MUSİKİ ESERLERİNDE İKTİBAS

T.C.

YARGITAY
Onbirinci Hukuk Dairesi
E: 2005/3742
K: 2006/3428
T: 03.04.2006
MUSİKİ ESERLERİNDE İKTİBAS
ÖZET:FSEK.nun 3. maddesine göre, müzik eserleri her nevi sözlü ve sözsüz bestelerdir. Musiki eserlerinde koruma konusu, işitilen eserler arasındaki sıra ve bağlılık, seslerin melodi, ritim ve harmoni ile belirli karışımları ve aynı za­manda ses ile ifade edilen musiki eserlerinin içeriğidir. Musiki eserinde sahibinin hususiyetinin varlığının tespitin­de ise, o eserin sıradan bir dinleyici nezdinde yarattığı iz­lenim esas alınmalıdır. Ancak, söz konusu izlenimin tespitin­de her uyuşmazlığın özelliğine göre bilimsel bir yöntem iz­lenmelidir.
5846 s. FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU (1) [Madde 3]
5846 s. FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU (1) [Madde 35]
5846 s. FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU (1) [Madde 69]
5846 s. FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU (1) [Madde 70]
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Birinci Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.09.2004 tarih ve 2002/136-2004/518 sa­yılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı Salih vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, bestesi ve sözleri müvekkiline ait “Karagül” adlı eserin na­karat kısmının, Kerem’in seslendirip Zerrin’in vokal olarak eşlik ettiği “Veda” adlı eserde aynen kullandığını, eserin bestecisinin davalı Salih olarak göste­rilip kaset ve cd. şeklinde davalılarca piyasaya sürüldüğünü, müvekkilinin bu olay nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik (7.500.000.000) TL maddi ve aynı meblağda manevi tazminatın temerrüt fa­iziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini, tecavüzün önlenmesini ve hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı K… A.Ş. vekili, davanın reddini savunmuş; diğer davalı Salih veki­li, tarafların eserlerinin sadece nakarat bölümlerinin benzediğini, bunun her müzik eserinde görülebilecek olağan bir benzerlik olduğunu, notaların aynı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalılar­ca piyasaya sürülen eserin, davacı eser sahibinin eserinin esaslı kısmından yararlanılarak izinsiz oluşturulduğu, davacının yayma ve çoğaltma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, (4.513.846.154) TL maddi ve (5.000.000.000) TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte da­valılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar veril­miştir.
Kararı, davalı Salih vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden anlaşıldığı üze­re yargılama sırasında 19.08.2003 tarihli mahkeme kararı ile davalı K… A.Ş.’nin iflasına karar verilmiştir.
İflasın açılması, iflas masasına giren mal ve haklarla ilgili bilumum hukuk davalarını acele olanlar istisna olmak üzere ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonraya kadar durdurur. Bu hükmün amacı, iflasın açılması ile, tasar­ruf yetkisi kısıtlanıp yerini iflas idaresi alan müflisin davacı veya davalı olarak taraf bulunduğu davaları devam ettirmekte fayda olup olmadığını tespit ba­kımından iflas idaresine imkan sağlamaktır. İflas idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflas or­ganlarının teşekkül etmesi ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunma­sı gerekir. İşte bu nedenle İİK’nun 194. maddesine göre hukuk davalarının if­lasın açılması ile belli bir süre için durması kabul edilmiştir.
Bu durumda mahkemece bir ara kararı ile davalı K… A.Ş. hakkındaki da­vanın ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonraki bir tarihe kadar durma­sına karar verilmesi, o tarihten sonra davaya devam edilmesi gerekirken anı­lan davalı şirket yönünden de işin esasına yönelik karar verilmesi doğru gö­rülmemiştir.
2- Davalı Salih vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava FSEK.’nun 69 ve 70. maddelerine dayalı maddi ve manevi tazminat ile tecavüzün önlenmesi istemine ilişkindir.
“Karagül” isimli musiki eserinin beste ve güftesinin davacıya ait olduğu, davalı K… A.Ş.’nin fonogram yapımcısı ve diğer davalı Salih’in besteci eser sahibi olarak belirtildiği dava konusu “Veda” adlı musiki eserinin de davacı eserinden daha sonra piyasaya arz edildiği konularında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki çözümü gerektiren uyuşmazlık, sözkonusu eserlerin bestesinin aynı veya benzer olup olmadığı, şayet bir benzerlik var ise bunun, her musiki eserinde bulunması mümkün, olağan bir rastlantı veya esinlenme olup olmadığı, FSEK.’nun 35/3. maddesine göre iktibas serbestisi kapsa­mında kalıp kalmadığıdır.
Mahkemece görüşüne başvurulan iki kişilik bilirkişi kurulunca düzenle­nen ilk raporda, önce yanlış eser incelenmiş ve mahkemece gerektiğinde müzik uzmanlarından oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınabileceği bildirilmiş, daha sonra doğru eserler üzerinde yapılan inceleme sonucu dü­zenlenen ek raporda, her iki eserin de neredeyse birbirinin aynı olduğu be­lirtilmiştir. Mahkemece ek rapordaki görüşe itibar edilerek karar verilmiş ise de, bu raporun tarafların iddia ve savunmalarını ayrıntılı bir şekilde değerlen­diren, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bir rapor olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
FSEK.’nun 3. maddesine göre, müzik eserleri her nevi sözlü ve sözsüz bestelerdir. Musiki eserlerinde koruma konusu, işitilen sesler arasındaki sıra ve bağlılık, seslerin melodi, ritim ve harmoni ile belirli karışımları ve aynı za­manda ses ile ifade edilen musiki eserlerinin içeriğidir.
Musiki eserinde sahibinin hususiyetinin varlığının tespitinde ise, o eserin sıradan bir dinleyici nezdinde yarattığı izlenim esas alınmalıdır. Ancak, sözkonusu izlenimin tespitinde her uyuşmazlığın özelliğine göre ve yukarıda açık­lanan ilkeler gözönüne alınmak suretiyle bilimsel bir yöntem izlenmelidir.
Oysa, mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunda, aralarında bir müzik uzmanı bilirkişi de bulunmasına rağmen hiçbir bilimsel görüş açıklanmaksızın “Veda” adlı eserde kullanılan fon müziğinin, davacıya ait “Karagül” adlı müzik eserinin nakarat bölümündeki melodi ile aynı olduğu sonucuna varıldığı belirtilmiştir. Az önce de açıklandığı üzere hiçbir bilimsellik taşıma­yan bu rapora itibar edilemez.
O halde mahkemece müzik uzmanlarından oluşan yeni bir bilirkişi heye­tinden görüş alınarak, davacıya ait “Karagül” adlı müzik eserinin nakarat bö­lümündeki melodi ile dava konusu “Veda” adlı eserde kullanılan fon müziği karşılaştırılmak suretiyle, davacıya ait “Karagül” adlı musiki eseri bestesinin koruma kapsamı belirlendikten sonra, dava konusu “Veda” adlı eserde kul­lanılan fon müziğinin FSEK.’nun 35/3. maddesi anlamında iktibas serbestisi içinde kalıp kalmadığı veya müstakil bir musiki eseri olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ya da davacı eserine tecavüz oluşturacak derecede aynı ya da benzeri olup olmadığı hususlarında açıklamalı ve denetime elve­rişli bir rapor düzenlettirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir­ken, eksik inceleme ile yazılı şekilde bir hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve kapsamına göre, davalı Salih vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı Salih vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı Salih yararı­na (BOZULMASINA), (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Salih vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,ödediği temyiz peşin harcın isteği haline temyiz edene iadesine, 03.04.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir