KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ / İMAR VE İHYA / KAYIT VE BELGELERİN KAPSAMINI TAYİN

T.C.
YARGITAY
Sekizinci Hukuk Dairesi
E: 2006/3590
K: 2006/3996
T: 08.06.2006
KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ
İMAR VE İHYA
KAYIT VE BELGELERİN KAPSAMINI TAYİN
Özet: Davacı taşlı ve delicelik niteliğindeki dava konusu taşınmazı imar ve ihya ettiğini açıklayarak tescil isteğinde bu­lunmuştur. Taşınmazın bulunduğu yerde yetkili Orman Kadastro Komisyonlarınca orman sınırlandırması yapılmış ise, sınırlan­dırmaya ait kesinleşmiş harita ve tutanakların getirtilmesi, sınır­lama yapılmamışsa orman olup olmadığı yöntemince araştırılıp sonucuna göre karar verilmesi, taşınmazın tapu kaydının olup olmadığının araştırılması, sonucuna göre karar verilmesi ge­rekir.
3402 s. KADASTRO KANUNU [Madde 14]
3402 s. KADASTRO KANUNU [Madde 17]
Mustafa K… ile Hazine ve Ö… Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair (Menderes Asliye Hukuk Hâkimliği)’nden verilen 08.09.2005 gün ve 789/492 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ile Belediye Başkanlığı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 19.04.2005 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (A2) ile gösterilen 7977,76 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin isteğin reddine, (Al) ile gösterilen 1357,62 m2 ile (A3) ile gösterilen 1871,62 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümlerinin Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hükmün kabule ilişkin bölümü davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nın 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddeleri uyarınca tescil isteğine ilişkindir. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık ve çalılık yerlerden olması nedeniyle 1956 yılında kadastroca tespit dışı bırakılan taşınmazın davacı tarafından delicelerin aşılanması suretiyle imar-ihya edilerek dava tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edildiğinin belirlenmesi üzerine davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Davacı, taşlık ve delicelik niteliğindeki dava konusu taşınmazı imar ve ihya ettiğini açıklayarak tescil isteğinde bulunmuştur. Bu nitelikte bir yer Devlet ormanı içinde ya da dışında bulunabilir, Devlet ormanı dışında kalan ve orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bu tür yerlerin 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddelerindeki koşulların oluşması halinde ihya yoluyla kazanılması mümkündür. Devlet ormanı içinde kalan yerlerden olması halinde ise 3573 sayılı Kanun’un 3, 4 ve 5. maddelerinde öngörülen ıslah ve temlikle ilgili işlem ve koşulların araştırılması gerekir. Bu nedenle taşınmazın bulunduğu yerde yetkili Orman Kadastro Komisyonlarınca orman sınırlandırılması yapılmış ise, sınırlandırmaya ait kesinleşmiş harita ve tutanakların, sınırlama yapılmamış ise bu yöreye ait memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarının Orman İdaresinden istenerek dosya arasına konulması, ayrıca komşu parsellere ait tapulama tutanakları ile varsa dayanak belgelerin de getirtilerek yerel, teknik ve ormancı bilirkişi heyeti aracılığıyla dava konusu taşınmaza uygulanması, taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 1. maddesi hükmü uyarınca orman sayılan yerlerden olup olmadığının yöntemine uygun bir biçimde araştırılıp belirlenmesi gerek­mektedir. Bundan ayrı dava, tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkin bulun­duğuna göre, böyle bir yerin tapuya tesciline karar verilebilmesi için tapuda kayıtlı olmaması gerekir. Tescil konusu taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığı sorulmamıştır. Çifte tapu oluşumuna neden olunmaması bakımından bu hu­susun Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi, ayrıca paftaya göre taşınmaza komşu olan tüm parsellere ait tapulama tutanakları ile varsa dayanak belgelerin de getirtilip yapılacak uygulamada dava konusu taşınmazı ne şekil ve nitelikte gösterdiğinin yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması ve tescil konusu taşınmazın konumunun teknik bilirkişi tarafından pafta üzerinde işaret edilmesi, keşif sırasında HUMK’nın 366. maddesi uyarınca Yargıtay denetiminde taşınmazın niteliğini izlemeye elverişli fotoğrafların, fotoğrafçı bilirkişiye çektirilip hakim tarafından usulen onay­landıktan sonra dosya arasına konulması gerekmektedir. Eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile (A2) ile gösterilen 7977,76 m2/lik taşınmaza ilişkin hüküm bölümünün (BOZULMASINA), 08.06.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir