NAFAKA DAVASI / YAŞAM SEVİYESİ / AYRI YAŞAMA / TEDBİR NAFAKASI

T.C.
YARGITAY
Üçüncü Hukuk Dairesi
E. 2006/6179
K. 2006/8417
T. 26.6.2006
NAFAKA DAVASI
YAŞAM SEVİYESİ
HAYAT SEVİYESİ
AYRI YAŞAMA
TEDBİR NAFAKASI
4721 s. TÜRK MEDENİ KANUNU [Madde 4]
4721 s. TÜRK MEDENİ KANUNU [Madde 186]
4721 s. TÜRK MEDENİ KANUNU [Madde 197]
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davada, ayrı yaşamda haklılık iddiasına dayalı olarak, davacı ( kadın ) için aylık 750 YTL tedbir nafakası istenilmiştir. Mahkemece, davacı ve davalının emekli olduğu, ekonomik güçlerinin birbirine yakın olması, davacının ailesi ile birlikte oturması, yaşı gözönüne alınarak, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK’nın 186/3. maddesinde; eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılırlar, hükmü yer almıştır.
Aynı yasanın 197. maddesine göre de; ayrı yaşamı da haklı olan eş diğer eşten tedbir nafakası isteyebilecektir.
Somut olayda; davacı ( kadın ) ayrı yaşama hakkına dayalı olarak tedbir nafakası istemektedir. Tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenleme gereği, davalı ( koca ), birliğin giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Zira evlilik birliğinin korunması ve devamını sağlamak için eşlerin asgari ölçüde uyması gereken bazı yükümlülükler ve karşılamaları gerekli bazı ortak giderler mevcuttur. Bu giderlere örnek olarak, kira parası, yakıt parası, elektrik, telefon ve su parası gibi giderler gösterilebilir, giderlere katılmada ise ölçü eşlerin “güçleri” esas alınmalıdır. Davacı ( kadın )nın geliri bulunması, emekli olması, gelirlerinin davalıyla denk olması, hatta davalının gelirinden daha fazla olsa bile, davalı ( koca )yı ortak giderlere katılma yükümlüğünden büsbütün kurtarmaz, bu durum sadece nafaka miktarının takdirinde etkili olabilir. Keza, davacı ( kadın )nın belirli ve sürekli bir gelirinin olması, ona, tedbir nafakası bağlanmasını engelleyici bir hal değildir.
Hakim, eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyesini ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir.
Dosyada elde edilen delillerden; dava tarihi itibariyle davacının ev hanımı olup bir gelirinin bulunmadığı, herhangi bir kurumdan emekli olduğuna dair dosyada bir delil de bulunmadığı, davalının ise 657 TIL emekli maşının olduğu anlaşılmıştır.
Davalının açtığı boşanma davası, davalının kusurlu olması nedeniyle reddedildiği, davadan sonra da taraflar bir araya gelmemiş, davalı birlikte yaşamak için herhangi bir barış girişiminde de bulunmamıştır. Taraflar uzun süredir ayrı yaşamaktadır. Dolayısıyla davacı ayrı yaşamakta haklıdır.
Mahkemece, davacı ( kadın )nın ne kadar gelirinin bulunduğu tam olarak araştırılmalı, davacının sadece emekli geliri tesbit edilse dahi, dava reddedilmeyip yukarıda açıklanan ilke ve esaslar gözetilerek, TMK’nın 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak, ayrı yaşamda haklı olan davacı ( kadın ) için, az da olsa hakkaniyete uygun bir miktar nafakaya hükmolunmalıdır. Yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.06.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir