KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ / BİLİRKİŞİ RAPORUNDA ÇELİŞKİ

T.C.

YARGITAY
Onaltıncı Hukuk Dairesi
E: 2006/1999
K: 2006/2493
T:03.04.2006
KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ
BİLİRKİŞİ RAPORUNDA ÇELİŞKİ
ÖZET: Hükme esas alınan bilirkişi raporu kendi içinde çe­lişkili olduğu gibi Orman Kadastro Komisyonu tarafından düzenlenen harita ve mazbatalara da uygun düşmemekte­dir. Yöntemince yeniden keşif yapılarak bu aykırılıklar gi­derildikten sonra karar verilmelidir.
3402 s. KADASTRO KANUNU [Madde 14]
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde ol­duğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görü­şüldü:
Kadastro sırasında 127 ada 162, 148 ada 192 ve 196 parsel sayılı 13.607.31, 4692 ve 5300 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, 6831 sa­yılı Yasa’nın 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılması nede­niyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Ali, yasal süresi içinde ir­sen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava aç­mıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda;davanın kabulüne ve çekiş­meli parsellerin davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerden olmadığı, zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı taraf yararına gerçekleştiği kabul edilmek su­reti ile hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama ka­rar için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazlar öncesi orman olup bu niteliklerini kaybettiklerinden bahisle ve 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi gereğince orman dışına çıkarılan yerlerden oldukları gerekçesiyle Hazine adına tespit edilmiş; davacı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece hükme esas alınan orman bilirkişisi Abdullah’ın 23.01.2005 tarihli raporu kendi içerisinde çelişkili olduğu gibi Orman Ka­dastro Komisyonu tarafından düzenlenen harita ve mazbataları da uygun düşmemektedir. Orman Kadastro Komisyonu çalışmaları ile hükme esas alı­nan bilirkişi raporunun çeliştiği açıktır. Bu çelişki giderilmeden hüküm kurul­ması doğru değildir. Sağlıklı sonuca varılabilmesi için öncelikle çekişmeli ta­şınmazlara komşu tüm parsellerin tutanak ve dayanağı olan belgelerle Or­man Kadastro Komisyonu tarafından düzenlenen orman tahdidi ve 2/B maddesi uygulaması ile ilgili tüm harita ve belgeler celbedilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yerel ve uzman orman mühendisleri kurulu ara­cılığı ile keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında tarafların dayandığı kayıtlarla -orman kadastro komisyonu tarafından düzenlenen tüm harita ve belgeler uygulanıp kapsamları belirlenmeli, uzman orman mühendisleri kurulundan uygulanan kayıtlara göre taşınmazın niteliği ile ilgili gerekçeli rapor alınmalı, uzman bilirkişiler raporunun kadastro komisyonu çalışmalarına ve önceki bi­lirkişi raporuna aykırı düşmesi halinde bu aykırılığın nedeni üzerinde durulup giderilmesine çalışılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların niteliği, intikali ve tasarrufu ile ilgili maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, teknik ve uzman bilirkişilerden uygulanan kayıtların kapsamını ve arazinin niteliğini belirtir, taşınmazların Orman Kadastro Komisyonu tarafından düzenlenen haritalardaki konumunu gösterir krokili rapor alınmalı, bilirkişi ve tanık sözle­ri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmen, tespite aykırı sonu­ca varıldığı takdirde tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile ve gerekirse yüzleştirme yapılmak suretiyle dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı bundan son­ra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan karar veril­mesi isabetsiz olduğu gibi değerlendirme yapılırken 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesindeki sınırlamanın nazara alınmaması ve celbedilen bilgilere göre davacı adına salt zilyetlikten 95.864, 35 metrekarelik susuz arazinin tespit edildiğinin göz ardı edilmesi de usul ve yasaya aykırı, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün (BOZUL­MASINA), 03.04.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir