LEHE YASANIN BELİRLENMESİ VE UYARLANMASI / UYARLAMA KARARI / DURUŞMA AÇILMASI

T.C.
YARGITAY
Altıncı Ceza Dairesi
E: 2006/8324
K: 2006/5996
T: 13.6.2006
LEHE YASANIN BELİRLENMESİ VE UYARLANMASI
UYARLAMA KARARI
DURUŞMA AÇILMASI

5275 s. CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KAN… [Madde 98]
5275 s. CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KAN… [Madde 101]
5252 s. TÜRK CEZA KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HA… [Madde 9]
Geceleyin silahla gasp ve silahla müessir fiil suçlarından sanık T., 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 497/1,55/3 ( iki defa ), 59 ( iki defa ), 456/4, 457/1. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay ağır hapis ve 256.875.000 Türk Lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair, M. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/06/2004 tarihli ve 2003/274 esas, 2004/210 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, geceleyin silahla gasp suçundan dolayı anılan Kanunun 149/1-a-h, 150/2, 31/3, 62. maddeleri gereğince 3 yıl 4 ay hapis, silahla müessir fiil suçundan dolayı aynı kanunun 73/1. maddesi uyarınca kamu davasının düşürülmesine ilişkin, aynı Mahkemenin 14/06/2005 tarihli ve 2003/274 esas, 2004/210 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 21/02/2006 gün ve 006747 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C. Başsavcılığının 20/04/2006 gün ve Y.E.2006/35393 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 02/05/2006 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan yazıda;
Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13/10/2005 tarihli ve 2005/10431-12718 sayılı ilamına nazaran, sonraki kanunun unsurlarının veya özel hallerinin değişmesi, cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi yada artırım veya indirim sebeplerinin değerlendirilmesi, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi veya ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılmasının zorunlu olduğu hallerde ise, duruşma, açılmak, suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekeceği ve bu şekilde verilecek kararların da temyiz kanun yoluna tabi olacağı kabul edilerek yapılan incelemede;
Ek kararın duruşma açılmak suretiyle verilmesi gerektiği gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde,
Kabule göre de,
a ) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 150/2. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramı ile, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerlik bulunmadığı, “değer azlığının” 5237 sayılı Kanun’a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinimi kadar, değer olarak da az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeksizin, yağmalanan cep telefonunun değeri az olmadığı halde, cezasından indirim yapılamayacağı dikkate alınmadan, 5237 sayılı Kanun’un 150/2. maddesi gereğince 1/2 oranında indirim yapılmasında,
b ) 5237 sayılı Kanun’un lehe hükümlerinin uygulanması sırasında, sanığın üzerine atılı silahla müessir fiil suçunun şikayete tabi olduğundan bahisle şikayet yokluğundan dolayı kamu davasının düşünülmesine karar verilmiş ise de, anılan Kanunun 86/3-e maddesi uyarınca kasten yaralama eyleminin silahla işlenmesi halinde şikayet şartı aranmaksızın kovuşturma yapılacağı seklindeki düzenleme karşısında, uyarlama yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271-sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması” Dairemizden istenilmiştir.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı Hakkında Kanunun 98 ve 101/1 maddeleriyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/1″. maddesi uyarınca kural;”lehe yasanın belirlenmesi” ve uyarlanmasına ilişkin kararların dosya üzerinden verilebilmesidir.
Ancak;
a )-Önceki yasaya göre sonraki yasa suçun öğelerinde değişiklik yapmışsa,
b )-Önceki yasanın türü veya süresi bakımından erteleme dışında bıraktığı ceza, yeni yasa tarafından erteleme kapsamına alınmışsa,
c )-Önceki yasaya göre temel ceza alt sınırdan belirlenmişken, yeni yasa uyarlanırken alt sınırın üzerinde ceza saptanması konusunda veya alt ve üst sınırlar konulmuş artırıcı ya da eksiltici bir hükmün uygulanmasında bir oranın belirlenmesi için mahkemece takdir hakkının kullanılması, böylece bireyselleştirme yapılması zorunluysa, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir.
İnceleme konusu karara gelince;
25.5.2003 günü saat 23.45 sıralarında caddede yürüyen yakınan emanete kayıtlı bıçağı çekerek ve kafayla vurarak cep telefonunu aldığı, geri isteyen diğer yakınan bıçakla ( 10 ) gün is ve gücüne engel teşkil eder nitelikte yaraladığı sabit görülerek, M. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.6.2004 gün ve 2003/274 E, 2004/210 K. sayılı kararıyla 765 sayılı TCY.nın 497/1, 55/3, 59 ve 456/4, 457/1, 5513, 59.maddeleri gereğince 8 yıl 4 ay ağır hapis ve 256.875.000 lira ağır para cezasıyla hükümlendirildiği, kararın Dairemizce onanarak kesinleştiği, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın uygulanması istendiğinde hükümlünün eylemine uyan, 5237 sayılı TCYnın 149/1-a-h maddesi gereğince alt sınır asılarak hükmolunan 12 yıl hapis cezasının, suç konusu eşyanın değeri az kabul edilerek aynı Yasanın 150/2. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirilip, 31/3 maddesiyle 1/2 ve 62.madde ile 1/6 oranında indirim yapılarak sonuçta 3 yıl 4 ay hapsine ve etkili eylem suçundan açılan kamu dava sının düşmesine; “değer azlı ğı ve “indirim oranı” ile temel ceza belirlenirken bireyselleştirme amacına yönelik takdir hakkının nedenleri de gösterilmeden dosya üzerinden karar verildiğinin anlaşılması karşısında;
1- ) Temel cezanın alt sınır aşılarak belirlenmesinin ve 5237 sayılı TCY.nın 150.maddesinin 2.fıkrasındaki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCY.nın 522.maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim sağlaması dışında benzerliğinin bulunmadığı, “değerin azlığının 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ( örneğin; bir kaç meyve veya ekmek, yiyecek; bir iki defter, kalem; sigara, bira ve benzeri ), değer olarak az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği ve uygulanması durumunda 1/3-ten 1/2-‘ye kadar indirim olanağı sağladığı, böylece maddenin uygulanıp uygulanmayacağının ve uygulanması söz konusu olduğunda da oranın belirlenmesinde bireyselleştirme amacına yönelik takdir hakkının kullanılması için duruşma açılarak hüküm kurulması gerekirken, dosya üzerinden karar verilmesi,
2- )Yakınan yönelik etkili eylem suçu hakkında, 5237 sayılı TCY.nın 149/2. maddesi uyarınca bu nitelikteki eylemin yağma suçunun unsuru olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
SONUÇ : Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay C.Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükümlü hakkında M. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.6.2005 gün ve 2003/274 E. 2004/210 K. Sayılı dosya üzerinden verilip kesinleşen uyarlama kararının 5271 sayılı CMUK.nun 309.maddesi gereğince BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı da gözetilerek, aynı Yasanın 309/4-b maddesi uyarınca işlemlerin Mahkemesince mahallinde yapılmasına, 13.06.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir