SENET BEDELİNİN TAHSİLİ / SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME / İSPAT YÜKÜ

T.C.

YARGITAY

Onbirinci Hukuk Dairesi

E. 2005/11743

K. 2006/5169

T. 4.5.2006

SENET BEDELİNİN TAHSİLİ
SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME
İSPAT YÜKÜ
6762 s. TÜRK TİCARET KANUNU (1) (2) [Madde 644]
Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28.07.2005 tarih ve 2005/112-2005/224 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.05.2006 gününde davacı avukatı Kadir Arıkan ile davalı avukatı Hakan Dölek gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak davalının keşide ettiği bono ve çeklerin itimada binaen süresinde tahsile konulmadığını davalının bu durumu suistimal ederek ödeme yapmadığını ileri sürerek TTK.nun 644. maddesi gereğince 211.600 DM., 13.500 USD ve 6.050.000.000 TL’nın senet bedeli vade tarihinden itibaren faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı vekili, taraflar arasındaki otobüs satımına ilişkin adi sözleşme gereğince davacıya ait otobüsün müvekkiline satıldığını, satış bedelinin kısmen ödenmesine rağmen satışın gerçekleşmediğini ödenen, kısımla ilgili senetlerin geri alındığını, davacı uhdesinde kalan teminat senetlerinin zaman aşımına uğradığını bir kısım bonolarda tahrifat yapıldığını bir kısmının ise üzerine ertelendi ibaresi yazılarak çizildiğini, davacı yetkilisinin tahrifatlı ve bedelsiz bonoları tahsile yeltenmekten hakkında derdest ceza davası olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece davacının gerçekleşmeyen alım-satıma dayalı olarak elinde tuttuğu teminat bonolarının tahsilini istediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

Dairemizce davacı vekilinin dava konusu çeklere yönelik temyiz itirazları reddedilerek, dava konusu bonoların hangi hukuki ilişkiye dayalı olduğunun açıklattırılması, ticaret mahkemesi ile ağır ceza mahkemelerindeki davaların sonuçlarının beklenmesi ve gerektiğinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğine işaretle karar bozulmuş ve bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davacı yanın taraflar arasındaki 1998 yılında tanzim edilen adi alım satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu yolundaki açıklaması çerçevesinde dava konusu bonoların davalının borçlarına karşılık teminat olarak alındığının 03.10.2003 tarihli dilekçesi ile kabul edildiği, söz konusu alım satım ilişkisine dayalı olarak yanlar arasında görülen dava sonucunda Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin kararı gereğince tekemmül etmemiş satış sözleşmesine dayalı olarak tarafların aldıklarını iade etmekle yükümlü bulunduklarının belirtildiği, bu durumda dava konusu çeklere ilişkin red kararının Yargıtay bozması kapsamı dışında tutulduğundan kesinleştiği, bonoların ise sözleşmenin tekammül etmemiş olması nedeniyle davalı aleyhine borç doğurmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraflar vekili temyiz etmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve otobüs satışına dayalı olarak alındığı iddia edilen ve satımın tekemmül etmemesi nedeniyle karşılıksız kalan zaman aşımına uğramış bonolarda malen kaydı bulunduğundan davacı vekilinin bozma kararımızdan önceki 03.10.2003, bozmadan sonraki tarihsiz dilekçesinde de dava konusu edilen bonoların bir kısmının malen, bir kısmının da nakden kaydını içerdiğini bildirmiş olması karşısında malen kaydını içeren bonoların gerçekleşmeyen satışa ilişkin olmaları nedeniyle bu bonoların iadesi gerektiğinden iadesi gereken bonolar açısından davanın reddinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Ancak davacı vekili bozmadan sonra verdiği tarihsiz dilekçe ile bonoların dayandığı hukuki ilişkiyi açıklamış 7 adet bononun noterden kaydını istediğini bu bonoların nakit borç karşılığı aldığını ileri sürmüştür.

Gerçektende, dosyaya sunulan dava konusu bonolardan 7 adedinde bedelin nakten alındığı kaydı mevcuttur. Bu durumda bono borçlusu davalının bonodaki bu kaydın aksine nakden borç almadığını ispat yükü kendisine düşmektedir. O halde mahkemece borç para karşılığı verildiği iddia edilen ve nakden kaydını içeren bonolar açısından, bonoların geçersiz bir ilişki nedeniyle verildiğini ve bu nedenle de sebepsiz zenginleşmediğinin ispat yükünün davalıya yüklenmesi gerekirken, aksi düşünceyle davanın tümüyle reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

3- Davalı vekili HUMK.nun 433. maddesine dayalı olarak temyize cevap ile birlikte katılma yoluyla temyiz isteminde bulunmuş olmasına rağmen 22.09.2005 tarihli dilekçesi ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirmiş olmakla temyiz isteminin reddi gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddine, davalıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.05.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir