Etiket arşivi: belirlenemez

Ceza tecilinde mahkum olunan ceza süresinden az denetim süresi belirlenemez


Paylaşımı için Sayın Av.Mağmut Asrağ’a teşekkür ederiz.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi

2013/6274 esas sayılı ve 2013/29017 karar sayılı kararı
Tebliğname no : 9 – 2011/190390

İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi : Şanlıurfa 2. Asliye Ceza Mahkemesi
Tarihi : 05/04/2011
Numarası : 2010/759 – 2011/198
Sanık : B. A.
Suç : Taksirle Öldürme
Suç Tarihi : 17.01.2008
Hüküm : TCK’nın 85/1, 62, 51/1-3-7-8. maddeleri gereğince mahkumiyet hükmünün açıklanması
Temyiz Eden : Sanık
Tebl. düşünce : BOZMA

Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü;

CMK’nın 231. maddesinin 11. fıkrasında, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmesi halinde veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde mahkemece hükmün açıklanacağı belirtilmiş olup, bu iki halin gerçekleştiğinin saptanması durumunda, mahkemece yapılacak işlem, önceden verilen ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu olması nedeniyle hukuki varlık kazanmayan hükmün açıklanmasından ibarettir.

Bu iki şarttan birine aykırılık nedeniyle hükmün açıklanması halinde mahkemece, uygulanmasında yasal zorunluluk bulunduğu halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle uygulanamayan yasal hükümler hariç olmak üzere önceki hükümde bir değişiklik yapılmayacağından, yeniden kurulan hüküm de önceden verilen hükmün infazını sağlamaya yöneliktir. Yeniden hüküm verilmesi ise yalnızca sanığın “kendisine yüklenen yükümlülüklerin yerine getirilememesi” halinde mümkündür. Bu şart gerçekleştiğinde, sanığa yeni bir imkan sağlamayı düşünen yasa koyucu, yükümlülüğün yerine getirilememesi haline münhasır olarak mahkemeye, sanığın durumunun değerlendirilmesi suretiyle, cezanın kısmen infazına yada önceki hükümde yasal zorunluluk nedeniyle tartışılamayan erteleme veya seçenek yaptırımlara çevirme kurumlarının değerlendirilmesi suretiyle yeniden hüküm kurması imkanını sağlamıştır. Bu son halde dahi mahkeme, sübut ve nitelendirmenin değiştirilmesi veya önceki uygulamadan dönme yönünden bir imkâna sahip olmamakta, yalnızca önceki hükmün varlığı kabul edilerek, belirli bir kısmının infaz edilmemesi ya da önceki hükümde değerlendirilemeyen TCK’nın 50 veya 51. maddelerinin uygulanması yetkisine sahip olabilmektedir.

Kural olarak hükümlerin açıklanması, duruşma açılmak ve taraf teşkili sağlanmak suretiyle yapılmak zorunda ise de, denetim süresi içinde kesinleşmiş bir yargı kararıyla kasten yeni bir suç işlediği sabit olan sanık hakkında, yapılan işlem önceki hükmün açıklanmasından ibaret olduğundan ve bu şartın gerçekleşmesi halinde kesin yargı halini almış bir hükmün varlığı nedeniyle başkaca araştırılacak bir husus bulunmadığından, taraf teşkilinin sağlanmaması hakkın özünü zedelemeyecektir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, Şanlıurfa 2. Asliye Ceza Mahkemesince, 22.12.2008 tarih ve 2008/79-721 sayılı karar ile sanığın TCK’nın 85/1,62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, sanığın denetim süresi içinde kasten işlediği mala zarar verme suçundan Mahkemesince verilen 27.07.2010 gün ve 2010/19-680 sayılı mahkumiyet hükmünün 27.07.2010 tarihinde kesinleşmesi ve mahkemesine hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının değerlendirilmesi için yapılan ihbar üzerine, hükmün CMK’nın 231/11. maddesi gereğince açıklanmasına dair kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;

CMK’nın 231. maddesinin 11. fıkrası uyarınca ancak, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanık hakkında durumunun değerlendirilerek, kısmi infaz veya koşulların varlığı halinde TCK’nın 50 ve 51. maddelerinin uygulanması suretiyle yeni bir mahkumiyet hükmü kurulabileceği gözetilmeksizin, yeniden suç işleyen sanık hakkında açıklanan hükümdeki hapis cezasının, önceki hükmü açıklamakla yetinilmesi gerekirken aynı Kanunun 51. maddesi gereğince ertelenmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi sayılmamış; yukarıdaki açıklamalara göre; 5271 sayılı Kanun’unun 231. maddesinin 11. fıkrasında, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmesi halinde hükmün açıklanacağı belirtilmiş olup, bu durumda mahkemece yapılacak işlem, önceden verilen ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu olması nedeniyle hukuki varlık kazanmayan hükmün açıklanmasından ibaret olduğundan ve somut olayda da mahkemece gerekçe ihtiva eden 22.12.2008 tarihli hüküm açıklandığı için ayrıca sübuta ilişkin gerekçe belirlenmesi zorunluluğu bulunmadığından; yine sanık müdafinin gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi, mahallinde ilavesi mümkün eksiklik olarak görüldüğünden; her ne kadar ihbar akabinde dosya ele alınıp yapılan yargılama sırasında sanık müdafi duruşmaya davet edilmeden hüküm açıklanmış ise de; duruşmaya davet edilen sanık ihbar edilen hükümden haberdar edilerek savunmaları alındığından, hüküm yüzüne karşı açıklanan sanık süresinde ve bizzat kendisi temyiz Kanun yoluna başvurduğundan ve bu suretle hukuki açıdan hak kaybı bulunmadığından; tebliğnamedeki 1, 2, 4. numaralı görüşlere iştirak edilmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Güvenlik tedbiri olması nedeniyle kazınılmış hak oluşturmayacağından, 5237 sayılı TCK’nın 51/3. maddesi gereğince cezası ertelenen sanık hakkında, mahkum olunan ceza süresinden az denetim süresi belirlenemeyeceği gözetilmeden; hükmolunan 1 yıl 8 ay hapis cezası ertelenen sanığın, 1 yıl süre ile denetim altında bulundurulmasına karar verilmiş olması,

Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, hükmün TCK’nın 51/3. maddesi gereğince denetim süresinin belirlenmesine ilişkin paragrafındaki “ 1 yıl ” ibaresinin ceza miktarı ve mahkemenin takdiri de göz önüne alınarak “ 2 yıl” olarak değiştirilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün, DÜZELTİLEREK ONANMASINA; 13.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Başkan Üye Üye Üye Üye