ÖLÜM AYLIĞI

T.C.

YARGITAY

Onuncu Hukuk Dairesi

E: 2005/13980

K: 2006/6390

T: 27.4.2006

ÖLÜM AYLIĞI

506 s. SOSYAL SİGORTALAR KANUNU (1) (2) (4)(5) [Madde 24]

Davacılar, oğulları M…

….’in ölümünden dolayı kendilerine ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemişlerdir.

Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davalılardan Sosyal Sigortalar Kurumu Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Dava, S.S.Ö…

… Konut Yapı Kooperatifi’ne ait işyerinde 04.04.1998 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu, bekâr olarak vefat eden sigortalı Metin Tunç’un anne ve babası olan davacılara ölüm geliri bağlanmasına ilişkin olup, Mahkemece, davacıların mal varlıklarının ve gelirlerinin olmadığı, sigortalı Metin’in gelirine muhtaç oldukları gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

Sigortalının ölümü tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 24. Maddesi uyarınca, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının anne ve babasına gelir bağlanabilmesi için, anne-babanın, sigortalının ölümünden önceki tarihlerde ekonomik ve sosyal bakımdan muhtaç olmaları ve sigortalının yardımına gereksinimlerinin bulunması ve giderek bu ihtiyaçların ağırlıklı şekilde sigortalı tarafından karşılanmakta olması zorunluluğu vardır. Diğer bir anlatımla, sigortalı, sağlığında muhtaç durumdaki ana babasının geçimlerini, sürekli ve düzenli olarak günlük gereksinimlerine yetecek nitelik ve önemdeki yardımlarla sağlamış olmalı, onun ölümü ile de ana-baba bu destekten yoksun kalmış bulunmalıdır.

Somut olayda; 01.07.1975 doğumlu olup, iş kazası sonucu ölümün gerçekleştiği 04.04.1998 tarihinde 22 yaşında ve bekar olan sigortalının, sigortalı çalışma gün sayısı toplamının 31 günle sınırlı olduğu, kaldı ki, iş kazasının olduğu tarihte aynı işyerinde davacı babanın da çalıştığı, bu tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Medeni Kanununun 152.maddesi uyarınca, koca birliğin reisi olup, eş ve çocukların geçimini sağlama ödevi kocanın olmakla, davalılar açısından yukarıda açıklanan biçimde, ana-babanın geçiminin sigortalı tarafından sağlanmasına ilişkin yasal koşulların gerçekleşmediği, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır.

Ancak, 29.07.2003 tarihli 4958 sayılı Kanunun 35. maddesi ile 506 sayılı Kanunun 24. maddesinde yapılan değişiklikle “Sigortalının ölümü tarihinde eşine ve çocuklarına bağlanması gereken gelirlerin toplamı, sigortalının yıllık kazancının %70’inden aşağı ise, artanı, eşit hisseler hâlinde sosyal güvenlik kuruluşlarına tâbi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan ana ve babasına gelir olarak verilir.Ancak, bunların her birinin hissesi sigortalının yıllık kazancının %70’nin dörtte birini geçemez” hükmü getirilmiştir ki; görüldüğü üzere, “….geçimi sigortalı tarafından sağlanması” koşulu yasa metninden çıkartılmıştır. Hemen belirtmek gerekirse sosyal güvenlik hakkı kamu düzeniyle ilgili bulunması hesabiyle sigortalılar lehine düzenlenen bu yeni kuralın eski olaylara da uygulanması gereği vardır. Öte yandan dosya kapsamına bu bağlamda bakıldığında yeni yasal düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle; davacı baba Abdulvahap ile anne Melike’in çalışmadıkları gibi, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan gelir almadıkları, babanın kazadan sonra üzüntü nedeniyle çalışamaz hale geldiği açıkça anlaşılmaktadır. Öyle ise davacıların 4958 sayılı Yasanın 35.maddesi ile değişik 506 sayılı Yasanın 24.maddesinin yürürlüğe girdiği 06.08.2003 tarihini izleyen aybaşı olan 01.09.2003 tarihinden itibaren, iş kazasında ölen oğullarından dolayı, gelir bağlanmasına hak kazandıkları gözetilmeksizin mahkemece sigortalının ölüm tarihinden itibaren davanın kabulüne karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O hâlde, davalı Kurum Vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), 27.04.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir