Etiket arşivi: 2014

Basından Hukuk Haberleri • DİKKAT ANKARA VE POLATLI’DA 30 ARALIK 2014 GÜNÜ ELEKTRİK..

Resim

Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş., 30 Aralık’ta Ankara’da 10 noktaya, Bartın, Karabük ve Kastamonu’da ise 1’er noktaya elektrik verilemeyeceğini bildirdi.

Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş., 30 Aralık’ta “Planlı Elektrik Kesintisi Programı” kapsamında Ankara ve çevresinde enerji verilemeyecek yerlerin listesini açıkladı. Buna göre elektrik verilemeyecek noktalar şu şekilde:

“Ankara’nın Akyurt İlçesine 08.00 – 16.00 saatleri arasında tesis çalışması nedeniyle Güzelhisar Mahallesi Çınar Mahallesi Timurhan Mahallesi sokaklarına,
Ankara’nın Altındağ İlçesine 08.00 – 16.00 saatleri arasında tesis çalışması nedeniyle Karacaören Mahallesi, Altındağ İlçesinde Yeşilyurt, Vakıf Sitesi, Aski, Coca-Cola Fabrikası, Doğalgaz İstasyonu, Çiftlik sokaklarına,
Ankara’nın Çankaya İlçesine 09.00 – 17.00 saatleri arasında tesis çalışması nedeniyle Aziziye Mahallesi Özvatan-Fuar-747 sokaklarına,
Ankara’nın Kızılcahamam İlçesine 09.00 – 14.00 saatleri arasında tesis çalışması nedeniyle Yıldırım Yağlıca Mahallesi Yıldırım Ören Mahallesi Yıldırım Hacılar Mahallesi Demirciler Mahallesi Çatak Mahallesi Aşağıçanlı Köyü Mahallesi Bayır Aşağıbayır Mahallesi Kırköy Koçakla,Pınar Bölge Trafik İstasyonu, Asya Termal Otel sokaklarına,
Ankara’nın Mamak İlçesine 09.00 – 18.00 saatleri arasında tesis çalışması nedeniyle Şafaktepe Mahallesi Arif Yaldız- Saimekadın Mehtap Mamak-136/2-146/2-142/1-136/1-136-135- Kartaltepe Hürel 1-4-3-9-10-5-6-2-1-Şehit İdris Yılmaz- Harman 156/1-156/4-155-171-156 Ahmet Akbaş-156/3-Mamak- Gülseren Fahri Korutürk 916- Dutluk 19 Mayıs- Durali Alıç 955- Çağlayan Bahçelerüstü Arif Yaldız- Bahçeleriçi 268- Anayurt Karadeniz sokaklarına,
Ankara’nın Mamak İlçesine 08.00 – 16.00 saatleri arasında tesis çalışması nedeniyle Lalahan Mahallesi,Tübitak Lalahan Tesisleri Ve Siteköy’e sokaklarına,
Ankara’nın Nallıhan İlçesine 09.00 – 13.00 saatleri arasında tesis çalışması nedeniyle 100.Yıl Mahallesi 100.Yıl- Hacıbey Mahallesi Sıhhıye,Aski Su Tahsialt Bürosu, Ocakbaşı Restorant, Belediye Düğün Salonu sokaklarına,
Ankara’nın Polatlı İlçesine 09.00 – 12.00 saatleri arasında scada altyapı çalışması nedeniyle Mehmet Akif Mahallesi Aslınur-Açelya Kara Mustafa-Hisar-Gümüşlü-Yurt-Sarıkaya- Gülveren Dirlik- Gazi Harzemşah-İntepe-Ardıç-Meriç-Fevzi Çakmak-Avşar-Altan- Çamlıca Karahanlı-Abide-Polat-Orhun, İlçe Jandarma-İstiklal İ.Ö.O.-Vergi Dairesi sokaklarına,
Ankara’nın Polatlı İlçesine 09.00 – 12.00 saatleri arasında scada altyapı çalışması nedeniyle Mehmet akif Mahallesi Aslınur-Açelya Gündüz Alp-Gülizar-Duatepe-Kaya-Kara Mustafa-Hisar-Gümüşlü-Zabıta-Yurt-Rulman Evleri-Rauf Denktaş-Nagihan-Mustafa Cemiloğlu-Mercan- Gazi Milli Mücadele- Çamlıca Kışla-Farabi-Nurbeyaz-Şehit Yüzbaşı Hakkı Akyüz-İzel-Tarih-Itri-Abide-Gökalp-Baysungur-Altınordu Gümüşlü-Azerbaycan-İlhan-Orhun sokaklarına,
Ankara’nın Pursaklar İlçesine 08.00 – 16.00 saatleri arasında tesis çalışması nedeniyle Altınova Mahallesi Karaköy Mahallesi sokaklarına,

Bartın’ın Merkez İlçesine 09.00 – 14.00 saatleri arasında bakım çalışması nedeniyle Gecen Köyü Dellallar Mahallesi sokaklarına,
Karabük’ün Merkez İlçesine 09.00 – 14.00 saatleri arasında tesis çalışması nedeniyle 500 Evler 75.Yıl Mahallesi sokaklarına,
Kastamonu’nun Merkez İlçesine 09.00 – 14.00 saatleri arasında tesis çalışması nedeniyle Budamış Köyü Yukarı Mahallesi sokaklarına elektrik verilemeyecek.”

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — 28 Ara 2014, 23:45


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/ 7-2454 Esas 2014/ 679 Karar * ELEKTRİK KAYIP-KAÇAK BEDELİNİN TÜKETİCİYE İADESİ GEREKİR

Yargıtay Hukuk Genel Kurul

2013/ 7-2454

Esas 2014/ 679 Karar

Karar Tarihi : 21.05.2014

 

Özet:"Elektrik kaybını önleme ve hırsızlıkları engelleme veya hırsızı takip edip, bedeli ondan tahsil etme görevi de bizzat enerjinin sahibi bulunan davacıya aittir. Bununla birlikte, tüketici olan vatandaşın faturalara yansıtılan kayıp-kaçak bedelinin hangi miktarda olduğunun apaçık denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi, yani şeffaflık hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarındandır. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler esnasında bir kısım üyelerce, bozmanın yerinde olduğunu; bazı üyelerce de idarenin kaçak bedelini alamayacağını ancak kayıp bedelini alabileceğini, bu bakımdan kararın belirtilen değişik gerekçe ile bozulması gerektiğini ileri sürmüşler iseler de bu görüşler kurul çoğunluğu tarafından belirtilen nedenlerle kabul edilmemiştir. Tüm bu nedenlerle, yerel mahkemenin yazılı şekilde karar vermesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, usul ve yasaya uygun direnme kararının onanması gerekmiştir."

 

 

Dava:

 

Taraflar arasındaki "hakem heyeti kararını şikayet" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Silifke 1.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 11.06.2012 gün ve 2012/383 E., 2012/383 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,

 

Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 11.07.2013 gün ve 2013/814 E-2013/13167 K. sayılı ilamı ile;

 

(…Dava elektrik abonelerinden tahsil edilen kaçak kayıp bedeli hakkında verilen tüketici sorunları hakem heyeti kararının itirazen kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece verilen davanın reddine ilişkin kararın davacı tarafça temyizi üzerine, kararın kesin olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiş, asıl ve ek karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

 

1- Hemen belirtmek gerekir ki kayıp kaçak bedelinin başvuru tarihinden sonraki faturaların düzenleme biçimine de etkisi olacağı, bir başka deyişle kararın ileriye yönelik uygulaması bulunduğu ve bu yöndeki talebin de devamlılık arz eden bir isteme ilişkin olduğu, yine Dairemizce de benimsenen Hukuk Genel Kurulu'nun aynı doğrultudaki uygulaması da gözetildiğinde yerel mahkemece verilen kararın kesin olduğundan söz etmek mümkün değildir. Hal böyle olunca mahkemece temyiz isteminin yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi isabetsiz olup, davacı tarafın bu yöne ilişen temyiz itirazının kabulü ile temyiz isteminin reddine ilişkin mahkemece verilen ek kararın KALDIRILMASINA,

 

2- Davacı tarafın asıl hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; taraflar arasındaki uyuşmazlık, elektrik faturalarına yansıtılan kayıp-kaçak bedelinin tüketiciden alınıp alınamayacağı hususundadır. Kayıp-kaçak miktarı, dağıtım sistemine giren enerji ile dağıtım sisteminde tüketicilere tahakkuk ettirilen enerji miktarı arasındaki farkı göstermektedir. Yani kayıp-kaçak bedeli elektrik sisteminde ortaya çıkan teknik ve teknik olmayan kaybın maliyetinin kayıp-kaçak bedeli oranları ölçüsünde karşılanabilmesi amacıyla belirlenen bir bedeldir. 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 4.maddesinin 2.fıkrasında kurumun Bu kanunda yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten sorumlu olduğu belirtilmektedir. Buna göre Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu elektrik faturalarında bulunacak ve ücretlendirilecek tarife unsurlarını belirleme yetkisine sahiptir. Kayıp-kaçak bedeli, Kurumun Kanunun kendisine verdiği yetki çerçevesinde ve Kanunun temel amaçlarına uygun şekilde belirlediği bir bedeldir. Söz konusu bedeli belirlemek üzere alınan kurul kararı kurumun bir düzenleyici işlemi olarak tüm tüzel ve gerçek kişileri bağlayıcı niteliğe haizdir. Tarifelerin uygulanması lisans sahibi şirketler bakımından yasal bir zorunluluktur. Lisans sahibi şirketler, tarifeyi değiştiremeyeceği gibi, tarifede yer almayan bir bedeli de tahsil veya düzenlenen tarifeler kapsamında belirlenmiş bir bedeli de tahsil etmeme gibi bir davranışta bulunamazlar. Bu sebeple, perakende satış lisansı sahibi dağıtım şirketlerinin tarifeleri uygulayıp uygulamama ve kayıp-kaçak bedelini tahsil edip etmeme gibi bir inisiyatifi bulunmamaktadır. Tarifelere uyma yükümlülüğünün bir gereği olarak kayıp-kaçak bedeli perakende satış tarifesinin bir unsuru olarak faturalarda yer almaktadır. Bu nedenle, dağıtım şirketlerinin söz konusu karara aykırılık teşkil edecek bir işlemde bulunmaları mümkün değildir. Açık bir anlatımla az yukarıda belirtilen EPDK kararı idari yargı yerinde iptal edilmedikçe tüm tüketicileri bağlar. Hal böyle olunca; mahkemece davanın (itirazın) kabulü ile tüketici sorunları hakem heyetinin itiraza konu kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir…)

 

gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması ile dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

 

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

 

Karar:

 

Dava, elektrik abonelerinden tahsil edilen kaçak kayıp bedeli hakkında verilen tüketici sorunları hakem heyeti kararının itirazen kaldırılması istemine ilişkindir. Davacı, davalı elektrik abonesi tarafından 2011/4-2012/2 arasındaki dönem faturalarında 26,64 TL lik kayıp/kaçak bedelinin tahakkuk ettirildiği gerekçesiyle Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurulduğunu, hakem heyetince tüketicinin talebinin kabulü ile 26,64 TL nin tüketiciye iadesine karar verildiğini, Tüketici Hakem Heyeti Kararı'nın hukuka aykırı olduğunu belirterek, Silifke Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığı'nın 17.04.2012 tarih ve 306 no'lu kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, savunmada bulunmamıştır.

 

Mahkemece, abonelerden kayıp/kaçak bedeli adı altında tahsil edilen bedelin, 11.08.2002 gün ve 24843 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Perakende Satış Hizmet Geliri ile Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkındaki Tebliğ" gereğince davacı tarafından tahakkuk ve tahsil edildiğini, anılan düzenlemenin 4077 sayılı Kanun'un 6.maddesi gereğince haksız şart niteliği taşıdığını belirterek davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davalı tarafın temyizi üzerine, mahkemece verilen kararın kesin olması nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verilmiş, hem asıl kararın hem de ek kararın davacı tarafından temyizi üzerine; Özel Dairece, metni yukarıda aynen yazılı gerekçeler ile karar bozulmuştur. Mahkemece, önceki gerekçeler genişletilmek suretiyle hem hükmün kesin olduğuna hem de esas yönünden direnme kararı verilmiştir. Direnme kararını, davacı vekili temyize getirmektedir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacı Kurum'un abonelerinden kayıp-kaçak bedeli isteyip isteyemeyeceği; buradan varılacak sonuca göre Tüketici Hakem Heyeti Kararını'nın iptaline karar verilip verilmeyeceği noktalarında toplanmaktadır. İşin esasına geçilmeden önce, mahkemece verilen kararın kesin olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre Özel Daire'nin ve Hukuk Genel Kurulu'nun işin esasını inceleyip inceleyemeyeceği hususu önsorun olarak tartışılmıştır.

 

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkın Kanun (TKHK)'nun, ‘Tüketici Sorunları Hakem Heyeti' başlıklı 22.maddesinin 5.fıkrasında; "Değeri beşyüz milyon liranın altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararlar tarafları bağlar. Bu kararlar İcra ve İflas Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir. Taraflar bu kararlara karşı onbeş gün içinde tüketici mahkemesine itiraz edebilirler. İtiraz, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak, talep edilmesi şartıyla hakim, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir. Tüketici sorunları hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir." denilmiştir. Aynı maddenin 6.fıkrasında ise; "Değeri beşyüz milyon lira ve üstündeki uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerinin verecekleri kararlar, tüketici mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilir. Kararların bağlayıcı veya delil olacağına ilişkin parasal sınırlar her yılın Ekim ayı sonunda Devlet İstatistik Enstitüsünün Toptan Eşya Fiyatları Endeksinde meydana gelen yıllık ortalama fiyat artışı oranında artar. Bu durum, Bakanlıkça her yıl Aralık ayı içinde Resmi Gazetede ilan edilir." hükmüne yer verilmiştir. Madde metninden Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin ancak değeri "beşyüzmilyon liranın altında" bulunan uyuşmazlıklar için vereceği kararlara karşı onbeş gün içerisinde tüketici mahkemesinde itiraz edilebileceği, bu miktarın daha sonraki yıllarda ise DİE'nin, TEFE'ne göre artırılacağı açıkça anlaşılmaktadır. Bu miktar 2012 yılı için 1.161,67 TL, 2013 yılı için ise 1.272.TL'dir. Bu miktarı aşan uyuşmazlıklarda ise Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin vereceği kararların tüketici mahkemelerinde sadece delil olarak ileri sürülebileceği de yine madde de düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı vekili, Silifke Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin 17.04.2012 tarih ve 306 sayılı kararının iptalini istemiştir. Sözü edilen kararda, kayıp kaçak adı altında alınan bedelin davalıya iadesine karar verildiği dosyada bulunan karardan açıkça anlaşılmaktadır. Verilen bu karar aynı zamanda tespit hükmü taşıdığından sözleşme ilişkisi nedeniyle ileriki dönemlere de etkili (art etkili) olduğundan kesin olduğundan söz etmek mümkün değildir. Bu durumda uyuşmazlık hakkında genel hükümlerdeki sürelere tabi olarak dava açılabileceğinden, anılan Kanun'un 22.maddenin 6.fıkrası gereğince hakem heyeti kararı yargılamada delil niteliğindedir. (Aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.04.2013 gün ve 2012/13-1229 E., 2013/577 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.)

 

İşin esasının incelenmesine gelince;

 

Davacı ile davalı arasında 29.12.2009 tarihinde abonelik sözleşmesi düzenlendiği, dava konusu hakem heyeti kararına konu dönemde davacı tarafından davalıdan kayıp/kaçak bedeli olarak 26,64 TL tahakkuk ettirildiği, Silifke Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin 17.04.2012 gün ve 2012/186-306 nolu kararı ile söz konusu bedelin davalıya iadesine karar verildiği hususlarında tartışma bulunmamaktadır. Kayıp-kaçak miktarı, dağıtım sistemine giren enerji ile dağıtım sisteminde tüketicilere tahakkuk ettirilen enerji miktarı arasındaki farkı göstermektedir. Yani kayıp-kaçak bedeli elektrik sisteminde ortaya çıkan teknik ve teknik olmayan kaybın maliyetinin kayıp-kaçak bedeli oranları ölçüsünde karşılanabilmesi amacıyla belirlenen bir bedeldir. Davacı Kurum tarafından elektrik enerjisinin üretiminden, tüketicilere ulaştırılıncaya kadar oluşan elektrik eksikliği kayıp bedeli olarak; enerji nakil hatlarından çeşitli sebeplerle sayaçtan geçirilmeksizin, herhangi bir bedel ödemeden kullanılan elektrik bedeli de kaçak bedeli olarak diğer kullanıcı abonelere yansıtılmaktadır.

 

4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 4.maddesinin 1.fıkrasında, bu Kanun ile verilen görevleri yerine getirmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun kurulduğunu belirtmiş, aynı maddenin 2.fıkrasında ise; "Kurum, tüzel kişilerin yetkili oldukları faaliyetleri ve bu faaliyetlerden kaynaklanan hak ve yükümlülüklerini tanımlayan Kurul onaylı lisansların verilmesinden, işletme hakkı devri kapsamındaki mevcut sözleşmelerin bu Kanun hükümlerine göre düzenlenmesinden, piyasa performansının izlenmesinden, performans standartlarının ve dağıtım ve müşteri hizmetleri yönetmeliklerinin oluşturulmasından, tadilinden ve uygulattırılmasından, denetlenmesinden, bu Kanunda yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten, piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak serbest olmayan tüketicilere yapılan elektrik satışında uygulanacak fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten ve bu fiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkin formülleri uygulamaktan ve bunların denetlenmesinden ve piyasada bu Kanuna uygun şekilde davranılmasını sağlamaktan sorumludur…" hükmüne yer verilmiştir. Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na tüketicilere yapılacak elektrik satışlarında uygulanacak fiyatlandırmaya esas unsurları tespit etme görevi verilmiştir. Bu maddede de anlatılmak istenilen hususun 1 kw elektrik enerjisinin tüketicilere ulaşıncaya kadarki maliyet ve kar payı olup, yoksa Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na sınırsız bir fiyatlandırma unsuru belirleme yetkisi ve görevi vermediği açıktır. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu bu maddeye dayanarak 11.08.2002 gün ve 24843 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Perakende Satış Hizmet Geliri ile Perakende Enerji Satış Fiyatlarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ"'i yayımlamış ve lisans sahibi şirketlerde bu tebliğe uygun olarak tüketiciden kayıp-kaçak bedeli adı altında bedel tahsil etmişlerdir. Ancak yukarıda açıklandığı üzere tebliğin dayanağı olan 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 4.maddesinde, Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu'na sınırsız bir fiyat belirleme hak ve yetkisi verilmemiştir. Elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile başka kişiler tarafından hırsızlanmak suretiyle kullanılan elektrik bedellerinin, kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmek hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmamaktadır. Hem bu hal, parasını her halükarda tahsil eden davacı Kurum'un çağın teknik gelişmelerine ayak uydurmasına engel olur, yani davacı kendi teknik alt ve üst yapısını yenileme ihtiyacı duymayacağı gibi; elektriği hırsızlamak suretiyle kullanan kişilere karşı önlem alma ve takip etmek için gerekli girişimlerde de bulunmasını engeller. Oysa ki, elektrik kaybını önleme ve hırsızlıkları engelleme veya hırsızı takip edip, bedeli ondan tahsil etme görevi de bizzat enerjinin sahibi bulunan davacıya aittir. Bununla birlikte, tüketici olan vatandaşın faturalara yansıtılan kayıp-kaçak bedelinin hangi miktarda olduğunun apaçık denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi, yani şeffaflık hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarındandır. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler esnasında bir kısım üyelerce, bozmanın yerinde olduğunu; bazı üyelerce de idarenin kaçak bedelini alamayacağını ancak kayıp bedelini alabileceğini, bu bakımdan kararın belirtilen değişik gerekçe ile bozulması gerektiğini ileri sürmüşler iseler de bu görüşler kurul çoğunluğu tarafından belirtilen nedenlerle kabul edilmemiştir. Tüm bu nedenlerle, yerel mahkemenin yazılı şekilde karar vermesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, usul ve yasaya uygun direnme kararının onanması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle direnme kararının onanması gerekir.

 

KARAR :

 

Açıklanan gerekçeyle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan direnme kararının ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen "Geçici madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440.maddesi uyarınca 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 21.05.2014 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

 

 

Mahmut BİLGEN Birinci Başkanvekili Bozma  A.Velioğlu 17.H.D.Bşk. A.Özgür 15.H.D.Bşk.Bozma S.Çavdar 19.H.D.Bşk. F.Altınok 20.H.D.Bşk. H.Dündar 23.H.D.Bşk. Bozma K.Yüksel 3.H.D.Bşk. Bozma M.Balcı 21.H.D.Bşk. H.H.Ünaldı 1.H.D.Bşk. M.Aysal 18.H.D.Bşk. S.Göktaş 22.H.D.Bşk. A.Göcen S.Altıngöz M.Kürtül 16.H.D.Bşk.V. H.G.Vuraloğlu Değişik Bozma S.Ateşel M.Kamacı 2.H.D.Bşk.V. A.Z.Tepedelenlioğlu N.Tanlık S.Bellek R.C.Hanedan Değişik Bozma Y.Ata İ.Okur Değişik Bozma F.Ernalbant Bozma M.Duman Bozma A.Koçak Bozma A.Kellecioğlu Bozma İ.Vural Bozma M.Özcan M.K.Tepedelen Ç.Şen İ.Kurt Yahya Memiş İ.Doğan İ.Kır B.Köseoğlu M.Kış Yusuf Memiş Bozma Z.Turanlı Ön Sorun:Kesin Değil A.Taşkın G.Akyol N.Özer Ön Sorun:Kesin Değil Ö.Turan Ö.Kakillioğlu N.Şengün A.H.Güler B.Azizağaoğlu Bozma 

 

 

KARŞI OY YAZISI

 

Sayın çoğunluğun, Yerel Mahkemenin direnme kararının onanması yönündeki kararına karşı, karşı oyumun gerekçeleri aşağıda sunulmuştur. 

 

Hukuk Genel Kurulunun önüne gelen uyuşmazlık; davacı tarafından belirlenen ve EPDK tarafından onaylanan kurul kararına göre alınan kayıp-kaçak bedelinin, Tüketici Hakem Heyeti veya dava üzerine Tüketici Mahkemesince yasal olmadığı, hakkaniyete aykırı bulunduğu ve haksız şart teşkil ettiği değerlendirmesinin yerinde olup olmadığı, varılacak sonuca göre de kayıp-kaçak bedelinin tüketiciden alınıp alınmayacağı noktasında toplanmaktadır. Yüksek Genel Kurulca yapılan incelemede; (karar gerekçesinde) Enerji piyasası Düzenleme Kurumuna sınırsız bir fiyatlandırma unsuru belirleme yetkisi ve görevi verilmediği, elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelecek kayıp ile başka kişiler tarafından hırsızlanmak suretiyle kullanılan elektrik bedellerinin, kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşüncesi ile bağdaşmayacağı, bu halin, parasını her halükarda tahsil eden davacı kurumun çağın teknik gelişmelere ayak uydurmasına engel olacağı, bir başka deyişle davacının kendi teknik alt ve üst yapısını yenileme ihtiyacı duymayacağı gibi, elektriği hırsızlamak suretiyle kullanan kişilere karşı önlem alma ve takip etmek için gerekli girişimlerde bulunmasını engelleyeceği, oysaki elektrik kaybını önleme ve hırsızlıkları engelleme veya hırsızı takip edip bedelini ondan tahsil etme görevi de bizzat enerjinin sahibi bulunan davacıya ait olduğu, bununla birlikte tüketici olan vatandaşın faturalara yansıtılan kayıp kaçak bedelinin hangi miktar olduğunu apaçık denetleyebilmesi ve aynı hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi yani şeffaflığın hukuk devletinin vazgeçilmez unsurları olduğu, tüm bu nedenlerle yerel mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden usul ve yasaya uygun olan direnme kararının onanmasına karar verilmiştir. 

 

 

 

 Öncelikle konunun aydınlatılması için, davacı tarafından elektrik abonelerinden alınmakta olan kayıp/kaçak bedeline ilişkin ücretin yasal dayanağının açıklanmasında ve incelenmesinde yarar vardır. Kayıp-Kaçak bedeli uygulamasına ilişkin meri mevzuatı arzedecek olursak; 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 1/1.maddesine göre; “Bu Kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösterebilecek, malî açıdan güçlü, istikrarl ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasnın oluşturulmas ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin sağlanmasıdır.” Yine aynı kanunun 4/1.maddesine göre; “Kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip ve bu Kanun ile kendisine verilen görevleri yerine getirmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu kurulmuştur.” Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ise; “…bu Kanunda yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten, piyasa ihtiyaçların dikkate alarak serbest olmayan tüketicilere yapılan elektrik satışında uygulanacak fiyatlandırma esasların tespit etmekten ve bu fiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkin formülleri uygulamaktan ve bunların denetlenmesinden ve piyasada bu Kanuna uygun şekilde davranılmasını sağlamaktan sorumludur. (md. 4/2-son) Yine Kurumun görevleri arasında; tüketicilere güvenilir, kaliteli, kesintisiz ve düşük maliyetli elektrik enerjisi hizmeti verilmesini teminen gerekli düzenlemeleri yapmak da yer almaktadır. (md. 5/6-c) Davaya konu olan kayıp-kaçak bedeli, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun geçici 9.maddesinde “Ulusal Tarife adı altında EPDK tarafından belirlenerek uygulanmaktadır. 01/04/2011 tarihinden geçerli olmak üzere uygulanmakta olan bu tarife de EPDK'nun 28/12/2010 tarih ve 2999 sayılı kararı ile belirlenmiştir. 

 

 

Tarifelerin uygulanmasında davacının da dahil olduğu lisans sahibi şirketler bakımından yasal zorunluluk bulunmaktadır. Lisans sahibi şirketler tarifeyi değiştiremeyeceği gibi tarifede yer almayan bir bedeli de tahsil edemeyecek veya düzenlenen tarifeler kapsamında düzenlenmiş bir bedeli de tahsil etmeme gibi bir davranışta bulunamayacaktır. Diğer bir anlatımla, lisans sahibi şirketlerin tarifeleri uygulayıp uygulamama ve kayıp-kaçak bedelini tahsil etmeme gibi bir inisiyatifi bulunmamaktadır. 

 

Tarifelere uyma yükümlülüğünün bir gereği olarak kayıp-kaçak bedeli perakende satış tarifesinin bir unsuru olarak faturalarda yer almakta, bu bedelin belirlenmesi için alınan kurul kararı EPDK'nun bir düzenleyici işlemi olarak tüm tüzel ve gerçek kişileri bağlamaktadır. 14.03.2013 tarihinde kabul edilen ve 30.03.2013 tarihli ve 28603 sayılı resmi gazetede yayınlanan 6446 nolu Elektrik Piyasası Kanununun, amaç başlıklı 1.maddesinde; kapsam başlıklı 2.maddesinde; Lisans esasları başlıklı 5.maddesinin 4.fıkrası, 4.bendin c fıkrasında ise; 4.bendin d fıkrasında ise, yer almaktadır. 

 

Mezkur mevzuat hükümlerine göre elektrik piyasasında fiyatlandırmanın esaslarının EPDK tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği ifade edilmektedir. Kanunun 17.maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde hükmü ve 17.maddesinin dördüncü fıkrasında hükmü ver almaktadır. Kanunun 17.maddesine yer alan bu hükümler gereğince Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından tüm ülkede uygulanmak üzere onaylanan fonsuz tarife tabloları içerisinde yer alan bedellerin dağıtım/tedarik şirketlerince tüketicilerden tahsili ve söz konusu bedellerin tüketiciler tarafından ödenmesi yasal birer zorunluluktur. 

 

Bir kamu kuruluşu olan EPDK'nun aldığı düzenleyici bir işlem olan ve ülke genelinde uygulanan bedellerden biri olan kayıp-kaçak bedeli düzenleyici bir işlem olup mahkemece iptal edilmedikçe veya yetkili merci tarafından geri alınmadıkça geçerlidir ve yürürlüktedir. Söz konusu bedellere ilişkin Kurul Kararı yürürlükte olup, meri mevzuatın bir parçasıdır. 

 

Kanunun 17.maddesinin altıncı fıkrasının (ç) bendindeki hükmü dağıtım tarifelerini belirleme yetkisinin EPDK'da olduğunu ifade etmektedir. Kanunun 27.maddesinin altıncı fıkrasında hükmü yer almaktadır. Kanun Koyucu'nun tamamen dağıtım şirketlerinin sorumluluğunda olan bir konuda şirketlere hem de genellikle fiyatı piyasa fiyatından daha yüksek olan bir kaynaktan alım zorunluluğu getirmesi düşünülemeyeceğinden söz konusu bedelin tüketicilerden tahsil edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Kanunun Geçici 1.maddesinin birinci fıkrasında hükmü yer almaktadır. Fiyat eşitleme mekanizmasına ilişkin düzenleme ilk defa 4628 sayılı Kanunun 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunun 30.maddesi ile mülga Geçici 9.maddesine 10/05/2006 tarihli ve 5496 sayılı Kanunun 6.maddesi ile eklenmiş olup maddenin gerekçesinde denilmek suretiyle Kanun koyucunun sarih bir şekilde kayıp-kaçağı elektriğin maliyet kalemleri arasında kabul ettiği ve geçiş dönemi için kayıp-kaçak oranları ve dolayısıyla da kayıp-kaçak bedelleri çok farklı olan bölgelerin fiyat eşitleme mekanizması ile aynı tarifeden elektrik kullanmasının sağlanmasını öngördüğü anlaşılmaktadır. 

 

Kanun koyucu kayıp-kaçağın kanuni bir maliyet unsuru olduğunu kabul etmenin ötesinde, bu maliyet unsurundan kaynaklanabilecek dağıtım bölgeleri arasındaki fiyat farklılığından tüketicileri geçiş dönemi süresince kısmen veya tamamen koruyacak şekilde bir mekanizma tesis edilmesini öngörmüştür. Kanun koyucunun bir mekanizma ile bölgesel etkilerini geçiş dönemi süresince ortadan kaldırmayı öngördüğü kayıp-kaçağın kanuni bir maliyet kalemi olduğudur. 

 

Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri gereğince ve çerçevesinde kayıp-kaçak bedeli Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından aşağıdaki ikincil mevzuat ile belirlenmektedir. Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği'nin 9.maddesinin dördüncü fıkrasında hükmü ve 15.maddesinin birinci fıkrası <İletim sistemi kullanım geliri tavanı, iletim sistemi işletim geliri tavanı, piyasa işletim gelir tavan ve dağıtım sistemi kullanım geliri tavanına ilişkin parametreler; faaliyet türüne göre belirlenen verimlilik, kalite ve kayıp-kaçak hedeflerine ulaşılması ölçüsünde, elektrik piyasası hesap plan, düzenlemeye tabi unsurlar ve raporlamaya ilişkin tebliğ ile ilgili mevzuattaki diğer hükümlere uygun olarak işletme giderleri ile amortisman giderlerinin karşılanması ve makul bir getiri elde edilmesine izin verecek şekilde belirlenir.> hükmü yer almaktadır. Dağıtım Sistemi Gelirinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğin 4. maddesinde gelir düzenlemesinde, dağıtım lisansı sahibi tüzel kişilerin dağıtım lisanslarına derç edilecek parametreler arasında dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin lisansında her tarife dönemi için belirlenen kayıp-kaçak hedeflerinin de olduğu ifade edilmiştir. Aynı tebliğin Ek 2.maddesinde kayıp-kaçak bedelinin hesaplanma yöntemi ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Gelir ve Tarife Düzenlemesi Kapsamında Düzenlemeye Tabi Unsurlar ve Raporlamaya İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğin 19.maddesinde lisans sahibi tüzel kişiler tarafından, kendi faaliyetleri ile ilgili olması halinde, düzenlemeye esas işletme gideri ve yatırım harcamalarına temel teşkil eden ve sağlanma zorunda olan veriler arasında sayılmaktadır. 

 

Yukarıda detaylı olarak belirtildiği üzere kayıp-kaçak bedeli Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Kanunun kendisine verdiği yetki çerçevesinde ve Kanunun temel amaçlarına uygun şekilde belirlediği bir bedeldir. 

 

2575 sayılı Danıştay Kanunun 24.maddesinin Danıştay'ın ilk derece mahkemesi olarak bakacağı davaları düzenleyen birinci fıkrasının (c) bendinde in ilk derece mahkemesi olarak Danştay'da karara bağlanacağı ifade edilmektedir. Bir kamu kuruluşu olan EPDK'nun aldığı düzenleyici birer işlem olan ve ülke genelinde uygulanan kayıp-kaçak bedeli bu madde kapsamında olup ve bu davalarda görevli mahkeme ilk derece mahkemesi olarak Danştay'dır. Danştay söz konusu bedellerin iptali talebiyle açılan davaların tamamında yürütmeyi durdurma istemlerini reddetmiş ve esasa ilişkin incelemesini sürdürmektedir. Bilindiği üzere, düzenleyici bir işlem mahkemece iptal edilmedikçe veya yetkili merci tarafından geri alınmadıkça geçerlidir ve yürürlüktedir. Söz konusu bedellere ilişkin Kurul Kararıyürürlükte olup, meri mevzuatın bir parçasıdır. Bu karara dayanılarak dağıtım şirketlerince söz konusu bedelin tahsil edilmesi de hukuka uygundur. 

 

4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 1.maddesinde, bu kanunun amacının; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösterebilecek, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin sağlanması olduğu belirtilmiş olup; aynı maddede iletim, elektrik enerjisinin gerilim seviyesi 36 kw üzerindeki hatlar üzerinden naklini; dağıtım sistemi, bir dağıtım şirketinin, belirlenmiş bölgesinde işlettiği ve/veya sahip olduğu elektrik dağıtım tesisleri ve şebekesini; iletim sistemi, elektrik iletim tesisleri ve şebekesini ifade ettiği vurgulanmış; iletim tesisi, üretim tesislerinin 36 kw üstü gerilim seviyesinden bağlı olduğu noktalardan itibaren, iletim şalt sahalarının orta gerilim giderleri de dahil olmak üzere dağıtım tesislerinin bağlantı noktalarına kadar olan tesisler, dağıtım tesisi ise, iletim tesislerinin bittiği noktadan itibaren, müstakilen elektrik dağıtımı için tesis edilmiş tesis ve şebeke olarak tarif edilmiş, tarife ise, elektrik enerjisinin ve/veya kapasitenin iletimi, dağıtımı ve satışı ile bunlara dair hizmetlere ilişkin fiyat, hüküm ve şartları içeren düzenlemeler şeklinde tanımlanmış, 2.maddesinde, elektrik piyasası faaliyetlerinin, bu Kanun hükümlerine göre piyasada faaliyet gösterecek tüzel kişilerin üretim, iletim, dağıtım, toptan satış, perakende satış, perakende satış hizmeti, ticaret, ithalat ve ihracat faaliyetleri olduğu, piyasada faaliyet gösterecek tüzel kişilerin faaliyetlerinde uymaları gereken usul ve esasların bu konun ve ilgili yönetmeliklerle düzenleneceği, 3.maddesinin birinci fırkasının (b) bendinin (5) numaralı alt bendinde, yönetmelik uyarınca, hizmet maliyetlerinin yansıtılmasına dair kurallar ile kayıp ve kaçakları asgariye indirecek önlemlerin uygulanmasına dair içeren hükümlerin lisanslarda yer alacağı, 4.maddesinde, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun, bu kanunda yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten, piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak serbest olmayan tüketicilere yapılan elektrik satışında uygulanacak fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten ve bu fiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkin başvuruları aynı yılın 31 Aralık tarihini geçmeyecek şekilde onaylayacağı, lisans sahibinin, bir sonraki yıl boyunca tarifelerde yapacağı aylık enflasyon ve lisansında belirtilen diğer hususlarla ilgili ayarlamaların da Kurulun onayında yer alacağı, bu tür fiyat ayarlamaları ile ilgili formüllerin Kurum tarafından bu Kanun hükümleri doğrultusunda verilen her lisansta bulunacağı, fiyat yapısı içinde, söz konusu tüzel kişinin piyasa faaliyetleri ile doğrudan ilişkili olmayan hiçbir unsurun yer alamayacağı, TEİAŞ tarafından uygulanacak iletim ek ücretinin bu hükmün istisnasını oluşturduğu, her lisansta yer alan fiyat formüllerinin ancak söz konusu lisansta belirtilen zamanlarda ve/veya koşullarda tadil edilebileceği, Kurul onaylı tarifelerin hüküm ve şartlarının, bu tarifelere tabi olan tüm gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı, bir gerçek veya tüzel kişinin tabi olduğu tarifede öngörülen ödemelerden herhangi birisini yapmaması halinde, söz konusu hizmetin durdurulmasını da içeren usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği, tarife onayı gerektiren bir lisansın verilmesi ile birlikte, içinde bulunulan yıla ait tarifenin de Kurulca incelenerek onaylanacağı belirtilmiş olup, aynı maddenin (b) bendinde, düzenlemeye tabi tarifeler arasında <İletim Tarifeleri> sayılmış, (4) numaralı alt bendinde, dağıtım şirketleri tarafından hazırlanacak olan dağıtım tarifelerinin, elektrik enerjisinin dağıtım tesisleri üzerinden naklinden yararlanan tüm gerçek ve tüzel kişilere eşit taraflar arasında fark gözetmeksizin uygulanacak dağıtım hizmetine ilişkin fiyatları,' hükümleri ve şartları içereceği öngörülmüştür.

 

Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği'nin 10/1.maddesinde, hükmü yer almış, 28.maddesinde, iletim ve dağıtım tarifelerinde yer alan fiyatların yansıtılmasında, perakende satış tarifelerinde belirtilen abone gruplan dikkate alınmak suretiyle, söz konusu tarifelerde yer alan fiyat yapısının korunmasının esas olduğu, tarifeleri düzenlemeye tabi tüzel kişilerin gelir ve/veya fiyat tavanı hesaplamalarında yer almayan ancak tarifeleri düzenlemeye tabi diğer tüzel kişiler tarafından kendilerine fatura edilen iletim ve/veya dağıtıma ilişkin bedelleri, bu tüzel kişilerin hizmet sundukları abonelere ve/veya müşterilere uygulayacakları fiyatlara ayrıca ilave edecekleri, serbest tüketiciler açısından, iletim sistemi kullanım fiyatı ile iletim sistemi işletim fiyatına ilişkin tutarların, dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından, tedarikçilerden veya dağıtım sistemine bağlı serbest tüketicilerden tahsil edilebileceği, bu durumda iletim tarifesi ile dağıtım tarifesi kapsamındaki fiyatların, ödeme bildirimlerinde ayrı olarak gösterileceği hükme bağlanmıştır. 

 

4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun Geçici 9.maddesinde, <31 Aralık 2012 tarihinde sona erecek geçiş döneminde düzenlemeye tabi tarifeler üzerinden elektrik enerjisi satın alan tüketicileri, dağıtım bölgeleri arası maliyet farklılıkları nedeniyle var olan fiyat farklılıklarından kısmen veya tamamen koruyacak şekilde tesis edilmiş ve uygulamaya ilişkin hususları tebliğle düzenlenmiş olan fiyat eşitleme mekanizması uygulanır. Tüm kamu ve özel dağıtım şirketleri fiyat eşitleme mekanizması içerisinde yer alır. Geçiş dönemi süresince ulusal tarife uygulamasının gerekleri esas alınır ve ulusal tarifede çapraz sübvansiyon uygulanır. Ulusal tarife Kurumca hazırlanır ve Kurul onayıyla yürürlüğe girer. Kurul onaylı çapraz sübvansiyon ancak Bakanlar Kurulu kararı ile değiştirilir. Geçiş dönemi süresince tüm hesaplar ilgili mevzuata göre ayrıştırılarak tutulur.> hükmüne yer verilmiştir. Bu kural ile dağıtım ve perakende satış şirketlerine maliyetlerini yansıtan tarifeler uygulanması sonucunda bölgeler arasında özellikle kayıp-kaçak nedeniyle oluşan aşırı farklılaşmaların ulusal tarifeye yansıtılmasının önlenmesi, tüketicilere ulusal bazda tek bir satış fiyatı uygulanması, toptan ve perakende satış fiyatlarına müdahale edilmeden perakende satışta rekabet ortamının ve dağıtım şirketlerinin gelirlerinin önceden tahmin edilebileceği bir mekanizmanın oluşturulması, fiyat eşitleme mekanizmasının uygulanması sürecinde oluşan kayıpların tüm kullanıcılara yansıtılması uygulama dönemi için TEDAŞ tarafından hazırlanan geçiş dönemi tarifeleri ile metodolojisi, teklif edildiği şekliyle Kurul'un 24/08/2006 günlü, 875 sayılı kararı ile onaylanıp, 01/09/2006 günlü, 26276 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

 

TEDAŞ tarafından sunulan tarife teklifi içerisinde kayıp kaçak hedeflerinin hesaplanmasında kullanılan yöntem 2011/2015 yıllarını içeren ikinci tarife dönemi için kayıp kaçak hedeflerinin belirlenmesinde de kullanılmış ye 16/122010 tarih ve 2932 sayılı Kurul Kararıyla 2011-2015 dönemini kapsayan ikinci uygulama dönemi için 21 dağıtım şirketi için kayıp-kaçak hedefleri belirlenmiş olup; tüketicilere yansıtılan kayıp-kaçak bedellerinin anılan bu hedef kayıp-kaçak oranları üzerinden hesaplandığı anlaşılmaktadır. 

 

875 sayılı Kurul kararı ile onaylanan 20 Dağıtım Şirketi İçin Gelir Gereksinimi Hesaplanması ve Tarife Metodolojisinde; sosyal uyum bileşeni adı altında tarifelerde yer alan çapraz sübvansiyonun ne olduğu, çapraz sübvansiyon miktarlarının nasıl hesaplandığı açıklanarak, faaliyetlere özgü çapraz sübvansiyon miktarları, abone grupları ile geçiş döneminin her bir yılı bazında yayımlanmış ve bu Metodolojide; bölgesel bazda gerçek maliyetlere dayalı gelir gereksinimlerinin belirlenmesi ve tarifelerin hesaplanmasında izlenecek yöntemler gösterilmiş olup, geçiş dönemi süresince dağıtım ve perakende satış hizmeti faaliyetine ilişkin gelir gereksinimi hesaplamalarında, her tarife yılı için bölgelere ilişkin verimlilik ve hedef kayıp-kaçak oranları belirlenerek, dağıtım şirketlerinin kontrolünde olan dağıtım ve perakende satış hizmeti faaliyeti için yıllara sari gelir ihtiyaçları tespit edilmiş ve ihtiyaç duyulan bu gelirin kullanıcılara belirli bir metodoloji çerçevesinde yansıtılması öngörülmüştür. Dağıtım şirketlerinin kontrolü dışında olan iletim ve elektrik enerjisi alım fiyatlarının ise hangi prensiplerle tarifelere yansıtılacağı ortaya konmuştur. Bunun yanında farklı bağlantı durumlarına göre tüketicilere hangi tür maliyetlerin yansıtılacağı açıklanmıştır. 

 

Geçiş döneminde öngörülen Fiyat Eşitleme Mekanizmasının temel amacının; toplumsal nitelikli olan aşırı yüksek kayıp-kaçakların toplumun bütünü tarafından bölüşülmek suretiyle ödenmesi, geçiş dönemi sonuna kadar abone grupları arasındaki çapraz sübvansiyonun tedrici olarak azaltılması ve geçiş dönemi sonunda her dağıtım bölgesinin ve abone grubunun kendi maliyetlerine katlanmaya başlaması olduğu dikkate alındığında, bu sistemin verimli dağıtım şirketlerinin faaliyette bulunduğu istikrarlı ve doğal tekel niteliğini haiz faaliyetler dışında kalan faaliyetlerin serbest rekabet koşullarında yürütüldüğü bir piyasa yapısını hedeflediği gözetildiğinde, fiyat eşitleme mekanizması ile öngörülen sistemin eşitlik, hakkaniyet ve nesafet ilkeleriyle bağdaşmadığından söz etmek mümkün değildir.

 

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 29/12/2010 tarih ve 3002 sayılı kararı ile 01/01/2011 tarihinden itibaren uygulanmak üzere 21 Dağıtım Şirketi için Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esasların onaylanmasına karar verildiği ve 2999 sayılı Kurul Kararı ekinde yer alan abone grupları tanımlanıp, abone gruplarının nasıl tespit edileceği hususunun açıklandığı, dava konusu işlem ve kararlar ile tarife uygulamalarına ilişkin açıklayıcı düzenlemelerin yapıldığı anlaşılmaktadır. 

 

Tüketicilere elektrik sağlamaya yönelik hizmet sunumu sırasında teknik ve teknik olmayan nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan ve tamamen engellenmesi ve yok edilmesine imkan bulunmayan kayıp-kaçağın belli bir hedef doğrultusunda, giderek azaltılması için gerekli tedbirlerin alınmasına yönelik özendirici ve teşvik edici uygulamalarla; kaliteli ve sürekli elektrik hizmetini temin için gerekli önlemleri atmakla görevli bulunan davalı idarece elektrik üretim, iletim, dağıtım ve tedarikinde ortaya çıkan ve maliyetin bir parçası olan kayıp-kaçak bedelinin elektrik piyasası faaliyetlerinin düzgün yürütülmesini temin için tüketicilere yansıtılmasına ilişkin uygulamada hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmamaktadır. 

 

Hukuk Genel Kurulunun önünü gelen somut olayımızla benzer bir konu olan ve Genel Kurul için emsal teşkil edebilecek olan Türk Telekomünikasyon A.Ş tarafından, telefon abonelerinden alınmakta olan uygulamasına ilişkin olarak Yüksek Genel Kurulun 13/05/2009 tarih 2009/13-122 Esas, 2009/189 Karar, 13/10/2010 tarih 2010/13-406 Esas, 2010/503 Karar, 02/04/2014 tarih 2013/13/661 Esas, 2014/440 Karar sayılı kararlarında da; a aittir. Kanunun 47, 48, 49.maddelerinde; Kurumun , , <Şeffaflığın Sağlanması ve Bilgilendirme> konusunda gerekli usul ve esasları belirleyeceği; son kullanıcı ve tüketicilerin azami faydayı elde edebilmeleri ve hizmetlerin şeffaflık ilkesine uygun olarak sunulabilmesi için hizmet seçenekleri, hizmet kalitesi, tarifeler ile tarife paketlerinin yayımlanmasına ve benzer hususlarda abonelerin bilgilendirilmesine yönelik olarak işletmecilere yükümlülükler getirebileceği; işletmecilerin de, özellikle hizmetler arasında seçim yapılırken ve abonelik sözleşmesi imzalanırken tüketicilerin karar vermelerinde etkili olabilecek hususlar ile dürüstlük kuralı gereğince bilgilendirilmelerinin gerekli olduğu her durumda talep olmaksızın tüketicileri bilgilendireceği; 50.maddesinde de ile Kurum'un bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirleyeceği düzenleme altına alındığı, Kanunun 65.maddesinde başlığı altında; ibaresinden ; ibaresinden de un anlaşılacağının, düzenlendiği, Kurumun sektörle ilgili işlemlerine karşı açılacak davaların ise ilk derece mahkemesi olarak Danştay'da görüleceği; bu davaların acele işlerden sayılacağı, Kanunun başlıklı 62.maddesinde hükme bağlandığı, açıklanan yasal düzenlemeler karşısında somut olay irdelendiğinde: 406 sayılı Kanunda ve 2813 sayılı Telsiz Kanununda dava hakkı konusunda herhangi bir düzenleme olmamasına karşın, 5809 sayılı Kanun ile açıkça dava hakkı düzenlenmiş ve kurumun sektörle ilgili işlemlerine karşı açılacak davalarda ilk derece mahkemesi olarak Danıştay görevlendirilmiştir. 

 

Somut olayda; 5809 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulama alanı bulunduğu, dava ve uyuşmazlığa konu sabit ücretin davacı işletmeci tarafından, Kurum onayı ile belirlenen çerçevesinde tespit edildiği, bu tarifelerin Kurum'un sektörle ilgili işlemi olmakla bunlara karşı Danıştay'da ilk derece mahkemesi sıfatıyla dava açılıp; bu mahkemece karara bağlanabileceği; tarifenin onaylanmasına ilişkin işlem bu yolla iptal edilmedikçe sabit ücretin belirlenen esaslar dahilinde alınmasına devam olunacağı; dosyaya yansıyan böyle bir iptal kararı da mevcut olmadığına göre Türk Telekomünikasyon AŞ tarafından belirlenen ve Telekomünikasyon Kurumu tarafından onaylanan tarife uyarınca alınan sabit ücretin, yasal bir uygulama olduğu; Danıştay tarafından iptal edilmediği sürece sabit ücretin tarifede belirlenen miktar üzerinden alınmasında kanuna aykırı bir husus bulunmadığı, her türlü duraksamadan uzak olduğu, öte yandan, taraflar arasındaki sözleşmenin haksız şart içerdiğinin kabulü için herhangi bir yasal denetim yolu açık olmayan bir hükmün sözleşmeye konulmuş olması gerekir. 

 

Oysa 5809 Kanun ile sözleşmelerin düzenlenmesinin usul ve esaslarını belirleme görevini dahi Kurum'a vermiş ve ayrıca somut olaydaki gibi sabit ücrete ilişkin hükümlerin tarifelerle belirleneceğini, bu tarifelerin de Kurum'ca onaylanacağını belirlemiş; bununla yetinmeyerek bu tarifelere karşı dava yolunu da düzenlemiştir. Kurumun onay işlemine karşı dava açılmamış veya açılıp ta reddedilmiş olması durumunda tarife kanuna uygun olmakla buna dayanılarak sözleşmede yer verilen sabit ücrete ilişkin miktarın haksız şart olarak kabulünün de olanaklı olmadığı, hal böyle olunca; Tüketici Sorunlar Hakem Heyeti ve dolayısıyla da Tüketici Mahkemesi'nin sabit ücretin miktarı konusunda bir değerlendirme yapması açıklanan yasal düzenlemeler karşısında olanaklı olmadığı gibi, sabit ücret miktarıda haksız şart teşkil etmediği, davanın açıklanan bu değişik gerekçelerle kabulü gerekirken, reddine ilişkin önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olduğuna oy çokluğu ile karar vermiştir. 

 

Kayıp kaçak bedeli uygulaması 4688 sayılı Yasanın 1/1, 4-1, 6446 sayılı Kanunun 5/1, 17/ç, 27, geçici 1., 5496 sayılı Kanunun 6, geçici 9 ve ilgili yönetmelikler ve EPDK Kurul Kararları ve tebliğleri çerçevesinde yapılmaktadır. 

 

Somut olayda; çekişmeye konu olan kayıp kaçak bedeli arzedilen kanunlar ve ikincil mevzuat hükümleri çerçevesinde EPDK tarafından belirlenerek uygulanmaktadır. 01.04.2014 tarihinden geçerli olmak üzere uygulanmakta olan tarife EPDK'nun 28.12.2010 tarih ve 2999 sayılı kararı ile belirlenmiştir. Tarifelerin uygulanması elektrik şirketleri için yasal zorunluluktur. Lisans sahibi şirketler tarifeyi değiştiremeyeceği gibi tarifede yer almayan bir bedeli de tahsil edemeyecek veya düzenlenen tarifeler kapsamında düzenlenmiş bir bedeli de tahsil etmeme gibi bir davranışta bulunamayacaklardır. Diğer bir anlatımla lisans sahibi şirketlerin tarifeleri uygulayıp uygulamama ve kayıp kaçak bedelini tahsil etmeme gibi bir insiyatifi bulunmamaktadır. Kayıp kaçak bedeli kurumun kanunun kendisine verdiği yetki ve görev çerçevesinde kanunun temel amaçlarına uygun şekilde belirlediği bir bedeldir. Söz konusu bedeli belirlemek üzere alınan kurul kararı kurumun genel düzenleyici işlemi olarak tüm gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Kayıp kaçak bedeli uygulaması kurumun kendisine verdiği yetkiye dayanarak yasa ile belirlenen bir ücrettir. EPDK kurul kararları tarife ve tebliğleri EPDK Kanununun kendisine verdiği yetkiye dayanarak çıkarılmıştır. Dolayısıyla kanuna, hakkaniyete ve hukukun genel ilkelerine aykırılığından bahsedilemez. 

 

Davaya konu kayıp kaçak bedelinin EPDK Kurumunun onayı ile ve sektörle ilgili olarak belirlenen bir ücrettir. Tüketicilere kesintisiz bir elektrik hizmeti sağlanabilmesi için üretilen elektriğin (özellikle de teknik kaybın) maliyetinin tüketicilere yansıtılması faaliyetin doğal bir sonucudur. Kanunun EPDK'ya verdiği görevler arasında kaçakların sıfırlanmasını ve teknik kayıplarında makul seviyelere indirilmesine ilişkin düzenlemeleri yapma görevi vardır. Teknik ve teknik olmayan kayıplar elektrik maliyetinin bir unsurudur. Elektriğin kesintisiz bir şekilde sağlanması için teknik ve teknik olmayan kayıpların karşılanması gerekir. Kayıpsız bir elektrik üretimi söz konusu olamaz. Kayıp kaçak bedeli EPDK Kurumunun kanunun kendisine verdiği yetki çerçevesinde ve kanunun temel amaçlarına uygun şekilde belirlediği bir bedeldir. Söz konusu bedeli belirlemek üzere alınan kurul kararı kurumun bir düzenleyici işlemi olarak tüm gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Kayıp kaçağa ilişkin ücret yasanın kendisine verdiği yetki çerçevesinde EPDK tarafından belirlendiğinden ve onaylanarak yürürlüğe girdiğinden ve bu karara karşı idari yargı yolu da açık bulunduğundan tüketicilerden alınan kayıp kaçak bedeli haksız şart olarak ta kabul edilemez. 

 

Sonuç olarak, tüketicilere elektrik temin etmeye yönelik hizmetlerin sunumu sırasında teknik ve teknik olmayan nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan ve ülkemiz şartları da nazara alındığında tamamen engellenmesi ve yok edilmesine imkan bulunmayan, kaliteli ve sürekli elektrik hizmeti temini için gerekli önlemlerin alınmasına yönelik olarak elektrik dağıtım şirketlerinin elektrik temininde iletim, dağıtım ve tedarikinde ortaya çıkan meri mevzuata göre maliyetin bir parçası olan kayıp-kaçak bedelinin elektrik piyasası faaliyetlerinin düzgün yürütülmesi, kaliteli ve sürekli bir elektrik hizmeti sağlanmasının temini için kayıp-kaçak bedelinin tüketicilere yansıtılmasında hukuka, meri mevzuata ve hakkaniyete aykırılık yoktur. Netice itibariyle ortada yürütmesi gereken bir kamu hizmeti vardır ve bu kamu hizmetinin yürütülmesi için de yasayla ve ona bağlı olarak çıkarılan ikincil mevzuatla tüketicilere ek bir külfet yüklenmiştir. Kamu hizmetinin devamı içinde bir zorunluluktur Yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, dava konusu kayıp-kaçak bedeli; yasa ile belirlenen bir ücrettir. EPDK tarafından yapılan tarife, kurul tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girmekte ve uygulanmaktadır. 

 

Bundan ayrı olarak, taraflar arasındaki sözleşmenin haksız şart içerdiğinin kabulü için herhangi bir yasal denetim yolu açık olmayan bir hükmün sözleşmeye konulmuş olması gerekir Oysa az önceki açıklamalarda da izah edildiği üzere; kayıp-kaçak bedeli 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 1/1, 4/1 ve aynı kanunun geçici 9.maddeleri ile EPDK'nun28/12/2010 tarih ve 2999 sayılı kararına göre belirlenmekte ve alınmaktadır. Yüksek Genel Kurulun sabit ücret uygulamasına ilişkin uygulaması da bu yöndedir. Bu itibarla; yerel mahkemenin direnme kararının Yüksek Genel Kurulca yukarıda arz ve izah ettiğim gerekçeler muvacehesinde bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan Mahalli Mahkemenin direnme kararının onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.

 

 

Yusuf MEMİŞ

Yargıtay 3.Hukuk Dairesi Üyesi

TÜRK CEZA KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR 6245 SAYILI KANUN -28 HAZİRAN 2014/ 1-67 MADDE- BÖLÜM-1

28 Haziran 2014  CUMARTESİ

Resmî Gazete

Sayı : 29044

 

KANUN

TÜRK CEZA KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK

YAPILMASINA DAİR KANUN

             Kanun No. 6545                                                                                                         Kabul Tarihi: 18/6/2014

MADDE 1 – 12/6/1933 tarihli ve 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun 23 üncü maddesinin beşinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Esrar elde etmek amacıyla kenevir ekimi yapan kişi dört yıldan on iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

“Münhasıran kendi kullanımı için ihtiyaç duyduğu esrarı elde etmek amacıyla kenevir ekimi yapan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

MADDE 2 – 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun;

a) (1) sayılı Tarifesinin “A- Mahkeme Harçları” bölümünün “IV. Temyiz, istinaf ve itiraz harçları” kısmının (d) bendinde yer alan “itirazen yapılacak başvurularda” ibaresi “yapılacak istinaf yolu başvurularında” şeklinde değiştirilmiştir.

b) (3) sayılı Tarifesinin “I- Başvurma harcı” kısmının (d) bendinde yer alan “itirazen yapılan başvurularda” ibaresi “yapılacak istinaf yolu başvurularında” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 3 – 6/1/1982 tarihli ve 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 3- 1. Bölge idare mahkemeleri, başkanlık, başkanlar kurulu, daireler, bölge idare mahkemesi adalet komisyonu ve müdürlüklerden oluşur.

2. Bölge idare mahkemelerinde biri idare diğeri vergi olmak üzere en az iki daire bulunur. Gerekli hâllerde dairelerin sayısı, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca artırılıp azaltılabilir.

3. Dairelerde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur.

4. Bölge idare mahkemesi başkan ve üyeliklerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atama yapılır.”

MADDE 4 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 3/A maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemelerinin görevleri:

MADDE 3/A- Bölge idare mahkemelerinin görevleri şunlardır:

a) İstinaf başvurularını inceleyip karara bağlamak.

b) Yargı çevresindeki idare ve vergi mahkemeleri arasında çıkan görev ve yetki uyuşmazlıklarını kesin karara bağlamak.

c) Diğer kanunlarla verilen görevleri yapmak.”

MADDE 5 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 3/B maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi başkanının görevleri:

MADDE 3/B- Bölge idare mahkemesi başkanının görevleri şunlardır:

a) Mahkemeyi temsil etmek.

b) Bölge idare mahkemesi başkanlar kuruluna ve adalet komisyonuna başkanlık etmek, alınan kararları yürütmek.

c) Bölge idare mahkemesi dairelerinden birine başkanlık etmek.

d) Mahkemenin uyumlu, verimli ve düzenli çalışmasını sağlamak ve bu yolda uygun göreceği önlemleri almak.

e) Bölge idare mahkemesinin genel yönetim işlerini yürütmek.

f) Bölge idare mahkemesi memurlarını denetlemek.

g) Dairelerin benzer olaylarda kesin olarak verdikleri kararlar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi için başkanlar kuruluna başvurmak.

h) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.”

MADDE 6 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 3/C maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu:

MADDE 3/C- 1. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu, bölge idare mahkemesi başkanı ile daire başkanlarından oluşur.

2. Bölge idare mahkemesi başkanının bulunmadığı hâllerde kurula daire başkanlarından en kıdemli olan başkanlık eder.

3. Daire başkanının mazereti hâlinde, o dairenin en kıdemli üyesi kurula katılır.

4. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri şunlardır:

a) Gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak ihtisaslaşmayı sağlamak amacıyla, bölge idare mahkemesi daireleri arasındaki iş bölümünü belirlemek, daireler arasında çıkan iş bölümü uyuşmazlıklarını karara bağlamak.

b) Hukuki veya fiili nedenlerle bir dairenin kendi üyeleriyle toplanamadığı hâllerde ilgisine göre diğer dairelerden üye görevlendirmek.

c) Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek Danıştay Başkanlığına iletmek.

d) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.

5. Dördüncü fıkranın (c) bendine göre yapılacak talepler hakkında 6/1/1982 tarihli ve 2575 sayılı Danıştay Kanununun 39 uncu ve 40 ıncı maddeleri uygulanır.

6. Başkanlar Kurulu eksiksiz toplanır ve çoğunlukla karar verir. Oyların eşitliği hâlinde başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış sayılır.”

MADDE 7 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 3/D maddesi eklenmiştir.

 “Dairelerin görevleri:

MADDE 3/D- Bölge idare mahkemesi dairelerinin görevleri şunlardır:

a) İlk derece mahkemelerince verilen ve istinaf yolu açık olan nihai kararlara karşı yapılan istinaf başvurularını inceleyerek karara bağlamak.

b) İlk derece mahkemelerince yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlara karşı yapılan itirazları inceleyerek karara bağlamak.

c) Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemeleri arasındaki görev ve yetki uyuşmazlıklarını çözmek.

d) Yargı çevresi içinde bulunan yetkili ilk derece mahkemesinin bir davaya bakmasına fiili veya hukuki bir engel çıktığı veya iki mahkemenin yargı çevresi sınırlarında tereddüt edildiği veya iki mahkemenin de aynı davaya bakmaya yetkili olduklarına karar verdikleri hâllerde; o davanın bölge idare mahkemesi yargı çevresi içinde bulunan başka bir mahkemeye nakline veya yetkili mahkemenin tayinine karar vermek.

e) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.”

MADDE 8 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 3/E maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi başkanı, daire başkanları ve üyelerin nitelikleri ve atanmaları:

MADDE 3/E- 1. Bölge idare mahkemesi başkanı ve daire başkanları birinci sınıf olup birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş;  daire üyeleri ise en az birinci sınıfa ayrılmış olup birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idari yargı hâkim ve savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atanır.

2. Danıştay daire başkanı ve üyeleri, istekleri üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bölge idare mahkemesi başkanlığına veya daire başkanlıklarına dört yıllığına atanabilirler. Başka bir bölge idare mahkemesine yapılacak atamalarda da aynı usul uygulanır. Bu şekilde atananların; Danıştay üyeliği sıfatı, kadrosu, aylık ve ödeneği ile her türlü özlük hakları korunur; aylık ve ödenekleri ile her türlü mali ve sosyal haklarının Danıştay bütçesinden ödenmesine devam olunur; disiplin ve ceza soruşturma ve kovuşturmaları Danıştay üyeleri hakkındaki hükümlere tabidir; bu görevde geçirdikleri süre Danıştay üyeliğinde geçmiş sayılır. Bu kişiler; Danıştay üyeleri tarafındanDanıştayda yapılan iş ve işlemlere katılamazlar; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliği seçimleri hariçDanıştaydaki seçimlerde aday olamaz ve oy kullanamazlar; istekleri üzerine Danıştaydaki görevlerine geri dönerler.”

MADDE 9 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 3/F maddesi eklenmiştir.

“Toplantı ve karar:

MADDE 3/F- 1. Her daire, bir başkan ve iki üyenin katılımıyla toplanır. Görüşmeler gizli yapılır, kararlar çoğunlukla verilir.

2. Hukuki veya fiili nedenlerle bir daire toplanamazsa, başkanlar kurulunun kararıyla diğer dairelerden; bu da mümkün olmazsa, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca diğer bölge idare mahkemelerinden yetkili olarak görevlendirilen üyelerle eksiklik tamamlanır.

3. Daire başkanının hukuki veya fiili nedenlerle bulunamaması hâlinde dairenin en kıdemli üyesi daireye başkanlık yapar.”

MADDE 10 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 3/G maddesi eklenmiştir.

“Bölge idare mahkemesi adalet komisyonu:

MADDE 3/G- 1. Her bölge idare mahkemesinde bir bölge idare mahkemesi adalet komisyonu bulunur.

2. Komisyon, bölge idare mahkemesi başkanının başkanlığında, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca daire başkanları arasından belirlenen iki asıl üyeden oluşur. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ayrıca daire başkan veya üyeleri arasından iki yedek üye belirler. Başkanın yokluğunda asıl üye olan kıdemli daire başkanı, asıl üyelerin yokluğunda ise kıdemine göre yedek üyeler komisyona katılır.

3. Komisyon eksiksiz toplanır ve çoğunlukla karar verir.

4. Bölge idare mahkemesi adalet komisyonu, 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 114 ve 115 inci maddelerinde belirtilen görevler ile diğer kanunlarla verilen görevleri yerine getirir.”

MADDE 11 – 2576 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 3/H maddesi eklenmiştir.

“Müdürlükler:

MADDE 3/H- 1. Bölge idare mahkemesi başkanlığında, dairelerinde ve adalet komisyonunda yeterli sayıda yazı işleri müdürlüğü ve idari işler müdürlüğü ile ihtiyaç duyulan diğer müdürlükler kurulur.

2. Her müdürlükte bir müdür ile yeterli sayıda memur bulunur.”

MADDE 12 – 2576 sayılı Kanunun 12 nci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Müdürlükler ve mahkeme memurları:

MADDE 12- 1. Her mahkemede bir yazı işleri müdürlüğü kurulur.

2. Adalet Bakanlığınca gerekli görülen yerlerde ayrıca idari, mali ve teknik işlerle ilgili müdürlükler kurulur.

3. Her müdürlükte bir müdür ile yeteri kadar memur bulunur.”

MADDE 13 – 2576 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “onmilyon lirayı” ibaresi “bin Türk lirasını” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 14 – 2576 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 20-  1. Adalet Bakanlığı, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde, Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü maddesinde öngörülen bölge idare mahkemelerini kurar. Bölge idare mahkemelerinin kuruluşları, yargı  çevreleri  ve  tüm  yurtta göreve başlayacakları tarih, Resmî Gazete’de ilan edilir. Mevcut bölge idare mahkemeleri, yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin göreve başlayacakları tarihe kadar faaliyetlerine devam ederler.

2. Yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin göreve başlayacakları tarih itibarıyla mevcut bölge idare mahkemelerinde bulunan dosyalar; yargı çevreleri dikkate alınarak yeni kurulan bölge idare mahkemelerine devredilir ve ilgili dairelere tevzi edilir.

3. Yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu mahkemelerin başkanları, daire başkanları ve üyelerinin atamaları yapılır. Bölge idare mahkemelerinde görev yapacak diğer personelin atamaları da aynı süre içinde yapılır.

4. Yeni kurulan bölge idare mahkemelerinin adalet komisyonları da bu mahkemelerin göreve başlayacakları tarih itibarıyla oluşturulur.”

MADDE 15 – 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “kararın düzeltilmesi veya temyiz yoluna; tek hâkim kararına karşı ise itiraz yoluna” ibaresi “ilgisine göre istinaf ya da temyiz yoluna” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 16 – 2577 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “itirazlarda” ibaresi “istinaflarda” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 17 – 2577 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar.”

MADDE 18 – 2577 sayılı Kanuna 20 nci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 20/A maddesi eklenmiştir.

“İvedi yargılama usulü:

MADDE 20/A- 1. İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır:

a) İhaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemleri.

b) Acele kamulaştırma işlemleri.

c) Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları.

d) 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca yapılan satış, tahsis ve kiralama işlemleri.

e) 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlar.

f) 16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca alınan Bakanlar Kurulu kararları.

2. İvedi yargılama usulünde:

a) Dava açma süresi otuz gündür.

b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.

c) Yedi gün içinde ilk inceleme yapılır ve dava dilekçesi ile ekleri tebliğe çıkarılır.

d) Savunma süresi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren on beş gün olup, bu süre bir defaya mahsus olmak üzere en fazla on beş gün uzatılabilir. Savunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır.

e) Yürütmenin durdurulması talebine ilişkin olarak verilecek kararlara itiraz edilemez.

f) Bu davalar dosyanın tekemmülünden itibaren en geç bir ay içinde karara bağlanır. Ara kararı verilmesi, keşif, bilirkişi incelemesi ya da duruşma yapılması gibi işlemler ivedilikle sonuçlandırılır.

g) Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.

h) Temyiz dilekçeleri üç gün içinde incelenir ve tebliğe çıkarılır. Bu Kanunun 48 inci maddesinin bu maddeye aykırı olmayan hükümleri kıyasen uygulanır.

ı) Temyiz dilekçelerine cevap verme süresi on beş gündür.

i) Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi hâlde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verir. Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri gönderir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir.

j) Temyiz istemi en geç iki ay içinde karara bağlanır. Karar en geç bir ay içinde tebliğe çıkarılır.”

MADDE 19 – 2577 sayılı Kanunun 45 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İstinaf:

MADDE 45- 1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz.

2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir.

3. Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.

4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden  bir  karar  verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.

5. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir.

6. Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir.

7. İstinaf başvurusuna konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim, aynı davanın istinaf yoluyla bölge idare mahkemesince incelenmesinde bulunamaz.

8. İvedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamaz.”

MADDE 20 – 2577 sayılı Kanunun 46 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 46- Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:

a)  Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları.

b) Konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar.

c) Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları.

d) Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları.

e) Müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri ile daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri hakkında açılan iptal davaları.

f) İmar planları, parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar.

g) Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunca itiraz üzerine verilen kararlar ile 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun uygulanmasından doğan davalar.

h) Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan davalar.

 ı) Ülke çapında uygulanan öğrenim ya da bir meslek veya sanatın icrası veyahut kamu hizmetine giriş amacıyla yapılan sınavlar hakkında açılan davalar.

i) Liman, kruvaziyer limanı, yat limanı, marina, iskele, rıhtım, akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı boru hattı gibi kıyı tesislerine işletme izni verilmesine ilişkin mevzuatın uygulanmasından doğan davalar.

j) 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun uygulanmasından ve 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan davalar.

k) 6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun uygulanmasından doğan davalar.

l) 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun uygulanmasından doğan davalar.

m) Düzenleyici ve denetleyici kurullar tarafından görevli oldukları piyasa veya sektörle ilgili olarak alınan kararlara karşı açılan davalar.”

MADDE 21 – 2577 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “mahkemece” ibareleri “bölge idare mahkemesince” şeklinde; üçüncü fıkrasında yer alan “mahkemeye” ibaresi “bölge idare mahkemesine”, “mahkeme” ibaresi “bölge idare mahkemesi” şeklinde; dördüncü fıkrada yer alan “mahkeme” ibaresi “bölge idare mahkemesi” şeklinde; beşinci fıkrada yer alan “mahkemece” ibaresi “bölge idare mahkemesince” şeklinde; altıncı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “mahkeme veya Danıştay daire başkanı” ibaresi “merci” ve “onbeş” ibaresi “yedi” şeklinde; ikinci cümlesinde yer alan “mahkeme, ilk derece mahkemesi olarak davaya bakan Danıştay dairesi” ibaresi “ilgili merci” şeklinde; üçüncü cümlesinde yer alan “mahkeme, ilk derece mahkemesi olarak davaya bakan Danıştay dairesi” ibaresi “merci” şeklinde; dördüncü cümlesinde yer alan “Mahkemenin veya Danıştay dairesinin” ibaresi “İlgili merciin” şeklinde değiştirilmiş; altıncı fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “yapılması” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kesin bir karar hakkında olması” ibaresi eklenmiş ve 7 numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“7. Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş olduğu, dilekçenin 3 üncü madde esaslarına göre düzenlenmediği, temyizin kanuni süre içinde yapılmadığı veya kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşıldığı hâllerde, 2 ve 6 ncı fıkralarda sözü edilen kararlar, dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca, kesin olarak verilir.”

MADDE 22 – 2577 sayılı Kanunun 49 uncu maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar:

MADDE 49- 1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;

a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar.

b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar.

2. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;

a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b) Hukuka aykırı karar verilmesi,

c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması,

sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.

3. Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir.

4. Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50nci madde hükümleri kıyasen uygulanır.

5. Temyize konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim aynı davanın temyiz incelemesinde görev alamaz.”

MADDE 23 – 2577 sayılı Kanunun 50 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 50- 1. Temyiz incelemesi sonucunda verilen karar, dosyayla birlikte kararı veren mercie gönderilir. Bu karar, dosyanın geldiği tarihten itibaren yedi gün içinde taraflara tebliğe çıkarılır.

2. Temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararı üzerine ilgili merci, dosyayı öncelikle inceler ve varsa gerekli tahkik işlemlerini tamamlayarak yeniden karar verir.

3. Bölge idare mahkemesi, Danıştayca verilen bozma kararına uyabileceği gibi kararında ısrar da edebilir.

4. Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır.

5. Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur.”

MADDE 24 – 2577 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin başlığı “Kanun yararına temyiz:” şeklinde; birinci fıkrasında yer alan “Bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca ilk derece mahkemesi olarak verilip” ibaresi “İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya” şeklinde ve ikinci fıkrasında yer alan “mahkeme veya Danıştay” ibaresi “merci” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 25 – 2577 sayılı Kanunun 52 nci maddesinin başlığında yer alan “itiraz” ibaresi “istinaf” şeklinde; birinci fıkrasında yer alan “itiraz yoluna” ibaresi “istinaf yoluna” şeklinde; “itirazı” ibaresi “istinaf başvurusunu” şeklinde ve son cümlesinde yer alan “kararların temyizi” ibaresi “kararlara karşı temyiz ya da istinaf yoluna başvurulması” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 26 – 2577 sayılı Kanunun 55 inci maddesinin başlığı “Yargılamanın yenilenmesi usulü:” şeklinde, beşinci fıkrasında yer alan “53, 54 ve bu” ibaresi “Bu madde ile 53 üncü” şeklinde değiştirilmiş; üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alan “ve kararın düzeltilmesi” ibareleri ile beşinci fıkrasında yer alan “ve kararın düzeltilmesinde” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 27 – 2577 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 8- 1. Bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümler, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır.

2. Bölge idare mahkemelerinin faaliyete geçme tarihine kadar idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlara yapılan itirazlarda bu Kanunla düzenlenen istinaf kanun yolu için öngörülen harçlar alınır.”

MADDE 28 – 2577 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanunun 17 ncimaddesindeki” ibaresi “Kanunda öngörülen” şeklinde ve “onmilyon lirayı” ibaresi “bin Türk lirasını” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 29 – 4/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 5 inci maddesinde yer alan “yirmiüç hukuk,onbeş ceza dairesi” ibaresi “otuz sekiz daire” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 30 – 2797 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde yer alan “dördü” ibareleri “altısı”, “sekiz” ibaresi “on iki”, “ikisi” ibareleri “dördü” ve “dört” ibaresi “sekiz” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 31 – 2797 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının başına aşağıdaki cümle eklenmiş; birinci fıkrasında yer alan “arasındaki” ibaresi “hukuk veya ceza dairesi olarak belirlenmesi ile aralarındaki” şeklinde ve “üçte” ibaresi “onda” şeklinde değiştirilmiş; mevcut birinci fıkrasının üçüncü ve dördüncü cümlelerinde yer alan “işbölümü” ibareleri madde metninden çıkarılmış, ikinci fıkrasının (a) bendi ile üçüncü fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Daireler, hukuk veya ceza dairesi olarak Yargıtay Büyük Genel Kurulu tarafından belirlenir.”

“a) Daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde mahkeme kararındaki nitelendirme de gözetilerek, temyizin kapsamı esas alınır.”

“a) Daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde mahkeme kararındaki nitelendirme, mahkûmiyet dışındaki kararlarda ise iddianamede veya iddianame yerine geçen belgedeki nitelendirme esas alınır.”

MADDE 32 – 2797 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “lüzumunda” ibaresinden sonra gelmek üzere “Yargıtayda görev yapan birinci sınıfa ayrılmış” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 33 – 2797 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yargıtay Birinci Başkanı seçilebilmek için en az on yıl, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Birinci Başkanvekili ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili seçilebilmek için en az beş yıl, daire başkanı seçilebilmek için en az üç yıl süreyle Yargıtay üyeliği yapmış olmak zorunludur.”

MADDE 34 – 2797 sayılı Kanuna 30 uncu maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 30/A maddesi eklenmiştir.

“Genel Sekreterin nitelikleri, seçimi ve görev süresi:

MADDE 30/A- Genel Sekreter, en az beş yıl Yargıtay üyeliği yapmış olanlar arasından Birinci Başkan tarafından seçilir.

Genel Sekreterin görev süresi iki yıldır. Ancak bu süre sona ermeden Birinci Başkanın kararı üzerine veya Birinci Başkanın görevinin sona ermesi hâlinde Genel Sekreterin görevi sona erer. Görevi sona eren Genel Sekreter bir kere daha seçilebilir.”

MADDE 35 – 2797 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Her üye, ancak bir adaya oy verebilir.”

MADDE 36 – 2797 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “iki” ibareleri “üç”, “bir” ibareleri “iki” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Birinci Başkanlık Kuruluna üye seçilebilmek için üç yıl süreyle Yargıtay üyeliğinde çalışmış olmak şarttır.”

MADDE 37 – 2797 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 13- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren;

a) Üç gün içinde bu Kanunda yapılan değişikliğe uygun olarak Genel Sekreter ve genel sekreter yardımcıları yeniden belirlenir.

b) Yedi gün içinde bu Kanunda yapılan değişikliğe uygun olarak Birinci Başkanlık Kurulu yeniden belirlenir.

Belirlenen Birinci Başkanlık Kurulu on gün içinde, iş durumunu dikkate alarak, ceza ve hukuk dairelerinin sayısı ile bu daireler arasındaki iş bölümüne ilişkin karar tasarısını hazırlar ve Yargıtay Büyük Genel Kurulunun onayına sunar.

Yargıtay Büyük Genel Kurulu, tasarıyı beş gün içinde karara bağlar. Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümünün onaylanmasına ilişkin kararı derhâl Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayım tarihinden itibaren on gün sonra uygulanmaya başlanır.

Birinci Başkanlık Kurulu, iş bölümüne ilişkin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren on gün içinde, dairelerin iş durumunu ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak Yargıtayın daire başkanları, üyeleri ve tetkik hâkimlerinin hangi dairelerde görev yapacağını yeniden belirler.

Yargıtay Büyük Genel Kurulunun iş bölümünün onaylanmasına ilişkin kararı uygulanmaya başlayıncaya kadar bu Kanunla yapılan değişiklikten önceki iş bölümüne ilişkin hükümler uygulanmaya devam olunur.

Daha önce başka dairelerde görülmekte olup da dairesi değiştirilen dava dosyaları mevcut hâlleriyle ilgili daireye gönderilir.”

MADDE 38 – 22/4/1983 tarihli ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve benzeri işaretleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynen veya iltibasa mahal verecek şekilde” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 39 – 2820 sayılı Kanunun 104 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Tüzüklerinde Anayasa Mahkemesince temelli kapatılan veya siyasi parti siciline kayıtlı bulunan siyasi partilerin isimleri, amblemleri ve rumuzlarını aynen veya iltibasa mahal verecek şekilde kabul eden veya kullanan siyasi parti aleyhine Anayasa Mahkemesine, Cumhuriyet Başsavcılığınca resen veya ilgili siyasi parti tarafından doğrudan yazı ile başvurulur. Anayasa Mahkemesi başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde isim, amblem ve rumuzlarla ilgili olarak siyasi parti siciline kayıt önceliğine göre yapacağı incelemede bu Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasına aykırılık görürse, aykırılık teşkil eden isim, amblem ve rumuzların hükümsüzlüğüne ve siyasi parti sicilinden terkinine karar verir.”

MADDE 40 – 2820 sayılı Kanunun 114 üncü maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Gerçek dışı üye kaydı yapılması:

MADDE 114- Siyasi partiye yazılı üyelik başvurusu bulunmayan veya mevcut olmayan kişileri gerçeğe aykırı olarak üye kaydedenler hakkında bir aydan üç aya kadar hapis ve elli günden iki yüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur.”

MADDE 41 – 2820 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“Defter, sicil ve kayıtların tutulma usulü:

EK MADDE 7- Bu Kanuna göre tutulacak sicil, dosya, defter ve kayıtlar elektronik ortamda da tutulabilir. Ancak form veya sürekli form şeklinde tutulacak defterler, kullanılmaya başlanmadan önce her bir sayfasına numara verilerek ve onaylatılarak kullanılabilir. Onaylı sayfalar kullanıldıktan sonra defter hâline getirilerek muhafaza edilir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı siyasi parti sicillerine işlenmek üzere elektronik ortamda veri aktarımı, ancak siyasi parti genel merkezleri tarafından ve bu  işlerle görevlendirilecek kişilerce yerine getirilir.”

MADDE 42 – 29/3/1984 tarihli ve 2992 sayılı Adalet Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “Bakanlık” ibaresinden sonra gelmek üzere “merkez ve taşra”, “ilgili” ibaresinden sonra gelmek üzere “adaylık,” ibareleri eklenmiş; (d) bendinde yer alan “Eğitim” ibaresi “Personel eğitim merkezleri ile diğer eğitim” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 43 – 2992 sayılı Kanuna 34 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 34/A maddesi eklenmiştir.

“Personel eğitim merkezleri:

MADDE 34/A- Ceza infaz kurumları ve tutukevleri personeli eğitim merkezlerinde eğitim gören personel hariç olmak üzere Adalet Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı personelinin adaylık, hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim programları, Eğitim Dairesi Başkanlığınca düzenlenir. Eğitim programlarının uygulanması amacıyla Bakanlıkça uygun görülecek yerlerde Eğitim Dairesi Başkanlığına bağlı personel eğitim merkezleri kurulur.

Bakanlık, bu programların uygulanması için eğitim ve öğretimle ilgili her çeşit tedbiri alır ve ilgili kurum, kuruluş ve kurullarla iş birliği yapar.

Eğitime alınacak personelin adaylık, hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimleri ile eğitim merkezlerinin sekretarya, insan kaynakları, destek, program geliştirme, ölçme ve değerlendirme, sağlık ve güvenlik, bilgi işlem, istatistik, arşiv ve dokümantasyon, strateji geliştirme, dış ilişkiler, proje ve enformasyon gibi hizmetleri; bir müdür ve iki müdür yardımcısının sorumluluğunda görev yapan yeteri kadar şube müdürlüğü ve idari personel eliyle yürütülür.

Eğitim merkezi müdürü, birinci sınıfa ayrılmış adli ve idari yargı hâkim ve savcıları arasından; müdür yardımcıları ise hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az beş yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile Bakanlık hizmetlerinde yararlı olacağı anlaşılmış bulunanlar arasından muvafakatleri alınarak Adalet Bakanınca atanır.

Eğitim merkezleri şube müdürlüklerine; Bakanlık merkez ve taşra teşkilatında görev yapan şube müdürleri, yazı işleri müdürleri, idari işler müdürleri, bilgi işlem müdürleri ile bunlarla aynı düzeydeki görevliler arasından Bakanlıkça atama yapılır.

Eğitim merkezlerinde Eğitim Dairesi Başkanının talebi üzerine yetkili kurul ve organlarınca uygun görülen yeteri kadar Yargıtay ve Danıştay üyesi, yükseköğretim kurumları öğretim elemanı, adli ve idari yargı hâkim ve savcıları, noterler, meslekte fiilen on yılını tamamlamış avukatlar ile uzman psikolog, psikiyatr, pedagog, sosyal çalışmacılar ve ihtiyaç duyulan diğer alanlarda konusunda uzman kişiler, Bakanlık tarafından ders vermekle görevlendirilebilir. Uygun görme kararı; Yargıtay üyeleri hakkında Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu, Danıştay üyeleri hakkında Danıştay Başkanlık Kurulu, noterler hakkında Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu, adli ve idari yargı hâkim ve savcıları hakkında Bakanlık tarafından verilir.

Eğitim merkezlerinde ders vermekle görevlendirilenlere, okuttukları ders sayısına göre Adalet Bakanlığınca tespit edilen esaslar ve Bütçe Kanunu hükümleri uyarınca, ders ve ek ders ücreti ödenir.

Eğitim merkezlerinde adaylık, hizmet öncesi ve hizmet içi eğitime alınacak personel, kapasite ve ihtiyaç durumuna göre Adalet Bakanlığınca belirlenir.

Eğitim merkezlerinde yürütülecek eğitim ve öğretim faaliyetlerine ilişkin temel ilkeleri belirlemek amacıyla Adalet Bakanının başkanlığında, Adalet Bakanlığı Müsteşarı, Personel Genel Müdürü, Eğitim Dairesi Başkanı, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu ile Danıştay Başkanlık Kurulunun kendi üyeleri arasından seçecekleri birer üye, Türkiye Adalet Akademisi Eğitim Merkezi Başkanı, Yükseköğretim Kurulunun Türkiye’deki hukuk fakültelerinin öğretim üyeleri arasından seçeceği bir üye, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun en az on beş yıl fiilen mesleği icra etmiş avukatlar arasından seçeceği bir üyeden oluşan Eğitim Kurulu kurulur. Seçimle gelen üyelerin görev süresi dört yıl olup süresi dolan üyeler tekrar seçilebilir. Kurul yılda en az bir kez toplanır. Başkan gerekli gördüğü takdirde Kurulu toplantıya çağırabilir. Kurulun sekretarya hizmetleri Eğitim Dairesi Başkanlığınca yürütülür. Adalet Bakanının bulunmadığı durumlarda Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurula başkanlık eder. 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla Eğitim Kurulu üyelerine her toplantı için (1000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda huzur ücreti ve huzur hakkı ödenir.

Personel eğitim merkezlerinde hizmet öncesi eğitime alınanların resmî kıyafet ve harçlıklarına ilişkin bölümü hariç, 29/7/2002 tarihli ve 4769 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Kanununun 14 üncü maddesi uyarınca işlem ve uygulama yapılır.

Eğitim merkezleri ve Eğitim Kurulunun kuruluş, görev ve yetkileri ile çalışma usul ve esasları ve maddenin uygulanmasına ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir.”

MADDE 44 – 23/7/2003 tarihli ve 4954 sayılı Türkiye Adalet Akademisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “eğitim” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile adli, idari ve askeri yargı hâkim ve savcılarına yönelik meslek içi eğitim” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 45 – 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve mülga üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

“Sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri tek hâkimlidir.”

“Asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemelerde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur. Konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda dava değeri üç yüz bin Türk lirasının üzerinde olan dava ve işler ile dava değerine bakılmaksızın;

1. İflas, iflasın ertelenmesi, iflasın kaldırılması, iflasın kapatılması, konkordato ve yeniden yapılandırmadan kaynaklanan davalara,

2. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda hâkimin kesin olarak karara bağlayacağı işler ile davalara,

3. Şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik davalara,

4. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa ve 21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununa göre yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, iptal davalarına, hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalara,

ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülür ve sonuçlandırılır. Heyet hâlinde bakılacak davalarla ilgili olmak üzere, dava açılmadan önce veya açıldıktan sonra talep edilen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirler de heyet tarafından incelenir ve karara bağlanır. Bu fıkrada belirtilen dava ve işler dışında kalan uyuşmazlıklar mahkeme hâkimlerinden biri tarafından görülür ve karara bağlanır. Başkan ve üye hâkimler arasında dağılıma ilişkin esaslar, işlerde denge sağlanacak biçimde mahkeme başkanı tarafından önceden tespit edilir.”

MADDE 46 – 5235 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “sulh ceza,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 47 – 5235 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Sulh ceza ve” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 48 – 5235 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Sulh ceza hâkimliği

MADDE 10- Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları incelemek amacıyla sulh ceza hâkimliği kurulmuştur.

İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde birden fazla sulh ceza hâkimliği kurulabilir. Bu durumda sulh ceza hâkimlikleri numaralandırılır. Müstakilen sulh ceza hâkimliğinde görevlendirilen hâkimler, adli yargı adalet komisyonlarınca başka mahkemelerde veya işlerde görevlendirilemez.

Sulh ceza hâkimliğinde bir yazı işleri müdürü ile yeteri kadar personel bulunur.

Sulh ceza hâkimliği, her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca kurulur.

Sulh ceza hâkimliği bulundukları il veya ilçenin adı ile anılır.

Sulh ceza hâkimliğinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırlarıdır.

Ağır ceza mahkemeleri ile büyükşehir belediyesi bulunan illerde, büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki il ve ilçenin adı ile anılan sulh ceza hâkimliğinin yargı çevresi, il veya ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.

Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak bir sulh ceza hâkimliğinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine, Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca karar verilir.”

MADDE 49 – 5235 sayılı Kanunun 11 inci maddesine “sulh ceza” ibaresinden sonra gelmek üzere “hâkimliği” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 50 – 5235 sayılı Kanunun 43 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 43- Bölge adliye mahkemesi başkanı ve daire başkanları birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş; daire üyeleri ise en az birinci sınıfa ayrılmış olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adli yargı hâkim ve savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atanır.”

MADDE 51 – 5235 sayılı Kanunun 44 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 44- Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcıları birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş; Cumhuriyet savcıları ise hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az sekiz yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile bölge adliye mahkemesinde yararlı olacağı anlaşılmış bulunan adli yargı hâkim ve savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atanır.”

MADDE 52 – 5235 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yargıtay daire başkanı ve üyeleri, istekleri üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bölge adliye mahkemesi başkanlığına, daire başkanlıklarına veya Cumhuriyet başsavcılığına dört yıllığına atanabilirler. Başka bir bölge adliye mahkemesine yapılacak atamalarda da aynı usul uygulanır. Bu şekilde atananların; Yargıtay üyeliği sıfatı, kadrosu, aylık ve ödeneği ile her türlü özlük hakları korunur; aylık ve ödenekleri ile her türlü mali ve sosyal haklarının Yargıtay bütçesinden ödenmesine devam olunur; disiplin ve ceza soruşturma ve kovuşturmaları Yargıtay üyeleri hakkındaki hükümlere tabidir; bu görevde geçirdikleri süre Yargıtay üyeliğinde geçmiş sayılır. Bu kişiler; Yargıtay üyeleri tarafından Yargıtayda yapılan iş ve işlemlere katılamazlar; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliği seçimleri hariç Yargıtaydaki seçimlerde aday olamaz ve oy kullanamazlar; istekleri üzerine Yargıtaydaki görevlerine geri dönerler.”

MADDE 53 – 5235 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “başkan ve üyeleri ile” ibaresi “başkanı, daire başkanları, üyeleri,” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Daire kararlarına karşı 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 272 nci maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde temyiz başvurusu yapılabilir.”

MADDE 54 – 5235 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin birinci fıkrasına “adalet komisyonlarının denetimleri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “ilgisine göre Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu başmüfettişleri veya” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 55 – 5235 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 5- Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, 5235 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından yetkilendirme veya tayin işlemleri yapılır ve bu mahkemelerin heyet hâlinde çalışmaya başlayacakları tarih belirlenerek Resmî Gazete’de ilan edilir. Bu mahkemeler, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenen ve ilan edilen tarihe kadar tek hâkimle çalışmaya devam eder.”

MADDE 56 – 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 12 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(5) Birinci fıkra kapsamına giren hâllerde rüşvet ve nüfuz ticareti suçlarından dolayı yargılama yapılması Adalet Bakanının istemine bağlı değildir.”

MADDE 57 – 5237 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasına “ceza” ibaresinden sonra gelmek üzere “soruşturması ya da”, “talep üzerine,” ibaresinden sonra gelmek üzere “soruşturma ya da” ibaresi; üçüncü fıkrasına “nedeniyle” ibaresinden sonra gelmek üzere “soruşturulacağına ya da” ibaresi eklenmiş ve yedinci fıkrasında yer alan “Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu” ibaresi “Ceza Muhakemesi Kanunu” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 58 – 5237 sayılı Kanunun 102 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 102- (1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.

(3) Suçun;

a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,

d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,

e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır.

(4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.”

MADDE 59 – 5237 sayılı Kanunun 103 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 103- (1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;

a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,

anlaşılır.

(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.

(3) Suçun;

a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,

d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,

e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.”

 

MADDE 60 – 5237 sayılı Kanunun 104 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “altı aydan iki” ibaresi “iki yıldan beş” şeklinde değiştirilmiş, ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(2) Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

“(3) Suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.”

 

MADDE 61 – 5237 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “hükmolunur” ibaresi “, fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur” şeklinde ve ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Suçun;

a) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, 

b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,

c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

e) Teşhir suretiyle,

işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz.”

 

MADDE 62 – 5237 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi yürürlükten kaldırılmış, aynı fıkrada yer alan “iki yıldan beş” ibaresi “üç yıldan yedi” şeklinde değiştirilmiş, ikinci fıkrasının (d) bendine “kilit açmak” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kilitlenmesini engellemek” ibaresi eklenmiş, (g) bendinde yer alan “Barınak yerlerinde, sürüde veya açık yerlerde bulunan” ibaresi madde metninden çıkarılmış, aynı fıkraya aşağıdaki bent eklenmiş, fıkrada yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“h) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,”

“(5) Hırsızlık suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.”

 

MADDE 63 – 5237 sayılı Kanunun 143 üncü maddesinde yer alan “üçte birine kadar” ibaresi “yarı oranında” şeklinde değiştirilmiştir.

 

MADDE 64 – 5237 sayılı Kanunun 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“d) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,”

 

MADDE 65 – 5237 sayılı Kanunun 152 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “altı” ibaresi “dört”, ikinci fıkrasında yer alan “iki” ibaresi “bir” şeklinde

değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(3) Mala zarar verme suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.”

 

MADDE 66 – 5237 sayılı Kanunun 188 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “on yıldan az olmamak üzere” ibaresi “yirmi yıldan otuz yıla kadar” şeklinde değiştirilmiş, üçüncü fıkrasında yer alan “beş yıldan onbeş yıla kadar” ibaresi “on yıldan az olmamak üzere” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiş, beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve yedinci fıkrasında yer alan “dört” ibaresi “sekiz” şeklinde değiştirilmiştir.

“Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz.”

“(5) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.”

 

MADDE 67 – 5237 sayılı Kanunun 190 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “iki yıldan beş” ibareleri “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiştir.

 

 

DEVAMI/İKİNCİ BÖLÜM

https://www.facebook.com/notes/y%C3%BCksek-mahkeme-i%C3%A7tihatlar%C4%B1/t%C3%BCrk-ceza-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-de%C4%9Fi%C5%9Fiklik-yapilmasina-dair-6245-sayili-kan/805154659504076

TÜRK CEZA KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR 6245 SAYILI KANUN -28 HAZİRAN 2014/ 68-105 MADDE- BÖLÜM-2

 

MADDE 68 – 5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak

MADDE 191- (1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda   şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.

(3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir.

(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında;

a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,

b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,

c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması,

hâlinde, hakkında kamu davası açılır.

(5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.

(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.

(7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.

(8) Bu Kanunun;

a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,

b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma,

suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.

(9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır.”

 

MADDE 69 – 5237 sayılı Kanunun 277 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “veya yapılmakta olan birsoruşturmada,” ve “şüpheli veya” ibareleri madde metninden çıkarılmış ve fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Teşebbüs iltimas derecesini geçmediği takdirde verilecek ceza altı aydan iki yıla kadardır.”

 

 

MADDE 70 – 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141 inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“(3) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.

 

(4) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder.”

 

MADDE 71 – 5271 sayılı Kanunun 173 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesine” ibaresi “ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine” şeklinde; üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde; dördüncü fıkrasında yer alan “Mahkeme” ibaresi “Sulh ceza hâkimliği” şeklinde ve altıncı fıkrasında yer alan “ağır ceza mahkemesinin” ibaresi “sulh ceza hâkimliğinin” şeklinde değiştirilmiştir.

“(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.”

 

MADDE 72 – 5271 sayılı Kanunun 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.”

 

MADDE 73 – 5271 sayılı Kanunun 260 ıncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler.”

 

MADDE 74 – 5271 sayılı Kanunun 268 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“a) Sulh ceza hâkimliği kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son numaralı hâkimlik için bir numaralı hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir.

b) İtiraz üzerine ilk defa sulh ceza hâkimliği tarafından verilen tutuklama kararlarına itiraz edilmesi durumunda da (a) bendindeki usul uygulanır. Ancak, ilk tutuklama talebini reddeden sulh ceza hâkimliği, tutuklama kararını itiraz mercii olarak inceleyemez.”

 

MADDE 75 – 5271 sayılı Kanunun 273 üncü maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(3) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, mahkemelerinin yargı çevresi içerisindeki asliye mahkemelerinin hükümlerine karşı, kararın o yer Cumhuriyet başsavcılığına geliş tarihinden itibaren yedi gün içinde istinaf yoluna başvurabilirler.”

 

MADDE 76 – 5271 sayılı Kanunun 279 uncu maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Bu kararlar itiraza tabidir.”

 

MADDE 77 – 5271 sayılı Kanunun 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine “303 üncü maddenin birinci fıkrasının (c), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,” ibaresi eklenmiş; (c) bendinde yer alan “ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(2) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar.”

 

MADDE 78 – 5271 sayılı Kanunun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “suç niteliğini değiştirmeyen” ibaresi “her türlü” şeklinde değiştirilmiş; (f) bendinde yer alan “bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ile” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve aynı fıkranın (c), (e) ve (g) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“c) İlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,”

“e) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,”

“g) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,”

 

MADDE 79 – 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16ncı maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “bakımından” ibaresinden sonra gelmek üzere “ağır ve somut” ibaresi eklenmiştir.

 

MADDE 80 – 5275 sayılı Kanunun 105/A maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(4) Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle, cezası hapse çevrilen hükümlüler yukarıdaki fıkralardaki infaz usulünden yararlanamazlar.”

 

MADDE 81 – 5275 sayılı Kanunun 106 ncı maddesinin üçüncü ve sekizinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve on birinci fıkrasına “İnfaz edilen hapsin” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kamuya yararlı işte çalışmanın” ibaresi eklenmiştir.

“(3) Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına  çevrilerek,  hükümlünün  iki  saat çalışması  karşılığı  bir  gün  olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.”

“(8) Hükümlü, hapis yattığı veya kamuya yararlı işte çalıştığı günlerin dışındaki günlere karşılık gelen parayı öderse hapisten çıkartılır veya kamuya yararlı işte çalıştırılma sona erer.”

 

MADDE 82 – 5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin başlığında yer alan “Mükerrirlere” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve bazı suç faillerine” ibaresi ve aynı maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“(7) Cezanın infazı tamamlandıktan sonra devam eden denetim süresi içinde, bu madde hükümlerine göre kendilerine yüklenen yükümlülüklere ve yasaklara aykırı hareket eden mükerrirler, infaz hâkimi kararı ile disiplin hapsine tabi tutulur. Disiplin hapsinin süresi on beş günden az ve üç aydan fazla olamaz.

(8) Çocuğa karşı işlenen bir suçtan dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır.

(9) Birinci fıkradaki koşullu salıverme süreleri, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 ncimaddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında da uygulanır. 188 inci madde hariç olmak üzere bu suçlardan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında, cezanın infazı sırasında ve koşullu salıverildikleri takdirde denetim süresi içinde, aşağıdaki tedavi veya yükümlülüklerden bir veya birkaçına infaz hâkimi tarafından karar verilir:

a) Tıbbi tedaviye tabi tutulmak

b) Tedavi amaçlı programlara katılmak

c) Suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet etmekten yasaklanmak

d) Mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak

e) Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan yasaklanmak

f) Çocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren faaliyet icra etmekten yasaklanmak

(10) Dokuzuncu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.

(11) Bu maddenin dokuzuncu fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.”

 

MADDE 83 – 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

 “EK MADDE 1- (1) Kanunlarda sulh ceza mahkemesi veya sulh ceza hâkimine yapılan atıflardan,

a) İdari yaptırım kararlarına karşı yapılan başvurulara, yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli karar ve işlemlere ve kanunlarda sulh ceza mahkemesince veya hâkimince verilmesi öngörülen karar veya işlemlere ilişkin olanlar sulh ceza hâkimine,

b) Yargılamaya ilişkin olanlar asliye ceza mahkemesine veya hâkimine,

yapılmış sayılır.”

 

MADDE 84 – 5320 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 6- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte sulh ceza mahkemeleri kaldırılmıştır.

(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yirmi gün içinde sulh ceza hâkimlikleri kurulur.

(3) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, sulh ceza mahkemelerinde görülmekte olan dava dosyaları bir ay içinde yetkili asliye ceza mahkemelerine devredilir.

(4) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, kaldırılan sulh ceza mahkemelerinde görülmekte olan işlerden, sulh ceza hâkimliğince bakılması gerekenler, sulh ceza hâkimliklerinin kurulmasından itibaren on beş gün içinde yetkili sulh ceza hâkimliğine devredilir.

(5) Kaldırılan sulh ceza mahkemelerinde görev yapan hâkimler Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, sulh ceza hâkimliklerinin kurulmasından itibaren on beş gün içinde müktesepleri dikkate alınarak uygun görülecek bir göreve atanır veya yetkilendirilirler.

(6) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, sulh ceza mahkemelerince verilen kararlardan Yargıtay incelemesinde olanlar hakkında sadece görev nedeniyle bozma kararı verilemez.

(7) Sulh ceza hâkimlikleri faaliyete geçirilinceye kadar, sulh ceza mahkemelerinin görev alanına giren her türlü kararı vermeye kaldırılan sulh ceza mahkemeleri yetkilidir. Kaldırılan mahkemelerde bulunan ve kesinleşen dosyalara ait arşiv ve emanetler ile diğer evrak ve dokümanlar Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenecek mahkeme veya mahkemelere ya da hâkimliklere devredilir ve müteakip işlem ve talepler bu mahkemelerce veya hâkimliklerce yerine getirilir veya karara bağlanır.”

 

MADDE 85 – 5320 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 7- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam olunur.

(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.

(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur.”

 

MADDE 86 – 5320 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 8- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce suç soruşturması ve kovuşturması sırasında yapılan her türlü işlem veya alınan karar nedeniyle hâkimler ve Cumhuriyet savcıları hakkında hukuk mahkemelerinde açılan ve hâlen derdest olan tazminat davasına ilişkin dosyalar mahkemesince, Yargıtay incelemesinde bulunan dosyalar ise esası incelenmeksizin ilgili dairece yetkili ağır ceza mahkemesine gönderilir. Bu davalar ağır ceza mahkemelerince, Ceza Muhakemesi Kanununun 141 inci ve devamı maddeleri uyarınca Devlet aleyhine yürütülmek suretiyle karara bağlanır.”

 

MADDE 87 – 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanuna 9 uncu maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Elektronik tebligat

MADDE 9/A- (1) Bu Kanun ve 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun uygulanması kapsamında yapılacak tebligatlar, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 7/A maddesinde düzenlenen elektronik tebligata ilişkin usullere bağlı olmaksızın, elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve tebligata elektronik ortamda cevap verilmesi istenebilir. Bu şekilde yapılan tebligatlar karşı tarafa ulaştığında tebliğ edilmiş sayılır.

(2) Başkanlık, elektronik ortamda yapılacak tebligatla ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma ve cevapların elektronik ortamda verilmesi zorunluluğu getirmeye, elektronik ortamda tebliğ yapılacaklar ile elektronik ortamdaki tebligata ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

 

MADDE 88 – 5549 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış, dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı maddeye dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş ve mevcut beşinci fıkrası yedinci fıkra olarak teselsül ettirilmiştir.

“(4) Bu Kanunun 9/A maddesi gereğince getirilen elektronik tebligata ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği tespit edilen kişi, kurum veya kuruluşlara Başkanlık tarafından her bir tespit için on bin Türk lirası idari para cezası uygulanır. Bu şekilde bir yıl içinde uygulanacak idari para cezasının toplam tutarı iki yüz elli bin Türk lirasını geçemez.”

“(5) Maddenin ilk üç fıkrası kapsamında uygulanacak idari para cezasının toplam tutarı; her bir yükümlülük için, ihlalin yapıldığı yıl itibarıyla, birinci fıkra kapsamında iki kat olarak uygulanacak yükümlüler için on milyon Türk lirasını, bunlar dışında kalan yükümlüler için bir milyon Türk lirasını aşamaz. Üst tutardan ceza uygulanan yükümlüler nezdinde takip eden yılda aynı neviden bir yükümlülük ihlali olması durumunda bu hadler iki kat olarak uygulanır.

 (6) Yükümlülüğün ihlal edildiği tarihten itibaren beş yıl geçtikten sonra idari para cezası verilemez.”

 

MADDE 89 – 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3 üncü maddesinin; ikinci fıkrasında yer alan “sahte belge kullanmak suretiyle” ibaresi “aldatıcı işlem ve davranışlarla” şeklinde; “bir yıldan” ibaresi “iki yıldan” şeklinde; üçüncü fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla” ibaresi “bir yıldan üç yıla” şeklinde; dördüncü fıkrasında yer alan “sahte belgeyle yurt dışına çıkarmış gibi işlem yapan kişi, altı aydan üç yıla” ibaresi “hile ile yurt dışına çıkarmış gibi işlem yapan kişi, bir yıldan üç yıla” şeklinde; beşinci fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla” ibaresi “bir yıldan üç yıla” şeklinde; altıncı fıkrasında yer alan “üç aydan bir yıla” ibaresi “altı aydan iki yıla” şeklinde; sekizinci fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla” ibaresi  “bir yıldan üç yıla” şeklinde; dokuzuncu fıkrasında yer alan “İhracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi göstermek ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins, miktar, evsaf veya fiyatını değişik göstererek ilgili kanun hükümlerine göre teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanmak suretiyle haksız çıkar sağlayan” ibaresi “İlgili kanun hükümlerine göre teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanmak amacıyla ihracat gerçekleşmediği hâlde gerçekleşmiş gibi gösteren ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins, miktar, evsaf veya fiyatını değişik gösteren” şeklinde; onuncu fıkrasında yer alan “kaçakçılık suçunu işleyen kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır” ibaresi “yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına kadar artırılır, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç yıldan az olamaz” şeklinde; on birinci ve on sekizinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, on dokuzuncu ve yirminci fıkralar yürürlükten kaldırılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(11) Ulusal marker uygulamasına tabi olup da, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren veya hiç içermeyen akaryakıtı;

a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,

b) Satışa arz eden veya satan,

c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan,

kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Ancak, marker içermeyen veya seviyesi geçersiz olan akaryakıtın kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur.”

“(18) Ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaret bulunmayan ya da taklit veya yanıltıcı bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaretleri taşıyan tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkileri;

a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,

b) Satışa arz eden veya satan,

c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan,

kişi üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Ancak, tütün mamullerinin etil alkol, metanol ve alkollü içkilerin kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur.”

“(22) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan eşyanın değerinin fahiş olması hâlinde, verilecek cezalar yarısından bir katına kadar artırılır.”

 

MADDE 90 – 11/12/2010 tarihli ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun 7 ncimaddesinin ikinci fıkrasının (h) bendinin başına “Teftiş Kurulu Başkanını, Teftiş Kurulu başkan yardımcılarını,” ibaresi eklenmiştir.

 

MADDE 91 – 6087 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Genel Kurul, yukarıdaki esaslara göre üyelerin hangi dairede asıl ve tamamlayıcı üye olarak görev yapacağına, seçimle karar verir.

(3) Genel Kurul, her dairenin kendi üyeleri arasından bir üyeyi, o dairenin başkanı olarak seçer. Adalet Bakanlığı Müsteşarı daire başkanı seçilemez.”

 

MADDE 92 – 6087 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Tetkik hâkimliğine, hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az beş yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile Kurul hizmetlerinde yararlı olacağı anlaşılmış bulunanlar arasından muvafakatleri alınarak, Genel Kurul tarafından, geçici veya sürekli çalıştırılmak üzere atama yapılır.”

 

MADDE 93 – 6087 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(5) Kurulda görev yapan 657 sayılı Kanuna tabi personel, Genel Sekreterin teklifi ve Başkanın uygun görmesi üzerine, mükteseplerine uygun olarak Adalet Bakanlığınca Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı kadrolarına atanabilirler.”

 

MADDE 94 – 6087 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Başkana” ibaresi “Kurula” ve dördüncü fıkrasının (c) bendinde yer alan “Başkan” ibaresi “Kurul” şeklinde değiştirilmiştir.

 

MADDE 95 – 6087 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“a) Teftiş Kurulu Başkanı ve başkan yardımcıları, birinci sınıf hâkim ve savcılar arasından muvafakatleri alınarak Genel Kurul tarafından,”

“(2) Kurul müfettişleri, hâkimlik ve savcılık mesleğinde fiilen en az beş yıl görev yapmış ve üstün başarısı ile Kurul müfettişliği hizmetinde yararlı olacağı anlaşılmış bulunanlar arasından muvafakatleri alınarak Genel Kurul tarafından atanır.”

 

MADDE 96 – 6087 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“e) Kanun, tüzük ve yönetmeliklerde gösterilen veya ilgili daire başkanı tarafından verilen benzeri görevleri yapmak veya yaptırmak.”

 

MADDE 97 – 6087 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 “(2) Yargıtay, Danıştay ve Türkiye Adalet Akademisi genel kurullarından seçilecek Kurul üyeliği için her üye, birinci sınıf adli ve idari yargı hâkim ve savcıları arasından seçilecek Kurul üyeliği için her hâkim ve savcı; kendi aralarından seçilecek asıl ve yedek üyelerin toplam sayısı kadar aday için oy kullanabilir; daha fazla sayıda aday için oy verilmesi durumunda oy pusulası geçersiz sayılır. En fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur.”

 

MADDE 98 – 6087 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Başkan, gereken hâllerde Genel Kurulu olağanüstü toplantıya çağırabilir. Üye tam sayısının salt çoğunluğunun, görüşülecek konuyu da belirten yazılı talebi üzerine Başkan, Genel Kurulu olağanüstü toplantıya çağırır.”

 

MADDE 99 – 6087 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Kurulun seçimle gelen üyelerinin, disiplin suçu oluşturan eylemleri sebebiyle, haklarında yürütülecek disiplin soruşturması ve kovuşturması, bu Kanun hükümleri uyarınca Genel Kurul tarafından yapılır.”

“(3) Başkan, ihbar veya şikâyeti doğrudan ya da inceleme yaptırdıktan sonra Genel Kurula sunar. Yapılan görüşme sonucunda; soruşturma açılmasına yer olmadığına ya da soruşturma açılmasına karar verilir. Soruşturma açılmasına karar verilmesi hâlinde, üyeler arasından, gizli oyla, üç kişilik bir soruşturma kurulu seçilir. Soruşturma kuruluna, en yüksek oyu alan, oyların eşitliği hâlinde ise yaşça büyük olan başkanlık eder.”

 

MADDE 100 – 6087 sayılı Kanunun 38 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Kurulun seçimle gelen üyelerinin görevleriyle ilgili suçları ile kişisel suçları hakkındaki soruşturma ve kovuşturma izni işlemleri Genel Kurul tarafından, kovuşturma açılması kararı ve kovuşturma mercilerinin belirlenmesi ise gösterilen yetkili merciler tarafından bu Kanun hükümleri uyarınca yapılır.”

“(3) Başkan suç ihbar veya şikâyetini doğrudan ya da inceleme yaptırdıktan sonra Genel Kurula sunar. Yapılan görüşme sonucunda; soruşturma açılmasına yer olmadığına ya da soruşturma açılmasına karar verilir. Soruşturma açılmasına karar verilmesi hâlinde, üyeler arasından, gizli oyla, üç kişilik bir soruşturma kurulu seçilir. Soruşturma kuruluna, en yüksek oyu alan, oyların eşitliği hâlinde ise yaşça büyük olan başkanlık eder.”

 

MADDE 101 – (1) Ekli (1) ve (2) sayılı listelerde yer alan kadrolar ihdas edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) ve (II) sayılı cetvelin Adalet Bakanlığına ait bölümüne eklenmiştir.

(2) Birinci fıkrada ihdas edilen kadrolar için yapılacak atamalarda 2014 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununda yer alan sınırlamalar uygulanmaz.

(3) 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 104 üncü maddesiyle değişik 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I)  sayılı cetvelin Adalet  Bakanlığına ait bölümü taşra teşkilatı kadrolarından 12 nci dereceli serbest bulunan 400 adet memur unvanlı kadronun yardımcı hizmetler (YH) sınıfı, genel idare hizmetleri (GİH) sınıfı olarak değiştirilmiştir.

 

MADDE 102 – 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 12- Manisa’da taş kömürü madenciliği ve linyit madenciliği alanında faaliyet gösteren;

a) Eynez maden ocağı işletmesinde 13/5/2014 tarihi itibarıyla, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olanlara veya bunların 5510 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinde sayılan hak sahiplerine aynı maddede belirtilen oranlarda, son aylık net ücretleri esas alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanınca belirlenen sürede Fondan aylık ödeme yapılır. Bu ödemelerden herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz.

b) Eynez, Atabacası ve Işıklar maden ocağı işletmelerinde l3/5/2014 tarihi itibarıyla, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olanlara; işyerinin kapalı olduğu dönemle sınırlı olmak üzere, 6331 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin 6 ncı fıkrasında belirtilen ve işveren tarafından ödenmeyen ücretleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanınca belirlenen süre ile aylık olarak Fondan ödenir ve yapılan bu ödemeler yasal faiz uygulanmak suretiyle işverenden tahsil edilir.”

 

MADDE 103 – Aşağıdaki hükümler yürürlükten kaldırılmıştır.

a) 6/1/1982 tarihli ve 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddeleri.

b) 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 47 nci ve 54 üncü maddeleri.

c) 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;

1) 143 üncü maddesinin ikinci fıkrası,

2) 188 inci maddesinin ikinci fıkrası,

3) 238 inci maddesinin dördüncü fıkrası.

ç) 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesi.

 

MADDE 104 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

 

MADDE 105 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

27/6/2014

 

 

Listeler için tıklayınız.

 

http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2014/06/20140628-9-1.pdf

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM / 1-67 MADDELER

https://www.facebook.com/notes/y%C3%BCksek-mahkeme-i%C3%A7tihatlar%C4%B1/t%C3%BCrk-ceza-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-de%C4%9Fi%C5%9Fiklik-yapilmasina-dair-6245-sayili-kan/805151416171067

Yargıtay Hukuk ve Ceza Daireleri 2014 İş Bölümü Yayınlandı

29 Ocak 2014 ÇARŞAMBA
Resmî Gazete
Sayı : 28897

YARGITAY KARARI

Yargıtay Başkanlığından:
Sayı: 2014 / 1
Karar Günü: 24 / 01 / 2014
YARGITAY BÜYÜK GENEL KURULU KARARI
14.02.2011 tarih ve 27846 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 09.02.2011 gün ve 6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 8. maddesi ile 2797 sayılı Yargıtay Yasası’nın 14. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca; Yargıtay Başkanlar Kurulunun 27.12.2013 tarih, 38 sayılı kararı ile hazırlanan Yargıtay İşbölümü karar tasarısını görüşmek üzere Yargıtay Büyük Genel Kurulu önceden belli edilen 24.01.2014 Cuma günü saat: 09.00’da 306 Üyenin katılımıyla Konferans Salonunda Birinci Başkan Ali Alkan’ın Başkanlığında toplandı.

A) Hukuk Dairelerinin İş Durum Çizelgesi;
HUKUK DAİRELERİ
2012′den Devreden Dosya Sayısı
2013′de Gelen Dosya Sayısı
2013′de Çıkan Dosya
Sayısı
2014′e Devreden Dosya Sayısı
Hukuk Genel Kurulu
652
2.463
1.801
1.314
1.Hukuk Dairesi
3.069
22.478
18.639
6.908
2.Hukuk Dairesi
11.031
26.927
30.788
7.170
3.Hukuk Dairesi
1.465
21.402
18.437
4.430
4.Hukuk Dairesi
7.703
19.329
20.855
6.177
5.Hukuk Dairesi
4.388
30.760
24.368
10.780
6.Hukuk Dairesi
4.722
17.054
17.493
4.283
7.Hukuk Dairesi
3.252
27.744
24.274
6.722
8.Hukuk Dairesi
4.722
24.314
20.434
8.602
9.Hukuk Dairesi
44.021
17.150
35.271
25.900
10.Hukuk Dairesi
10.376
25.510
26.183
9.703
11.Hukuk Dairesi
11.608
18.758
23.808
6.558
12.Hukuk Dairesi
6.631
36.438
40.968
2.101
13.Hukuk Dairesi
5.100
33.736
33.340
5.495
14.Hukuk Dairesi
1.804
16.882
16.035
2.651
15.Hukuk Dairesi
3.641
7.100
7.174
3.567
16.Hukuk Dairesi
775
14.632
13.807
1.600
17.Hukuk Dairesi
6.420
21.500
18.485
9.435
18.Hukuk Dairesi
2.399
21.082
18.456
5.025
19.Hukuk Dairesi
4.001
19.423
20.000
3.424
20.Hukuk Dairesi
4.238
11.249
12.349
3.138
21.Hukuk Dairesi
12.222
22.700
25.165
9.757
22.Hukuk Dairesi
10.089
38.310
31.021
17.378
23.Hukuk Dairesi
1.251
9.540
8.374
2.417
Hukuk Daireleri
Toplam Dosya Sayısı
165.580
506.481
507.525
164.535

B) Ceza Dairelerinin İş Durum Çizelgesi;
CEZA DAİRELERİ
2012′den Devreden Dosya Sayısı
2013′de Gelen Dosya
Sayısı
2013′de Çıkan Dosya
Sayısı
2014′e Devreden Dosya Sayısı
Ceza Genel Kurulu
355
841
644
552
1.Ceza Dairesi
5.050
6.344
8.245
3.149
2.Ceza Dairesi
14.893
37.257
31.392
20.758
3.Ceza Dairesi
32.350
32.691
49.006
16.035
4.Ceza Dairesi
38.425
42.450
34.112
46.763
5.Ceza Dairesi
8.205
17.315
12.667
12.853
6.Ceza Dairesi
48.959
35.827
25.795
58.991
7.Ceza Dairesi
19.997
23.635
25.316
18.315
8.Ceza Dairesi
21.778
20.178
30.206
11.750
9.Ceza Dairesi
5.748
18.503
17.505
6.746
10.Ceza Dairesi
38.197
14.247
11.725
40.719
11.Ceza Dairesi
24.556
27.439
20.262
31.733
12.Ceza Dairesi
19.092
30.410
31.316
18.186
13.Ceza Dairesi
25.113
36.593
41.808
19.898
14.Ceza Dairesi
18.690
11.896
14.143
16.443
15.Ceza Dairesi
20.056
33.295
21.108
32.243
Toplam Ceza Daireleri
341.464
388.921
375.250
355.134

Yargıtay Genel Toplam
507.044
895.402
882.775
519.669

Hukuk ve Ceza Dairelerinin İş durum çizelgeleri incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
I) YARGITAY HUKUK DAİRELERİ İŞBÖLÜMÜ
A) İŞBÖLÜMÜ GENEL ESAS VE İLKELERİ
1) Yargıtay Hukuk Daireleri arasında işbölümü, temyiz incelemesinin sonuçlandırılmasında zaman kayıplarını önlemek, uzmanlaşmayı, akademik çalışma ve işbirliğini desteklemek, hukuksal sorunların çözümünde sorumluluk üstlenerek yönlendirici olabilmek ve Hukuk Dairelerinin hukuksal kimliklerini güçlendirmek amacıyla, aşağıda yer alan “ihtisas alanı ve temel görev esasları” çerçevesinde yapılır.
2) İhtisas Alanı;
2.1) Yargıtay Hukuk Daireleri, “Medeni Hukuk Daireleri”, “Gayrimenkul Hukuku Daireleri”, “Ticaret ve Borçlar Hukuku Daireleri”, “İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Daireleri” olmak üzere dört “ihtisas alanı” altında toplanır.
2.2) Her Hukuk Dairesi, kural olarak yalnızca bir ihtisas alanı altında yer alır.
2.3) Zaruret bulunması halinde bir hukuk dairesi, iki ihtisas alanı altında yer alabilir.
3) Temel Görev;
3.1) Her Hukuk Dairesi, ihtisas alanına giren temel görev ya da görevlere sahiptir.
3.2) Hukuk Dairelerine, kural olarak, temel görevi ile bağdaşmayan görevler verilmez.
3.3) Zorunluluk bulunması halinde bir daireye, bu durum ortadan kalkıncaya kadar, ihtisas alanı ve temel görevi dışında da görev verilebilir.
B) ORTAK HÜKÜMLER
1) Bu işbölümüne ilişkin kararların yürürlüğe girdiği tarih itibariyle, 21/01/2013 tarihli Yargıtay Büyük Genel Kurulu kararı uyarınca dairelerin görevinde olup henüz temyiz incelemesi sonuçlanmayan dosyaların temyiz incelemeleri aynı daireler tarafından tamamlanır. Ancak 7.Hukuk Dairesinin bakmakta olduğu kadastro hukukundan kaynaklanan dava dosyaları 16.Hukuk Dairesine devredilir; kadastro dosyalarından geri çevirme yapılan dosyalar ile 7.Hukuk Dairesinin 2013 yılı iş bölümünde 3.Hukuk Dairesine devrettiği işlere ilişkin dosyalar ve geri çevirmelerin temyiz incelemesi devredilen dairece yapılır.
2) Bu işbölümü kararına göre görevli hale gelen daire, işbölümü kararının alındığı tarihte esasına kayıtlı bulunan ve görevli hale geldiği dosyaların temyiz incelemesini yapar; dosyanın ilk geliş tarihinde görevli bulunmadığından bahisle görevsizlik kararı veremez.
3) Dosyanın, eksiklikleri nedeniyle geri çevrilmiş olması, temyiz inceleme görevinin benimsendiği anlamına gelmez. Ancak, geri çevirme kararını veren daire, dosyanın Yargıtay’a ilk geliş tarihinde ya da geri çevirme sonrası geldiği tarihte temyiz incelemesiyle görevli daire ise, görevsizlik kararı veremez.
4) Temyiz incelemesi tamamlanarak mahalline gönderilen dosyalara ilişkin karar düzeltme istemlerinin incelemesi aynı daire tarafından tamamlanır.
5) Dairelerin, ihtisas alanları ve temel görevleri ile bağlantılı ve/veya fer’isi durumunda bulunan davalar hakkında görevsizlik kararı verebilmesi, sözkonusu davanın başka bir dairenin görevleri arasında açıkça yazılı olması şartına bağlıdır.
6) Daireler, öninceleme yapmadan duruşma günü veremezler. Dairenin ihtisas alanı ile ilgili bir konuda duruşma günü vermiş olması halinde görevsizlik kararı verilmez. Daire, ihtisas alanı ile ilgili bulunmayan bir konuda duruşma günü vermiş ise, duruşma gününün verilmiş olması görevsizlik kararı verilmesine engel teşkil etmez. Bu durumda, duruşma gününden önce dosyanın görevli daireye ulaşması temin edilir ve duruşma günü gelecek tarafların mağdur edilmemesi için gerekli tedbirler alınır. Ancak, duruşma yapılmış ve taraflarca işbölümüne yönelik bir itirazda bulunulmamışsa görevsizlik kararı verilmez.
7) Asıl davayla ilgili ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerine ilişkin kararların temyiz inceleme görevi, asıl davaya bakacak olan daireye aittir.
8) Temyize konu davada eski yasa maddelerinin uygulanmış bulunması halinde görevin belirlenmesinde, bu maddelerde yazılı müesseselerin düzenlendiği yeni yasa maddeleri esas alınır. Bu işbölümü ile atıf yapılan yasa maddelerinin değişmesi halinde, yeni yasanın karşılık gelen maddelerine atıf yapılmış sayılır.
9) Bir davada, bir kaç hukuk dairesinin görevine giren uyuşmazlık söz konusu ise, temyiz incelemesi, uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait hüküm ve kararları inceleyen daire tarafından yapılır. Uyuşmazlık konusu hukuki ilişki bir kaç dairenin görev alanına giren karma sözleşmeye yahut birden ziyade sözleşme türüne ayrı ayrı dayanıyorsa, temyiz incelemesi, bunlardan Türk Borçlar Kanunundaki özel sözleşme türüne ilişkin davalara ait hüküm ve kararları incelemekle görevli daire tarafından yapılır.
10) Bir davada, uyuşmazlık konusu hukuki ilişki Türk Borçlar Kanununda yazılı özel sözleşme türleri arasındaki karma bir sözleşmeye ya da TBK’da düzenlenen birden fazla özel sözleşme türüne ayrı ayrı dayanıyorsa, temyiz incelemesi, özel sözleşme türlerinin yasada yer aldığı sıralama dikkate alınarak önce düzenlenen sözleşme türüne ilişkin davalara ait hüküm ve kararları incelemekle görevli daire tarafından yapılır.
11) Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi istemli davalar sonucu verilen kararlar ile hakemlerce ve hakemlere ilişkin her türlü işlerle ilgili hüküm ve kararların incelenmesi, esas davaya ait hükmü incelemekle görevli daire tarafından yapılır.
12) Ebniye Kanunu, 2510 sayılı İskan Kanunu ve 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu gibi kanunlardan doğan ve ayın davası açılması imkanı bulunmayan durumlarda açılan tazminat davaları ile 6100 sayılı HMK’nın 125. maddesi hükmünden yararlanılmak suretiyle tazminata dönüştürülen davalara ilişkin olarak verilen hüküm ve kararların temyiz incelemesi, ayın uyuşmazlığını inceleyecek daire tarafından yapılır.
13) İşbölümünde 1/2 paylaşım esası getirilen daireler arasında iş paylaşımı:
13.1) O gün ya da hafta içinde gelen ve 1/2 paylaşıma konu dosyalar esasa kaydedilmeksizin nöbetçi olan dairede toplanır ve eşit iki gruba ayrıldıktan sonra kura çekilmesi suretiyle bölüştürülüp diğer daireye liste halinde teslim edilir.
13.2) Bu dairelerce daha önce bozulan dosyalarda, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama üzerine verilen kararların temyiz incelemesi bozma kararını veren daire tarafından yapılır; bu dosyalar paylaşıma dâhil edilmez.
13.3) Paylaşıma dâhil işlerden olmadığı halde, paylaşıma dâhil gibi müstakilen görevli olmayan daireye gönderilen dosyalar, esasa kaydedilmeksizin bir liste ekinde müstakilen görevli daireye teslim edilir.
14) Yargıtay 5. ve 18. Hukuk Daireleri arasında kamulaştırma davalarına ilişkin dosyaların paylaşımı:
14.1) İki daire arasında görev bölüşümüne esas olan iller aşağıda sıralandığı şekilde iki grup halinde belirlenmiştir:
Birinci Grup: Adıyaman, Ağrı, Amasya, Ankara, Ardahan, Artvin, Bartın, Batman, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Bolu, Çankırı, Çorum, Diyarbakır, Düzce, Edirne, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Iğdır, İstanbul, Karabük, Kars, Kastamonu, Kırıkkale, Kırklareli, Kilis, Kocaeli, Mardin, Muş, Ordu, Rize, Sakarya, Samsun, Siirt, Sinop, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tekirdağ, Tokat, Trabzon, Tunceli, Van, Yalova, Yozgat, Zonguldak.
İkinci Grup: Adana, Antalya, Afyon, Aydın, Aksaray, Balıkesir, Bilecik, Bursa, Burdur, Çanakkale, Denizli, Elazığ, Eskişehir, Hatay, Isparta, İzmir, İçel (Mersin), Kayseri, Karaman, Konya, Kütahya, Kahramanmaraş, Kırşehir, Malatya, Manisa, Muğla, Nevşehir, Niğde, Osmaniye, Uşak.
14.2) Dairelerin görevli bulunduğu gruba dâhil olmayan mahkemelerden gelen dosyalar ile müstakilen görevli bulunmayan daireye gelen dosyalar esasa kaydedilmeksizin dairesine bir liste ekinde teslim edilir.
15) Yargıtay 7 nci, 9 uncu ve 22. Hukuk Daireleri arasında iş hukuku temel görevine ilişkin dosyaların paylaşımı:
15.1) Dosyaların paylaşımına esas olan iller aşağıda üç grup halinde gösterilmiştir:
Birinci Grup: Adana, Amasya, Antalya, Artvin, Bartın, Bayburt, Bolu, Burdur, Bursa, Çorum, Düzce, Giresun, Gümüşhane, Hatay, Isparta, Kahramanmaraş, Karabük, Kastamonu, Konya, Mersin, Ordu, Osmaniye, Rize, Samsun, Sinop, Tokat, Trabzon, Zonguldak.
İkinci Grup: Adıyaman, Balıkesir, Batman, Çanakkale, Diyarbakır, Edirne, Gaziantep, İstanbul, Kırklareli, Kilis, Kocaeli, Mardin, Sakarya, Siirt, Şanlıurfa, Tekirdağ, Yalova.
Üçüncü Grup: Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Ankara, Ardahan, Aydın, Bilecik. Bingöl, Bitlis, Çankırı, Denizli, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Hakkâri, Iğdır, İzmir, Karaman, Kars, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Kütahya, Malatya, Manisa, Muğla, Muş, Nevşehir, Niğde, Sivas, Şırnak, Tunceli, Uşak, Van, Yozgat.
15.2) Dairelerin görevli bulunduğu gruba dâhil olmayan mahkemelerden gelen dosyalar ile müstakilen görevli bulunmayan daireye gelen dosyalar esasa kaydedilmeksizin dairesine bir liste ekinde teslim edilir.
15.3) Bozma, geri çevirme, maddi hatanın düzeltilmesi ve direnme kararı üzerine gelen dosyaların incelenmesi aynı daire tarafından yapılır; bu dosyalar yanlış daireye gönderilmiş ise esasa kaydedilmeksizin görevli dairesine liste ekinde teslim edilir.

16) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 47. maddesi uyarınca, hâkimlerin fiil ve kararlarından dolayı Devlet aleyhine açılan tazminat davalarının ilk derece yargılaması asıl davanın temyiz incelemesini yapmakla görevli ilgili Hukuk Dairesi tarafından yapılır.
▪ Hukuk dairelerinin görevleri altında yer alan “hatırlatma”ların amacı, temyiz incelemesi ile görevli hukuk dairesinin belirlenmesinde sıklıkla karşılaşılabilecek yanılmaları önlemek ve gözden kaçabilecek farklılıklara dikkat çekmektir.
▪ İş bölümü değerlendirmesinde, aksine açıkça hüküm bulunmadığı sürece kararı veren mahkemenin sıfatı dikkate alınmaz.

C) HUKUK DAİRELERİNİN GÖREVLERİ
BİRİNCİ HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : Gayrimenkul Hukuku
Temel Görev : Gayrimenkul Mülkiyeti – Tapu Sicili
1) Taşınmaz mallara ilişkin, tapu kaydına ve mülkiyet hakkına dayalı tapu iptal, tescil, elatmanın önlenmesi, yıkım (kal) istemli davalar ile haksız işgal tazminatı (ecrimisil) istemli davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar.
Hatırlatma:
· Kadastro sonucu oluşan tapu kaydının, kadastro öncesi nedenlere dayalı iptal ve tescili (KK m.12) istemli davalar ile mükerrer kadastrodan kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 16. HD’ne,
· Hazine tarafından açılan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer ya da zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı iddiasına dayalı davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 8. HD’ne,
· Münhasıran açılan ecrimisil davaları sonucu verilen kararlardan zilyetliğe dayalı olanların temyiz inceleme görevi 8. HD’ne, kişisel hakka dayalı olanların temyiz inceleme görevi ise 14. HD’ne ait bulunmaktadır.
2) 01.04.1974 tarih, 1/2 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına konu edilen ve uygulamada muris muvazaası olarak adlandırılan hukuksal nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemli davalar ile tenkis davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma:
· TBK’nın 19. maddesine dayalı (genel muvazaa) davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 17. HD’ne ait bulunmaktadır.
3) Mülkiyet hakkına dayanılarak açılmış ve bu hakkın gerçek sahibine hükmen nakledilmesini amaçlayan tapu iptal davaları ( (TMK m. 705 ve 716) sonucu verilen hüküm ve kararlar,
4) Batıl ve geçerli olmayan nedenlerle (sahtecilik, ehliyetsizlik vb) yok hükmünde olduğu ileri sürülen temliki tasarruflar hakkında açılmış davalar (TMK m. 1025, TMK m. 15 vd) sonucu verilen hüküm ve kararlar,
5) Aşırı yararlanma, yanılma, aldatma ve korkutma gibi iradeyi sakatlayan sebeplere (TBK m. 28, 30 ila 39) dayanılarak açılmış tapu iptal davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
6) Tapuda bağış suretiyle gerçekleştirilen temliki tasarruflar hakkında; TBK’nın 290, 291, 292, 293, 294 ve 295. maddelerine dayanılarak (bağışlamadan rücu koşullarının gerçekleştiği, koşullu bağıştan koşulun yerine getirilmemesi nedeniyle rücu, rücu koşuluyla bağıştan vazgeçme) açılan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
7) Ölünceye kadar bakma ve gözetme sözleşmesine bağlanarak yapılan temliki tasarruflar hakkında “sözleşmeye aykırılık” ya da “geçersizlik” iddiasıyla (TBK m. 611 vd) açılan tapu iptal davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
8) Tapuda vekil eliyle gerçekleştirilen temliki tasarruflar hakkında, vekaletin hile ile alındığı ve kötüye kullanıldığı iddiası ile (TBK m. 502) açılan tapu iptal ve tescil davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
9) Hazine tarafından açılan, TMK’nın 588. maddesine dayalı gaiplik ve buna bağlı tapu iptal ve tescil davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
10) Cemaat Vakıflarınca açılan tapu iptal ve tescil davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar
Hatırlatma:
· Kadasro öncesi nedenlere dayalı olarak açılan tapu iptal ve tescil davalarının temyiz inceleme görevi 16. HD’ne ait bulunmaktadır.
11) Vakıfların, 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 17 ve 30. maddeleri uyarınca açmış oldukları tapu iptal ve tescil davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
12) Tapu kayıt maliki ile davacının aynı kişi olduklarının tespitine ilişkin davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
13) 4721 sayılı TMK’nın 1027. maddesine dayanılarak tapu sicilindeki yanlışlığın düzeltilmesi istemiyle (ad ve soyadı düzeltilmesi istemleri dâhil) açılan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
İKİNCİ HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : Medeni Hukuk
Temel Görev : Aile Hukuku (Evlilik Hukuku)
1) 4721 sayılı TMK’nın “Aile Hukuku” başlıklı İkinci Kitabının, “Evlilik Hukuku” başlıklı 1. Kısmında yer alan hükümlerden kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma:
· Nişan bozmadan kaynaklanan davalar ile münhasıran açılan nafaka ve eşya davaları sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 3. HD’ne,
· Mal rejiminden (TMK 202-281) kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 8. HD’ne ait bulunmaktadır .
2) 4721 sayılı TMK’nın “Aile Hukuku” başlıklı İkinci Kitabının, “Hısımlık” başlıklı 2. Kısmında yer alan, “Soybağının Kurulması” başlıklı 1. Bölümünün 5, 6 ve 7. ayrımları ile “Aile” başlıklı 2. Bölümünde yer alan hükümlerden (TMK m. 321 ila 395) kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,

Hatırlatma:
· Hısımlık kısmının 1. Bölümünün 1, 2, 3 ve 4. ayırımlarında yer alan ( m. 282 ila 320: Kocanın babalığı, tanıma ve babalık, evlat edinme) hükümlerden kayanaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 18. HD’ne,
· Ev başkanının sorumluluğundan (TMK m.369) kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi ise 3. HD’ne ait bulunmaktadır.
3) 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna dayanılarak alınan tedbirler,
4) Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşmeye ve 5717 Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanuna göre açılan (çocukların mutad meskeni olan ülkeye iadesi) davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
5) 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanundan kaynaklanan (korunmaya muhtaç çocuklar hakkında alınacak karar ve tedbirlere ilişkin) dava ve talepler hakkında verilen hüküm ve kararlar,
ÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : Borçlar-Ticaret Hukuku
Temel Görev : Sebepsiz Zenginleşme, Kusursuz Sorumluluk, Abonelik Sözleşmeleri, Adi Ortaklık, Aile Hukuku (Nafaka, tazminat)
1) Kararı veren mahkemenin sıfatına ve arada sözleşme ilişkisi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın sebepsiz zenginleşmeden (TBK m. 77 ila 82) kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma:
· 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda düzenlenen sözleşmelerden (devre mülk, devre tatil, paket tur, kapıdan satış gibi) kaynaklanan sebepsiz zenginleşme davaları sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 13. HD’ne ait bulunmaktadır.
2) Kusursuz sorumluluktan kaynaklanan davalar (TBK’nın 65 vd maddeleri, TMK m. 369 vb) sonucu verilen hüküm ve kararlar,
3) Noterlerin hukuki sorumluluğuna ilişkin davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
4) Estetik amaçlı ameliyatlar ile diş tedavi, protez vb yapımından kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
5) Araç tamirine ilişkin davalar nedeniyle verilen hüküm ve kararlar,
6) Fotoğraf ve video çekiminden kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
7) Kararı veren mahkemenin ve tarafların sıfatına bakılmaksızın kaçak elektrik, kaçak su ve kaçak doğalgaz kullanma nedeniyle açılan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
8) Kararı veren mahkemenin ve tarafların sıfatına bakılmaksızın su, elektrik, doğalgaz, telefon ve internet aboneliği sözleşmelerinden ve bu sözleşmelerin kurulmasına ilişkin uyuşmazlıklardan kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
9) Kararı veren mahkemenin ve tarafların sıfatına bakılmaksızın atık su bedelinden kaynaklanan davalar nedeniyle verilen hüküm ve kararlar.
10) Kararı veren mahkemenin ve tarafların sıfatına bakılmaksızın adi ortaklıktan kaynaklanan davalar nedeniyle verilen hüküm ve kararlar,
11) 4721 sayılı TMK’nın “Miras Hukuku” Başlıklı 3. Kitabında yer alan “Vasiyetname” hükümlerinden (TMK m. 520-526, 542-544, 550-556, 557-559, 600-604 ve 595-597) kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar.
12) Boşanma davasından bağımsız olarak açılan, her çeşit nafakaya ilişkin davalar ile karı-koca arasında Türk Borçlar Kanunundan kaynaklanan eşya davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
13) Nişan bozma nedeniyle hediyelerin geri alınması ve tazminat istemli davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : Borçlar-Ticaret Hukuku
Temel Görev : Haksız Fiil Tazminatı
1) Tarafların sıfatına bakılmaksızın (tacirler dâhil), haksız eylemden kaynaklanan (suç teşkil eden eylemler, haksız haciz, haksız ihtiyati tedbir, haksız şikâyet vb dâhil) davalar nedeniyle verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma:
· Trafik kazalarından kaynaklanan davalar (bedensel zararlar dâhil) sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 17. HD’ne,
· Kaçak elektrik, su ve doğalgaz kullanımdan kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 3. HD’ne,
· Taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunup, bu sözleşmeden kaynaklanan haksız eylem nedeniyle açılan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 13. HD’ne ait bulunmaktadır.
2) Tarafların sıfatına bakılmaksızın, TMK’nın 24 ve TBK’nın 58. maddeleri gereğince kişilik haklarına saldırı nedeniyle (basın yoluyla saldırı dâhil) açılan tazminat davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
3) Menkul eşyalara ilişkin alacak ve tespit davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
4) Taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmayan araç mülkiyetinin tespiti davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
5) Çevre kirlenmesinden kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
6) İş akdi ile çalışmayan kamu görevlilerinin, çalıştığı kuruma karşı verdikleri zararlardan kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
7) Özel yasalardan kaynaklanıp (Maden Kanunu, Taş Ocakları Nizamnamesi, Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu gibi) diğer hukuk dairelerinin görevi dışında kalan davalar nedeniyle verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma;
· Özel yasalara göre yapılan sözleşmelerden kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 13. HD’ne ait bulunmaktadır.
8) Orman Kanunundan kaynaklanan tazminat davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
9) 3530 sayılı Tahkim Kanunundan kaynaklanan uyuşmazlıklar nedeniyle verilen hüküm ve kararlar,
10) Tarafların tacir ve işin ticari işletmeyle ilgili bulunmadığı İcra ve İflas Kanununun 89. maddesinden kaynaklanan menfi tespit davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma
· Tarafları tacir olup, İİK’nın 89. maddesi uyarınca açılmış menfi tespit davaları sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 19. HD’ne ait bulunmaktadır.
11) Tarafların tacir ve işin ticari işletmeyle ilgili olmadığı, gemi siciline kayıtsız deniz araçlarının çarpışmasından kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
12) İdari yargı kararlarının uygulanmamasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
13) Hâkimlerin sorumluluğundan kaynaklanıp Devlet aleyhine açılan davalar ile buna ilişkin rücu davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma:
· Ortak hükümler bölümünün 16. maddesinde yazılı davalar ayrıktır.
14) Yedieminlerin sorumluluğuna ilişkin davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,

15) İcra ve İflas Kanununun 5. maddesi gereğince icra memurlarının eylemi nedeniyle Adalet Bakanlığı aleyhine açılan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
16) 2330 sayılı Nakdi Tazminat Kanunundan kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,

BEŞİNCİ HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : Gayrimenkul Hukuku
Temel Görev : Kamulaştırma, Devlet Tarafından Mülkiyet Hakkının İhlalinden Kaynaklanan Tazminat
1) Ortak hükümler bölümünün 14. maddesinde yazılı “Birinci Grup”ta yer alan illerin merkez ve ilçelerinde bulunan mahkemeler tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunundan kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma;
· Ortak hükümler bölümünün ikinci grubunda yer alan illerin merkez ve ilçelerinde bulunan mahkemeler tarafından kamulaştırmasız elatmadan kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 18. HD’ne,
· Ortak hükümler bölümünün ikinci grubunda yer alan illerin merkez ve ilçelerinde bulunan mahkemeler tarafından 2942 sayılı yasadan kaynaklanan davalar nedeniyle verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 18. HD’ne ait bulunmaktadır.
2) Ortak hükümler bölümünün 14. maddesinde yazılı “Birinci Grup”ta yer alan illerin merkez ve ilçelerinde bulunan mahkemeler tarafından, kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan el atmanın önlenmesi, taşınmaz ve muhtesat bedellerinin tahsili davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma;
· Ortak hükümler bölümünün ikinci grubunda yer alan illerin merkez ve ilçelerinde bulunan mahkemeler tarafından kamulaştırmasız elatmadan kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 18. HD’ne ait bulunmaktadır.
3) İmar uygulaması sonucu bedele dönüştürülen taşınmaz bedelleri ile imar uygulaması sebebi ile oluşturulan ipotek bedellerinin artırılması ve eksiltilmesi ile ilgili davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
4) Tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan tazminat davaları (TMK m. 1007) sonucu verilen hüküm ve kararlar,
5) Tapu kaydının mahkeme kararıyla iptalinden kaynaklanan ve Devlet aleyhine açılan tazminat davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
6) 775 sayılı Gecekondu Kanunundan Kaynaklanan tazminat davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar.

ALTINCI HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : Borçlar-Ticaret Hukuku
Temel Görev : Kira Hukuku
1) Tarafların sıfatına bakılmaksızın, kira ilişkisinden kaynaklanan davalar (kira tespiti ve uyarlama dâhil) sonucu verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma;
· Finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan her tür dava sonunda verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 19. HD’ne ait bulunmaktadır.
2) 2004 sayılı İİK’nın 10. babında yazılı hükümlerden (kira alacağı ve tahliye) kaynaklanan itirazın kaldırılması ve tahliyeye ilişkin olup İcra Mahkemelerince verilen hüküm ve kararlar,
3) Kira alacağı nedeniyle başlatılan takipler üzerine icra mahkemelerince verilen itirazın kaldırılması kararları,

YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
Temel Görev : İş Hukuku
1) Aşağıda yazılı davalar hakkında, ortak hükümlerin 15. maddesinde yer alan ve iş hukuku dairelerine özgü birinci grup illerin merkez ve ilçelerinde bulunan mahkemelerce verilen hüküm ve kararlar:
1.1) 4857 sayılı İş Kanunundan kaynaklanan davalar,
Hatırlatma:
· 4857 sayılı Kanunun 77. maddesine dayalı iş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla birlikte açılan işçilik alacaklarına ilişkin davalar ve hizmet tespiti ile birlikte açılan işçilik alacaklarına ilişkin davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 21. HD’sine ait bulunmaktadır.
1.2) 4857 sayılı İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işverenler arasında, 818 sayılı Borçlar Kanunundan, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunundan, 6772 sayılı Kanunda öngörülen ilave tediye alacağından ve iş sözleşmesi kapsamında 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanundan kaynaklanan davalar,
1.3) 4857 sayılı İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işverenler arasında İcra ve İflas Kanununun 67. maddesi gereğince açılan itirazın iptali davaları, m.72 gereğince açılan menfi tespit davaları ve istirdat davaları ile iş sözleşmesinin yapılması veya devamı sırasında işçiden alınan senedin iptali davaları,
1.4) 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanundan kaynaklanan davalar,
1.5) 854 sayılı Deniz İş Kanunundan kaynaklanan davalar,
1.6) 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun Ek 2. maddesi gereğince kurulan vakıf üniversitelerinin öğretim elemanları ile üniversite arasında İş Kanunu ve iş sözleşmesinden kaynaklanan davalar,
1.7) 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunundan (mülga 2821 ve 2822 sayılı Kanunlar) ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan davalar,
1.8) 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunundan kaynaklanan davalar,
1.9) 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunundan kaynaklanan davalar,
1.10) Tarafların sıfatına bakılmaksızın, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 21. maddesi kapsamında iş kaybı tazminatından kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin davalar,
SEKİZİNCİ HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : Gayrimenkul Hukuku, Medeni Hukuk
Temel Görev : Zilyetlik Hukuku, Miras Hukuku, İcra ve İflas Hukuku
1) Kadastro çalışması yapılmayan alanlarda, tapusuz taşınmazlar hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak (TMK m. 713/1., 3402 sayılı Yasa m. 14, 17) açılan tescil davaları ile mülkiyetinin ve zilyetliğin tespiti davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma:
· Kadastro sırasında, kadastro harici bırakılan taşınmazlar hakkında açılan tescil davaları sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 16. HD’ne ait bulunmaktadır.
2) Tapulu taşınmazlar hakkında, TMK’nın 713/2. maddesine dayanılarak açılan tapu iptal ve tescil davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
3) TMK’nın 981 vd maddelerinde düzenlenen, yalnızca zilyetliğin korunmasına ilişkin davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
4) Hazine tarafından, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlardan olduğu iddiası ile açılan tapu iptal, tescil, meni müdahale, ecrimisil ve kal davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma:
· Kadastro sonucu oluşan tapu kayıtlarının, kadastro öncesi nedenlere dayanılarak iptal ve tescili istemiyle açılan davalar ile kadastro harici bırakılan taşınmazlar hakkında açılan tescil davaları sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 16. HD’ne ait bulunmaktadır.
5) Toprak Komisyonlarınca yapılan belirtmeye dayanılarak kesinleşmiş sicillere karşı açılan (TMK m.713/1, 3402 sayılı Kanun m. 14) tapu iptal ve tescil istekli davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
6) Taşınmaz üzerinde bulunan yapı, ağaç ve benzeri muhtesatın aidiyetinin tespiti istemiyle açılan her türlü davalar sonucunda genel mahkemelerce verilen hüküm ve kararlar,
7) 4721 sayılı TMK’nın “Miras Hukuku” (TMK 3. Kitap) hükümlerinden kaynaklanan ve diğer dairelerin görevine girmeyen davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma:
· Muris muvazaası olarak adlandırılan hukuksal nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemli davalar ile tenkis davaları sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 1. HD’ne ait bulunmaktadır.
· 4721 sayılı TMK’nın “Miras Hukuku” Başlıklı 3. Kitabında yer alan “Vasiyetname” hükümlerinden kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 3. HD’ne,
· Miras ilişkisinden kaynaklanan paylaşma ve ortaklığın giderilmesi (TMK m. 642) davaları sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 14. HD’ne ait bulunmaktadır.
8) 4721 sayılı TMK’nın 598. maddesi hükmüne dayanılarak açılmış mirasçılık belgesi, atanmış mirasçı belgesi veya vasiyet alacaklısı belgesi verilmesi ya da mirasçılık belgesinin iptali istemiyle açılmış davalar sonucunda verilen hüküm ve kararlar,
9) 4721 sayılı TMK’nın 676, 677 ve 678 maddelerinden kaynaklanan miras taksim sözleşmesi ve miras payının devri sözleşmesine dayanan tapu iptal ve tescil davaları ile aynı yasanın 527 ve 528. maddelerinde yer alan miras sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
10) Eşler arasında mal rejimlerinden kaynaklanan (TMK m.202-281) davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
11) 2004 sayılı İİK’nın 24 vd maddelerinde düzenlenen ilamların icrası yolu ile yapılan takiplerle ilgili itiraz ve şikâyetler üzerine İcra Mahkemesince verilen hüküm ve kararlar,
12) İİK’nın 96 vd maddeleri uyarınca açılan istihkak davaları ile icra müdürlüğünün haczin uygulanması işlemlerine yönelik şikâyetler üzerine (İİK 96, 97, 99) verilen hüküm ve kararlar
13) İcra mahkemeleri tarafından genel hükümler çerçevesinde görülen istihkak davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
DOKUZUNCU HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
Temel Görev : İş Hukuku
Aşağıda yazılı davalar hakkında, Ortak hükümlerin 15. maddesinde yer alan, İş Hukuku Dairelerine özgü 2. Grup illerin merkez ve ilçelerinde bulunan mahkemelerce verilen hüküm ve kararlar:
1) 4857 sayılı İş Kanunundan kaynaklanan davalar,
Hatırlatma:
· 4857 sayılı Kanunun 77. maddesine dayalı iş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla birlikte açılan işçilik alacaklarına ilişkin davalar ve hizmet tespiti ile birlikte açılan işçilik alacaklarına ilişkin davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 21. HD’sine aittir.
2) 4857 sayılı İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işverenler arasında, 818 sayılı Borçlar Kanunundan, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunundan, 6772 sayılı Kanunda öngörülen ilave tediye alacağından ve iş sözleşmesi kapsamında 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanundan kaynaklanan davalar,
3) 4857 sayılı İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işverenler arasında İcra ve İflas Kanununun 67. maddesi gereğince açılan itirazın iptali davaları, m.72 gereğince açılan menfi tespit davaları ve istirdat davaları ile iş sözleşmesinin yapılması veya devamı sırasında işçiden alınan senedin iptali davaları,
4) 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanundan kaynaklanan davalar,
5) 854 sayılı Deniz İş Kanunundan kaynaklanan davalar,
6) 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun Ek 2. maddesi gereğince kurulan vakıf üniversitelerinin öğretim elemanları ile üniversite arasında İş Kanunu ve iş sözleşmesinden kaynaklanan davalar,
7) 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunundan (mülga 2821 ve 2822 sayılı Kanunlar) ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan davalar,
8) 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunundan kaynaklanan davalar,
9) 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunundan kaynaklanan davalar,
10) Tarafların sıfatına bakılmaksızın, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 21. maddesi kapsamında iş kaybı tazminatından kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin davalar,
ONUNCU HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
Temel Görev : Sosyal Güvenlik Hukuku
1) 1.1) Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sosyal güvenlik mevzuatına göre açılan rücu davalar,
1.2) Sosyal Güvenlik Mevzuatı kapsamında kurum aleyhine açılan alacak ve tesbit davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
2) Aşağıda yazılı davalarla ilgili verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi Yargıtay 10. ve 21. Hukuk Daireleri arasında eşit olarak paylaşılmak suretiyle yapılır:
2.1) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunundan kaynaklanan davalar,
2.2) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunundan kaynaklanan davalar,
2.3) 5454 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunundan kaynaklanan davalar,
2.4) 1479 sayılı (Bağ-Kur) Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunundan kaynaklanan davalar,
2.5) 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunundan kaynaklanan davalar,
2.6) 2926 sayılı “Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu” ndan kaynaklanan davalar,
2.7) 2108 sayılı Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Kanunundan kaynaklanan davalar,
2.8) 2829 sayılı “Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun” dan kaynaklanan davalar,
2.9) 2147 sayılı Yurt Dışında Çalışan Türk Vatandaşlarının, Yurt Dışında Çalışma Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanundan kaynaklanan davalar,
2.10) 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanundan kaynaklanan davalar,
2.11) 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunu uyarınca yapılan takiplerden (Sosyal Güvenlik Kurumunun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsiline ilişkin olarak) kaynaklanan tüm davalar (ödeme emrine itiraz, menfi tespit, haczin kaldırılması, haczedilemezlik),
2.12) Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin kanunlardan kaynaklanan davalar.
ONBİRİNCİ HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : Borçlar-Ticaret Hukuku
Temel Görev : Ticaret Hukuku / Sigorta Hukuku
1) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer alan Ticari İşletme, Ticaret Sicili ve Unvanı, Haksız Rekabet, Ticari Defterler, Acente, Şirketler (Anonim, Limited, Kollektif ve Komandit), Kıymetli Evrak (Poliçe, Bono, Çek ve diğerleri), Yolcu ve Eşya Taşıma, Deniz Ticareti (Gemi, Donatma İştiraki, Deniz Kazaları, Deniz Taşımaları), Sigorta (Hayat, Mal, Sorumluluk ve Deniz Sigortaları) ve ilişkilerinden kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma;
· 6098 sayılı TBK’nın 502 vd maddelerinde düzenlenen simsarlık (tellallık) sözleşmesinden kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 13. HD’ne,
· Konut ve işyeri sigortası sözleşmeleri ile can-hayat sigortası (taşıma hukukundan doğup doğmadığına bakılmaksızın) sözleşmelerinden kaynaklanan davalar (rücu davaları dâhil) ile TTK’nın 1301. maddesinden kaynaklanan Sigortalının kendi trafik kasko sigortasına, trafik sigortasının da kendi sigortalısına karşı açtığı tazminat davaları ile yolcu taşıma ilişkisi dâhil sigortanın taraf olduğu her türlü cismani ve maddi zararlı trafik kazalarından doğan davalar nedeniyle verilen hüküm ve kararların temyiz incelemesi 17. HD’ne,
· Tacirler arası hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan davalar (rücu dâhil) sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 23. HD’ne ait bulunmaktadır
2) TTK’nın 4. maddesi atfıyla, Türk Medeni Kanununda yer alan, rehin karşılığında ikraz ile meşgul olma (TMK m. 962-969, TTK 4/1)) işlerinden kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
3) TTK’nın 4. maddesinin atfıyla, Türk Borçlar Kanununda yer alan, işletmenin satılma ve değiştirilmesi (TBK. m. 202-203), yayım sözleşmesi (TBK m. 487-501), kredi mektubu ve kredi emri (TBK m. 515-519), ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları (TBK m. 547-554), ticari nitelikli havale (TBK m. 555-560), saklama sözleşmeleri (TBK m. 561 vd) ilişkilerinden kaynaklanan alacak davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
3) Bankacılık Kanunu, Ticari İşletme Rehni Kanunu, Sermaye Piyasası Kanunu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ve 5941 sayılı Çek Kanunu’ndan kaynaklanan alacak davaları,
Hatırlatma:
· Bu yasalardan kaynaklanan itirazın iptali ve menfi tespit davaları sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 19. HD’ne,
· Tüketici kredisi sözleşmelerinden kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 13. HD’ne ait bulunmaktadır.
4) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1521. maddesinden kaynaklanan (Ticaret şirketlerinde, ortakların veya pay sahiplerinin şirketle veya birbirleriyle şirket ortaklığından veya pay sahipliğinden kaynaklanan davalarda veya şirketin yönetim kurulu üyeleri, yöneticileri, müdürleri, tasfiye memurları ya da denetçilerine karşı açılacak davalar) davalar ile taşıma (kara, hava, deniz ve uluslararası sözleşmeler dâhil) ve sigorta hukukundan kaynaklanan alacak davaları yanında İİK’nın 67. maddesine dayalı itirazın iptali ve İİK’nın 72. maddesinden kaynaklanan borçlu olmadığının tespiti davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
5) Tarafların sıfatına bakılmaksızın, 556 sayılı Markaların Korunması, 551 sayılı Patent Haklarının Korunması, 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması ve 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkındaki Kanun Hükmündeki Kararnameler İle 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundan kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
ONİKİNCİ HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : Borçlar-Ticaret Hukuku
Temel Görev : İcra ve İflas Hukuku
1) 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu uyarınca yapılan icra ve iflas takiplerinden kaynaklanan şikâyet, itiraz ve itirazın kaldırılması talepleri hakkında İcra Mahkemelerince verilen hüküm ve kararlar;
Hatırlatma:
· Kira alacaklarının tahsili ve tahliye amacıyla yapılan takiplerden kaynaklanan itirazın kaldırılması ve tahliye talepleri sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 6. HD’ne,
· İlamlı icra yoluyla yapılan takiplerden kaynaklanan şikayet, itiraz ve icranın geri bırakılması talepleri sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 8.H.D.’ne,
· İlamlı icra ile ilgili haczedilemezlik şikayetleri üzerine verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 8.H.D.’ne,
· İİK’nın 96 vd maddeleri uyarınca açılan istihkak davaları ile icra müdürlüğünce haczin uygulanması işlemlerine yönelik şikâyetler üzerine (İİK 96, 97, 99) verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 8. HD’ne,
· İİK uyarınca düzenlenen sıra cetveline itiraz ve şikâyetler hakkında verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 23. HD’ne,
· İİK’dan kaynaklanan suçlar hakkında verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 11.CD’ne ait bulunmaktadır.
2) İİK uyarınca yapılan icra takipleri sonucu icra müdürlükleri tarafından cebri icra yolu ile satılan menkul ve gayrimenkul mallarla ilgili satışlar ve satışa hazırlık işlemleri nedeniyle icra mahkemelerine yapılacak şikâyetler üzerine verilen hüküm ve kararlar,
3) Sulh Hukuk Mahkemelerince verilen ortaklığın satılarak giderilmesine dair kararlar nedeniyle satış memurluklarınca yapılacak satışlar ve satışa hazırlık işlemlerine ilişkin şikâyetler ve ihalenin feshi talepleri hakkında Sulh Hukuk Mahkemelerince verilen hüküm ve kararlar,
4) 6183 sayılı Yasanın 99. maddesi uyarınca yapılan şikâyet sonucu İcra Mahkemesince verilen taşınmaz ihalesinin feshi ile ilgili hüküm ve kararlar,
5) Taşınmazın ihalesi üzerine İİK’nın 135/2. maddesine göre borçluya, taşınmaz başkaları tarafından işgal edilmekte ise, bu kişilere çıkarılan tahliye emrine yönelik şikâyetler ile İİK’nın 276. maddesinin uygulanması hakkında icra mahkemelerince verilen hüküm ve kararlar,
6) Alacaklıların İİK’nın 89. maddesi uyarınca borçluların üçüncü kişilerdeki alacakları ile ilgili 1. ve 2. haciz ihbarnamelerine karşılık üçüncü kişilerin İcra Mahkemelerine vaki şikâyetleri üzerine icra mahkemesince verilen hüküm ve kararlar ile sözü edilen maddenin 4. fıkrası uyarınca üçüncü kişinin tazminata mahkum edilmesi isteği üzerine icra mahkemesince verilen hüküm ve kararlar,
ONÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : Borçlar-Ticaret Hukuku
Temel Görev : Sözleşme Hukuku, Tüketici Hukuku
1) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun ikinci kısmında yer alan ve diğer dairelerin görevine girmeyen sözleşmeler ile özel kanunlara göre yapılıp diğer dairelerin görevine girmeyen sözleşmelerden kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma:
· Abonelik sözleşmelerinden ve bu sözleşmelerin tesisinden kaynaklanan davalar, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan davalar ile estetik amaçlı ameliyatlardan, diş tedavi, protez vb yapımından, araç tamirinden, fotoğraf ve video çekiminden kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 3. HD’ne,
· 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde sözü edilen ve ticari dava sayılan davalar (rehin karşılığı ikraz, yayım sözleşmesi, kredi mektubu ve kredi emri, ticari temsilci, vekil ve diğer tacir yardımcıları ilişkisi, ticari nitelikli havale, saklama sözleşmesinden kaynaklanan) sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 11. HD’ne,
· Eser sözleşmesinden kaynaklanan davaların (yukarıda yazılı ve 3. HD.nin görevi dışında kalan)sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 15. HD’ne,
· Okutma, eğitim-öğretim ve yetiştirme giderleri ile ilgili olarak yasadan veya sözleşmeden doğan her türlü davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 18. HD’ne,
· Ticari nitelikteki alım-satım, finansal kiralama ve faktoring sözleşmelerinden kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 19. HD’ne,
· Tacirler arası hizmet alım sözleşmesinden ve arsa, arsa payı-kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 23. HD’ne ait bulunmaktadır.
2) 4077 sayılı ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunlarda düzenlenen abonelik, eser, taşıma, sigorta, bankacılık sözleşmeleri dışındaki sözleşmelerden (devre mülk, devre tatil, paket tur, kapıdan satış gibi) kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma;
· Abonelik sözleşmelerinden ve bu sözleşmelerin tesisinden kaynaklanan davalar nedeniyle verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 3. HD’ne ait bulunmaktadır.
· 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunla getirilen eser , taşıma, sigorta ve bankacılık işlem ve/veya sözleşmelerinden kaynaklanan davalara görevli dairelerinde bakılmaya devam edilecektir.
3) İmalatçının sorumluluğuna ilişkin davalar (Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4. maddesine göre sorumlu olan ve sorumlu olmasına rağmen tüketici ile akdi ilişkisi bulunmayan imalatçı, ithalatçı, bayi ve acente arasında doğan davalar dâhil) sonucu verilen hüküm ve kararlar,
4) Alacağın temliki ve borcun naklinden doğan ve 11 nci, 15 nci ve 19. Hukuk Dairelerinin görevleri dışında kalan davalara ilişkin olarak verilen hüküm ve kararlar,
5) 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu uyarınca tüketici mahkemelerince verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma:
· 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu uyarınca bankalarca genel mahkemelerde açılan davalar ile üye işyerleri ve bankalar arasında açılan davalar sonucu verilen kararlar 19. Hukuk Dairesine ait bulunmaktadır,
ONDÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : Gayrimenkul Hukuku
Temel Görev : Şahsi Haklar, Sınırlı Ayni Haklar, Kamu Orta Malları, Gayrimenkul Mülkiyetinin sınırları, Ortaklığın Giderilmesi
1) Sınırlı ayni haklara (TMK 779 vd) ilişkin davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
2) Taşınmaz mülkiyetini devir hakkının kısıtlamalarından (TMK m. 732-736: Önalım hakkı, sözleşmeden doğan önalım hakkı ve alım-geri alım hakları) kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
3) Kamu orta mallarından mera, yaylak, kışlak iddiası ile açılan davalar sonucu genel mahkemelerden verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma ;
· Kadastro sonucu oluşan sicile karşı, kadastrodan önceki nedenlerle açılan iptal ve tescil davaları sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 16. HD’ne ait bulunmaktadır.
4) Aşağıda yazılı davalar gibi şahsi haklara dayalı ve taşınmaz mallarla ilgili davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar:
· Satış vaadi sözleşmelerine dayalı tapu iptali ve elatmanın önlenmesi davaları,
· Yükleniciden haricen satın alınan bağımsız bölüme ilişkin olup, 30.09.1988 tarihli 1987/2 E. 1988/2 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına dayalı tapu iptali ve tescil davaları,
· Tahsis kararlarına dayalı elatmanın önlenmesi ve tapu iptali ve tescil davaları,
· İnanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davaları (05.02.1947 tarihli 20/65 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı),
Hatırlatma:
· Mülkiyet hakkından kaynaklanan ve inanç sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davaları sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevii 1. HD’ne ait bulunmaktadır.
· Ölünceye kadar bakma aktine dayalı tapu iptali ve tescil davaları.
5) 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 724, 725 ve 729. maddelerine dayalı (temliken tescil) tapu iptali ve tescil davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
6) Ferman ve hüccet gibi tasarruf belgelerinin sahteliği nedeniyle açılan iptal davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
7) Karz (ödünç) ipoteklerinin kaldırılması ile ilgili davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
8) Geçit ve mecra hakkı ile ilgili davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
9) Su yoluna vaki müdahalenin meni ve iptal davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
10) Kaynaklara, özel ve genel sulara ilişkin davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
11) Mülkiyet hakkına dayalı olup, mülkiyeti uyuşmazlık konusu olmayan tapuda yazılı şerhin ve ipoteğin kaldırılmasına ilişkin davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
12) 5520 sayılı Kanunla değişik Tapu Kanununun 31. maddesi uyarınca açılan tapuda sınır ve yüzölçümü düzeltilmesine ilişkin davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma;
· Kadastro sonucu oluşan sicil hakkında açılan sınır ve yüzölçümü düzeltilmesine ilişkin davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 16. HD’ne ait bulunmaktadır.
13) Tapu kaydına bağlı taşınmazlarda, TMK’nın 737. maddesine dayalı komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesine ilişkin davalar (komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat davaları dâhil) sonucu verilen hüküm ve kararlar,
14) Paydaşlar veya mirasçılar arasında taşınır ve taşınmaz malların taksimi ve şüyuunun giderilmesi (TMK m. 642, 696-699) davaları (paydaşlıktan çıkarma dâhil) sonucu verilen hüküm ve kararlar,
15) Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi istemli davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
16) İmar mevzuatından kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma:
· İmar uygulaması sonucu bedele dönüştürülen taşınmaz bedelleri ile imar uygulaması sebebi ile oluşturulan ipotek bedellerinin artırılması ve eksiltilmesi ile ilgili davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 5. Hukuk Dairesine ait bulunmaktadır.
· 3194 sayılı İmar Kanununun, 2981 sayılı Kanun ve ilgili diğer imar mevzuatı uyarınca yapılan kadastro çalışmalarından kaynaklanan tapu iptal ve tescil davaları sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 16. Hukuk Dairesine ait bulunmaktadır.
ONBEŞİNCİ HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : Borçlar-Ticaret Hukuku
Temel Görev : Eser Sözleşmeleri
İşin niteliği ve tarafların sıfatına bakılmaksızın eser (istisna) sözleşmelerinden kaynaklanan davalar sonucu verilen (TBK m. 470-486) hüküm ve kararlar,
Hatırlatma:
· Arsa, arsa payı ya da kat karşılığı inşaat sözleşmelerinden kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 23. HD’ne,
· Diş tedavi, protez v.s, estetik amaçlı ameliyatlar, araç tamiri ile fotoğraf ve video çekiminden kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi ise 3. HD’ne ait bulunmaktadır.
ONALTINCI HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : Gayrimenkul Hukuku
Temel Görev : Kadastro Hukuku,
1) 2613, 5602 ve 766 sayılı kanunlar ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu uyarınca yapılan ilk tesis kadastrosundan kaynaklanan davalar sonucu Kadastro Mahkemelerince verilen hüküm ve kararlar
Hatırlatma:
· Hazinenin ya da Orman İdaresinin taraf olup, çekişmeli taşınmazın orman olduğu iddiasında bulunduğu davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 20. HD’ne,
2) 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 18. maddesi uyarınca yapılan “Afet Kadastrosu”ndan kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
3) Kadastro öncesi nedenlere (zilyetlik, kamu orta malı iddiası dâhil) dayanılarak genel mahkemelerde açılan (3402 Kadastro Kanunu m. 12) tapu iptal ve tescil davaları,
4) Kadastro sırasında tespit harici bırakılan ve hakkında kadastro tutanağı düzenlenmeyen taşınmazlar hakkında açılan tescil davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
5) Hazine tarafından, kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazlar hakkında, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 18. maddesi uyarınca, Hazine adına tescil istemiyle açılan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
6) Kadastro sonucu tescil edilen taşınmazlar hakkında sınır ve yüzölçümünün düzeltilmesi istemiyle açılan davalar (KK. m. 41) sonucu verilen hüküm ve kararlar,
7) Tarafların sıfatına ve iddianın mahiyetine bakılmaksızın, 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkındaki Kanun uyarınca yapılan yenileme kadastrosu ile 3402 sayılı yasanın 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosundan kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
8) Tarafların sıfatına ve talebin mahiyetine bakılmaksızın 2924 sayılı kanun ya da 3402 sayılı Kadastro Kanununun (5831 sayılı yasanın 8. maddesi ile eklenen) Ek-4. maddesi uyarınca 2/B alanlarında yapılan kullanım kadastrosundan veya kesinleşmiş 2/B alanları hakkında zilyetlik ve muhdesat şerhi verilmesi isteminden kaynaklanan davalar nedeniyle verilen hüküm ve kararlar,
9) 3194 sayılı İmar Kanunu, 2981 sayılı Kanun ve ilgili diğer imar mevzuatı uyarınca yapılan kadastro çalışmalarından kaynaklanan tapu iptal ve tescil davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma:
· İmar uygulaması sonucu bedele dönüştürülen taşınmaz bedelleri ile imar uygulaması sebebi ile oluşturulan ipotek bedellerinin artırılması ve eksiltilmesi ile ilgili davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 5. Hukuk Dairesine ait bulunmaktadır.
· İmar mevzuatından kaynaklanan diğer davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 14. Hukuk Dairesine ait bulunmaktadır.
10) Mükerrer kadastrodan kaynaklanan tapu iptal ve tescil davaları
ONYEDİNCİ HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : Borçlar-Ticaret Hukuku
Temel Görev : Trafik Kazalarından Kaynaklanan tazminat, Sigorta Hukuku, Merci Tayini
1) Trafik kazasından kaynaklanan tazminat davaları (bedensel zarar ile ölümden kaynaklanan tazminatlar dâhil) sonucu verilen hüküm ve karar,
2) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1472. maddesinden (6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1301. maddesi) kaynaklanan ve kasko sigortası ile ilgili rücuan tazminat davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
3) Sigortalının kendi trafik kasko sigortasına, trafik sigortasının da kendi sigortalısına karşı açtığı tazminat davaları ile yolcu taşıma ilişkisi dâhil sigortanın taraf olduğu her türlü cismani ve maddi zararlı trafik kazalarından doğan davalar nedeniyle verilen hüküm ve kararlar,
4) Adli Yargı içinde, yargı yeri belirlenmesine ilişkin ihtilaflar nedeniyle yargı yerinin belirlenmesi (merci tayini),
5) İcra İflas Kanunu ve 6183 sayılı kanundan kaynaklanan tasarrufun iptali davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
6) TBK’nın 19. maddesi gereğince muvazaa iddiasına ilişkin davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma:
· Muris muvazaasından kaynaklanan tapu iptal ve tescil davaları sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 1. HD’ne ait bulunmaktadır.
7) 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanundan doğan ve diğer dairelerin görev alanına girmeyen her türlü davalara ilişkin hüküm ve kararlar,
8) Konut ve işyeri sigortası sözleşmeleri ile taşıma hukukundan doğup doğmadığına bakılmaksızın can-hayat sigortası sözleşmelerinden kaynaklanan davalar sonucu (rücu dâhil) verilen hüküm ve kararlar,
ONSEKİZİNCİ HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : Gayrimenkul Hukuku, Medeni Hukuk
Temel Görev : Kat Mülkiyeti, Kamulaştırma, Kişiler Hukuku, Hısımlık, Vesayet
1) 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili davalara ilişkin hüküm ve kararlar,
2) Paylı mülkiyete ya da elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlarda paydaşlardan veya birlikte malik olanlardan birinin, taşınmaz mülkiyetinin kat mülkiyetine çevrilmesini istediği ortaklığın giderilmesi davaları (634 sayılı Yasanın 12. maddesi) sonucu verilen hüküm ve kararlar,
3) Birden çok parsel üzerinde yer alan toplu konut ve diğer yapıların ortak yönetiminden kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
4) Ortak hükümler bölümünün 14. maddesinde yazılı “İkinci Grup”ta yer alan illerin merkez ve ilçelerinde bulunan mahkemeler tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunundan kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma;
· Ortak hükümler bölümünün birinci grubunda yer alan mahkemeler tarafından kamulaştırmasız elatmadan kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 5. HD’ne,
· Ortak hükümler bölümünün birinci grubunda yer alan mahkemeler tarafından 2942 sayılı yasadan kaynaklanan davalar nedeniyle verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 5. HD’ne ait bulunmaktadır.
5) Ortak hükümler bölümünün 14. maddesinde yazılı “İkinci Grup”ta yer alan illerin merkez ve ilçelerinde bulunan mahkemeler tarafından, kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan el atmanın önlenmesi, taşınmaz ve muhtesat bedellerinin tahsili davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma;
· Ortak hükümler bölümünün birinci grubunda yer alan mahkemeler tarafından kamulaştırmasız elatmadan kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 5. HD’ne ait bulunmaktadır.
6) 4721 sayılı TMK’nın Kişiler Hukuku başlıklı 1. Kitabının “Gerçek Kişiler” başlıklı 1. Kısmında yer alan maddelerden (TMK m. 8-46) kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
7) 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu uyarınca nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar ile vatandaşlığın tespitine ilişkin hüküm ve kararlar,
8) 4721 sayılı TMK’nın “Kişiler Hukuku” başlıklı 1. Kitabının “Tüzel Kişiler” başlıklı 2. Kısmında yer alan hükümlerden (TMK m. 47-117) kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
9) 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 56 ila 100. maddeleri ile 5253 sayılı Dernekler Kanunu hükümlerine göre açılmış derneklerin feshi, derneğin sona erdiğinin tespiti gibi dernekler hukukundan kaynaklanan her türlü dava sonucunda verilen hüküm ve kararlar,
10) Siyasi partilere, meslek kuruluşlarına (Esnaf Odaları, Ticaret Borsaları gibi) ve bu kuruluşlarla üyeleri arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
11) 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 101 vd maddeleri kapsamında kalan vakıfların kuruluş ve tescil işlemleri, vakıf senedinin düzenlenmesi ve değiştirilmesi, vakfın teşkilatı (örgütü), denetimi, yöneticilerin azli, vakıf yönetiminin amacının ve mallarının değiştirilmesi, vakfın sona ermesi ve tasfiyesi; ayrıca, Osmanlı döneminde kurulan ve 5737 sayılı Vakıflar Yasasına tabi olan vakıflarda, vakfiye şartı gereği vakıf evladı veya ilgilisi olduğunun ya da tevliyete hak kazandığının tespiti ile vakfın gelir fazlasından yararlanma (intifa) haklarıyla ilgili olarak açılan davalara ilişkin hüküm ve kararlar,
12) 4721 sayılı TMK’nın 2. Kitabının, “Hısımlık” başlıklı 2. Kısmında yer alan “Soybağının Kurulması” başlıklı 1. Bölümünün 1, 2, 3 ve 4. ayrımlarında yer alan maddelerden (TMK m.282 ila 320: Soybağı, tanıma, babalık, evlat edinme vb) kaynaklanan davalar nedeniyle verilen hüküm ve kararlar,
13) 4721 sayılı TMK’nın 2. Kitabının, “Vesayet” başlıklı 3. Kısmında yer alan maddelerden (TMK m. 396-494) kaynaklanan davalar nedeniyle verilen hüküm ve kararlar,
14) 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanuna göre verilen kayyım atanması ile ilgili davalar ile kayyımlık kararlarının kaldırılmasına ilişkin davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
15) Taraflarının sıfatına bakılmaksızın, okutma, eğitim-öğretim ve yetiştirme giderleri ile ilgili olarak yasadan (657, 1416, 5535, 3466, 926, 5401, 4652, 2330, 2547, 3580 ve 3269 sayılı kanunlar ve benzerleri) veya sözleşmeden doğan her türlü davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
ONDOKUZUNCU HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : Borçlar-Ticaret Hukuku
Temel Görev : Ticaret Hukuku, Bankalar Hukuku
1) Ticari nitelikteki alım-satım sözleşmesinden kaynaklanan her türlü davalar (ihtiyati haciz talebine ve ihtiyati hacze itiraza ilişkin davalar dâhil) sonunda verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma ;
· Taraflarının sıfatına bakılmaksızın abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 3. HD’ne ait bulunmaktadır.
· Tacirler arası hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 23. HD’ne ait bulunmaktadır.
2) Tarafları tacir olup, İİK’nın 89. maddesi uyarınca açılmış menfi tespit davaları,
Hatırlatma:
· Tarafların tacir ve işin ticari işletmeyle ilgili bulunmadığı İİK’nın 89. maddesinden kaynaklanan menfi tespit davaları sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 4. HD’ne ait bulunmaktadır.
3) Deniz Hukuku, Kooperatifler Hukuku, Taşıma Hukuku ve Sigorta Hukuku uygulamasından ve istisna sözleşmelerinden doğan davalar hariç olmak üzere;
3.1) İİK’nın 67. maddesine göre açılan ticari dava niteliğindeki itirazın iptali davaları sonunda verilen hüküm ve kararlar,
3.2) İİK’nın 69. maddesinden kaynaklanan borçtan kurtulma davaları sonunda verilen hüküm ve kararlar,
3.3) İİK’nın 72. maddesine dayanan ticari dava niteliğindeki menfi tespit ve istirdat davaları sonunda verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma:
· Tacirler arası kira sözleşmelerinden kaynaklanan davaların temyiz inceleme görevi 6. HD’ne,
· Tacirler arası hizmet alım sözleşmelerinden kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 23. HD’ne ait bulunmaktadır.
4) Banka ve finans kuruluşlarından kullandırılan genel veya ticari kredi sözleşmelerinden kaynaklanan itirazın iptali ve menfi tespit davaları sonunda verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma:
· Deniz hukuku, taşıma ve sigorta hukukundan kaynaklanan tüm davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar ile banka ve finans kurumlarınca kullandırılan genel ve ticari kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacak davaları sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 11. HD’ne,
· Tüketici kredisinden kaynaklanan davalar ile 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunundan kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 13. HD’ne,
· Kooperatifler hukukundan kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm vekararların temyiz inceleme görevi 23. HD’ne ait bulunmaktadır
5) Finansal Kiralama Sözleşmesinden kaynaklanan her tür dava sonunda verilen hüküm ve kararlar,
6) Faktoring Sözleşmesinden kaynaklanan her tür dava sonunda verilen hüküm ve kararlar,
7) 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu uyarınca bankalarca genel mahkemelerde açılan davalar ile üye işyerleri ve bankalar arasında açılan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
Hatırlatma:
· 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu uyarınca tüketici mahkemelerince verilen kararlar 13. Hukuk Dairesine ait bulunmaktadır.
YİRMİNCİ HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : Gayrimenkul Hukuku
Temel Görev :Orman Hukuku, Hâkimin reddi
1) Orman Kadastro Komisyonlarınca yapılan orman kadastrosu, 2/B (orman rejimi dışına çıkarma) uygulaması, aplikasyon ve maddi hataların düzeltilmesi (6831 sayılı yasanın 4999 sayılı yasanın 4. maddesi ile değişik 9/son maddesi uyarınca) işlemlerinden kaynaklanan davalar sonucunda verilen hüküm ve kararlar,
2) Orman İdaresi ya da Hazinenin taraf olup orman iddiasında bulunmaları nedeniyle orman yönünden araştırması yapılması gerekli olan kadastro tespitine itiraz, tapu iptal, tescil ve elatmanın önlenmesi istemiyle açılan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
3) Orman idaresi ya da Hazine taraf olmasa dahi, 3402 sayılı yasanın 30/2. maddesi uyarınca re’sen araştırma yapılması zorunlu olup sınırlarında orman bulunması veya taşınmazın orman niteliği göstermesi nedeniyle orman tahdit, 2/B ve aplikasyon haritaları ile bu haritalardaki maddi hataların düzeltilmesine ilişkin haritaların uygulanması gereken ya da 6831 sayılı yasanın 1. maddesi uyarınca orman sayılıp sayılmadığı yönünden inceleme yapılması gerekli bulunan davalar sonucu kadastro mahkemelerinden verilen hüküm ve kararlar,
4) Hâkimin reddi talebi üzerine verilen kararlar,
YİRMİBİRİNCİ HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : İş ve sosyal Güvenlik Hukuku
Temel Görev : Sosyal Güvenlik Hukuku
1) Hizmet tespiti ve birlikte işçilik hakları istemiyle Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ve işveren hakkında açılan davalar sonucunda verilen hüküm ve kararlar,
2) 3417, 4853 ve 5568 sayılı Kanunlar uyarınca işçi tarafından tasarrufu teşvik ve nema alacağı ile ilgili işveren, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Hazine aleyhine açılan davalar sonucunda verilen hüküm ve kararlar,
3) 5664 sayılı Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanun kapsamındaki uyuşmazlıklara ilişkin davalar sonucunda verilen hüküm ve kararlar,
4) İş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat davaları (işçi ve işveren arasındaki rücu davaları dâhil) ile bu davalarla birlikte açılan işçilik alacaklarına ilişkin davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
5) Aşağıda yazılı davalarla ilgili verilen hüküm ve kararların temyiz incelemesi Yargıtay 10. ve 21. Hukuk Daireleri arasında eşit olarak paylaşılmak suretiyle yapılır:
5.1) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunundan kaynaklanan davalar,
5.2) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunundan kaynaklanan davalar,
5.3) 5454 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunundan kaynaklanan davalar,
5.4) 1479 sayılı (Bağ-Kur) Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunundan kaynaklanan davalar,
5.5) 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunundan kaynaklanan davalar,
5.6) 2926 sayılı “Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu” ndan kaynaklanan davalar,
5.7) 2108 sayılı Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Kanunundan kaynaklanan davalar,
5.8) 2829 sayılı “Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun” dan kaynaklanan davalar,
5.9) 2147 sayılı Yurt Dışında Çalışan Türk Vatandaşlarının, Yurt Dışında Çalışma Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanundan kaynaklanan davalar,
5.10) 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanundan kaynaklanan davalar,
5.11) 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunu uyarınca yapılan takiplerden (Sosyal Güvenlik Kurumunun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsiline ilişkin olarak) kaynaklanan tüm davalar (ödeme emrine itiraz, menfi tespit, haczin kaldırılması, haczedilemezlik),
5.12) Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin kanunlardan kaynaklanan davalar,
5.13) Sosyal Güvenlik Mevzuatı kapsamında kurum aleyhine açılan alacak ve tesbit davaları sonucu verilen hüküm ve kararlar,
YİRMİİKİNCİ HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
Temel Görev : İş Hukuku
Aşağıda yazılı davalar hakkında, ortak hükümlerin 15. maddesinde yer alan, İş Hukuku Dairelerine özgü 3. Grup illerin merkez ve ilçelerinde bulunan mahkemelerce verilen hüküm ve kararlar:
1) 4857 sayılı İş Kanunundan kaynaklanan davalar,
Hatırlatma:
· 4857 sayılı Kanunun 77. maddesine dayalı iş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla birlikte açılan işçilik alacaklarına ilişkin davalar ve hizmet tespiti ile birlikte açılan işçilik alacaklarına ilişkin davalar sonucu verilen hüküm ve kararların temyiz inceleme görevi 21. HD’sine aittir.
2) 4857 sayılı İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işverenler arasında, 818 sayılı Borçlar Kanunundan, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunundan, 6772 sayılı Kanunda öngörülen ilave tediye alacağından ve iş sözleşmesi kapsamında 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanundan kaynaklanan davalar,
3) 4857 sayılı İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işverenler arasında İcra ve İflas Kanununun 67. maddesi gereğince açılan itirazın iptali davaları, m.72 gereğince açılan menfi tespit davaları ve istirdat davaları ile iş sözleşmesinin yapılması veya devamı sırasında işçiden alınan senedin iptali davaları,
4) 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanundan kaynaklanan davalar,
5) 854 sayılı Deniz İş Kanunundan kaynaklanan davalar,
6) 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun Ek 2. maddesi gereğince kurulan vakıf üniversitelerinin öğretim elemanları ile üniversite arasında İş Kanunu ve iş sözleşmesinden kaynaklanan davalar,
7) 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunundan (mülga 2821 ve 2822 sayılı Kanunlar) ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan davalar,
8) 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunundan kaynaklanan davalar,
9) 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunundan kaynaklanan davalar,
10) Tarafların sıfatına bakılmaksızın, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 21. maddesi kapsamında iş kaybı tazminatından kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin davalar,
YİRMİÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ
İhtisas Alanı : Borçlar-Ticaret Hukuku
Temel Görev : Ticaret Hukuku, Kooperatifler Hukuku
1) Kooperatifler hukukundan kaynaklanan davalar sonucu verilen hüküm ve kararlar,
2) Sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması talebine ilişkin hüküm ve kararlar,
3) Genel mahkemelerden verilmiş (adi ve malvarlığının terki suretiyle) konkordatoya ilişkin hüküm ve kararlar,
4) Tacirler arası hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan her türlü davalar (rücu dâhil) sonucu verilen hüküm ve kararlar.
5) Arsa, arsa payı ya da kat karşılığı inşaat sözleşmelerinden kaynaklanan davalar nedeniyle verilen hüküm ve kararlar.
6) Genel mahkemelerden verilmiş iflas ve iflasın ertelenmesine ilişkin hüküm ve kararlar,
7) 2004 sayılı İİK uyarınca icra mahkemeleri ile genel mahkemelerde görülen sıra cetveline ilişkin şikâyet ve davalar sonunda verilen hüküm ve kararlar,
8) 2004 sayılı İİK’nın 235. maddesi uyarınca iflas tasfiyesinde düzenlenen sıra cetveline yönelik şikâyet ve davalar (kayıt kabul, kayıt terkini davaları ile sıraya yönelik şikâyetler) sonunda verilen hüküm ve kararlar,
9) 2004 sayılı İİK’nın 94. maddesine göre alınan yetkiye dayalı davalar nedeniyle verilen hüküm ve kararlar.

II) YARGITAY CEZA DAİRELERİ İŞ BÖLÜMÜ

A) ORTAK HÜKÜMLER
1) Bu iş bölümündeki düzenlemeler, yürürlüğe girdiği tarih itibariyle geçerlidir.
2) İş bölümünün yürürlüğe girdiği tarih itibariyle düzenlenen tebliğnameler, iş bölümündeki düzenlemeler esas alınarak görevli Ceza Dairesine gönderilir.
3) Ceza Daireleri yürürlük tarihinden önce esasına kayıtlı bulunan işleri kendisi sonuçlandırır.
4) Ceza Daireleri yürürlük tarihinden önce kendisine gelip bozma veya başka nedenlerle Daire dışına gönderdiği işlerden kendisine geri gelenlere bakar.
5) Ceza Daireleriyle ilgili görevlendirmede, eylemlerin nitelendirilmesi ve suç unsurlarının değiştirilerek başka bir suça dönüştürülmesi halinde, görevin belirlenmesinde yeni düzenlemedeki suç vasfına bakılır.
6) Kaçakçılık ve buna bağlı olarak işlenen evrakta sahtecilik suçlarından birlikte dava açılmış olması halinde, temyiz incelemesi 7. C.D. Tarafından yapılır.

B) CEZA DAİRELERİNİN GÖREVLERİ

BİRİNCİ CEZA DAİRESİ
Madde 81……Kasten öldürme
Madde 82……Nitelikli haller
Madde 83……Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi
Madde 84……İntihara yönlendirme
Madde 87/4…Kasten yaralama sonucu ölüm meydana gelmesi

İKİNCİ CEZA DAİRESİ
Madde 141 ila 147 …..Hırsızlık(ikide biri 2014 yılı için)
Madde 165…Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi, (Tamamı)
Madde 167, 168, 169…Ortak hükümler

ÜÇÜNCÜ CEZA DAİRESİ
Madde 86…Kasten yaralama
Madde 87…Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (Dördüncü fıkra hariç)
Madde 88…Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi
6831 sayılı Yasaya aykırılıktan kaynaklanan işler

DÖRDÜNCÜ CEZA DAİRESİ
Madde 97…Terk
Madde 98…Yardım ve bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi
Madde 106…Tehdit
Madde 107…Şantaj
Madde 108..Cebir
Madde 111…Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
Madde 112…Eğitim ve öğretimin engellenmesi
Madde 113…Kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi
Madde 114…Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi
Madde 115…İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme
Madde 116..Konut dokunulmazlığını bozmak
Madde 117…İş ve çalışma hürriyetinin ihlali,
Madde 118…Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi
Madde 119…Ortak hüküm
Madde 120…Haksız arama
Madde 121…Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi
Madde 122…Ayırımcılık,
Madde 123..Kişilerin huzur ve sükununu bozma
Madde 124…Haberleşmenin engellenmesi
Madde 125..Hakaret
Madde 126..Mağdurun belirlenmesi
Madde 127..İsnadın ispatı
Madde 128..İddia ve savunma dokunulmazlığı
Madde 129..Haksız fiil nedeniyle veya karşılıklı hakaret
Madde 130..Kişinin hatırasına hakaret
Madde 131..Soruşturma ve kovuşturma koşulu
Madde 181…Çevrenin kasten kirletilmesi
Madde 182…Çevrenin taksirle kirletilmesi
Madde 183…Gürültüye neden olma
Madde 184…İmar kirliliğine neden olma

BEŞİNCİ CEZA DAİRESİ
Madde 235…İhaleye fesat karıştırma
Madde 236…Edimin ifasına fesat karıştırma
Madde 237…Fiyatları etkileme,
Madde 238…Kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma,
Madde 239…Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilge ve belgelerin açıklanması,
Madde 240…Mal veya hizmet satımından kaçınma,
Madde 241…Tefecilik,
Madde 242…Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması,
Madde 247…Zimmet
Madde 248…Etkin pişmanlık
Madde 249…Daha az cezayı gerektiren hal
Madde 250…İrtikap
Madde 251…Denetim görevinin ihmali
Madde 252…Rüşvet
Madde 253…Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
Madde 254…Etkin pişmanlık
Madde 255…Yetkili olmadığı iş için yarar sağlama
Madde 256…Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması,
Madde 257…Görevi kötüye kullanma,
Madde 258…Göreve ilişkin sırrın açıklanması,
Madde 259…Kamu görevlisinin ticareti,
Madde 260…Kamu görevinin terki veya yapılmaması,
Madde 261…Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf ,
Madde 262…Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi,
Madde 263…Kanuna aykırı eğitim kurumu,
Madde 264…Özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma,
Madde 265…Görevi yaptırmamak için direnme,
Madde 266…Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma,
Yargı yeri belirlemeleri,
Dava Nakli

ALTINCI CEZA DAİRESİ
Madde 141 ila 142 (Önceki yıllardan derdest olan dosyalar)
Madde 148…Yağma (Tamamı)
Madde 149….Nitelikli yağma (Tamamı)
Madde 150….Daha az cezayı gerektiren hal
Madde 167, 168, 169…Ortak hükümler

YEDİNCİ CEZA DAİRESİ
Özel Ceza Yasalarından veya Kabahatler Yasası’ndan doğan ve başka dairelerin görev alanına girmeyen suçlar ve kararlar

SEKİZİNCİ CEZA DAİRESİ
Madde 94….İşkence,
Madde 95….Neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence,
Madde 96….Eziyet ,
Madde 154..Hakkı olmayan yere tecavüz ,
Madde 163..Karşılıksız Yararlanma
Madde 170…..Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması,
Madde 171…..Genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması,
Madde 172…..Radyasyon yayma,
Madde 173…..Atom enerjisi ile patlamaya sebebiyet verme,
Madde 174…..Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi,
Madde 175…Akıl hastası üzerindeki bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihlali,
Madde 176….İnşaat veya yıkımla ilgili emniyet kurallarına uymama,
Madde 177…Hayvanın tehlike yaratabilecek şekilde serbest bırakılması,
Madde 178….İşaret ve engel koymama,
Madde 199…Kıymetli damgada sahtecilik,
Madde 200…Para ve kıymetli damgaları yapmaya yarayan araçlar,
Madde 201….Etkin pişmanlık,
Madde 202….Mühürde sahtecilik ,
Madde 213…Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit ,
Madde 214….Suç işlemeye tahrik,
Madde 215….Suçu ve suçluyu övme,
Madde 216….Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama,
Madde 217….Kanunlara uymamaya tahrik,
Madde 218…Ortak hüküm,
Madde 243..Bilişim sistemine girme
Madde 244..Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme
Madde 245..Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması
Madde 246..Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkındaki Yasaya ilişkin işler
5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Yasasına ilişkin işler
6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yasaya ilişkin işler
Bu işbölümüne göre ceza dairelerinden herhangi birinin görevine girmeyen ve Türk Ceza Yasasından kaynaklanan tüm diğer suçlar
DOKUZUNCU CEZA DAİRESİ
Madde 76….Soykırım
Madde 77….İnsanlığa karşı suçlar
Madde 78….Örgüt
Madde 79….Göçmen kaçakçılığı
Madde 80….İnsan ticareti
Madde 219..Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma
Madde 220..Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
Madde 221..Etkin pişmanlık
Madde 222..Şapka ve Türk harfleri
Madde 267…İftira
Madde 268…Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
Madde 269…Etkin pişmanlık
Madde 270…Suçu üstlenme
Madde 271…Suç uydurma
Madde 272…Yalan tanıklık,
Madde 273…Şahsi cezasızlık veya cezanın azaltılmasına gerektiren sebepler,
Madde 274…Etkin pişmanlık
Madde 275…Yalan yere yemin
Madde 276…Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık
Madde 277…Yargı görevi yapanı etkileme,
Madde 278…Suçu bildirmeme,
Madde 279…Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi
Madde 280…Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi,
Madde 281…Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme
Madde 282…Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama,
Madde 283…Suçluyu kayırma,
Madde 284…Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme,
Madde 285…Gizliliğin ihlali,
Madde 286…Ses ve görüntülerin kayda alınması
Madde 287…Genital muayene,
Madde 288…Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs
Madde 289…Muhafaza görevini kötüye kullanma
Madde 290…Resmen teslim olunan mala elkonulması ve bozulması
Madde 291…Başkası yerine ceza infaz kurumuna veya tutukevine girme,
Madde 292…Hükümlü veya tutuklunun kaçması
Madde 293…Etkin pişmanlık
Madde 294…Kaçmaya imkan sağlama,
Madde 295…Muhafızın görevini kötüye kullanması
Madde 296…Hükümlü veya tutukluların ayaklanması
Madde 297…İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak
Madde 298…Hak kullanımını ve beslenmeyi engelleme
Madde 299..Cumhurbaşkanına hakaret
Madde 300..Devletin egemenlik alametlerini aşağılama
Madde 301..Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama
Madde 302…Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak
Madde 303…Düşmanla işbirliği yapmak,
Madde 304…Devlete karşı savaşa tahrik
Madde 305…Temel milli yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama
Madde 306…Yabancı devlet aleyhine asker toplama,
Madde 307…Askeri tesisleri tahrip ve düşman askeri hareketleri yararına anlaşma,
Madde 308…Düşman devlete maddi ve mali yardım
Madde 309..Anayasayı ihlal
Madde 310..Cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırı
Madde 311..Yasama organına karşı suç
Madde 312..Hükümete karşı suç
Madde 313..Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyan
Madde 314..Silahlı örgüt
Madde 315..Silah sağlama
Madde 316..Suç için anlaşma
Madde 317..Askeri komutanlıkların gaspı
Madde 318..Halkı askerlikten soğutma
Madde 319..Askerleri itaatsizliğe teşvik
Madde 320..Yabancı hizmetine asker yazma, yazılma
Madde 321..Savaş zamanında emirlere uymama
Madde 322..Savaş zamanında yükümlülükler
Madde 323..Savaşta yalan haber yayma
Madde 324..Seferberlikle ilgili görevin ihmali
Madde 325..Düşmandan ünvan ve benzeri payeler kabulü
Madde 326..Devletin güvenliğine ilişkin belgeler
Madde 327..Devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme
Madde 328..Siyasal veya askeri casusluk
Madde 329..Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama
Madde 330..Gizli kalması gereken bilgileri açıklama
Madde 331..Uluslararası casusluk
Madde 332..Askeri yasak bölgelere girme
Madde 333..Devlet sırlarından yararlanma, Devlet hizmetlerinde sadakatsizlik
Madde 334..Yasaklanan bilgileri temin
Madde 335..Yasaklanan bilgilerin casusluk maksadıyla temini
Madde 336..Yasaklanan bilgileri açıklama
Madde 337..Yasaklanan bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklama
Madde 338..Taksir sonucu casusluk fiilerinin işlenmesi
Madde 339..Devlet güvenliği ile ilgili belgeleri elinde bulundurma
Madde 340..Yabancı devlet başkanına karşı suç
Madde 341..Yabancı devlet bayrağına karşı hakaret
Madde 342..Yabancı devlet temsilcilerine karşı suç
Madde 343..Karşılıklılık koşulu
298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Yasaya ilişkin işler
2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Yasasından kaynaklanan suçlar
2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Hakkındaki Yasa
2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilat Yasası
3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası
4959 sayılı Topluma Kazandırma Yasası
5253 sayılı Dernekler Yasası
5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Yasaya ilişkin işler
07.12.1994 gün ve 4053 sayılı Yasa ile 2797 sayılı Yargıtay Yasası’nın 14. maddesine eklenen fıkra gereğince, 3953 sayılı Yasaya göre ve Askeri Yargıtay’dan gönderilen dava ve işler ile aynı yasa uyarınca adli yargı mercilerine devredilen dava ve işlerden temyizen intikal edecek olan işler

ONUNCU CEZA DAİRESİ
Madde 185..Zehirli madde katma
Madde 186..Bozulmuş veya değiştirilmiş gıda veya ilaçların ticareti
Madde 187..Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma
Madde 188..Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti
Madde 189..Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
Madde 190..Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma
Madde 191..Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak
Madde 192..Etkin pişmanlık
Madde 193..Zehirli madde imal ve ticareti
Madde 194..Sağlık için tehlikeli madde temini
Madde 195..Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma
Madde 196..Usulsüz ölü gömülmesi
2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkındaki Yasaya ilişkin işler
3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle ilgili Yasaya ilişkin işler
5898 sayılı Uçucu Maddelerin Zararlarından İnsan Sağlığının Korunmasına Dair Yasaya ilişkin işler
6273 sayılı Çek Yasasından kaynaklanan işler (3167-5941 sayılı Yasa 1/4 oranında)

ONBİRİNCİ CEZA DAİRESİ
Madde 203…Mühür bozma
Madde 204..Resmi belgede sahtecilik
Madde 205..Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek
Madde 206..Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
Madde 207..Özel belgede sahtecilik
Madde 208..Özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek
Madde 209..Açığa imzanın kötüye kullanılması
Madde 210..Resmi belge hükmünde belgeler
Madde 211..Daha az cezayı gerektiren hal
Madde 212..İçtima
213 sayılı Vergi Usul Yasasından kaynaklanan işler
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’ndan kaynaklanan suçlar

ONİKİNCİ CEZA DAİRESİ
Madde 85..Taksirle öldürme
Madde 89..Taksirle yaralama
Madde 90..İnsan üzerinde deney
Madde 91..Organ ve doku ticareti
Madde 92..Zorunluluk hali
Madde 93..Etkin pişmanlık
Madde 132..Haberleşmenin gizliliğini ihlal
Madde 133..Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması
Madde 134..Özel hayatın gizliliğini ihlal
Madde 135..Kişisel verilerin kaydedilmesi
Madde 136..Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
Madde 137..Nitelikli haller
Madde 138..Verileri yok etmeme,
Madde 139..Şikâyet
Madde 140..Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
Madde 179..Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Madde 180..Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma
2863 sayılı Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Yasasından kaynaklanan işler,
5271 sayılı CMK’nun 141-144 maddelerinde düzenlenen koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
6273 sayılı Çek Yasasından kaynaklanan işler (3167-5941 sayılı Yasa 1/4 oranında)

ONÜÇÜNCÜ CEZA DAİRESİ
Madde 141 ila 147 …..Hırsızlık(ikide biri, 2014 yılı için)
Madde 160….Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf (Tamamı)
Madde 167, 168, 169…Ortak hükümler

ONDÖRDÜNCÜ CEZA DAİRESİ
Madde 99..Çocuk düşürtme
Madde 100..Çocuk düşürme
Madde 101..Kısırlaştırma
Madde 102..Cinsel saldırı
Madde 103..Çocukların cinsel istismarı
Madde 104..Reşit olmayanla cinsel ilişki
Madde 105..Cinsel taciz
Madde 109..Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
Madde 110..Etkin pişmanlık
Madde 111..Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
Madde 223..Ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması
Madde 224..Kıt’a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgedeki sabit platformların işgali
Madde 225..Hayasızca hareketler
Madde 226..Müstehcenlik
Madde 227..Fuhuş
Madde 228..Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama
Madde 229..Dilencilik
Madde 230..Birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören
Madde 231..Çocuğun soybağını değiştirme
Madde 232..Kötü muamele
Madde 233..Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali
Madde 234..Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması
6273 sayılı Çek Yasasından kaynaklanan işler (3167-5941 sayılı Yasa 1/4 oranında)

ONBEŞİNCİ CEZA DAİRESİ
Madde 151…Mala zarar verme,
Madde 152..Mala zarar vermenin nitelikli halleri,
Madde 153..İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme,
Madde 155..Güveni kötüye kullanma,
Madde 156..Bedelsiz senedi kullanma,
Madde 157..Dolandırıcılık,
Madde 158..Nitelikli dolandırıcılık,
Madde 159..Daha az cezayı gerektiren hal,
Madde 161..Hileli iflas,
Madde 162..Taksirli iflas,
Madde 164..Şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi,
Madde 166..Bilgi vermeme,
Madde 167, 168, 169..Ortak hükümler,
6273 sayılı Çek Yasasından kaynaklanan işler (3167-5941 sayılı Yasa 1/4 oranında)

III) 1- Yargıtay Büyük Genel Kurulunca kabul edilen işbölümü kararının 01.02.2014 tarihinde yürürlüğe girebilmesi için 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 6110 sayılı yasayla değişik 14/son maddesi uyarınca Ocak ayı içinde Resmi Gazete de yayımlanmasının sağlanmasına;
2- Kabul edilen iş bölümü kararının;
a) Yargıtay Hukuk ve Ceza Genel Kurulları Başkanlıklarına, Daire Başkanlıklarına ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına ile Yargıtay kararları dergisinde yayınlanmak üzere Yayın İşleri Müdürlüğüne,
b) Barolara ve avukatlara duyurulmasını sağlamak üzere Türkiye Barolar Birliği Başkanlığına,
c) Kararın elektronik ortamda hazırlanan bir örneğinin UYAP dosya gönderme formu ekranında yapılacak düzenlemelerde esas alınmak üzere Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığına gönderilmesine,
3- Kararın kitapçık halinde basılıp mahkemelere gönderilmek, Yargıtay, HSYK ve Adalet Bakanlığı internet sitelerinde yayımlanmak suretiyle uygulayıcıların zamanında bilgi edinmelerinin sağlanmasına,
24/01/2014 tarihinde, oyçokluğuyla karar verildi.