Etiket arşivi: 1.3.2010

Y5CD 1.3.2010 E.2009/14543 – K.2010/1666


 Y5CD 1.3.2010 E.2009/14543 – K.2010/1666

– Karşılıksız Çek (Görev)
– Görev (Karşılıksız Çek) –

CMK.3

Karşılıksız çek keşide etmek suçu sebebiyle yapılan yargılamada, Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin verdiği görevsizlik kararı kaldırılmıştır.

DAVA ve KARAR:

Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık Şener`in yargılanması sırasında;

Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesiyle, Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesi arasında oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi ve yargı yerinin belirlenmesi istemiyle gönderilen dosya,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile daireye verilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ KARARI:

İncelenen dosya içeriğine, sanığın üzerine atılan suçun niteliğine, iddianamede olayın anlatılış biçimine ve Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi kararındaki gerekçeye göre,

SONUÇ: Yerinde görülmeyen Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 7.4.2009 gün ve 2008/1328 Esas – 2009/453 Karar sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, oybirliği ile karar verildi.

Y.5.C.D. 1.3.2010 E.2009/14543 – K.2010/1666

PicLensButton Y5CD 1.3.2010 E.2009/14543 – K.2010/1666

Y5CD 1.3.2010 E.2009/10014 – K.2010/1606


 Y5CD 1.3.2010 E.2009/10014 – K.2010/1606

– Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı (Mağdurenin Psikolog Eşliğinde Dinlenilmesi Gereği)
– Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu
– Mağdurenin Psikolog Eşliğinde Dinlenilmesi Gereği –

2659 Sa.Ka.7,23 – TCK.102/6,103/6,109 – 1412 Sa.Ka.318 – 5271 Sa.Ka.236/2

Suç tarihinde çocuk olduğu anlaşılan mağdure hakkında Adli Tıp Kurumu Kanunu`nun 7. ve 23. maddeleri gereği usulüne uygun teşekkül etmeyen İhtisas Kurulunun düzenlediği rapora dayanılarak hüküm kurulması, kanuna aykırıdır.

DAVA ve KARAR:

Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanıklar İ. Y. ve M. Y.`nin yapılan yargılanmaları sonunda;
Sanık İ.`nin atılı her iki suçtan,

Sanık M.`nin ise kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetlerine dair,

Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 29.7.2008 gün ve 2006/121 E. – 2008/180 K. sayılı hükümlerin sanıklar müdafiileri tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi ve sanık İ. Y.`ye çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün tayin edilen cezanın miktarına göre re`sen de temyize tabi bulunması üzerine;

Dosya Yargıtay C. Başsavcılığının 13.7.2009 günlü tebliğnamesiyle Daireye gönderilmekle 17.2.2010 Çarşamba saat: 13.30`a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti.

Belli günde Hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C. Savcılarından E. B. hazır olduğu halde oturum açıldı.

Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekaletnameye dayanarak sanık İ. Y. adına gelen Av. Ö. F. A. huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık İ. Y. hakkında duruşmalı, sanık M. Bakımından ise tayin edilen cezanın tür ve miktarına göre müdafiin duruşma isteğinin CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddiyle, duruşmasız inceleme yapılmasına oybirliği ile, karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.

Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün bozulmasını istedi.

Yargıtay C. Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşma 3.3.2010 Çarşamba saat: 13.30`a bırakılmıştı.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu:

YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ KARARI:

Sanıkların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen hükmün incelenmesinde;

3.5.2006 günlü duruşmada mağdurenin dinlenmesi sırasında CMK.nun 236/2. maddesi gereğince psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulmamış ise de; daha sonra mahkeme tarafından bu noksanlık görülerek 29.7.2008 tarihli duruşmada psikolog eşliğinde yeniden beyanı alınmak suretiyle giderildiği, ayrıca toplanan kanıtlara, mağdurenin aşamalardaki anlatımına ve doktor raporlarına göre eylemlerin zora dayandığının sabit olduğu, suçun sübut ve niteliğinin soruşturma sonuçlarına ve yasaya uygun biçimde tayin edilmiş bulunduğu anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

Delillerle iddia ve savunma duruşma gözönünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları ile duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunmalarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

Sanık İ. Y.`nin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

Ancak;

Suç tarihinde çocuk olduğu anlaşılan mağdure hakkında Adli Tıp Kurumu Kanunu`nun 7. ve 23. maddeleri gereği usulüne uygun teşekkül etmeyen İhtisas Kurulunun düzenlediği rapora dayanılarak hüküm kurulması,

Kabule göre de;

Yaşı küçük mağdurenin ruh sağlığının bozulmasından dolayı ceza artırımı TCK.nun 103/6. maddesinde öngörüldüğü halde uygulama maddesi olarak 102/6. maddenin gösterilmesi,

SONUÇ: Kanuna aykırı, sanıklar müdafiileri ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı bakımından re`sen temyiz itirazları ile sanık İ. Y. müdafiin duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunmaları yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile, karar verildi.

Y.5.C.D. 1.3.2010 E.2009/10014 – K.2010/1606

PicLensButton Y5CD 1.3.2010 E.2009/10014 – K.2010/1606

Y.11.H.D. 1.3.2010 E.2008/11640 – K.2010/2287


 Y.11.H.D. 1.3.2010 E.2008/11640 – K.2010/2287

– Bankanın Mevduata Bloke Koyması (Müşteri İle Banka Personelinin Şahsi Husumeti)

– Mevduata Bloke Konulması (Muarazanın Önlenmesi – Haksız Fiil) –

BK.306,307,472

Bankanın, davacı ile çalışanı arasında gelişen kişisel kavga ve çekişmelere dayalı olarak, davacının hesabına bloke konulmasının haksız fiil niteliğinde olduğu, davacının manevi tazminat isteminin yerinde olduğu, olayın niteliği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın niteliği nazara alınarak davanın kısmen kabulü ile davacı hesabına uygulanan bloke şeklindeki muarazanın menine ve giderilmesine, maddi zarara yönelik talebin feragat nedeni ile REDDİNE,
manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1.500,00.- YTL.`nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair mahkeme kararında usul ve kanuna aykırılık yoktur.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi`nce bozmaya uyularak verilen 12.6.2008 tarih ve 2007/340 – 2008/255 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Sultan Gümüş Başaran tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı kızı Ayşegül D.`in davalı bankada ortak hesaplarının bulunduğunu, hiçbir risk bulunmadığı halde hesapta bulunan 7.800.000.000.- TL.`ye davalı bankaca bloke konulduğunu ve çek yapraklarının iadesinin istendiğini, bu suretle maddi ve manevi zarara uğradıklarını ileri sürerek, blokeye ilişkin muarazanın giderilmesini, 100.000.000.- TL. maddi ve 5.000.000.000.- TL. manevi tazminatın reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile banka personeli arasında ceza davasına konu olan durumların söz konusu olduğunu ve bloke işleminin haklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, incelenen ceza dosyasında belirlenen davacı ile davalı banka çalışanı arasında gelişen kişisel kavga ve çekişmelere dayalı olarak davacının hesabına bloke konulmasının haksız fiil niteliğinde olduğu, davacının manevi tazminat isteminin yerinde olduğu, olayın niteliği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın niteliği nazara alınarak davanın kısmen kabulü ile davacı hesabına uygulanan bloke şeklindeki muarazanın menine ve giderilmesine, maddi zarara yönelik talebin feragat nedeni ile reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1.500,00.- YTL.`nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekil temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, reeskont faizine hükmedildiği tarih itibariyle reeskont faizinin yasal faiz anlamında olmasına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Y.11.H.D. 1.3.2010 E.2008/11640 – K.2010/2287    

PicLensButton Y.11.H.D. 1.3.2010 E.2008/11640 – K.2010/2287

Y11HD 1.3.2010 E.2008/11550 – K.2010/2284


 Y11HD 1.3.2010 E.2008/11550 – K.2010/2284

– Limited Şirket Ortağının Bankaya Karşı Sorumluluğu (Ortaklıktan Ayrıldıktan Sonra)
– Bankanın Şirket Ortaklığından Ayrılan Kişiye Karşı Hakları (Kredi Sözleşmesi)
– Kredi Sözleşmesine Kefil Olan Ortağın Ortaklıktan Ayrılması (Bankanın Hakları) –

TTK.532

Davacının 4 adet genel kredi sözleşmesinde şirket temsilciliği yanında müşterek ve müteselsil borçlu sıfatı ile sorumluluğu üstlendiği, daha sonra şirket hisselerini devredip ortaklık ilişkisi sona erse dahi banka ile dava dışı şirket arasındaki kredi ilişkisinin sürdüğü, sözleşmeler yürürlükte olduğu sürece davacının sözleşme limitiyle sorumluluğunun devam ettiği, TTK.`nun 532. maddesi uyarınca limited şirketlerde ortakların sorumluluğu koydukları sermaye ile sınırlı olmakla ve ortaklığı sona eren ortağa yönelme imkanı bulunmamakla birlikte, davalı bankanın davacıya yönelmesinin sebebinin davacının şirket ortağı olmasından değil sözleşmeleri müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla imzalamasından ve asli borcu üstlenmesinden kaynaklandığı, gerekçeleriyle, mahkemenin davanın reddine dair verdiği kararda usul ve kanuna aykırılık yoktur.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesi`nce verilen 13.12.2007 tarih ve 2006/266-2007/589 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Sultan Gümüş Başaran tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı K. Metal Mak. Tar. Ur. İnş. Ltd. Şti`nin ortağı olduğunu, davalı bankadan ortağı olduğu şirketin 4.10.2000, 10.11.2000, 12.2.2001, 26.3.2001 tarihli kredi sözleşmeleri ile kredi kullandığını, müvekkilinin dava dışı şirketteki hisselerini 2.7.2003 tarihli devir senedi ile diğer ortak Vedat Nezihi A.`ya devrettiğini, devir esnasında şirketin borcu bulunmadığını, müvekkilinin şirketle hiçbir bağı kalmamasına rağmen davalı bankanın 10.6.2004 tarihinde icra takibi başlattığını, müvekkilinin takibe konu 90.000,00.- YTL.`yi ihtirazi kayıtla ödediğini, asıl borçlunun şirket olduğunu, icra takibine konu borcun sonradan alınan krediler için olduğunu, limited şirketlerde sermaye borcunu ödeyen ortağın hiçbir sorumluluğu kalmadığını ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00.- YTL.`nın faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının ortağı olduğu şirketin kullanmış olduğu kredilere karşılık kredi sözleşmesini hem şirketi temsilen hem de müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile imzaladığını, sözleşmenin süresiz olduğunu, davacının takibe itiraz etmeyip indirimli ödeme protokolü talebinde bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 4 adet genel kredi sözleşmesinde şirket temsilciliği yanında müşterek ve müteselsil borçlu sıfatı ile sorumluluğu üstlendiği, davacı daha sonra şirket hisselerini devredip ortaklık ilişkisi sona erse dahi banka ile dava dışı şirket arasındaki kredi ilişkisinin sürdüğü, sözleşmeler yürürlükte olduğu sürece davacının sözleşme limitiyle sorumluluğunun, devam ettiği, TTK.`nun 532. maddesi uyarınca limited şirketlerde ortakların sorumluluğu koydukları sermaye ile sınırlı olmakla ve ortaklığı sona eren ortağa yönelme imkanı bulunmamakla birlikte davalı bankanın davacıya yönelmesinin sebebinin davacının şirket ortağı olmasından değil sözleşmeleri müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla imzalamasından ve asli borcu üstlenmesinden kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Y.11.H.D. 1.3.2010 E.2008/11550 – K.2010/2284

PicLensButton Y11HD 1.3.2010 E.2008/11550 – K.2010/2284

Y11HD 1.3.2010 E.2010/1317 – K.2010/2238


 Y11HD 1.3.2010 E.2010/1317 – K.2010/2238

– ÇOCUK KİTABINA RESİM ÇİZİLMESİ (Eser Niteliği – Yazılı Sözleşme Yapılmaması)

– ESER (Çocuk Kitabına Resim Çizilmesi)

– FİKİR VE SANAT ESERLERİ (Mali Haklarla İlgili Sözleşmeler)

– MALİ HAKLARLA İLGİLİ SÖZLEŞMELER (FSEK.) –

5846 Sa.Ka.52

1. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince, Malî haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır.

2. Davacıya ait resimlerin eser mahiyetinde olduğu ve davalı tarafça basılan kitapta kullanıldığı ve yanlar arasında FSEK.`nun 52 nci maddesine uygun bir yazılı sözleşmenin bulunmadığı yanlar arasında çekişmesiz olduğuna göre:

3. Mahkemece aralarında bir meslek bilirkişisinin yer aldığı bir bilirkişi kurulundan davacı tarafından çizilen resimlerin basılan çocuk kitaplarına etkisi ve buna nazaran davacının ne miktar mali hak tazminatı isteyebileceği saptanıp, sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, baskının yapıldığı ve davacıya ait resimlerin bu baskıda yer aldığı açıkça kanıtlandığı halde bu noktada yanılgılı değerlendirme ile davanın reddi isabetsizdir.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasında görülen davada Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi`nce verilen 28.4.2008 tarih ve 2007/89-2008/249 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten soma işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Davacı, davalı tarafın basmayı planladığı çocuk kitabının (sekiz adetten oluşan takım) resimlenmesini istediğini, bu iş için 2.000,00.- YTL. avans verilmesinin taahhüt edildiğini, resimlerin beğenilerek basımına karar verilmesi halinde sözleşme yapılacağını ve kitapların satış bedelinin %10 unun tarafına ödeneceğinin belirtildiğini, bu arada 61 adet resmi hazırlayarak kendilerine teslim ettiğini, avans olarak ödenmesi taahhüt edilen miktarın 835,00.- YTL.`nin parçalar halinde ödendiğini, geri kalan kısmının ise ödenmediğini, haricen yaptığı araştırmada basılan kitapların yarısının satıldığını öğrendiğini, resimlerin müstearı çizdiği kısımların baskıya alınmadığını, böylelikle manevi haklarının da ihlal edildiğini ileri sürerek, davalının mali ve manevi haklarına tecavüzünün ref`ini, tecavüzün yeni baskılarda tekrarının önlenmesini, şimdilik 1.165,00.- YTL. avans alacağı, 7.500,00.- YTL. maddi tazminat ile 1.000,00.- YTL. manevi tazminatın temerrrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davacı ile bir takımı sekiz adetten oluşan üç takım çocuk kitabına resim çizilmesi karşılığında 2.000.- YTL. bedelle sözlü olarak anlaşıldığını, müvekkili tarafından birinci takımın resim bedeli olarak davacının da kabul ettiği 835,00.- YTL.`nin ödendiğini, ancak 500 adet basılan birinci takımın satılmaması ve şirketin elinde kalması nedeni ile geri kalan kitapların basılmasından vazgeçildiğini, dolayısıyla davacıdan herhangi bir resim taleplerinin olmadığını, daha soma hiç bir resmin teslim alınmadığını, davacı ile kitap satış bedelinin %10 u oranın ödeneceği yolunda bir anlaşma yapılmadığını, müvekkilinin davacıya başkaca bir borcunun bulunmadığını, devam eden tecavüz, mali ve manevi hak ihlalinin sözkonusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında mali haklar konusunda düzenlenmiş bir sözleşmenin bulunmadığı, davacının iddia ettiği mali haklarını yazılı belge ile ispat etmesi gerektiği, böyle bir belgenin ibraz edilmediği, buna göre davacının maddi tazminat istemini ispat edemediği, manevi tazminat istenebilmesi için koşulların oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacıya ait resimlerin eser mahiyetinde olduğu ve davalı tarafça basılan kitapta kullanıldığı ve yanlar arasında FSEK.`nun 52 nci maddesine uygun bir yazılı sözleşmenin bulunmadığı yanlar arasında çekişmesiz olduğuna göre mahkemece aralarında bir meslek bilirkişisinin yer aldığı bir bilirkişi kurulundan davacı tarafından çizilen resimlerin basılan çocuk kitaplarına etkisi ve buna nazaran davacının ne miktar mali hak tazminatı isteyebileceği saptanıp, sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, baskının yapıldığı ve davacıya ait resimlerin bu baskıda yer aldığı açıkça kanıtlandığı halde bu noktada yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Y.11.H.D. 1.3.2010 E.2010/1317 – K.2010/2238

PicLensButton Y11HD 1.3.2010 E.2010/1317 – K.2010/2238