ÖDEME İTİRAZINDA BULUNAN BORÇLU

T.C.
YARGITAY
Birinci Hukuk Dairesi
E: 2006/10542
K: 2006/13262
T: 20.6.2006
ÖDEME İTİRAZINDA BULUNAN BORÇLU

2004 s. İCRA VE İFLAS KANUNU (1)(2) [Madde 169]
2004 s. İCRA VE İFLAS KANUNU (1)(2) [Madde 170]

Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibine başlandığı, borçluya örnek 163 nolu ödeme emrinin tebliğ edildiği, adı geçen vekilinin yasal sürede icra mahkemesine başvurarak “senedin taşınmaz alım satımı nedeniyle ve satış bedeli karşılığı imzasız olarak verildiğini ve satış bedelinin ödendiğini” beyan ederek itiraz ettiği görülmüştür. Borçlu vekili itiraz dilekçesinde borcu kabul ederek ödeme itirazında bulunduğuna göre, artık geçerli bir imza itirazında bulunulamayacağından, ödeme itirazını İİK/169-a maddesinde sayılan belgelerden biri ile ispatlamalıdır. Borçlu, bu nitelikte bir belge ile itirazını ispatlayamadığına göre mahkemece itirazın reddine karar verilmesi gerekirken imza incelemesi yapılarak takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Kabule göre de herhangi bir belgedeki imza ve yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin , konunun uzmanınca ve yeterli donanıma sahip bir laboratuar ortamında optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza ve yazının tersimi seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtayın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza ve yazıların hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarını fotoğraf yada diğer uygun görüntü teknikleri ile de desteklenmesi şarttır. Hükme esasa alınan bilirkişi raporunda hangi ortamda ne tür teknik cihazlar kullanılarak inceleme yapılıp sonuca varıldığı açıklanmamış sadece grafolojik ve grafometrik metotların uygulandığının belirlenmesi ile yetinilmiş, ulaşılan sonucun maddi dayanakları denetime elverişli şekilde ortaya konulmamıştır. Bu+nitelikteki bir bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulamaz. ( H.G.K. 30-5-2001, 2001/12-246 E, 2001/476 K. sayılı kararı )
Mahkemece yapılacak iş yukarıda açıklanan ilke ve yöntemlere uygun olarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesidir. Eksik incelemeye ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı karar verilmesi dğru olmadığı gibi İİK. 170/3 maddesine göre tetkik mercii aynı kanunun 68/a maddesine göre yapacağı inceleme sonunda inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığı kanaatine varırsa itirazın kabulü ile birlikte takibin durdurulmasına karar verileceği ve 4. fıkra uyarınca ise senedi takibe koymada kötü niyeti ve ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklının takip konusu alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminatla ve %10 para cezası ile sorumlu tutulabileceği hüküm altına alınmıştır. Şartların oluşması halinde borçlu yararına tazminata ve para cezasına karar verir.
Somut olayda takip dayanağı çek bono lehdarın cirosu ile alacaklıya geçmiş olup keşideci borçlu ile doğrudan ilişki içinde bulunmadığının kabulü zorunludur. Bu durumda adı geçenin çeki takibe koymada ne surette kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu kanıtlanmadan tazminat ve para cezası ile sorumlu tutulması ve yukarıda belirtilen madde hükmüne aykırı olarak takibin durdurulması yerine iptaline karar verilmesi yasaya uygun bulunmamıştır. 20/06/2006

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir