANUNU (1) (2) [Ek Madde 34]
3402 s. KADASTRO KANUNU [Madde 13]
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde
olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 130 ada 16 ve 22 parsel sayılı 26879.64 ve 24534.27 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydı nedeniyle 16 nolu parsel davalı Şerafettin ve müşterekleri, 22 nolu parsel Cemil adına tespit edilmiştir. Davacı Kenan, yasal süresi içinde tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak murislerine ait 130 ada 17 ve 20 nolu parsellerin yüzölçümünün eksik tespit edildiği, eksikliğin 16 ve 22 parsel içinde kaldığı iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve temyize konu 130 ada 16 ve 22 nolu parsellerin tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Kenan tarafından temyiz edilmiştir.
1 Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davacıya ait 20 numaralı parselin miktarında bir eksiklik bulunmadığı ve 22 nolu parsel maliki tarafından meydana getirilmiş bir tecavüzün de olmadığı mahallinde yapılan keşif, uygulama, yerel bilirkişi tanık anlatımı ve uzman bilirkişi tarafından düzenlenen kroki ve raporla belirlendiğine göre davacının davaya konu 22 numaralı parsele ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddiyle hükmün 22 numaralı parsele ait bölümünün (ONANMASINA),
2 Davacının 130 ada 16 numaralı parsele ilişkin temyizine gelince; mahkemece davacıya ait 17 numaralı parseldeki 4369.45 metrekare tuta­rındaki eksikliğin 16 numaradaki parselde olmadığı, bir başka ifadeyle 16 numaralı parselin 17 numaralı parsel aleyhine genişlemediği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Davacıya ait 17 numaralı parsel ile davaya konu 16 numaralı parselin ve bu parsellerle birlikte 130 adada yer alan diğer taşınmazların iskan yoluyla dağıtıldığı celbedilen kayıtlardan anlaşıl­maktadır. 2510 sayılı Kanun’a göre dağıtım yapılmış bulunması nedeniyle bu dağıtımın haritaya bağlı olması gerekir. Mahkemece tapu kayıtlarının harita­sının getirtilip uygulamaya çalışılması ve ortak sınırın buna göre belirlenme yoluna gidilmemesi isabetsiz olduğu gibi, ortak sınırın yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına dayanılarak saptanması, bunun da mümkün olmaması halinde orantı kurulmak suretiyle davacının parselindeki noksanlığın giderilmeye çalışılmaması da isabetli değildir. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya daya­nılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle 130 adada yer alan tüm taşınmazların ve bu arada 16 ve 17 numaralı parsellerin dağıtım haritaları ilgili Daireden getirtilerek dosyasına konulup dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve uzman bilirkişiler huzuruyla keşif icra edilmelidir. Taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında dayanılan tapu kayıtları ve temin edilebildiği takdirde bu tapuların eki olan haritalar yerel bilirkişiler yardımı, uzman bilirkişi aracılığıyla uygulanıp kapsamları belirlenmeli, ortak sınırın bu şekilde belirlenmesi mümkün olmadığı takdirde dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazlar arasındaki ortak sınırın dağıtım tarihindeki konumu, dağıtımdan sonra ortak sınırda değişme olmuşsa bu değişmenin hangi tarihte ve ne şekilde olduğu hususunda bilgi alınıp ortak sınır bilirkişi ve tanık sözleriyle tespit edilmeye çalışılmalı, tarafların dayandığı tapu kayıtlarının uygulanması suretiyle veya yerel bilirkişi ve tanık ifadelerine göre ortak sınırın belirlenememesi durumunda, tapu kayıtlarının diğer sınırları da gereği gibi saptanıp bu tapulardaki miktarlar gözönünde tutulmak ve taşınmazların yüzölçümleri arasında orantı kurulmak ve taraflar arasında paylaştırma yapılmak suretiyle tapuların kapsamları ve dolayısıyla ortak sınır belirlenmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün (BOZULMASINA), 01.06.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir