SİGORTACININ TEMERRÜDÜ

T.C.

YARGITAY
Birinci Hukuk Dairesi
E: 2005/4592
K: 2006/4528
T: 24.4.2006
SİGORTACININ TEMERRÜDÜ
2918 s. KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU (1)(2) [Madde 99]
6762 s. TÜRK TİCARET KANUNU (1) (2) [Madde 1292]
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Asliye 7. Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.11.2004 tarih ve 2002/798-2004/370 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının maliki ve sürücüsü bulunduğu aracın çarpması sonucu, müvekkili şirkete kasko sigortalı aracın uğradığı hasar bedelinin sigorta ettirene ödendiğini ileri sürerek, dava dışı sigortacının ödemesi düşüldükten sonra davalının %25 kusur oranına isabet eden ( 594.750.000 ) TL’nin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuş, karşı davada ise, müvekkiline ait aracın uğradığı hasar bedeli ile müvekkilce yapılan ( 400.000.000 ) TL, tedavi giderinden de karşı aracın zorunlu ve ihtiyari sorumluluk sigortacısı bulunan davacı-karşı davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, şimdilik ( 1.500.000.000 ) TL’nin olay tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı-karşı davalıya sigortalı araç sürücüsünün %25 oranında, davalı-karşı davacının %75 oranında kusurlu bulunduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, karşı davanın kısmen kabulü ile ( 1.087.500.000 ) TL’nin karşı dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre ve Adli Tıp Kurumu bilirkişi ücretinin davacı tarafça karşılanmış olmasına, davacı sigortacı tarafından keşide edileni 2.04.2002 tarihli rücu yazısında 15 günlük ödeme süresi tanınmış olsa da ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizi talep edilmiş bulunmasına, davalı vekilince sunulan cevap ve karşı dava dilekçesindeki ifadelerden, davalı tarafça ayrıca bir de takas-mahsup definde bulunulduğu sonucunun çıkarılmasının mümkün bulunmamasına göre davalı karşı davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen raporda, davacı şirkete kasko sigortalı aracın uğradığı hasar bedeli ( 2.385.000.000 ) TL, olarak hesaplanmışken, kusur indiriminin ( 2.393.000.000 ) ‘TL, üzerinden yapılması sonucu, davacı lehine fazla hasar bedeline hükmedilmesi doğru olmamıştır.
3-Yine, davalı tarafından, ayın zamanda karşı aracın ihtiyari ve zorunlu trafik sigortacısı bulunan davacı-karşı davalıya 18.02.2002 tarihinde keşide edilen ihtarname, 19.02.2002 tarihinde tebliğ edilmiştir. 2918 sayılı KTK’nın 99/1, maddesi uyarınca zorunlu trafik sigortacısının kendisine tazminat ödenmesi için gerekli ihbar yapılıp, belgelerin ibrazından itibaren 8 iş günü içinde ödeme yapacağı, diğer bir değişle sigortacı yönünden ödeme yükümlülüğünün bu tarihte muaccel hale geleceği düzenlenmiştir. İhtiyari mali sorumluluk sigortacısının sigorta bedelini ödeme borcunun ise TTK’nın 1292, maddesi uyarınca, rizikonun gerçekleştiğinin sigortacıya ihbar borcunun doğduğu tarihte muaccel olacağı düzenlenmiştir. Buna göre ihtiyari mali sorumluluk sigortasında da, sigortacıya tazminat ödemesi hakkında yapılan ihbar, sigortacıyı temerrüt haline düşürecektir. Mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda temerrüt tarihinin belirlenmesi gerekirken, davalı-karşı davacı yararına hükmedilen meblağa, karşı dava tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi de doğru olmamıştır.
4- Ayrıca mahkemece, davalı-karşı davacının ( 412.500.000 ) TL, meblağlı tedavi gideri talebi hakkında, olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi dahi doğru görülmemiştir.
5-Yine, davalı-karşı davacı tarafından talep edilmiş olmasına rağmen, davalı-karşı davacı tarafından yapılan tespit davası giderlerinin de yargılama giderleri arasında hükme bağlanmamış olması dahi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine. ( 2 ), ( 3 ), ( 4 ) ve ( 5 ) no’lu bentlerde açıklanan nedenlerle, kararın davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.04.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir