KİRA SÖZLEŞMESİNDE KEFALET

T.C.
YARGITAY
Altıncı Hukuk Dairesi
E: 2006/5059
K: 2006/7401
T: 26.06.2006
KİRA SÖZLEŞMESİNDE KEFALET
ÖZET: Borçlar Kanunu’nun 484. maddesi hükmü gereğin­ce yazdı şekilde düzenlenmiş, süresi ve ödenecek kira para­sının miktarı açıkça gösterilmiş kira sözleşmesini kefil sıfa­tıyla imzalayan kişi sözleşmede gösterilen kira süresi bo­yunca kiracının ödemekle yükümlü bulunduğu kira parala­rından kefil sıfatıyla kiralayana karşı sorumludur.
818 s. BORÇLAR KANUNU [Madde 484]
İcra mahkemesince verilmiş bulunan karar davacı-davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gere­ği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı vekili tarafından davalı borçlular hakkında kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istemli olarak başlatmış olduğu icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine davalı borçlulardan Cengiz ve Aytuğ’un yasal sü­resinde itiraz etmesi üzerine davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması, takibin devamı ve kiralananın tahliyesi isteminde bulun­muştur. Mahkemece, 2004 Aralık ayı ve Ocak, Şubat-2005 aylar bakiye kira bedeli olarak 30 YTL ve Nisan 2005 ayı kira bedeli olan 210 YTL üzerinden itirazın kaldırılmasına, temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesine, asıl alacak üzerinden %40 inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine karar davacı ve davalı­lar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre davacı alacaklı vekilinin tüm, davalı borçlular vekilinin ise kiralananın temerrüt nedeniyle tahliyesine ilişkin karar kısmı ile aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları ye­rinde değildir.
2- Davalı borçlular vekilinin, müşterek müteselsil kefil borçlular Cengiz ve Aytuğ’un sorumluluğuna dair temyiz itirazlarına gelince;
Davacı alacaklı vekili, dava dilekçesinde; davalı, borçlular hakkında kira alacağı nedeniyle icra takibi başlattığını kiracı Ö… Sigorta Ltd Şti’nin yasal süresinde takibe itiraz etmediğini, borçlulardan aynı zamanda şirket müdü­rü olan Cengiz’ in yasal sürede yapmış olduğu itirazı icra memurunun şirket adına yapılmış gibi değerlendirmesi sonucu takibin tüm borçlular açısından ‘ durduğunu ancak bu hususu İcra Hukuk Mahkemesinde şikayet konusu yapmaları üzerine talebin kabul edilerek borçlu şirketin yasal süresi içerisin­de takibe itiraz etmediğine karar verildiğini, bu kararın Yargıtay’ca onanmak suretiyle kesinleştiğini, müşterek müteselsil kefil davalılar Cengiz ve Ay­tuğ’un yasal süre içerisinde haksız olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek iti­razın kaldırılması ve kiralananın tahliyesini istemiş, davalı borçlular vekili sözleşmenin yenilenmesi ile kefilin sorumluluğunun son bulduğunu, kötü ni­yetli davacının asıl alacağın % 40’ın dan az olmamak üzere kötü niyet taz­minatına mahkum edilmesini ve davanın reddini savunmuştur.
Takibe dayanak yapılan ve karara esas alınan, 01.05.2002 başlangıç ta­rihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Her ne kadar sözleşmede kefilin sorumluluğu açıkça dü­zenlenmiş, davalı borçlular Cengiz ve Aytuğ’un müşterek müteselsil kefil ol­dukları belirtilmiş, ayrıca özel şartlar 4. madde de kefillerin sorumluluğunun kiracının faaliyet gösterdiği sürece geçerli olduğu kararlaştırılmış ise de Yar­gıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.03.2006 gün ve 2006/6-78 Esas, 2006/88 Karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi Borçlar Kanunu’nun 484. mad­desi hükmü gereğince, yazılı şekilde düzenlenmiş, süresi ve ödenecek kira paralarının miktarı açıkça gösterilmiş bir kira sözleşmesini kiracının kefili sı­fatıyla imzalayan kişi; sözleşmede gösterilen kira süresi boyunca, kiracının ödemekle yükümlü bulunduğu kira paralarından, kefil sıfatıyla kiralayana karşı sorumludur. Zira, böylesi bir durumda, kefilin sorumluluğu süre ve mik­tar itibariyle belirlidir. Kefil sorumluluğunun kapsamı ve sınırlarını bilmekte­dir. Kira süresinin, 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanun’ un 11. maddesi gereğince uzadığı hallerde, uzayan kira süresi bakımından kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için; öncelikle bu hususun (kefilin sorumluluğunun uzayan dönem için de devam edeceğinin) sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olması gerekir. Bunun yanında, kefilin uzayan dönemdeki so­rumluluğunun azami hangi süreyle ve hangi miktarla sınırlı olacağının açıkça gösterilmiş olması da şarttır. Ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresine ilişkin olan ve kefili sınırsız bir sorumluluk altına sokan sözleşme hükümleri geçerli değildir. Olayımızda da, kefaletin kiracının, kiralananda faaliyet gös­terdiği sürece devam edeceği belirtilmiş ise de; kefilin gerek sorumlu olaca­ğı süre gerekse azami miktar gösterilmemiş olduğu için müşterek mütesel­sil kefillerin sorumluluğu sözleşmenin düzenlendiği tarih olan 01.05.2002 ta­rihinden itibaren bir yıl süreyle sınırlıdır. Davacı borçlular hakkında başlatmış olduğu icra takibi ile kefillerin sorumlu olduğu bu dönemden sonra gelen Mayıs, 2003- Nisan, 2005 aylar arası kira bedelini istemiştir. Bu durumda ke­filler hakkında itirazın kaldırılmasına karar verilmesi doğru olmadığı gibi ala­cak istemi kısmen kabul edildiğinden reddedilen asıl alacak üzerinden dava­lılar lehine inkar tazminatına karar verilmemesi de hatalı görüldüğünden ka­rarın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) No’lu bentte yazılı nedenlerle tahliyeye ilişkin hü­küm kısmının (ONANMASINA), yukarıda (2) No’lu bentte yazılı nedenlerle kararın davalı borçlular Cengiz ve Aytuğ açısından alacak ve inkar tazmina­tına yönelik olarak hüküm kısmının (BOZULMASINA), onanan kısım için temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 26.06.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir