Etiket arşivi: 26.4.2010

Y19HD 26.4.2010 E.2009/6707 – K.2010/5046


 Y19HD 26.4.2010 E.2009/6707 – K.2010/5046

– Bakiye Karar Ve İlam Harcının Haklı Taraftan İstenmesi
– Karar Sureti (Bakiye Karar Ve  İlam Harcının Haklı Çıkan Taraftan İstenmesi)
– İlam Harcı (Karar Sureti İçin Haklı Çıkan Taraftan İstenmesi)
– Karar Harcı (Karar Sureti İçin Haklı Çıkan Taraftan İstenmesi)
– Nisbi Harç Bakiyesi (Karar Sureti İçin Haklı Çıkan Taraftan İstenmesi) –

HUMK.426 – 492 Sa.Ka.28,128

Somut olayda davacı banka yargılama sonunda haklı çıkmış ve bakiye karar ve ilam harcının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve gerekse Anayasa Mahkemesi Kararlarında belirtildiği üzere:
Yasal olarak sorumlu olmadığı bakiye karar ve ilam harcını yatırmadığı gerekçesiyle, haklı çıkan davacıya kararın tebliğ edilmemesi; hak arama özgürlüğünü engelleyici ve mahkemeye erişim hakkını kısıtlayıcı nitelikte bulunduğundan mahkemenin 22.5.2009 tarihli kararının bozulması gerekmiştir.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmiş ise de, 22.5.2009 tarihli ek kararda onaylı karar örneği isteminin reddine ilişkin kararı da temyiz etmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak başlatılan icra takibine  vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, asıl borçlu olan davalı Ak-Pe Ltd.Şti. yönünden 361.850,4 l.-USD`ye yönelik, diğer davalı kefiller yönünden ise 2.224.800.-USD`ye yönelik itirazlarının  iptaline ve %40 onanında icra inkar tazminatına karar verilmiştir.

Davacı vekili,

22.5.2009 havale tarihli dilekçesiyle kararın kendilerine tebliğini istemiş, mahkeme ise 22.5.2009 tarihli kararıyla davacının isteminin 492 sayılı Harçlar Kanunu`nun 128. maddesindeki düzenleme karşısında olanaklı görülmemesi nedeniyle reddine karar verilmiş, iş bu red kararı davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlık, dava sonunda kendisinden karar ve ilam harcı alınmasına karar verilen davalı tarafın ödemekle yükümlü olduğu karar ve ilam harcı alınmadan haklı çıkan davacıya kararın tebliğe verilip verilmeyeceğinden kaynaklanmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 25321/02 numaralı 26.6.2007 tarihli Ülger/Türkiye kararında, başvuranın kararın bir kopyasını alamadan mahkeme harcını ödemekle yükümlü tutulmasının, üzerinde aşırı bir yük oluşturduğu ve mahkemeye erişim hakkını, bu hakkın özünü zedeleyecek derecede kısıtladığı gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1 .maddesinin ihlal edildiği kabul edilmiştir.

Öte yandan, Anayasa Mahkemesi 14.1.2010 tarih, 2009/27 esas ve 2010/9 karar sayılı kararıyla dava açarken peşin harcı ödeyen ancak nispi harca tabi davalarda işin niteliği gereği dava sonuna bırakılan bakiye harçtan yasal olarak sorumlu olmadığı mahkeme kararıyla belirlenen davacıya, sorumlusu olmadığı bir harcın tahsili koşuluyla ilamın verilmesi, bireysel hak arama özgürlüğünü engelleyici nitelik taşıdığı gerekçeleriyle Harçlar Kanunu`nun 28. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin “karar ve ilam harcı ödenmedikçe ilgiliye ilam verilmez” biçimindeki ikinci tümcesinin Anayasa`ya aykırı  olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.

Somut olayda davacı banka yargılama sonunda haklı çıkmış ve bakiye karar ve ilam harcının davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Gerek yukarıda anılan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve gerekse Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere yasal olarak sorumlu olmadığı bakiye karar ve ilam harcını yatırmadığı gerekçesiyle haklı çıkan davacıya kararın tebliğ edilmemesi, hak arama özgürlüğünü engelleyici ve mahkemeye erişim hakkını kısıtlayıcı nitelikte bulunduğundan mahkemenin 22.5.2009 tarihli kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi.

Y.19.H.D. 26.4.2010 E.2009/6707 – K.2010/5046

PicLensButton Y19HD 26.4.2010 E.2009/6707 – K.2010/5046

Y17HD 26.4.2010 E.2010/3086 – K.2010/3835


 Y17HD 26.4.2010 E.2010/3086 – K.2010/3835

– Tasarrufun İptali Davası (Alacaklıdan Mal Kaçırmak – 3. Kişinin İyiniyet İddiası – Temyiz Süresinin Geçirilmesi)
– Alacaklıdan Mal Kaçırmak (Tasarrufun İptali)
– Temyiz Süresinin Geçirilmesi
– Vekalet Ücreti –

HUMK.432/1 – İİK.278/2

1. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay`ca da bu yolda karar verilebileceğinden süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.

2. Tasarrufun iptali davalarında tarifeye göre hesaplanacak vekalet ücretinin, takip konusu alacak miktarı ile tasarruf konusu malların tasarruf tarihindeki değerlerinden hangisi az ise o değer üzerinden belirlenmesi gerekir.

3. Tasarrufun iptali davasında, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, ilk tasarrufta bedeller arasında fahiş fark bulunduğu ve kısa aralıkla yapılan 2. satışın da muvazaalı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne dair verilen karar bu yönü ile usul ve kanuna uygundur.

DAVA ve KARAR:

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili, esasa yönelik olarak da davalılar Kahraman vekili ile süresi dışında davalı Mevlüt vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ KARARI:

Davacı vekili, davalı borçlu Recep Nadir aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını bu nedenle borçlunun sahibi olduğu taşınmazını davalı Kahraman`a satışı onun tarafından da davalı Mevlüt`e devredilmesine ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar Kahraman ile davalı Mevlüt vekili davanın reddini savunmuştur.

Diğer davalı borçlu usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, ilk tasarrufta bedeller arasında fahiş fark bulunduğu ve kısa aralıkla yapılan 2. satışın da muvazaalı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, vekalet ücretine yönelik olarak davacı vekili, esasa yönelik olarak da davalılar Kahraman vekili ile Mevlüt vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- 20.10.2009 tarihli gerekçeli karar, temyiz isteyen davalı Mevlüt vekiline 30.12.2009 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi HUMK.`nun 432/1. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 28.1.2010 tarihinde mahkemeye verilmiştir. Bu nedenle süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay`ca da bu yolda karar verilebileceğinden süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.

2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Tasarrufun iptali davalarında tarifeye göre hesaplanacak vekalet ücretinin, takip konusu alacak miktarı ile tasarruf konusu malların tasarruf tarihindeki değerlerinden hangisi az ise o değer üzerinden belirlenmesi gerekir.

3- Davalı Kahraman vekilinin temyiz itirazlarına gelince,

Dosya içeriğine, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı borçlu ile Kahraman arasındaki tasarrufta edimler arasında aşırı fark bulunmasına, İİY.`nin 278/2. maddesinde edimler arasındaki aşırı farkın bağışlama hükmünde sayılıp yapılan tasarrufun iptale tabi olduğunun öngörülmesine, 3. kişi tarafından taşınmazın tasarruf tarihindeki bilirkişilerce belirlenen gerçek değerinin ödendiğinin yasal ve inandırıcı delillerle kanıtlanamamasına, edimler arasında fahiş farkın bulunduğu hallerde 3. kişinin iyiniyet iddiasının dinlenemeyeceğine, ayrıca tanık beyanlarına göre taşınmazın satışından sonra dahi borçlunun taşınmazda oturmaya devam ettiğinin anlaşılmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalı Kahraman vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması gerekir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Mevlüt vekilinin temyiz dilekçesinin (isteminin) (REDDİNE), (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının (REDDİNE), (3) numaralı bentte yazılı nedenlerle de davalı Kahraman vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, oybirliği ile karar verildi.

Y.17.H.D. 26.4.2010 E.2010/3086 – K.2010/3835

PicLensButton Y17HD 26.4.2010 E.2010/3086 – K.2010/3835