KUSUR SORUMLULUĞU

T.C.
YARGITAY
Onüçüncü Hukuk Dairesi
E:2005/15654
K: 2006/4848
T:31.03.2006
KUSUR SORUMLULUĞU
ÖZET: Roma hukuku ile müşterek hukukun esaslarını be­nimseyen Borçlar Kanunumuz kusur prensibine dayanmak­ta olup, buna göre zararın başkasına yükletilmesinin koşu­lu kusurdur. Hukukta gerçekleşen zararla sorumluluğun bağlandığı olay veya davranış arasındaki sebep-sonuç iliş­kisine, genel anlamda illiyet bağı denilir. Davacıların do­ğan zararı ile davalıların eylemleri arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı takdirde sorumlu tutulmaları mümkün değildir.
Bir kişinin zarara kendisinin kusuru ile sebebiyet vermesi halinde, zarara o kişinin kendisi katlanır. Ancak zarar görenin ağır kusuru, illiyet bağını kesecek yoğunluk­ta değil ise, hemen illiyet bağının kesileceği sonucuna va­rılamaz, bu durumda tazminattan indirim yapılması gere­kir.
Somut olay, bu ilkeler ışığında değerlendirilerek davalıların sorumlulukları belirlenip bir karar verilmeli­dir.
818 s. BORÇLAR KANUNU [Madde 41]
4077 s. TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN [Madde 3]
4721 s. TÜRK MEDENÎ KANUNU [Madde 2]
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddi­ne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca duruşma-lı olarak temyiz edilmiş ise de miktar itibariyle reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşu­lup düşünüldü.
Davacılar, 19.06.2004 günü elbise almak için A… iş merkezinde bulunan B… Club’e gittiklerini, davacılardan Ahmet’in elbise denemeleri sırasında cüzdanını annesi olan diğer davacıya verdiğini, Aynur’unda oğlunun denedi­ği elbiseyi görmek için cüzdanı içine koyduğu çantayı yanında bulunan tez­gâhın üzerine koyduğunu, bir iki dakika denenen elbiseye bakıldığı sırada çantanın çalındığının fark edildiğini, çantada kredi kartları bulunması nede­niyle ilgili bankalara hemen telefon açılmış ise de bu arada kartlardan 2.600.000.000 lira çekildiğini, işyeri otoparkında bulunan otoya ait anahtarın da çantada olduğu için güvenlik görevlisinden yardım istendiğini, onun da saat 20.00 den sonra sorumluluklarının bulunmadığını bildirdiğini, hemen en yakın karakola müracaat edilerek çalınan eşyaların beyan edildiğini, olayın meydana geldiği mağazada güvenlik kamerasının bulunmadığı gibi, iş mer­kezinin güvenlik kameralarının da fiziki engel nedeniyle mağaza çıkışını görüntüleyemediğini, çalınan çantada nakit olarak 350.000.000 lira, döviz ola­rak 300 ABD doları ve 400 EURO ve ayrıca tamir için taşınan pırlanta bilezik olduğunu, davalılar B… Mağazacılık Tekstil Sanayi Ticaret A.Ş ile K… Giyim San. ve Tic. Ltd. Şti. B… Club’un sahibi ve işletmecisi olarak diğer davalı ile birlikte sorumlu olduklarını, ayrıca olay nedeniyle manevi üzüntü duyulduğu­nu ileri sürerek, Aynur için 5.950.000.000 lira Ahmet için 1.180.800.000 lira maddi ve her bir davacı için 2.500.000.000 TL manevi tazminatın olay tari­hinden yürütülecek kanuni faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı, S… İnşaat ve İşletme A.Ş. cevabında. A… İş Merkezinin 35 kişi­ye ait olup, bağımsız bölümlerin kiraya verildiğini, mağazadaki fiili hâkimiye­tin kiracıya ait olduğunu, bu nedenle tasarruf hakkı bulunmayan kiralayanın bu tür olaylarda sorumlu tutulamayacağını, kusurun davacılarda olduğunu, zararın da ayrıca kanıtlanması gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiş­tir.
Davalı, B… Boğaziçi A… Mağazacılık Tekstil San. ve Tic. A.Ş. cevabın­da, iddia edilen olayın geçtiği mağazanın firmasının ürünlerini sattığını, fiili idaresinin diğer davalı K… firması tarafından yapıldığını, olayda kusur ve so­rumluluğunun bulunmadığını, zararı da kabul etmediklerini savunarak dava­nın reddini dilemiştir.
Diğer davalı K… Giy. San. Ltd. Şti. de cevabında, hırsızlık veya yanke­sicilik olayına mağaza çalışanlarının karıştığı yolunda bir iddia bulunmadığını, olayda kusur ve ihmalin davacılarda olduğunu, iddia edilen zarar kalem­lerini de kabul etmediklerini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın ayıplı hizmet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, tüketici yararına göre imal eden ve satanın tüketiciye karşı sorumlu olduğu, bu itibarla hırsızlık olayının olduğu mağazanın B… Ürünü sattığı ve bu Unvan ile iş yaptığından husumet itirazının yersiz oldu­ğu, keza, davalı S… Inş. İşletme A.Ş.nin A… İş Merkezini kiraya veren ve güvenlik şirketiyle sözleşme yapan durumunda yani istihdam eden olduğu, böyle bir işyerine gelen müşterinin yapılan reklâmlara ve verilen hizmete gü­venerek geldiği, işyerindeki müşterinin davalıların hâkimiyet alanında olup, mağaza içinde tüketiciyi her türlü kötülükten korumak zorunda oldukları, da­vacıların para ve eşyasının çalınmasında yeterli önlemlerin alınmadığı için davalıların kusurlu ve sorumlu olduğu, çalındığı iddia olunan para ve eşya­nın davacıların yanında olması mümkün olan miktar ve nitelikte olup, mad­di zarardan davalıların sorumlu olduğu, manevi tazminat koşullarının oluş­madığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Anne oğul olan davacıların olay günü alış veriş için davalılardan K… Giyim San. Tic. A.Ş.nin (bundan sonra kısaca K… olarak anılacaktır) işle­teni olduğu işyerine gittikleri, Ahmet’in elbise denemeleri sırasında cüzda­nını annesi olan diğer davacıya emanet ettiği, Aynur’un da Ahmet’e ait cüz­danı kendi çantasına koyduktan sonra çantasını yandaki tezgâhın üstüne koyarak oğlunun giydiği kıyafet ile ilgilenirken çantanın çalındığı, kısa sayıla­bilecek sürede çantada bulunan kredi kartları ile nakit para çekimi yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Böyle bir olayda öncelikle, işyerinde B… markalı ürünlerin satılması nedeniyle bu markalı ürünleri bayilik sözleş­mesi uyarınca bu işyerine veren B… Mağ. Tek. San. Tic. A.Ş (bundan son­ra B… olarak anılacaktır) ile K… ile kira sözleşmesi imzalayan ve işyerinin bulunduğu alış-veriş merkezinin genel olarak işleten diğer davalı S… Inş. İşi. Tic. A.Ş.nin (bundan sonra kısaca A… olarak anılacaktır) kusur ve so­rumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durulması gerekir.
Hemen belirtmek gerekir ki, tüm davalılara yüklenmek istenen kusur ve sorumluluk, Culpa’ın Contrahiende, sözleşme görüşmeleri sırasında işlenen kusura dayanmaktadır. Burada henüz sözleşme kurulmadığı için dar anlamda bir haksız fiil sorumluluğundan söz edilebilir. (Hüseyin Hatemi Söz­leşme Dışı Sorumluluk C.ll İst. 1993 sh. 4.b), ihlal edildiği ileri sürülen yü­kümlülük asli borç ilişkisi ile ilgisiz olup, sadece işyeri sahibinin müşterinin zarara uğramaması için özen yükümüne uymamasından doğan bir borç iliş­kisi doğmaktadır. Buradaki sorumluluğunun temelini MK.nun 2. maddesin­de ifadesini bulan dürüstlük kurallarının oluşturduğu söylenebilir(Dr. Mus­tafa Kılıçoğlu sorumluluk Hukuku C. 1 sh. 3). Böyle olunca, doğan zara­rın, üçüncü kişilerin omuzlarına yıkılarak denkleştirilmesi yoluna gidilirken dikkatli olunmalıdır. Roma hukuku ile müşterek hukukun esaslarını benimse­yen Borçlar Kanunumuz kusur prensibine (culpa prensibine) dayanmakta olup, buna göre zararın başkasına yükletilmesinin koşulu kusurdur. Hukuk­ta gerçekleşen zararla sorumluluğun bağlandığı olay veya davranış arasın­daki sebep-sonuç ilişkisine genel anlamda illiyet bağı denilir. Davacıların do­ğan zararı ile davalıların eylemleri arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı takdirde sorumlu tutulmaları mümkün değildir. Bu açıklamalardan sonra so­mut olaya dönecek olursak, davalı K…’nın davalı B… tarafından üretilen gi­yim ürünlerini sattığı tartışmasızdır. Bu haliyle B…’nin 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 3. maddesinde belirtilen “imalatçı-üretici” tanımına uyduğu ve anılan yasanın 3.3 maddesi hükmü uyarınca da satılan malların ayıplarından sorumlu olduğu açıktır. Ne var ki B… ile K… arasında­ki ilişki acente veya şube ilişkisi olmayıp, bayilik ilişkisi içerisinde olduğu anlaşılmaktadır. O halde B…’yi 4077 sayılı Yasa hükümleri gereğince de so­rumlu tutmak mümkün değildir. İstihdam eden durumda da olmayan K…’nin sözleşme dışı sorumluluk ilkelerine göre zayıf haksız fiil sorumluluğunun bu davalıya sirayet ettirmek sorumluluk hukuku ilkeleriyle bağdaşmaz. Dolayı­sıyla zarar ile B…’nin davranışı arasında uygun illiyet bağı olmadığından hu­sumet yöneltilmesi mümkün değildir.
A……. yönünden bakıldığında ise, A…’nın K…’ye taşınmazı kiralayan olduğu, A… isimli iş merkezinin ortak alanlar ile ilgili güvenlik dahil hizmet verdiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, işyeri kiraya verilmekle o bağımsız bölüme ait işletme hakkı kiracı durumunda olan K…’ye geçmiştir. A…’nın artık bağımsız bölümlere müdahale etme gibi bir hakkı ve yetkisinin bulunmadığı gibi, olay genel alanlarda vuku bulmadığına, olayda sorumluluğunu gerektirir başkaca kişisel kusuru iddia ve ispat edilemediğine göre bu davalının da kusur ve sorumluluğundan söz edilemez. Olayın öğrenilmesi üzerine çok sa­yıda kişinin içeride bulunduğu iş merkezinin tüm kapılarının kapatılarak her­kesin şüpheli durumuna getirilmesi ve daha ötesi hürriyetlerinin sınırlandırıl­ması da mümkün değildir, öyle olunca, bu davalının da kusur ve sorumlulu­ğu bulunmamaktadır.
Açıklanan bu nedenlerle davalı B… ve A… hakkındaki davanın reddi ge­rekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2 Diğer davalı K…’nin temyiz itirazlarına gelince; dosya kapsamına, tak­dir edilen delillere ve özellikle sıradan bir mağaza olmayan K…’nin alışveriş için işyerine gelen müşterinin mal güvenliğini, özellikle kendi muhafazasına terkedilmiş bir eşyasını asgari özen yükümlülüğünde korumak ve kollamak zorunda bulunmasına göre, bu davalının diğer temyiz itirazları yerinde değil ise de, bir kişinin zarara kendisinin kusuru ile sebebiyet vermesi halinde za­rara o kişinin kendisinin katlanması gerektiği genel hukuk ilkelerindendir.
3 Kaldı ki, hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz. Ne var ki zarar görenin ağır kusuru illiyet bağını kesecek yoğunlukta değil ise, hemen illiyet bağı­nın kesileceği sonucuna varılamayacağı doktrinde (Dr. Mustafa Kılıçoğlu Sorumluluk Hukuku C.1 sh 326) kabul edilmekte ve bu durumda tazminat­tan indirim yapılması gerektiği benimsenmektedir. Davacı Ahmet’in sakla­ması amacıyla kendisine teslim ettiği cüzdanı ve kendi çantasını yandaki tezgâha kontrolsüz bırakan ve cüzdanda bulundurulan kredi kartlarının da şifresini kolayca elde etmesine imkân veren davacıların, olayda ağır kusurlu olduğunun kabulü zorunludur. Böyle olunca mahkemece, davacıların ağır kusurlu olduğu gözetilerek hükmedilen tazminattan indirim yapılması gere­
4 kirken bu hususu gözardı ederek yazılı şekilde hüküm tesisi de usul ve ya­saya aykırı olup bozma nedenidir.
5 Davacıların temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacılar zararlarını kanuni faizi ile talep ettikleri halde mahkemece faiz isteği hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de isabetsiz olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı B… Mağazacılık Tekstil San. Tic. A.Ş. ve S… İnşaat ve İşletme A.Ş. yararına, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı K… Giy. San. ve Tic. Ltd. Şti. yararına, 3. nolu bentte yazılı nedenlerle davacılar yararına (BOZULMASI­NA), peşin harcın istek halinde iadesine, 31.03.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir