Etiket arşivi: 17.1.2011

Y2HD 17.1.2011 E.2009/21656 – K.2011/1

– Boşanma Davası (İki Tarafın Davasının Da Kabulü – Karşılıklı Hakaret) – Karşılıklı Hakaret (Boşanma) TMK.166 Karşılıklı hakaret, bir tarafın güven sarsıcı hareketleri diğer tarafın şiddet uygulaması şeklinde oluşan durumda tarafları birbirinden daha fazla kusurlu kabul etmek mümkün değildir. Tarafların aynı evde birlikte yaşamaları birbirlerini affettikleri sonucunu doğurmaz. Her iki tarafın da davasının kabulüne karar […]

Y2CD 17.1.2011 E.2009/22024 – K.2011/58

– Trafik Güvenliğini Kasten Tehlikeye Sokma Suçunun Unsurları
– Trafik İşaretlerine Uymamak
– Hız Sınırını İhlal
– Trafik Zabıtasının Dur İşaretlerine Uymamak
– Kırmızı Işıkta Durmamak

2918 Sa.Ka.47/2,50 – TCK.179/3

5237 sayılı TCK.nun 179/3. maddesinde belirtilen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun oluşması için, kişinin alkol yada
uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına karşın,
araç kullanması gerekir.

Sanığın eyleminin unsurları yönünden trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçunu oluşturmadığı, eylemin, 2918 sayılı
Karayolları Trafik Kanunun 47/2. maddesinde düzenlenen “trafik zabıtası veya diğer yetkililerin dur işaretlerine, ışıklı trafik
işaretlerinden kırmızı renkli olanına veya sesli işaretlere uymama” suçunu oluşturmaktadır.

DAVA ve KARAR:

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ KARARI:

5237 sayılı TCK.nun 179/3. maddesinde belirtilen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun oluşması için, kişinin alkol yada
uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına karşın,
araç kullanması gerekir.

Oluş ve dosya kapsamına göre; sanığın olay gecesi yönetimindeki araç ile Salihli ilçe merkezinde seyir halinde iken devriye
görevi yapan polis ekiplerince şüphe üzerine kontrol amaçlı durdurulmak istendiğinde yapılan “dur” ikazlarına uymayarak Miyam
sokak üzerinden E-96 karayolunda Kula ilçesi istikametine doğru kaçtığı, ekiplerin 140 km hızla peşinden gittikleri halde
Alaşehir yol kavşağında durdurmaları şeklinde gerçekleşen sanığın eyleminin unsurları yönünden trafik güvenliğini kasten
tehlikeye sokma suçunu oluşturmadığı, eylemin, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 47/2. maddesinde düzenlenen “trafik
zabıtası veya diğer yetkililerin dur işaretlerine, ışıklı trafik işaretlerinden kırmızı renkli olanına veya sesli işaretlere
uymama” ve aynı yasanın 50. maddesinde düzenlenen “hız sınırlarına uymama” kapsamında değerlendirilmesi ve bu maddeler
gereğince idari işlemlerin yetkili mercii tarafından yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ: Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün BOZULMASINA, oybirliği ile
karar verildi.

Y.2.C.D. 17.1.2011 E.2009/22024 – K.2011/58

Y7CD 17.1.2011 E.2009/463 – K.2011/349

– Fikri Haklara Tecavüzün Önlenmesi (Soruşturma Ve Kovuşturma)
– Fikri Hak Sahibinin Belirlenmesi Ve Bilgilendirilmesi Zorunluluğu
– Haklara Tecavüzün Önlenmesi (Takibi Şikayete Sağlı Suç)
– Manevi, Mali Veya Bağlantılı Haklara Tecavüz (Fikri Haklar)
– Bandrolsüz Satış Yapmak
– Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması (Fikir Fikri Haklara Tecavüz Hükmün Kesinleşmesinden Sonra)

5846 Sa.Ka.71/1, 75, 81/9-1/b, 13 – CMK.231, 302 – TCK.7 – 1412 Sa.Ka.321 – 5728 Sa.Ka.71/1, 72, 75, 81/4-13, 138, 140, 143, 562 – 5271 Sa.Ka.231/5-6-14, 234/2 – 6008 Sa.Ka.7

5846 sayılı Yasa`nın değişik 75. maddesi gereğince;

Eserler üzerinde hak sahipleri olan suçun mağdurları belirlenip davadan haberdar edildikten sonra:

Yasal sürede şikayet hakkı bulunanlardan biri ya da bir kısmı tarafından şikayette bulunulması ve hak sahibi olunduğunun ispatlanması halinde;

Lehe yasanın belirlenmesi bakımından 5846 sayılı Yasa`nın suç tarihinde yürürlükte bulunan 5101 sayılı Yasa ile değişik 81. maddesinin 9. fıkrasının 1/b alt bendi ile 5728 sayılı Yasa ile değişik 81/13. maddesi ve aynı yasanın 71/1. madde hükümleri;

Şikayet hakkı bulunanlardan biri ya da bir kısmı tarafından şikayette bulunulmaması veya hak sahibi olunduğunun ispatlanamaması halinde ise:

5846 sayılı Yasa`nın 5728 sayılı Yasa ile değişik 81/4. ve 5101 sayılı Yasa ile değişik 81. maddesinin 9. fıkrasının 1/b alt bendi hükümleri karşılaştırılıp sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk vardır.

DAVA ve KARAR:

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü:

YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ KARARI:

1- 5846 sayılı Yasanın 8.2.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa`nın 143. maddesi ile değişik 81/4. maddesinde

“Bandrol yükümlülüğüne aykırı ya da bandrolsüz olarak bir eseri çoğaltıp satışa arz eden, satan, dağıtan veya ticari amaçla satın alan ya da kabul eden kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.” hükmüne yer verilmiş ise de,
aynı maddenin içtimayı düzenleyen 13. fıkrasında yer alan,

“Bandrol yükümlülüğüne aykırılığın aynı eserle ilgili olarak 71’inci maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde tanımlanan suçla birlikte işlenmesi halinde, fail hakkında sadece 71’inci maddeye göre cezaya hükmolunur. Ancak, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.”

hükmü ve 5728 sayılı Yasa`nın 138. maddesiyle değişik 71/1. maddesindeki;

“Bu kanunda koruma altına alınan fikir ve sanat eserleriyle ilgili manevi, mali veya bağlantılı hakları ihlal ederek: Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticari amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.” şeklindeki hüküm ve aynı yasanın soruşturma ve kovuşturma usulünü düzenleyen 75. maddesindeki;

“71 ve 72’nci maddelerde sayılan suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması şikayete bağlıdır. Yapılan şikayetin geçerli kabul edilebilmesi için hak sahiplerinin veya üyesi oldukları meslek birliklerinin haklarını kanıtlayan belge ve sair delilleri Cumhuriyet Başsavcılığına vermeleri gerekir. Bu belge ve sair delillerin şikayet süresi içinde Cumhuriyet Başsavcılığına verilmemesi halinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.” ve

“Bu kanunda yer alan soruşturma ve kovuşturması şikayete bağlı suçlar dolayısıyla başta Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri olmak üzere ilgili gerçek ve tüzel kişiler tarafından, eser üzerinde manevi ve mali hak sahibi kişiler şikayet haklarını kullanabilmelerini sağlamak amacıyla durumdan haberdar edilirler. ” hükümleri dikkate alınarak;

5271 sayılı Yasa`nın 234/2. maddesi ve 5846 sayılı Yasa`nın 5728 sayılı Yasa`nın 140. maddesi ile değişik 75. maddesi gereğince;

Eserler üzerinde hak sahipleri olan suçun mağdurları belirlenip davadan haberdar edildikten sonra yasal sürede şikayet hakkı bulunanlardan biri ya da bir kısmı tarafından şikayette bulunulması ve hak sahibi olunduğunun ispatlanması halinde lehe yasanın belirlenmesi bakımından 5846 sayılı Yasa`nın suç tarihinde yürürlükte bulunan 5101 sayılı Yasa ile değişik 81. maddesinin 9. fıkrasının 1/b alt bendi ile 5728 sayılı Yasa ile değişik 81/13 maddesi ve aynı yasanın 71/1. madde hükümleri, şikayet hakkı bulunanlardan biri ya da bir kısmı tarafından şikayette bulunulmaması veya hak sahibi olunduğunun ispatlanamaması halinde ise 5846 sayılı Yasa`nın 5728 sayılı Yasa ile değişik 81/4 ve 5101 sayılı Yasa ile değişik 81. maddesinin 9. fıkrasının 1/b alt bendi hükümleri karşılaştırılıp sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,
2- Hükümden sonra, 8.2.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanarak yürürlüğe giren 23.1.2008 gün ve 5728 sayılı Yasa`nın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı Yasa`nın 231. maddesinin 5 ve 14. fıkraları uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulamasının olanaklı hale gelmesi ve bu maddenin 6. fıkrasına 25.7.2010 tarihli Resmi Gazete`de yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasa`nın 7. maddesi ile bir cümle eklenmesi karşısında, 5237 sayılı TCK.`nın 7. maddesi gözetilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının yasal koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemesince saptanarak sonucuna göre uygulama yapılması zorunluluğu,

SONUÇ: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Y.7.C.D. 17.1.2011 E.2009/463 – K.2011/349