Etiket arşivi: alır

prim günü dolan,emeklilik gerekçesi ile ayrılıp başka işe girsede tazminat alır

Adana’da bir iş yerinde çalışan işçi, 23 Ocak 2012’de, yaş şartı dışında 15 yıllık sigorta süresi ve 3 bin 600 gün prim günü dolunca işverene müracaat ederek, yaş sınırını bekleyerek emekli olmak istediğini söyledi.

Yaş şartı dışında prim ödeme gün sayısı ile sigortalılık süresini dolduran davalı işçinin iş yerinden emeklilik nedeniyle ayrılmasından sonra başka bir işte çalışamayacağını belirten işveren, 23 Ocak tarihinde emekli olmak için ayrılan işçinin sadece iki hafta sonra 6 Şubat’ta aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir iş yerinde çalışmaya başladığını belirterek, kıdem tazminatının iade edilmesini istedi. işveren; işçiye kıdem tazminatının ilk taksidi olan 2 bin 936 liranın iade edilmesini isteyerek, Adana 1. İş Mahkemesi’ne dava açtı.

Davalı işçi de 1475 sayılı yasanın 14/1-5. maddesi gereğince iş yerinden ayrıldığını, daha sonra başka bir işte çalışmasının kıdem tazminatı almasına engel olmayacağını bildirerek, davanın reddini istedi. Adana 1. İş Mahkemesi, işverenin talebini yerinde bularak davayı kabul etti. Yerel mahkemenin kararını davalı işçinin avukatı temyiz etti.

Dava dosyasını yeniden ele alan Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, emsal bir karara imza attı. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın yaş şartı dışında prim ödeme gün sayısı ile sigortalılık süresini dolduran davalı işçinin, iş yerinden emeklilik nedeniyle ayrılmasından sonra başka bir işte çalışması halinde işverence ödenen kıdem tazminatının geri istenip istenemeyeceği noktasında olduğuna dikkat çeken Yargıtay, yasaların, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işten ayrılmasına imkan tanıdığına dikkat çekti. Yargıtay kararında, sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayan işçinin, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da iş yerinden ayrılarak kıdem tazminatına hak kazanabileceğine vurgu yapıldı.

“ÇALIŞMA HAKKI KÖTÜYE KULLANILMAMIŞTIR”

Kararda şu ifadelere yer verildi: “Somut olayda davalı işçi yaş şartı dışında 15 yıl sigortalılık süresi ve 3 bin 600 gün prim ödeme gün sayısını doldurarak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanlığı’ndan aldığı yazıyı işverene getirerek, 23 Ocak 2012’de iş yerinden ayrılmış, davacı işveren de aralarındaki anlaşma gereğince kendisine kıdem tazminatının 1. taksidi olan 2 bin 936,91 lirayı 7 Şubat 2012’de ödemiş, davacı, 6 Şubat 2012’de başka bir iş yerinde çalışmaya başlamıştır. Davacı kıdem tazminatına anılan yasal düzenleme gereğince hak kazanmıştır. Kıdem tazminatı için kanunda başkaca bir şart öngörülmemiş olup, anayasal bir hak olan çalışma hakkının kullanılmış olması, hakkın kötüye kullanılması şeklinde yorumlanamaz. ‘Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.’ şeklindeki Medeni Kanun’un 2. maddesinin somut olaya uygulanma olanağı bulunmadığı halde, mahkemece davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir. Temyiz olunan kararın bozulmasına, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine oy birliğiyle karar verildi.”

Yargıtay, 2003 ten önce babasından ölüm aylığı alanlar ayrıca eşinden ölüm aylığı alır

Yargıtay’dan çok önemli karar

Yargıtay, eşinden ölüm aylığı alan dul kadının, ölen babasından da aylık almak istemiyle açtığı davayı reddeden mahkeme kararını bozdu. Yüksek Mahkeme, 6 Ağustos 2003′den önce hak sahibi kız çocuklarına bağlanan gelir ve aylıkların, evlenme ve çalışma halleri hariç geri alınmayacağını hükme bağlandığı için 6 Ağustos 2003′ten önce ölen babası nedeniyle hak sahibi olan davacının, eşinden ölüm aylığı alsa bile babasından da ölüm aylığı alabileceğine karar verdi.

Ölen eşi üzerinden dul aylığı alan bir kadın, daha önce ölen babasından da yetim aylığı almak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) başvurdu.

SGK, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre, babasından aylık bağlanan kadının, kocasından da aylık almaya hak kazanması halinde, bu aylıklardan yüksek olanın ödeneceği, bu nedenle yalnızca eşinden aylık alabileceği gerekçesiyle başvuruyu reddetti.

YARGITAY, YEREL MAHKEMENİN KARARINI BOZDU

Kadın, bunun üzerine Ankara 13. İş Mahkemesi’nde dava açtı. Mahkeme, SGK işleminin doğru olduğu, davacının dava açmada haklı olmadığı gerekçesiyle davayı reddetti.
Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, yerel mahkeme kararını bozdu.

Dairenin kararında, 506 sayılı yasa gereği, babasından aylık bağlanan kadının, kocasından da aylık almaya hak kazanması halinde, bu aylıklardan yalnızca fazla olanının ödeneceği belirtildi.

Kararda ancak, aynı kanuna 2005 yılında eklenen geçici 91. madde ile “6 Ağustos 2003′den önce hak sahibi kız çocuklarına bağlanan gelir ve aylıkların, evlenmeleri, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmaları veya kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık almaları halleri hariç olmak üzere geri alınmaz. Bunlardan, yukarıda belirtilen haller haricindeki nedenlerle gelir veya aylıkları kesilen veya durdurulan kız çocuklarının gelir ve aylıkları, kesme veya durdurma tarihi itibarıyla talep şartı aranmaksızın yeniden başlatılır” şeklinde düzenleme getirildiği kaydedildi.

DUL KADINA HEM EŞİNİN HEM ÖLEN BABASININ MAAŞI BAĞLANACAK

Olayda, davacı kadının eşinin 27 Ağustos 2003 öldüğü, 1 Ekim 2003′ten itibaren de eşinden ölüm aylığı aldığı, 1 Nisan 1996′da ölen babasından dolayı ölüm aylığı talebini ise 4 Ocak 2008 itibariyle dile getirdiği ifade edilen kararda, “Davacının evli olması nedeniyle eşinin ölüm tarihi olan 27 Ağustos 2003′ten önce ölüm aylığı talep etmesi mümkün değildir. Ancak 506 sayılı Kanuna eklenen geçici 91. madde ile getirilen düzenlemeye göre 6 Ağustos 2003′ten önce ölen babası nedeniyle hak sahibi olan davacı, eşinden ölüm aylığı almakta olsa dahi evliliğinin ölüm nedeniyle son bulmasından sonra babasından da ölüm aylığı talep etme hakkına sahiptir” denildi.

Bozma kararının ardından dosyayı yeniden görüşen Ankara 13. İş Mahkemesi, ilk kararında direndi.
Direnme kararının da temyiz edilmesi üzerine, dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na geldi. Kurul, yerel mahkemenin direnme kararını bozdu.