Etiket arşivi: ARACIN

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları • SATIŞ SÖZLEŞMESİNE KONU ARACIN SATIŞTAN ÖNCE HASARA UĞRAMASI

YARGITAY Hukuk Genel Kurulu
ESAS: 2013/628
KARAR: 2014/102

Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy 2.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 18.10.2001 gün ve 2000/219 E.-2001/996 K. sayılı kararın incelenmesi davalı S.. Otomotiv A.Ş. vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 25.12.2003 gün ve 2003/686 E-2003/13295 K. sayılı ilamı ile;

(…Davacı vekili, müvekkili ile davalı S.. A… arasında yapılan sözleşme uyarınca davalıya ait otomobilin satın alındığını, ancak aracın çalıntı olduğunun anlaşılması üzerine aracın zaptedildiğini belirterek aracın satış bedeli ve müvekkilinin uğradığı munzam zarar toplamı olan 5.140.000.000 TL.- nin faizi ile davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı S.. A… vekili, dava konusu aracın kaza sonucunda ağır hasar görüp bedelinin kasko şirketi olan H.. A…den tahsil edildiği ve aracın hurda olarak sigorta şirketi tarafından ihbar olunan A. R.. D.. ‘a satıldığı müvekkilinin olayda kusuru olmadığı gerekçesiyle davanın reddi gerektiğini savunmuş, davaya ihbar olunan H.. A… vekili davalı S.. A… ye ait aracın kaza sonucunda ağır hasar gördüğü ve kasko bedelinin malik şirkete ödenip hurda aracın ihale sonucu A. R.. D..’a satıldığını ifade etmiştir.

Mahkemece dava konusu 34 … 6256 plaka sayılı aracın davalı S.. A.. tarafından davacı şirkete satıldığı ancak kaza sonucunda hasar görüp hurdaya ayrıldığı kasko bedelinin davalı şirkete ödenip aracın ihbar olunan A.R.. D..’a satıldığı, satış sözleşmesinde davalı E.. B… ‘ın yer almadığı davalı şirketin kendi kusuru ile edimini yerine getirmediği gerekçesiyle davanın davalı S.. A.. yönünden kısmen kabulüne, davalı Erdoğan Bektaş yönünden ise reddine karar verilmiş, hüküm davalı S.. A… tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı ile davalı şirket arasındaki satış sözleşmesi tarihinden önce aracın 12.12.1997’de hasara uğradığı ve kasko bedelinin H.. A… tarafından davalı S.. A…ye 14.1.1998 günü ödendiği ve aracın hurda şeklinde adı geçen sigorta şirketi tarafından davaya ihbar olunan A. R.. D..’a ihale sonucu satıldığı ve araca zabıta tarafından çalıntı araçların motor ve şasi numaraları ile değiştirme yapıldığı gerekçesiyle el konulduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda Mahkemece, kayıt maliki davalı şirketin aracın motor ve şasi numaralarının çalıntı araçlarla değiştirme yapıp yapmadığı başka bir ifade ile suç sayılan eylemin kimin tarafından yapıldığı araştırılmadan kasko şirketi tarafından yapılan ihalede sıfatı bulunmayan davalı şirket aleyhinde yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir…)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, tazminat istemine ilişkindir.

Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı S.. Otomotiv A.Ş. vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde yazılı gerekçeyle bozulmuş; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Direnme kararını, davalı S.. Otomotiv A.Ş. vekili temyize getirmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; satış sözleşmesine konu aracın satış tarihinden önce hasara uğraması ve kasko bedelinin ödenerek hurda şeklinde sigorta şirketi tarafından ihale ile satılması ve aracın motor ve şasi numaralarının çalıntı araçlarla değiştirildiği iddiasıyla aracın zapt edilmesi üzerine davacı alıcı tarafından davalı satıcı şirket hakkında açılan tazminat davasında bu değişikliğin başka bir ifade ile suç sayılan eylemin kimin tarafından yapıldığının araştırılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Ancak uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmeden önce; dosya kapsamına göre davalı E.. B..’na bozma ilamı ve bozma sonrası duruşma gününün tebliğ edilmemiş ve direnme kararının ilanen tebliğ edilmiş olması karşısında, bozma ilamı ve bozma sonrası duruşma gününün davalı E.. B..’na tebliğ edilmemesi ön sorun olarak değerlendirilmiş ve davalı E.. B.. hakkındaki davanın reddedilmiş olması, müteselsilen sorumlu olduğu belirtilen ve hakkındaki dava kısmen kabul edilen S.. Otomotiv A.Ş. vekilinin E… B.. hakkında verilen kararı karşı temyizinin bulunmaması ve direnme kararının davalı Erdoğan Beştaşoğlu’na ilanen tebliğ edilmesi karşısında, aleyhe olmayan bozma ilamının ve bozma sonrası duruşma gününün tebliğ edilmemesinin usulü eksiklik olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle ön sorun oybirliğiyle aşılarak işin esasının incelenmesine geçilmiştir.

Özle Daire bozma ilamında da ifade edildiği üzere, davacı ile davalı şirket arasındaki satış sözleşmesi tarihinden önce aracın 12.12.1997 tarihinde hasara uğradığı ve kasko bedelinin H.. A… tarafından davalı S.. A…ye 14.01.1998 tarihinde ödendiği ve aracın hurda şeklinde adı geçen sigorta şirketi tarafından davaya ihbar olunan A. R.. D..’a ihale sonucu satıldığı ve araca zabıta tarafından çalıntı araçların motor ve şasi numaraları ile değiştirme yapıldığı gerekçesiyle el konulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda Mahkemece, suç sayılan aracın motor ve şasi numaralarının çalıntı araç numaralarıyla değiştirme eyleminin kimin tarafından yapıldığı araştırılmadan kasko şirketi tarafından yapılan ihalede sıfatı bulunmayan davalı şirket aleyhinde yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.

Hal böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da uygun bulunan, Özel Dairenin bozma kararına uyulması gerekirken, davanın kısmen kabulüne ilişkin önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle, direnme kararı bozulmalıdır.

S O N U Ç : Davalı S.. Otomotiv A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma ilamında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı Kanun’un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: admin — Pzr Mar 01, 2015 11:00 pm


Banka ve Tüketici Hukuku • İkinci el aracın kilometresi düşürülerek satılması

Müvekkil galericiden otomobil satın almış 150 bin km de.
ancak sonradan araştırmış aracın gerçek km si 200 binin üzerinde. galerici satıcı olduğu için tüketicide dava açacağım. buna dair elinizde Yargıtay kararları var mı. Şimdiden teşekkür ederim.

Facebook sohbet aracılığıyla.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: Misafir Üye — 07 Şub 2015, 13:23


Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • TÜKETİCİ, AYIPLI ARACIN GERİ TESLİM TARİHİ, FAİZ BAŞLANGICI

Örnek bir olayda aracı satın alan viteste arızayı tespit etmiş ve karşı tarafa, yani aracı satın aldığı firmaya ihtar göndermiştir. Bu ihtarı alan firma ödemeyi reddedince araç sahibi dava açmıştır. Ancak davasında hem maddi hem de manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Manevi tazminatı kabul etmeyen mahkeme sadece maddi tazminat yönünden davacı lehine hüküm kurmuştur. Bunun yanında ihtarnamenin gönderildiği tarihten itibaren faize de hükmetmiştir. Yargıtay ise faiz konusunda farklı görüştedir. Yargıtay’a göre faiz ancak aracın fiilen firmaya teslim edildiği tarihten itibaren istenmelidir. Kararı aşağıda bulabilirsiniz:

T.C
YARGITAY
19.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2013/17670
KARAR NO: 2014/508
KARAR TARİHİ. 06.01.2014

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen
hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, davalıdan 02.08.2010 tarihinde alınan …2011 model binek …. marka otomobilin bir hafta olmadan seyir halinde iken viteste olduğunda ses çıkardığını, bununla alakalı olarak 11.08.2010 tarihinde davalı servisine başvuruda bulunulduğunu, 07.12.2010 tarihinde de ihtarname keşide edildiğini ancak bir sonuç alınamadığını ileri sürerek şimdilik 40.000 TL maddi 10.000 TL manevi tazminatın bildirim tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini 9.158,06 TL artırarak 49.158,06 TL olarak ıslah etmiştir.

Davalı vekili, süresinde ayıp ihbarının yapılmadığını, sözleşmeden dönme değil, satış bedelinde indirimin gündeme gelebileceğini, tazminat isteminin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi kurulu raporuna göre; aracın gizli ayıplı olduğu, davacı ayıplı araçtan istifade edemeyeceği için davalı tarafın indirim talebinin yerinde olmadığı, maddi tazminat talebinin kabulü, manevi tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçeleri ile ayıplı olduğu tespit edilen dava konusu aracın davacı tarafından davalı firmaya iadesine, 49.158,06 TL maddi tazminatın 07.12.2010 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, şartları oluşmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

1)Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2)Mahkemece ayıplı aracın iadesine karar verildiğine göre birlikte ifa kuralı gereğince davalı lehine hükmedilen bedele, aracın fiilen davalıya iade edilip teslim edildiği tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerekirken bu yön gözetilmeden daha önceki bir tarihten itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte belirtilen sebeplerle davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C
YARGITAY
13.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2011/15585
KARAR NO: 2012/17023
KARAR TARİHİ.02.07.2012

AYIPLI SATIŞ, SIFIR ARAÇTA İMALAT HATASI BULUNMASI, FAİZ…

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı, davalılardan N… Otomotiv A.Ş. tarafından üretilen ve Trabzon Bayisi olan davalı B… Otomotiv Limited Şirketinden 28.02.2005 tarihinde, 38.750 TL bedelle 2005 model, …marka araç satın aldığını, imalat hatası bulunan aracın ön ve arka kapıları ile pencere camlarından sürekli sesler geldiğini, bu sorunun, başvurulan yetkili servislerce de giderilemediğini, öte yandan aracın klimasının soğutmadığını, çalıştığında aracın içine su girdiğini, bu arızanın giderilmesi için dört defa sökülen torpidonun, bu sökümler ne­deniyle yıprandığını, ayrıca aracın kalorifer kutusunun kırık, torpidonun da gevşek olduğunun belirlendiğini, araçtaki seslerin giderilmesi için aşırı de­recede gres yağı kullanılması nedeniyle araçta yağ lekeleri kaldığı gibi, aracın arızalarının da giderilemediğini ileri sürerek, araç için ödemiş olduğu satış bedelinin iadesine, olmadığı takdirde ise aracın ayıpsız yenisi ile değişti­rilmesine, bu da olmadığı takdirde ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 600,00 YTL değer kaybı ile, 400,00 YTL servise gidiş nedeniyle ödenen yol ve konaklama giderlerinin, ödenme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, 28.02.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile de, terditli taleplerinin sonuncusu olan, değer kaybı talebini 10.000 TL’ye, masraflarla ilgili talebini ise 600 TL’ye çıkarmıştır.

Davalılardan N… Otomotiv A.Ş., araçta fonksiyonel kullanımı etkileyen hiçbir arızanın bulunmadığını, davacının satın aldığı tarihten itibaren çeşitli şikayetlerle aracını servise getirdiğini, iş emirlerinin büyük bir bölümünün ses şikayetine dayandığını, araçtaki arızaların üretim hatasından değil dış etkenler nedeniyle meydana geldiğini, maldan yararlanamamanın süreklilik arzet­mediğini, onarım hakkının kullanıldığını savunarak, davanın reddini dilemiş, diğer davalı B… Otomotiv Limited Şirketi ise davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne, 38.750,00 TL’nin 28.02.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, kararın da­yandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- Dava konusu araç, davacı tarafından halen kullanılmakta olup iade edilmediğine göre, davacı ancak ürünün iade tarihinden itibaren faiz talep edebileceği halde mahkemece faize dava tarihinden hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onan­ması HUMK’nın 438/7. maddesi hükmü gereğidir.

S o n u ç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince mahkeme kararının hüküm bölümünün 1. maddesinin tamamen çıkarılarak yerine “DAVANIN KISMEN KABULÜ ile 38.750,00 TL’nin dava konusu aracın iade tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE” cümlesinin ya­zılmasına, kararın değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle (ONANMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 02.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — 17 Ara 2014, 13:39


Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • TÜKETİCİ,SIFIR ARACIN KONTAK ANAHTARININ DİĞER ARACA UYMASI


T.C
YARGITAY
13.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2013/21457
KARAR NO: 2014/5279
KARAR TARİHİ: 26.02.2014

Taraflar arasındaki ayıplı araç davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, 30.03.2010 tarihinde davalı …Otomotiv şirketinden sıfır km bir araç satın aldığını, aynı tarihte akrabası olan dava dışı E… nin de aynı marka ve model bir araç aldığını, bir süre sonra her iki arabanın anahtarlarının birbirlerinin kapılarını açtığını ve motorlarını çalıştırdığını tesadüfen öğrendiklerini ve yetkili servise bildirdiklerini, kilit sisteminin değiştirilmesi gerektiğinin söylendiğini ancak aracın orjinalliğinin bozulmasından dolayı bu teklifi kabul etmediğini 23.11.2010 tarihli ihtarname ile aracın iadesi ile bedelinin ödenmesini istediğini, davalı tarafından talebinin kabul edilmediğini ileri sürerek üretim hatası olan aracın iadesi ile bedelinin ödenmesine ayrıca 15.000.00.TL maddi ve 15.000.00.TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı …Otomotiv şirketi, yeni anahtar sistemi ve kodlandırma yöntemi ile hatanın giderilebileceğini, bedelin iadesi talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.

Davalı …Otomotiv şirketinin davanın ihbarını istediği ve mahkemece davaya davalı olarak dahil edilen …Otomotiv şirketi, davaya davalının ihbarı isteğinden sonra davalı sıfatıyla dahil edilmelerinin usulen mümkün olmadığını, taraf sıfatlarının olmadığını ve esastan da davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile aracın iadesi ile bedeli olan 31.000.00.TL’ nın davalılardan müteselsilen tahsiline, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı …Otomotiv şirketinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-…Otomotiv şirketinin temyizi yönünden; HMK 114.maddesi gereğince taraf ehliyeti dava şartı olup, mahkemece resen gözetilir. Davacı tarafından usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadan gerçek ya da tüzel kişiler davaya dahil edilerek aleyhlerine hüküm kurulması mümkün olmamasına rağmen mahkemece, davalı …Otomotiv şirketinin yargılama sırasında açılan davanın ihbarı ve davalı yanında davaya …Otomotiv şirketinin dahil edilmesi yönündeki talebi üzerine imalatçı – ithalatçı firma olan …Otomotiv şirketinin 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’ un 4./3. madde ve fıkrası gereğince sorumluluğunun bulunduğu gerekçesi ile ve bu konuda davacının da herhangi bir talebi olmadan davaya davalı olarak resen dahil edilmesi ve davalı olarak diğer davalı …Otomotiv şirketi ile birlikte araç bedeli olan 31.000.00.TL ile yargılama giderlerinin davacıya ödenmesi hususunda müteselsilen sorumluluğuna karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı …Otomotiv şirketinin tüm temyiz taleplerinin reddine, 2. bent gereğince hükmün …Otomotiv Ltd. Şti yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: admin — 12 Ara 2014, 17:06


Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • TÜKETİCİ,SIFIR ARACIN KAPISINDAN SES GELMESİ, AYIPLI MAL


T.C
YARGITAY
13.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2013/18797
KARAR NO: 2014/22037
KARAR TARİHİ:30.06.2014

Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı … A.Ş. vekili avukat …geldi. Davacı taraftan gelen olmadığından duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalının bayisinden 24.2.2011 tarihinde araç satın aldığını, aracı ilk kullandığı andan itibaren sol ön kapısından rahatsız edici sesler gelmeye başladığını, 4-5 kez servise götürmesine rağmen problemin kaynağının tespit edilemediğini, daha sonra yaptırdığı servis incelemesi ile aracın sol ön kapısının darbeli ve boyalı olduğunun tespit edildiğini, aracın ayıplı olduğunu ileri sürerek, aracın ayıpsız, misli ile değiştirilmesini, mümkün olmazsa aracın iadesi ile bedelinin faiziyle birlikle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, aıaçta ayıp olmadığını, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş: Hüküm, davalı taralından temyiz edilmiştir.

Davacı, Davalının bayisinden satın aldığı aracı ilk kullandığı andan itibaren sol ön kapısından rahatsız edici sesler gelmeye başladığını. 4-5 kez servise götürmesine rağmen problemin kaynağının tespit edilemediğini, daha sonra yaptırdığı servis incelemesi ile aracın sol ön kapısının darbeli ve boyalı olduğunun tespit edildiğini, aracın ayıplı olup ayıbın hile ile gizlendiğini ileri sürerek, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi, mümkün olmazsa aracın iadesi ile bedelinin faiziyle birlikte davalıdan tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu da esas alınmak suretiyle davanın kabulü ile bedel iadesine karar verilmiştir.

Davacı davasında servis kayıtlarına dayanmasına rağmen mahkemece bu kayıtlar getirtilmediği gibi Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinin cevabi yazısı ile bildirilen hasar dosyaları getirtilmemiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit bilirkişi raporu değerlendirilmediği gibi hüküm kurmaya elverişli nitelikte de değildir.

Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz. Öyle olunca mahkemece dava konusu araca ilişkin servis kayıtları ve hasar dosyaları getirtilip aracın ayıplı olup olmadığı, varsa ayıpların üretimden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, araçta hasar oluşup oluşmadığı, oluşmuşsa değer kaybına neden olup olmadığı hususlarında konusunda uzman bilirkişi kurulundan keşfen taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik İnceleme ile yazılı şekilde yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 422,50 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: admin — 12 Ara 2014, 22:20


ALACAK DAVASI / ARİYET OLARAK VERİLEN ARACIN İADE EDİLMEMESİ / SENEDE RAPTI MÜTEAMİL OLMAYAN MUAMELELER / ARİYET SÖZLEŞMESİ

T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
E: 2006/13-468
K: 2006/470
T: 28.6.2006
ALACAK DAVASI
ARİYET OLARAK VERİLEN ARACIN İADE EDİLMEMESİ
SENEDE RAPTI MÜTEAMİL OLMAYAN MUAMELELER
ARİYET SÖZLEŞMESİ
1086 s. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [Madde 288]
1086 s. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [Madde 293]
818 s. BORÇLAR KANUNU [Madde 299]
Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Zeytinburnu Asliye 1. Hukuk Mahkemesi’nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 09.03.2004 gün ve 2000/452-2004/100 sayılı kararın incelenmesi davalılar vekil tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 07.02.2005 gün ve 2004/10024-2005/1725 sayılı ilamı ile, ( …1- Taraflar arasındaki uyuşmazlık ariyet sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. BK’nun 299. maddesi hükmüne göre; ariyet veren bir şeyin bedava kullanılmasını ariyet alana bırakmak; ariyet alan da o şeyi kullandıktan sonra geri vermekle yükümlüdür. Yasa ariyet sözleşmesinin geçerliliği için şekil şartı kabul etmemiştir. MK’nun 6. maddesi “kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür” düzenlemesini getirmiştir. Bu bağlamda HUMK’nun 288. maddesi bir hakkın doğumu, düşürülmesi devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin yapıldığı zaman ki miktar ve değeri itibariyle 40.000.000.- TL’ yi geçmesi halinde senetle ispat olunmasını öngörmüştür.
Somut olayda davacı, ariyet olarak verdiği ancak iade edilmeyen araç bedeli olan 10.000.000.000.-TL’nin tahsilini istemektedir.
Davalı ise, akdi ilişkiyi inkar etmekte ve açıkça tanık dinletilmesine muvafakatının olmadığını belirtmektedir. Bu durumda davacı ariyet sözleşmesinin varlığını kesin delillerle ( ikrar, kesin hüküm, senet, yemin ) kanıtlamalıdır. Davacının delilleri arasında olan Devrek Asliye Ceza Mahkemesi’nin 1997/125 Esas sayılı kesinleşen dava dosyasında davacı ile davalıların murisi arasında ariyet sözleşmesi olduğuna dair bir hüküm olmadığı gibi kaza anında aracı kullanan kişinin dava ihbar olunan K. olduğu sabit olmuştur. Bir örneği dosya içinde olan ancak kesinleşme şerhi verilmeyen Bakırköy İş Mahkemesi’nin 1999/1385 ve 1998/1905 sayılı ( Bakırköy 2. Asliye Hukuk 2002162 ) dava dosyaları ile de ariyet sözleşmesinin varlığı kanıtlanmış değildir. Davada, uyuşmazlığın miktarı itibariyle tanık dinletilmesi mümkün olmamasına ve davalının açıkça karşı koymasına rağmen mahkemece tanık ifadelerine dayanılarak ariyet sözleşmesinin varlığının kabul edilerek karar verilmesi doğru değildir. Davacı taraf ibraz ettiği ve toplanan delillerle iddiasını kanıtlayamamıştır.
Ne var ki, davacı dava dilekçesi ve delil listesinde sair deliller demek suretiyle yemin deliline de dayanmıştır. Mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Yukarıdaki bentte açıklanan bozma nedenine göre bu aşamada davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir… )
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, davacı tarafından davalıların miras bırakanına ariyet olarak verildiği ve iade edilmediği ileri sürülen araç bedelinin, davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Davacı N. vekili, davalıların miras bırakanı A. ile davacının arkadaş olduklarını, davalıların miras bırakanın, İstanbul’da çalıştığı matbaanın sahibi K.’yi 1997 yılı Kurban Bayramı’nda memleketi olan … ‘ye götürüp, oradaki annesi ve babası ile tanıştırmak, onu bayramda ağırlamak için, davacının34 XX XXX plaka sayılı marka otomobilini ariyet olarak istediğini, davacının da aracı verip teslim ettiğini, miras bırakanın bu araçla Zonguldak’ın … İlçesinde 15.04.1997 tarihinde trafik kazası yaptığım ve vefat ettiğini; davalıların, miras bırakanlarına ariyet verilen ve iade edilmeyen aracın bedelini davacıya ödemekle yükümlü olduklarını ileri sürerek, araç bedeli 10 milyar TL’nin 15.04.1997 kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı F. ( kendisine asaleten ve çocukları M. – V.’ye velayeten ) vekili, davalıların miras bırakanı ile davacının arkadaş olmadıklarını, aralarında araçla ilgili herhangi bir ariyet sözleşmesinin de bulunmadığım, sözleşme ilişkisinin ispatı yönünden H.U.M.K. hükümlerine göre yazılı delil ( senet ) dışında bir delil kabul etmediklerini; 10.000.000.000.- TL değerinde olduğu iddia edilen, araçla ilgili ariyet sözleşmesi varsa, bunun yazılı delille ispatı gerektiğini, ortada böyle bir belgenin bulunmadığım, gerçekte, davacı ile arkadaş olan kişinin, aracı kullanırken miras bırakanın ölümüne sebebiyet veren dava dışı K. olduğunu belirtmiştir.
Davalıların istemi üzerine, dava, kaza sırasında aracı kullandığı ileri sürülen K.’ye ihbar edilmiştir.
Yerel mahkeme; ceza dosyası, trafik kayıtlan, iş mahkemesi dosyası, tanık beyanları, olay yeri tutanakları ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait aracın davalıların miras bırakanınca ödünç olarak alındığının, ancak kaza nedeni ile davacıya iade eğilmediğinin sabit bulunduğu gerekçesiyle, bilirkişi raporlarındaki hesaplamayı esas alarak ve aracın sonradan üçüncü kişiye satımına ilişkin resmi satış sözleşmesindeki satış bedelini tenzil ederek davanın kısmen kabulüne, 5.270.000.000.-TL’nin 15.04.1997 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermiş; bu karar, davalılar vekilinin temyizi üzerine özel dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuş, yerel mahkemenin, önceki gerekçesini tekrarlayarak ve genişleterek verdiği direnme kararım da, yine davalılar vekili temyiz etmiştir.
Bozma ve direnme kararlarının açıklanan bu içerik ve kapsamları itibariyle, direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davadaki ariyet iddiasının, davalı tarafın açıkça karşı çıkmış olmasına rağmen, davacı tarafından tanıkla ispatının mümkün olup olmadığı;özellikle de, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 293/4. maddesindeki kuralın somut olayda uygulama yerinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Ariyet iddiasına konu 34 XX XXX plaka sayılı aracın 21.09.1994 tarihinde davacı adına trafiğe kaydedildiği; 15.04.1997 tarihinde Zonguldak İli, … ilçesi sınırları içerisinde meydana gelen kaza sonucunda, araç içerisinde bulunan davalılar miras bırakanının öldüğü, aracın bilahare 03.08.1998 tarihinde davacı tarafından dava dışı Ş’ye satıldığı, toplanan delillerden anlaşılmaktadır.
Davacı, aralarındaki arkadaşlık ilişkisinden dolayı ve isteği üzerine söz konusu aracı davalıların miras bırakanına ariyet olarak verdiğini ileri sürmüş; davalılar ariyet iddiasını reddetmiş ve bu iddianın yazılı belge ile ispatı gerektiğini savunmuşlardır.
Özel daire bozma ilamında da belirtildiği üzere;Borçlar Kanunu’nun 299. ve ardından gelen maddelerinde, ariyet sözleşmesinin geçerliliği herhangi bir şekil koşuluna bağlanmamıştır. Ne var ki; davacı tarafın ariyet iddiasına konu ettiği aracın dava dilekçesinde bildirilen değeri ( 10 milyar TL ) ve davalı tarafın tanık dinletilmesine muvafakat etmemiş olması karşısında, davalıların miras bırakanı ile davacı arasında bu araçla ilgili bir ariyet sözleşmesi bulunduğuna yönelik davacı iddiasının, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288. maddesindeki açık hüküm uyarınca, senetle ( yazılı delille ) ispatı zorunludur.
Davacı taraf, bu konuda herhangi bir yazılı belgenin varlığını ileri sürmemiş ve dosyaya da bu yönde bir yazılı delil sunmamış; ariyet iddiasını tanıkla ispatlamak istemiş, yerel mahkeme, davalı tarafın açık itirazına rağmen bu isteği kabul ederek, davacının gösterdiği tanıkları dinlemiş; özel dairece bozulan önceki hükmünü de, hem görülmekte olan davada bizzat dinlediği tanıkların ve hem de olayla ilgili olarak taraflar arasında görülen başka davalarda dinlenen öteki tanıkların beyanlarına dayalı olarak kurmuş; ancak, davalı tarafın açıkça karşı çıkmasına rağmen, hangi gerekçeyle davacı tanıklarının dinlendiğine ve tanık sözlerine hangi nedenle itibar edildiğine ilişkin herhangi bir açıklama yapmamıştır.
Yerel mahkemenin direnme kararında ise, davacı tarafın tanık dinletme isteminin kabulünün ve dinlenen tanıkların sözlerine itibar edilmesinin hukuksal dayanağı olarak, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 293/4. maddesi gösterilmiştir.
Gerçekten de, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 293/4. maddesi, “Halin icabına ve iki tarafın vaziyetlerine nazaran senede raptı müteamil olmayan muameleler” hakkında, her halde tanık dinletilebileceği hükmünü amirdir.
Ne var ki; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun bu hükmü, belirli bir miktar ve değerin üzerindeki hukuksal işlemlerin senetle ispat olunması gereğini öngören, aynı kanunun 288. maddesindeki kuralın, tahdidi olarak sayılan istisnalarından birini düzenlemesi nedeniyle, sınırlı bir uygulama alanına sahiptir. Yargıtay’ın istikrar kazanmış kararlarına göre, bir davada, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288. maddesi uyarınca miktar veya değeri itibariyle senetle ispatı gereken bir hukuki işlemin, 293/4. madde çerçevesinde tanıkla ispat edilebilmesi için; o bölgede halin gereklerine ve tarafların durumlarına göre o işlemin senede bağlanmamasının devamlılık gösteren bir adet haline gelmiş, bu hususun zaman içerisinde herkesçe uyulmak suretiyle kararlılık kazanmış bulunması ve aynı zamanda kamuoyu tarafından da bu teamüle inanılmış olması gerekir. Bu yöndeki Yargıtay uygulamasına örnek olarak; Bkz: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.04.1974 gün ve 1969/3-592-1974/368 sayılı; 06.06.1984 gün ve 1982/13-5711984/660 sayılı kararları gösterilebilir.
Önemle belirtilmelidir ki; bir uyuşmazlıkla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 293/4. maddesi çerçevesinde tanık dinlenebilmesi için, ispat yükü kendisinde bulunan tarafın, tanıkla ispat etmek istediği hususta, o bölgede, o yönde bir teamül bulunduğunu ileri sürmüş olması da gerekir.
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olaya dönüldüğünde:
Somut olayda, davacı taraf, dava dilekçesinde ve yargılama aşamalarında, yukarıda açıklanan şekildeki bir teamülün varlığını ileri sürmemiş, bu yönde delil bildirmemiş; yerel mahkeme de, özel daire bozmasına konu olan, davanın kısmen kabulüne yönelik önceki kararında böyle bir gerekçeye dayanmamış, teamül olgusundan sadece direnme kararında söz etmiştir.
Öte yandan, dosya kapsamı itibariyle, somut olayda, ariyet sözleşmesi bakımından, yerel mahkemenin direnme kararında dayanılan şekilde bir teamülün varlığından söz edilebilmesi de mümkün olmadığı gibi, yerel mahkeme kararının aksine kesinleşen ceza ve iş mahkemelerinin duruşma zabıtlarında dava dışı sürücü ve sanık K’ye otomobilin ariyet verildiğinin şahit beyanlarında dile getirildiği de saptanmıştır.
Hal böyle olunca, yerel mahkemece, gerekçesi ve sonucu itibariyle aynı yönde bulunan ve Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen özel daire bozma ilamına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 28.06.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.