ORMAN KADASTROSUNA İTİRAZ / KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ

T.C.

YARGITAY

Yirminci Hukuk Dairesi

E:2006/5375

K:2006/6436

T: 09.05.2006

ORMAN KADASTROSUNA İTİRAZ
KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ
ÖZET: Orman kadastrosu dışında kalan orman içi açıklık­lar 6831 sayılı Yasanın 1711-2 maddesi gereğince devletin hüküm ve tasarrufunda olup zilyetlikle kazanılamaz. Öte yandan dava konusu yer eylemli olarak ta ormandır. Fiilen orman olan yerler 6831 sayılı Yasanın 11/5 maddesi gere­ğince Hazine tarafından Orman yönetimine tahsis edilebi­lir. Davacının ileri sürdüğü tapu kaydının tüm aramalara rağmen tapu arşivlerinde bulunmadığı için, mahkemenin tarafların sunduğu delillerle bağlı olması ilkesi gereğince tapu kaydından da söz edilemez.

6831 s. ORMAN KANUNU (1) (2) [Madde 2]
6831 s. ORMAN KANUNU (1) (2) [Madde 11]
6831 s. ORMAN KANUNU (1) (2) [Madde 17]

Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruş­ması sonunda kurulan hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılar Orman Yö­netimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşü­nüldü:

Davacı gerçek kişiler 08.10.2003 günlü dava dilekçesi ile, K… Köyünde yapılan 2/B madde uygulaması sırasında XXI numaralı 2/B poligonu olarak orman sınırları dışına çıkartılan taşınmazın, orman olmadığını ve dedeleri Mustafa’dan kaldığını, orman kadastro tutanaklarında Mustafa’nın isminin de yazılı olduğunu, Hasan’ın taşınmaz üzerinde herhangi bir zilyetliği olma­yıp, kendi zilyetliklerinde bulunduğunu ileri sürerek 2/B madde uygulaması­nın iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece davanın kısmen ka­bulüne. XXI numaralı 2/B poligonu ile ilgili 2/B madde uygulamasının iptali­ne, tescile ilişkin dava yönünden görevsizliğe karar verilmiş, hüküm davalı­lar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 6 aylık itiraz süresi içinde açı­lan orman kadastrosuna ve 6831 sayılı Yasanın değişik 2/B madde uygula­masına itiraz ve tescil istemine ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Yasaya göre 1948 yı­lında yapılan orman kadastrosu ile 14.04.2003 tarihinde ilan edilerek kesin­leşen sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.

Keşifte bilgilerine başvurulan uzman orman ve fen bilirkişi, dava konusu XXI numaralı 2/B madde poligonununun 1948 yılında yapılarak kesinleşen orman tahdidinde 11008 m2’lik bölümünün (2) nolu iç parsel olarak, tahdit tutanağı ekinde bulunan sicil tablosunda gösterilen 29 Şevval 1292 tarih 169 numaralı 6 dönüm tapu kaydının uygulanması sonucu tahdit dışı bırakıldığı­nı, (2) nolu iç parselin orman tahdit krokisinde kafes biçiminde taranmış kıs­mının ise, tapu fazlası olduğunu, XXI numaralı 2/B madde poligonu kapsa­mındaki taşınmazın eğiminin %7-18 arasında ve üzerinde, pırnal, kermes meşeleri ile bodur ardıçların oluşturduğu ormanla kaplı ve 30-40 yıldır tarım yapılmaması nedeni ile arazinin yabanlaşmış olduğunu ve 6831 sayılı Yasa­nın 2/B madde koşullarını taşımadığını, 1957 tarihli memleket haritasında açık alan olarak gözüktüğünü, sonuç olarak (A) ile gösterilen 6002 m2 yüzöl­çümlü bölümün orman sayılmayan, (B) ile gösterilen 5006 m2 yüzölçümlü bölümün ise, orman sayılan yerlerden olduğunu açıklamışlardır.

Davacılar, 6831. sayılı Yasanın 11/1 maddesi gereğince haksahibi olduk­larını bildirerek davalarını kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayandırmışlar, yargılama sırasında da tapu kaydı ileri sürmemişlerdir. 1948 tarihli orman tahdit haritası lejant bilgileri bölümünde (2) numaralı iç parselle ilgisi 29 Şev­val 1292 tarih 169 numaralı tapu kaydı gösterilmişse de, sözü edilen tapu kaydının Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Arşiv Başkanlığında yapılan bütün aramalara rağmen bulunamadığı bir yana HYUY’nın 74. maddesi ge­reğince mahkemenin tarafların isteği ve bildirdikleri delillerle bağlı olarak ka­rar vermekle yükümlü olduğu ilkesi gözönünde bulundurulduğuna, taşınma­za ait bir tapu kaydının varlığından söz edilemeyeceği, bilirkişi raporuna gö­re (2) numaralı orman içi parselinin de içinde bulunduğu XXI numaralı 2/B poligonunun zilyetlikle kazanılamayacak eylemli biçimde orman niteliğinde olduğu, (2) numaralı iç parselin yeraldığı alanın 1961 yılında yapılan tapulama çalışmalarında orman olması nedeniyle tespit dışı bırakıldığı ve 1948 yı­lında yapılan orman tahdidinin dışında ise de, dört tarafının ormanla çevrili orman içi açıklığı niteliğinde bulunduğu ve ilgili Yargıtay Daireleri ile HGK’nun bir çok kararında özellikle HGK’nun 11.10.2004 gün ve 2004/7-531/582 sayılı kararında açıklanan ilkeye göre, kesinleşmiş orman kadastro­su sınırları dışında kalan orman içi açıklıklarının dahi 6831 sayılı Yasanın i 7/1 -2 maddesi gereğince devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan bu tür yerlerin öncesi orman olmasa bile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluy­la kazanılmasının olanaklı olmadığı, bu nedenlerle hak kazandırıcı zilyetlik koşulları oluşmayan veya zilyetlikle kazanılması olanaklı bulunmayan yerler­de gerçek veya tüzelkişilerin 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesinde öngörü­len “haksahibi” oldukları kabul edilemeyeceğinden zilyetliğe dayalı olarak orman kadastrosu veya 2/B madde uygulamasına itiraz davası açmadan ak­tif dava ehliyeti ve hukuki yararları olmadığından davanın dinlenme olanağı bulunmamaktadır.

XXI numaralı 2/B poligonunun tamamının eylemli biçimde orman olduğu belirlendiğine göre 2 Aralık 2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürür­lüğe giren 4999 sayılı Yasa ile değiştirilen 6831 sayılı Yasanın 11/5. madde­si gereğince, fiilen orman olan yerlerin Orman Genel Müdürlüğünün talebi üzerine Hazine tarafından Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edileceği gibi, 178 sayılı Yasa Hükmündeki Kararnamenin 13/d maddesi gereğince de or­man olarak kullanılmak üzere her zaman Orman Yönetimine tahsis edilebilir.

Kabule göre de; dava XXI numaralı 2/B poligonunun bir bölümüne yöne­lik olarak açıldığı halde, XXI numaralı 2/B poligonunun tamamına ilişkin 2/B madde uygulamasının iptaline karar verilmesi de doğru değildir.

Açıklanan hususlar gözetilerek, davacı gerçek kişilerin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurul­ması usul ve yasaya aykırıdır.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 09.05.2006 günü oy­birliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir