Etiket arşivi: Anlaşmalı

Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜ MEDENİ HAKLARI KULLANMAYA ENGEL MADDELER İÇEREMEZ

T.M.K–MADDE 166

Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.

Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

T.C
YARGITAY
2.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO.2013-11644
KARAR NO.2014-1866
KARAR TARİHİ.04.02.2014

>ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜ MEDENİ HAKLARI KULLANMAYA ENGEL MADDELER İÇEREMEZ.

Protokolde yer alan velayetin kaldırılması ve kişisel ilişkinin genişletilmesi davası açılamayacağına ilişkin medeni hakları kullanmaktan feragate ilişkin taahhütler, medeni hakları kullanma ehliyetinden önceden vazgeçme niteliğinde olup, Medeni Kanununun 23. maddesine ve çocukların yüksek yararlarına açıkça aykırıdır. Bu hükümler olmaksızın ortak irade ile boşanmanın gerçekleşmeyeceği açıkça belli olduğuna göre, içerdiği şartlardaki kısmi hükümsüzlük boşanma protokolünün tamamını hükümsüz kılar.

kanuna ve kamu düzenine aykırı hükümler ihtiva eden protokole dayanılarak boşanma kararı verilmesi ve protokolün tasdiki doğru olmamıştır. Öyleyse mahkemece yapılacak iş; protokolün bu haliyle uygun bulunmadığının taraflara bildirilip, tarafların ve çocukların menfaatini göz önünde bulundurarak protokolde gerekli değişikliği yapmak, bu değişikliğin taraflarca kabulü halinde Kanunun 166/3. maddesi çerçevesinde boşanmaya karar vermek; kabul edilmemesi, diğer bir ifade ile tarafların kendi belirledikleri şartlar dahilinde boşanma kararı istemekte ısrar etmeleri halinde davaya çekişmeli boşanma olarak devam etmek ve toplanan delillerin Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi çerçevesinde değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

DAVA: Taraflar arasındaki boşanma davalarının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm, davalı-karşı davacı (kadın) tarafından temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 04.02.2014 günü temyiz eden davalı-karşı davacı E… ile vekili ve karşı taraf davacı-karşı davalı D… ile vekili geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: 1- Davacı (koca) tarafından boşanma davası açılmış, davalının daha sonra bağımsız olarak açtığı boşanma davası, kocanın davasıyla birleştirilerek görülmüş; mahkemece; tarafların 20.02.2013 tarihli oturumda boşanma ve mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda anlaştıklarını beyan etmeleri üzerine; hangi davanın kabul edildiği belirtilmeksizin tarafların Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi gereğince boşanmalarına karar verilmiş, aralarında yaptıkları protokol tasdik edilmiş, bu protokolün bir kısım hükümleri de karara aynen geçirilmiştir.

Türk Medeni Kanununun 166. maddesinin (3.) fıkrası; evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılacağını karine olarak kabul etmiştir. Bu yasal karine gereğince, boşanma kararı verilmesi, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulunması şartına bağlıdır. Kanun, hakime, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişikleri yapma yetkisi tanımıştır. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya karar verilecektir. Eşler, bu hükümden yararlanarak evlilik birliğini sona erdirmek istediklerinde, herhangi bir boşanma sebebi ileri sürmek zorunda olmadıkları gibi, bir sebep ileri sürmüş olsalar bile bunun varlığı ve doğruluğunun araştırılması gerekli değildir.

Taraflar, kural olarak bir sözleşmenin içeriğini, kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler. (E. BK. m. 19, 6098 s. TBK. m. 26) Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı hükümsüz olur. (E. BK. m. 19/2, 20, 6098 s. TBK. m. 27) Borçlar Kanununda yer alan, sözleşme özgürlüğüne getirilen genel nitelikteki bu sınırlamalar, boşanma anlaşmaları için de evleviyetle geçerlidir. Çünkü Borçlar Kanunu, Türk Medeni Kanununun beşinci kitabı olup, onun tamamlayıcısıdır. (6098 s. TBK. m. 646) O halde hakim, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı ve konusu imkansız olan hükümler taşıyan bir boşanma protokolünü esas alarak boşanma kararı veremez ve böyle bir protokolü tasdik edemez.

Taraflarca düzenlenip hakime sunulan, hakim tarafından da aynen tasdikine karar verilen protokolde; tarafların karşılıklı boşanma davalarında aşağıdaki şartlarla anlaştıkları belirtildikten sonra; "kocanın eşi aleyhine açtığı boşanma davasından feragat edeceği, kadının açtığı boşanma davasını işbu protokoldeki koşullar çerçevesinde kabul edeceği; müşterek çocukların velayetinin anneye verileceği, çocuklarla baba arasında protokolde gösterilen günlerde ve saatlerde kamuya açık mekanlarda ve gözetim altında kişisel ilişki tesis edileceği, bunun dışında çocuklar on sekiz yaşını bitirinceye kadar babanın internet, telefon veya sair olanakları kullanarak iletişim kuramayacağı veya tesadüfü olarak şahsi münasebet tesis edemeyeceği, yine çocuklar ergin oluncaya kadar velayet hakkının anneden alınması veya kaldırılması ve kişisel ilişki süresinin genişletilmesi için talepte bulunmayacağı, çocuğun babaannesi ve halasının, babaya tanınan süre zarfında çocuğu görebilecekleri, babanın çocuklar için anneye protokolde gösterilen miktarlarda iştirak nafakası ödeyeceği, tarafların birbirlerinden maddi ve manevi tazminat olarak herhangi, bir talepte bulunmayacakları, şahsi eşyaları da dahil olmak üzere eşyalarını paylaştıkları, birbirlerinden bu hususta bir hak ve alacak talep etmeyecekleri" belirtilmiştir. Protokolde yer alan ilişkin medeni hakları kullanmaktan feragate ilişkin taahhütler, medeni hakları kullanma ehliyetinden önceden vazgeçme niteliğinde olup, Medeni Kanununun 23. maddesine ve çocukların yüksek yararlarına açıkça aykırıdır. Bu hükümler olmaksızın ortak irade ile boşanmanın gerçekleşmeyeceği açıkça belli olduğuna göre, içerdiği şartlardaki kısmi hükümsüzlük boşanma protokolünün tamamını hükümsüz kılar. Bu şekildeki düzenlemenin bir sebebi olsa bile, boşanma tarafların ortak iradelerine dayandığından bu sebebin varlığı ve doğruluğu araştırılamayacaktır. Anlaşmalı boşanma talebiyle kendisine başvuran eşler arasında, gerçekte bir boşama sebebinin var olup olmadığını, aralarında yaptıkları düzenlemede yer verdikleri hususların geçerli bir sebebe dayanıp dayanmadığını ve bunların doğru olup olmadığını hakim araştırmakla yükümlü değildir. Önceden delil toplanmış olsa bile, bu delilleri değerlendirerek bunlardan sonuç çıkaramaz ve yargısını çıkardığı bu sonuca dayandıramaz. Böyle bir durumda hakimin, taraflarca getirilen düzenlemeye müdahale ederek bunu değiştirmek ve önereceği değişikliğin taraflarca kabulü halinde Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi gereğince tarafların boşanmalarına karar vermesi gerekir. Böyle yapılmayıp, kanuna ve kamu düzenine aykırı hükümler ihtiva eden protokole dayanılarak boşanma kararı verilmesi ve protokolün tasdiki doğru olmamıştır. Öyleyse mahkemece yapılacak iş; protokolün bu haliyle uygun bulunmadığının taraflara bildirilip, tarafların ve çocukların menfaatini göz önünde bulundurarak protokolde gerekli değişikliği yapmak, bu değişikliğin taraflarca kabulü halinde Kanunun 166/3. maddesi çerçevesinde boşanmaya karar vermek; kabul edilmemesi, diğer bir ifade ile tarafların kendi belirledikleri şartlar dahilinde boşanma kararı istemekte ısrar etmeleri halinde davaya çekişmeli boşanma olarak devam etmek ve toplanan delillerin Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi çerçevesinde değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Açıklanan hususlar gözetilmeden hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

2- Kabule göre de;

Taraflar, düzenledikleri protokolde; kocanın kendisi tarafından açılan boşanma davasından, feragat edeceğini kararlaştırmışlar, duruşmada protokol çerçevesinde karar verilmesini istemişlerdir. Protokolde kocanın davası hakkında ne yönde karar verileceği belirtildiğine göre, bu dava hakkında gösterilen yönde karar verilmesi gerekirken, herhangi bir hüküm tesis edilmemiş olması da doğru olmamıştır.

KARAR : Temyiz edilen hükmün yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, duruşma için takdir olunan 1100.00 TL. vekalet ücretinin D…’dan alınıp E…’e verilmesine, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 04.02.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — Çrş Mar 25, 2015 11:26 am


Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları – ANLAŞMALI BOŞANMADA NAFAKA İNDİRİMİ, OLAĞANÜSTÜ DEĞİŞİM

YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ
ESAS no: 2014/6278
KARAR no: 2014/14190

Taraflar arasında görülen yoksulluk nafakasının kaldırılması, iştirak nafakasının kaldırılması veya indirilmesi davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki boşanma davası sonrası davalı lehine en geç 3 ay içinde bir defada ödenmek üzere 120.000,00 TL yoksulluk nafakasına, müşterek çocuk G… için yine hükmün kesinleşme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yıllık %20 oranında artışla her ay 2.500,00 TL nafakaya hükmedildiğini; müvekkilinin boşanma davasının hemen akabinde gelişen olaylar nedeniyle ekonomik durumunun ciddi oranda bozulduğunu ve sıkıntı içine girdiğini, nafaka borçları yüzünden cezaevine girdiğini ve bu nedenle fiili olarak çalışamadığını, iş çevresinin tamamen dağıldığını, geliri ve mal varlığının olmadığını, müşterek çocuk G…’in TED …Kolejinde okumakta iken davanın neticelenmesinden hemen sonra davalının evlenerek müşterek çocuğu da yanına alarak …iline taşındığını, müşterek çocuğun şuan devlet okuluna gittiğini belirterek, yoksulluk nafakasının tamamının kaldırılmasını ayrıca yıllık %20 artışla aylık 2.500,00 TL olarak belirlenen iştirak nafakasının da kaldırılmasını veya 300,00 TL’ye indirilmek suretiyle azaltılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş,

Davalı vekili cevap dilekçesinde; tarafların özgür iradeleriyle düzenledikleri boşanma protokolü doğrultusunda boşandıkları ve hükmedilen yoksulluk nafakası ile iştirak nafakasının 13/11/2009 tarihinde kesinleştiğini ve kesin hüküm niteliğini arz ettiğini, söz konusu protokolün tanzimi esnasında davalı müvekkilinin yasal şartlarının varlığına rağmen maddi ve manevi tazminat taleplerini öne sürmediğini ve bu haklarını gündeme taşımadığını, tarafların boşanmalarından sonra davacının belirlenen nafakaları ödenmesinin beklendiğini ancak bu ödemelerin gerçekleşmediğini ve icra takibine başvurulmak zorunda kalındığını davacının nafaka hükmüne uymamaktan dolayı 3’er ay disiplin cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, davacının nafaka yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle müşterek çocuğu devlet okuluna yazdırmak zorunda kaldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere …Aile Mahkemesinin 27/10/2009 tarihli 2009/1281-1204 E-K. sayılı boşanma kararı ile velayeti davalı annesine verilen tarafların müşterek çocuğu G…için gelecek yıllarda dava tarihi esas alınmak suretiyle her yıl %20 oranında arttırılmasına karar verilmesi suretiyle hükmedilen aylık 2.500,00 TL iştirak nafakasının ayda 1.500,00 TL azaltılarak aylık 1.000,00 TL’ye indirilmesine ve davacıdan alınarak velayeten çocuğa harcanmak üzere davalıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının tüm, davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir.

İştirak nafakası; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları ile genel ihtiyaçlar ve ana-babanın mali durumuna göre takdir edilir. Ayrıca nafakanın takdirinde birlik devam ederken çocuğun alıştığı yaşama şekli ve gelirleri de dikkate alınır.

Hakim, nafaka takdirinde; tarafların ekonomik durumlarındaki değişikliği araştırıp, gelirleri arasında bir oranlama yaparak, önceki nafaka takdirinde taraflar arasında sağlanan dengeyi koruyacak bir karar vermelidir.

TMK. mad. 176/4 hükmüne göre ”Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.” Aynı şekilde 331. madde uyarınca; “durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.”

Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemelere göre, iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu gerektirmesi gerekmektedir.

Hakkaniyet bir bakıma adaleti deyimler. Fakat; sevgi, anlayış ve hoşgörü duygularıyla paylaştırıcı ve denkleştirici davranmak, adaletli davranmaktan daha başka ve daha ileride bir anlam taşır.

Somut olayda; taraflar arasında 27/10/2009 yılında gerçekleşen boşanma davasında, anlaşma protokolüne göre müşterek çocuk için aylık 2.500 TL nafakaya hükmedildiği anlaşılmaktadır. Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasındaki denge sonradan, şartların olağanüstü değişmesiyle taraflardan biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulmuşsa, taraflar artık o akitle bağlı tutulamazlar, değişen bu koşullar karşısında Medeni Yasanın 2.maddesinden yararlanarak sözleşmenin yeniden düzenlenmesini mahkemeden isteyebilirler.

Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden ve tanık beyanlarından davacının boşanmadan sonra işyerini kapattığı hakkında muhtelif miktarda ve sayıda icra takibinin olduğu anlaşılmakta; davalı hakkında yapılan araştırmada öğretmen olan davalının ek ders ücretleri ile birlikte toplam aylık 2.231,58 TL maaş aldığı, tekrar evlendiği, evi ve arabasının olduğu müşterek çocuğun daha önce okuduğu TED Kolejinden alınarak devlet okuluna devam ettirildiği anlaşılmaktadır.

Bu durum karşısında, tarafların gelir durumları, müşterek çocuğun yaşı ve eğitim durumu ihtiyaçları, nafakanın niteliği, ekonomik göstergelerdeki değişim nazara alındığında mahkemece yapılan indirim fazla olup, TMK’nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyete uygun bir miktarda indirim yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 


Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • ANLAŞMALI BOŞANMA,TAŞINMAZIN YARISININ TESCİLİNİN TALEBİ

T.C
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2002/1350
KARAR NO. 2002/1781
KARAR TARİHİ. 11.2.2002

> BOŞANMA DAVASI ( Tarafların Anlaşarak Boşanmaları-Davacı Adına Kayıtlı Taşınmazın Davalı Kadın Adına Tescili )

> TAPU KAYDI CELBİ ( Tarafların Anlaşmalı Boşanmaları-Davacının Adına Kayıtlı Taşınmazın Yarısını Davalıya Tescili Talebi )

> ANLAŞMALI BOŞANMA ( Davalı Kadına Verilen Taşınmaz İçin Davacı Adına Kayıtlı Hissenin İptali İle Davalı Kadın Adına Tescile Karar Verilmesi )

743/m.134

ÖZET : – Mahkemece tapu kaydı celp edilip anlaşmaya uygun olarak gayrimenkul davacı adına kayıtlı ise ½ hissesinin iptali ile davalı kadın adına tesciline de karar verilerek boşanmaya hükmedilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü :

KARAR : Taraflar boşanma konusunda anlaşmışlar ve 31.10.2001 tarihli oturumda Medeni Kanunun 134/3 maddesine uygun beyanda bulunmuşlardır.
Ancak tarafların beyanlarında, davacı adına tapuda kayıtlı olduğu anlaşılan, Kocaeli Merkez Körfez Mahallesi 1152 ada 64 parselde kayıtlı apartmanın ½ sinin Davalı adına tescili de vardır.
Mahkemece tapu kaydı celp edilip anlaşmaya uygun olarak gayrimenkul davacı adına kayıtlı ise ½ hissesinin iptali ile davalı kadın adına tesciline de karar verilerek boşanmaya hükmedilmesi gerekirken kararda yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — 27 Ara 2014, 23:56


Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASININ ÇEKİŞMELİ DAVAYA DÖNÜŞMESİ

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2012/11337
KARAR NO. 2012/19728
KARAR TARİHİ. 12.07.2012

> ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASININ ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASINA DÖNÜŞMESİ (Davalı Kadının İlk Celsede Kabul Edip Nafaka ve Tazminat Talebinde Bulunmadığını Belirttiği Fakat Hemen Akabinde Boşanmak İstemediğini Söylediği – Anlaşmalı Boşanma Koşulları Oluşmadığı)

> ANLAŞMALI BOŞANMA KOŞULLARININ OLUŞMAMASI (Davalı Kadının Nafaka ve Tazminat İstemediğine Dair Beyanı Anlaşmalı Boşanmayı Sağlamaya Yönelik Olup Davanın Çekişmeli Boşanma Davasına Dönüşmesinin Bu Taleplerden Feragat Anlamına Gelmediği) 4721/m.166

ÖZET : Davacı, anlaşmalı boşanma kapsamında dava açmış, davalı ilk celsede açılan davayı kabul ettiğini herhangi nafaka ve tazminat talebinin bulunmadığını belirtmiş, ancak hemen akabinde boşanmak istemediğini söylemiştir. Bu durumda anlaşmalı boşanma koşulları oluşmamış, dava evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanan boşanma davasına dönüşmüştür. Davalı kadının nafaka ve tazminat istemediğine dair beyanı anlaşmalı boşanmayı sağlamaya yönelik olup, davanın Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi kapsamında çekişmeli boşanma davasına dönüşmesi bu taleplerden feragat anlamına gelmez

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı, Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi kapsamında dava açmış, davalı ilk celsede açılan davayı kabul ettiğini herhangi bir nafaka ve tazminat talebinin bulunmadığını belirtmiş, ancak hemen akabinde boşanmak istemediğini söylemiştir. Bu durumda Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi koşulları oluşmamış, dava Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanan boşanma davasına dönüşmüştür. Davalı kadının nafaka ve tazminat istemediğine dair beyanı anlaşmalı boşanmayı sağlamaya yönelik olup, davanın Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi kapsamında çekişmeli boşanma davasına dönüşmesi bu taleplerden feragat anlamına gelmez. O halde mahkemece, taraf delillerinin Türk Medeni Kanunu 166/1. maddesi uyarınca toplanıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — 14 Ara 2014, 20:09


YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E:2012-386 K:2013-306 *ANLAŞMALI BOŞANMA *NAFAKADAN FERAGAT *TEKRAR DAVA AÇILAMAYAĞI

T.C

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU 

Esas No:2012-386 

Karar No:2013-306

 Karar Tarihi: 06.03.2013 

 

 

TMK 166,175.maddeleri 

 

 

Taraflar arasındaki "Yoksulluk Nafakası" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bursa 5. Aile Mahkemesi’nce davanın reddine dair verilen 12.04.2011 gün 2010/636 E.–2011/453 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 21.11.2011 gün 2011/14455 E –18101 K. sayılı bozma ilamı ile; (…Dava dilekçesinde, boşanmakla yoksulluğa düşüldüğü, anlaşmalı boşanmada nafaka hakkının saklı tutulduğu ileri sürülerek yoksulluk nafakasına hükmedilmesi istenilmiş; 

 

mahkemece, tarafların boşanmasına ilişkin ilamda, yoksulluk nafakasından feragat edildiği böylece nafaka takdirine yer olmadığı yönünde hüküm kurulduğu bu dava ile de yeniden yoksulluk nafakası talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir. 

 

TMK.'nun 175. maddesinde; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak kaydıyla diğer taraftan nafaka isteyebileceği düzenlenmiştir. HUMK.nun 91 ve devamı maddelerine göre de; feragat, iki taraftan birinin netice-i talebinden vazgeçmesidir. Bu vazgeçme beyanı dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabilir. Duruşmada sözlü olarak ifade edilen feragat, tarafların huzurunda okunup imzalatılır. (HUMK.mad.151/son). 

 

Somut olayda; tarafların boşanmasına ilişkin Bursa 2.Aile Mahkemesinin 2010/205 E. 522 K. sayılı dava dosyasında yoksulluk nafakası isteminden açıkça vazgeçildiği yönünde bir dilekçe veya tutanağa aktarılmış usulüne uygun feragat beyanı bulunmamaktadır. Davacının 11.05.2010 tarihli celse beyanı incelendiğinde, açıkça "yoksulluk nafakasından feragat" edildiğinin kabulü mümkün bulunmamaktadır. Buna göre deliller toplanıp yoksulluk nafakası miktarı belirlenmek suretiyle karar verilmesi gerekirken delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. 

 

TEMYİZ EDEN: Davacı vekili 

 

HUKUK GENEL KURULU KARARI 

 

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

 

Dava, yoksulluk nafakası isteğine ilişkindir. Davacı, anlaşmalı boşanmakla ekonomik ve sosyal yönden yoksulluğa düştüğünü, boşanma ilamında nafakaya ilişkin hüküm verilmediğini ileri sürülerek yoksulluk nafakasına hükmedilmesini istemiştir. 

 

Davalı, anlaşmalı boşanma davasında nafaka ve tazminat talebinden açıkça feragat edildiğini bildirip davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 

 

Mahkemece; anlaşmalı boşanma davasında davacının kendisi için nafaka ve tazminat talebinden vazgeçtiği, kararın kesinleştiği, davacının yoksulluk nafakası talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece, yukarıda belirtilen bozma ilamında açıklanan nedenlerle karar bozulmuştur. Yerel Mahkemece, önceki gerekçeler genişletilerek direnme kararı verilmiş, direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 

 

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, anlaşarak boşanma davasında nafaka isteği olmadığını açıklayan tarafın bu beyanının, boşanma yüzünden yoksulluğa düşmesi nedeniyle açacağı yoksulluk nafakası davasında kendisini bağlayıp bağlamayacağı noktasında toplanmaktadır. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, bir kısım üyelerce, davacının anlaşmalı boşanma davasındaki beyanının boşanma davası devam ederken istenen tedbir nafakası yönünden hüküm ifade edeceği, yoksulluk nafakasının boşanmanın kesinleşmesinden sonraki dönüme için olduğu, davacının feragat beyanında açıkça yoksulluk nafakası ibaresinin bulunmadığı, feragat beyanının davacıyı yoksulluk nafakası yönünden bağlamayacağı, yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de Hukuk Genel Kurulu'nun çoğunluğunca bu görüşe itibar edilmemiştir. Hukuk Genel Kurulu'nun çoğunluğunca, tarafların boşanma sırasında nihai olarak anlaştıklarını bildirdikleri ve nafaka isteğinden feragat edildiği, davacının bu beyanında açıkça yoksulluk nafakasından sözedilmemiş ise de kendisini bağlayacağı, anlaşmalı boşanmanın kesinleşmesi ile istenebilecek tek nafakanın çocuklar için iştirak nafakası olduğu, somut olayda, davacının boşanma yüzünden yoksulluğa düştüğünden bahisle nafaka isteyemeyeceği, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu benimsenmiş ve bu nedenle direnme kararının onanması gerekmiştir. 

 

SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 06.03.2013 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

Anlaşmalı boşandık. Eşim boşanma kararını temyiz etti. Şimdi ne olacak ?

Yaklasık birbucuk yıldır süren davamızı karsılıklı olarak anlaşarak bitirmeye karar verdik. Eski eşim avukatı aracılığı ile tüm işlemleri bitirdi. Karşı tarafın avukatı her türlü ferilerden vazgectiklerini artık bu evliliğin de yürüyemeyeceğini kabul ettiklerini nafakasız ve tazminatsız her türlü alacaklarınında kendilerince tahsil ettiklerini vereceklerininde bulunmadığını ve davanın bitmessi talep etti. Avukatımda aynı sekilde söyledikten sonra hakim bu doğrultuda karar verdi. Ancak eski eşim davayı temyize götürmeye karar vermiş ve de harçları yatırmıs hatta telefonlada benı tehdit etti. Buna göre muhtemel karar ne olur?

 

Sayın Okurumuz

Anlattığınız durumda siz ve eşiniz Medeni Kanun md 166/3’e dayanarak anlaşmalı boşanma talep etmişsiniz. Mahkeme de buna göre  boşanmanıza karar vermiş. Eşinizin bu kararı temyiz etmesi sonucu dosyanız Yargıtay’ca incelenecektir. Şayet mahkeme sözkonusu kanun maddesini doğru uyguladıysa boşanma kararını onayacaktır.  Eşinizin kararı temyiz etmesi Mahkeme kararının yerinde olması kaydıyla boşanmanızı  1,5 sene kadar geciktirecektir. 

 

Boşanma Hukuku

 

Anlaşmalı boşandık. Eşim temyiz etti. Şimdi ne olacak ?

Yaklasık birbucuk yıldır süren davamızı karsılıklı olarak anlaşarak bitirmeye karar verdik. Eski eşim avukatı aracılığı ile tüm işlemleri bitirdi. Karşı tarafın avukatı her türlü ferilerden vazgectiklerini artık bu evliliğin de yürüyemeyeceğini kabul ettiklerini nafakasız ve tazminatsız her türlü alacaklarınında kendilerince tahsil ettiklerini vereceklerininde bulunmadığını ve davanın bitmessi talep etti. Avukatımda aynı sekilde söyledikten sonra hakim bu doğrultuda karar verdi. Ancak eski eşim davayı temyize götürmeye karar vermiş ve de harçları yatırmıs hatta telefonlada benı tehdit etti. Buna göre muhtemel karar ne olur?

 

Sayın Okurumuz

Anlattığınız durumda siz ve eşiniz Medeni Kanun md 166/3’e dayanarak anlaşmalı boşanma talep etmişsiniz. Mahkeme de buna göre  boşanmanıza karar vermiş. Eşinizin bu kararı temyiz etmesi sonucu dosyanız Yargıtay’ca incelenecektir. Şayet mahkeme sözkonusu kanun maddesini doğru uyguladıysa boşanma kararını onayacaktır.  Eşinizin kararı temyiz etmesi Mahkeme kararının yerinde olması kaydıyla boşanmanızı  1,5 sene kadar geciktirecektir. 

 

Boşanma Hukuku

 

Anlaşmalı Boşanma Davası Nedir ?

Anlaşmalı boşanma, en kısa tanımıyla eşlerin boşanmanın parasal ve çocukların durumuna ilişkin her konuda mutabık kalarak boşanmaları anlamına gelmektedir. Anlaşmalı boşanmanın olmazsa olmaz 4 şartı mevcuttur.

Anlaşmalı boşanmanın ilk şartı tarafların , en az 1 yıldır evli olmasıdır. Bir başka ifade ile dava açıldığı tarihte evlenme tarihinin üzerinden 1 sene geçmiş olmalıdır. Burada Medeni Kanunumuz aileyi koruyucu şekilde tavır almış ve 1 seneden az süren evlilikler için anlaşmalı boşanma uygulamasını kabul etmemiştir. Burada kanunun amacı yeni evlilerin birbirini tanıması için zamana ihtiyaç duyacakları gerçeği olmuştur. Eğer hakim tarafların dava açıldığı tarihte 1 seneden az ev olduklarını tespit ederse anlaşmalı boşanmaya dayalı davayı reddedecektir. Ancak 1 yıldan az süreli evlilikleri devam etmiş taraflar , anlaşmalı boşanma dışındaki boşanma sebeplerine mesela şiddetli geçimsizliğe dayanabilirler. Ancak bu durumda dava , anlaşmalı boşanma değil , çekişmeli boşanma davası olur.

Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayınız