Etiket arşivi: 1.2.2010

Y6HD 1.2.2010 E.2010/169 – K.2010/805


 Y6HD 1.2.2010 E.2010/169 – K.2010/805

– İki Haklı İhtar Nedeniyle Tahliye (Muaccel Hale Gelen Kira Borçları)
– Tahliye (İki Haklı İhtar – Muaccel Hale Gelen Kira Borçlarının Bölünerek Talebi)
– Muaccel Hale Gelen Kira Borçlarının Bölünerek Talebi –

6570 Sa.Ka.4,7/e

1. Kira sözleşmesinde muacceliyet koşulunun bulunması halinde; muaccel (istenebilir) hale gelen kiranın tek ihtarla istenmesi gerektiğinden, bu kira parasının bölünüp değişik ihtarlarla istenerek iki haklı ihtara konu yapılması mümkün değildir.

2. Davacı 13.9.2007 düzenleme 13.9.2007 tebliğ tarihli ilk ödeme emri ile dönem sonuna kadar olan tüm kira paralarını isteyebilecek iken, bölmek suretiyle ayrı icra takiplerine konu edemeyeceğinden; davada iki haklı ihtarın koşulları oluşmamıştır. Bu durumda mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru değildir.

DAVA ve KARAR:

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kâğıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:

YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Dava, iki haklı ihtar nedeni ile kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, davalının müvekkiline ait taşınmazda 7.2.2003 başlangıç tarihli sözleşme ile kiracı olduğunu, Ümraniye 1. İcra Müdürlüğü`nün 13.9.2007 tarihli icra takibi ile 2007 yılı Ağustos ayı bakiye 22. TL. ve Eylül ayı 2,000.- TL. kira bedelinin, 8.10.2007 tarihli icra takibi ile 2007 yılı Ekim ayı 2,000.- TL. kira bedelinin ve son olarak 7.1.2008 tarihli icra takibi ile 2007 yılı Aralık ve 2008 yılı Ocak ayları aylık 2,000.- TL. üzerinden 4,000.- TL. kira paralarının tahsilini istediğini, davalının kira borcunu ödemediğini belirterek, iki haklı ihtar nedeniyle kiralananın tahliyesini istemiştir.

Davalı vekili, icra takibine konu olan kira paralarının PTT. kanalı ile konutta teslim olarak zamanında ödendiğini, kira borcu bulunmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece iki haklı ihtar nedeni ile kiralananın tahliyesine karar verilmiştir.

6570 Sayılı Yasanın 7/e maddesi uyarınca iki haklı ihtar nedeniyle açılacak tahliye davasının yerleşik içtihatlar uyarınca kira sözleşmesinin bitiminden itibaren bir ay içerisinde açılması zorunludur.
İki haklı ihtar nedeniyle açılan davada tahliyeye karar verilebilmesi için kiracının bir kira yılı içerisinde iki haklı ihtara sebebiyet vermiş olması gerekir. İhtar tebliğinden sonra yapılan ödemeler iki haklı ihtarın oluşmasına engel teşkil etmez. Süresiz sözleşmelerde ve kira parasının yıllık ödenmesi gereken hallerde ve bir yıldan kısa süreli sözleşmelerde iki haklı ihtar oluşmaz.

Kira sözleşmesinde muacceliyet koşulunun bulunması halinde muaccel (istenebilir) hale gelen kiranın tek ihtarla istenmesi gerektiğinden bu kira parasının bölünüp değişik ihtarlarla istenerek iki haklı ihtara konu yapılması mümkün değildir.

Olayımıza gelince; davada dayanılan ve hükme esas alınan 7.2.2003 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Sözleşmede aylık kira parasının 2.000.- TL. olarak her ayın 2. ve 5. günleri arası aylık peşin ödeneceği, özel koşullar bölümü 4. maddesinde ise, aynı dönem içinde iki ay kira parası ödenmediğinde ödenmeyen aydan dönem sonuna kadar kira paralarının muaccel hale geleceği kararlaştırılmıştır. Tarafların serbest iradeleriyle kararlaştırdıkları sözleşmenin bu koşulları geçerli olup tarafları bağlar.

Davacı, davalıya gönderdiği, 13.9.2007 takip tarihli ödeme emri ile 2007 yılı Ağustos ayından bakiye 22, TL. ve 2007 yılı Eylül ayı 2.000.- TL. kira parasının ödenmesini istemiştir. 1. ihtara konu aylar kira paraları ihtarnamenin tebliğinden sonra 19.9.2007 tarihinde ödenmekle bu ihtar haklıdır.

Ne var ki sözleşmedeki muacceliyet şartı gereğince taraflar arasında kararlaştırıldığı gibi iki ay kira parası ait oldukları her ayın 5. gününe kadar ödenmediklerinden dönem sonuna kadar ki tüm kira paraları istenebilir hale gelmiştir. Davacı 13.9.2007 düzenleme 13.9.2007 tebliğ tarihli ilk ödeme emri ile dönem sonuna kadar olan tüm kira paralarını isteyebilecek iken bölmek suretiyle ayrı icra takiplerine konu edemeyeceğinden davada iki haklı ihtarın koşulları oluşmamıştır. Bu durumda mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.

Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Y.6.H.D. 1.2.2010 E.2010/169 – K.2010/805

PicLensButton Y6HD 1.2.2010 E.2010/169 – K.2010/805

Y4HD 1.2.2010 E.2009/3608 – K.2010/607


 Y4HD 1.2.2010 E.2009/3608 – K.2010/607

Soruşturma Komisyonu Üyesi Aleyhine Rücu Davası
Manevi Tazminat (Soruşturma Kurulu Üyesine Rücu)
Rücu Davası (Soruşturma Kurulu Üyesi Aleyhine)

Davalı doktorun, dava dışı diş hekiminin akli dengesinin yerinde olmadığına ilişkin şikayet edilmesi ile ilgili olarak soruşturmacı olarak atandığı ve şikayet olunanın memurluk görevini yapmasına engel psikiyatrik rahatsızlığı olup olmadığı konusunda rapor aldırıp sonucunda soruşturma açılmasına yer olmadığına karar verilmesi eyleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

DAVA ve KARAR:

Davacı Sağlık Bakanlığı vekili tarafından, davalı Erduran aleyhine 11.4.2008 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulune dair verilen 20.1.2009 günla kararın Yargıtay `ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Dava, rücu yolu ile tazminat ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel Mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.

Davacı idare, davalı doktorun, soruşturmacı olarak atandığı bir şikayet dosyasında, yetkisi olmadığı halde, dava dışı doktoru memurluk görevine engel bir psikiyatrik rahatsızlığı olup olmadığı konusunda rapor alması için ruh ve sinir hastalıkları hastanesine sevk etmesi nedeni ile dava dışı doktor tarafından açılan dava sonunda manevi tazminat ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, ödediği tazminatın davalıdan alınması isteminde bulunmuştur.
Davalı ise, üroloji uzmanı olarak görev yaptığını, soruşturmacı olarak atandığı şikayetin konusunun ise dava dışı doktorun akli dengesinin yerinde olmadığı konusunda olduğunu, bu nedenle ilgili raporu alarak soruşturma açılmasına yer olmadığına ilişkin kanısını belirttiğini, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.

Dosya içeriğinden, davalı doktorun üroloji hekimi olduğu, dava dışı diş hekimi hakkında akli dengesinin yerinde olmadığı yolunda verilen bir şikayet dilekçesi uyarınca soruşturmacı olarak görevlendirildiği, iddiayı araştırmak üzere, şikayet olunanın memurluk görevini yerine getirmesine engel bir psikiyatrik hastalığı olup olmadığı konusunda rapor almak üzere hastaneye sevk ettiği, verilen rapor doğrultusunda soruşturma açılmasına yer olmadığına ilişkin görüşünü bildirdiği anlaşılmaktadır.

Yerel Mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, soruşturmacı olarak yürüttüğü görevi yerine getiren davalının eyleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılıp istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenle BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Y.4.H.D. 1.2.2010 E.2009/3608 – K.2010/607

PicLensButton Y4HD 1.2.2010 E.2009/3608 – K.2010/607

Y2HD 1.2.2010 E.2008/20278 – K.2010/1423


 Y2HD 1.2.2010 E.2008/20278 – K.2010/1423

– ZİNA (Telefonla Konuşma – Arabaya Binme – Mesaj Gönderme)

– TELEFONLA KONUŞMA (Zina)

– ARABAYA BİNME (Zina)

– MESAJLAŞMA (Zina)

– CEYİZ EŞYALARIN İADESİ (Boşanma Sonunda) –

TMK.161

1. Aynı iş yerinde çalışan bir başka erkekle telefonla görüşme, mesaj gönderme ve bu kişinin arabasına binmiş olma, zinaya delalet eden davranışlar niteliğinde değildir. Zina sübut bulmamıştır. Açıklanan nedenle davalı-davacının zina sebebine dayanan boşanma davasının reddi gerekirken yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
2. Dava konusu yapılan buzdolabı, çamaşır makinesi ve fırınlı ocağın davacı-davalı tarafından evlilik birliğine çeyiz olarak getirildiği ve bu eşyaların davacı-davalı kadına ait olduğu, davalı-davacı (koca)`nın babasının evinde kaldığı gerçekleşmiştir.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm davacı-davalı (kadın) tarafından kocanın boşanma davası, yoksulluk nafakası, tazminatlar, ziynetler ve çeyiz eşyaları yönünden temyiz edilmekle evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ KARARI:

1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı-davalının ziynetlere ilişkin temyiz itirazları yersizdir.

2- Davalı-davacı (koca) vekili, birleşen boşanma davasını 31.7.2008 tarihli oturumda zina (TMK.m.161) sebebine dayandırdıklarını açıklamış, mahkemece de birleşen boşanma davasının bu sebebe dayandığı kabul edilmiştir. Dosyada davacı-davalının zina yaptığına ilişkin yeterli kanıt bulunmamaktadır. Aynı iş yerinde çalışan bir başka erkekle telefonla görüşme, mesaj gönderme ve bu kişinin arabasına binmiş olma, zinaya delalet eden davranışlar niteliğinde değildir. Zina sübut bulmamıştır. Açıklanan nedenle davalı-davacının zina sebebine dayanan boşanma davasının reddi gerekirken yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

3- Dava konusu yapılan buzdolabı, çamaşır makinesi ve fırınlı ocağın davacı-davalı tarafından evlilik birliğine çeyiz olarak getirildiği ve bu eşyaların davacı-davalı kadına ait olduğu, davalı-davacı (koca)`nın babasının evinde kaldığı gerçekleşmiştir. Öyleyse davacı-davalının bu eşyalarla ilgili talebinin kabulü gerekirken reddi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, 2. bentteki bozma sebebine göre davacı-davalının yoksulluk nafakası ve tazminatlara ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, hükmün bozma kapsamı dışında kalan ve incelenmeyen yönler haricindeki temyize konu bölümlerinin yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Y.2.H.D. 1.2.2010 E.2008/20278 – K.2010/1423

PicLensButton Y2HD 1.2.2010 E.2008/20278 – K.2010/1423