Etiket arşivi: BORÇLUYA

Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • TAŞINMAZ SATIŞI, SATIŞ İLANININ BORÇLUYA TEBLİĞİ ŞARTI…

YARGITAY 12. Hukuk Dairesi
ESAS: 2013/7917
KARAR: 2013/17803

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10.maddesinin 1.fıkrasına göre tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. 6099 Sayılı Yasanın 3.maddesi ile eklenen aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise, bilinen en son adresin tebligata elverişIi olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır.

Aynı Kanun’un tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina başlıklı 21. maddesine, 6099 Sayılı Yasanın 5. maddesi ile eklenen 2. fıkrasında; "Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine ve yahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır" hükmü yer almaktadır.

Öte yandan 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 23/8.maddesi uyarınca, tebligatın adres kayıt sistemindeki adrese yapılması durumunda, buna ilişkin kaydın (şerhin) tebliğ evrakı üzerine yazılması zorunludur. Bir diğer anlatımla 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesine göre tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran mercice, tebliğ evrakı üzerine tebligat çıkarılan adresin, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğuna dair kayıt düşülmesi zorunludur.

Diğer taraftan, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 35.maddesine göre tebligat yapılabilmesi için ise, bu maddenin, 6099 Sayılı Yasanın 9.maddesi ile değişik 2.fıkrası uyarınca, muhatabın, adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin tespit ediIememiş olması zorunludur.

Somut olayda, alacaklı tarafından Bakırköy 8.Sulh Hukuk Mahkemesi ‘nin 26.02.2008 tarih ve 2007/153 E. 2008/157 K. sayılı izalei şuyu dosyasında dava dilekçesinin davacı Y…’ın tapu sicilindeki adresine bizzat tebliğ edildiği, keza aynı adrese, kıymet takdir raporunun 04.06.2011 tarihinde, satış ilanının ise 23.05.2012 tarihinde TK. nun 35.maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.

Satış ilanının borçluya tebliğ tarihi olan 23.05.2012 tarihi itibariyle 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’ nun 10, 21 ve 35. maddelerinde değişiklik yapan 6099 Sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda icra müdürlüğünce, davacı Y…’ın adres kayıt sisteminde adresinin bulunup bulunmadığı belirlenerek, varsa bu adrese 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 21.maddesine 6099 Sayılı Yasanın 5. maddesi ile eklenen 2. fıkra uyarınca satış ilanının tebliği, yok ise 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’ nun 35.maddesinin 6099 Sayılı Yasanın 9.maddesi ile değişik 2.fıkrası uyarınca tebliğ işleminin tamamlanması gerekirken, bu araştırma yapılmadan 7201 Sayılı Kanun’un 35.maddesine göre tebligat yapıldığı görülmektedir.

İİK.nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.

O halde İcra Mahkemesince, satış ilanının tebliğ edildiği tarih itibariyle borçlunun, adrese dayalı kayıt sisteminde adresinin bulunup bulunmadığı belirlenerek, tebliğ işleminin usulüne uygun olup olmadığı denetlendikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 8 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: admin — 14 Oca 2015, 12:01


Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • İMZANIN BORÇLUYA AİT OLDUĞUNU KANITLAMA KÜLFETİ…

YARGITAY 12. Hukuk Dairesi
ESAS: 2013/8740
KARAR: 2013/17214

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

1- Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Alacaklının harçlandırılmayan ve temyiz defterine kaydı yaptırılmayan temyiz dilekçesinin REDDİNE,

2- Borçlunun temyiz itirazlarına gelince;

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Borçlu vekilinin takibe konulan çeklerdeki ciranta imzalarının müvekkiline ait olmadığını iddia ederek imza itirazında bulunduğu,mahkemece başka dosyada bulunan ödenmiş çekteki imza ile takibe konulan çekteki imzanın karşılaştırılması sonunda takibe konulan çeklerin M.U tarafından imzalanma olasılığının kuvvetli olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği görülmüştür.

Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz İİK.’nun 170. maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin üçüncü fıkrasında, icra mahkemesince imza incelemesinin aynı kanunun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılacağı ve yapılan inceleme sonucunda inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığı mahkemece anlaşılması halinde itirazın kabulü ile birlikte takibin durdurulmasına karar verileceği belirtilmiştir.

İcra mahkemeleri İİK.’nun 18. maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK’nun 316-322. maddeleri arasında düzenlenen basit yargılama usulüne göre yargılama yapar. İcra mahkemelerinin kuruluş amacı, icra organlarınca yürütülen cebri icra yetkisinin hukuka ve kanuna uygunluğunu icra ve iflas hukuku çerçevesinde denetlemektir. İcra dairelerinin işlemleriyle ilgili olarak yapılan şikâyet ve itirazlara ilişkin uyuşmazlıkları sınırlı ve biçimsel olarak incelemek ve en seri şekilde karara bağlamak icra mahkemelerinin görevidir. Bundan dolayı icra mahkemelerinin yargılama yetkileri genel mahkemelere göre sınırlıdır. Ekseriyetle sadece yazılı belge üzerinden inceleme yaparak uyuşmazlığı çözüme kavuşturmak zorundadır. Bu sınırlı yetkiden dolayı icra mahkemeleri tarafından verilen kararlar sadece yürütülen takip konusu bakımından tarafları bağlar ve sadece takip hukuku anlamında kesin hüküm teşkil eder, maddi anlamda kesin hüküm sayılmaz. Bunun sonucu olarak icra mahkemesi tarafından verilen kararlar daha sonra genel mahkemelerde dava konusu yapılabilir

Somut olayda; iki adet çeke dayanılarak borçlu Mahmut Uçan aleyhine kambiyo Senetlerine mahsus takip başlatıldığı,borçlunun çeklerdeki ciranta imzasına itirazı üzerine Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi’nden alınan raporda ”…2 adet çekin arka yüzünde M.U ‘ya atfen atılmış 1.ciro imzalarının majiskü ”M”harfi karalamalardan ibaret önemli tanı unsuru içermeyen basit tersimli imzalar olmaları nedeni ile aidiyetinin bu meyanda sorulduğu üzere M.U ‘nın eli ürünü olup olmadığının tesbit edilemediği…” nin beyan edilmiş olduğu görülmüştür.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.04.2006 gün ve 2006/12-259 E. 2006/231 sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle "imzanın borçluya ait olduğunu" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu gözardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir (Hukuk Genel Kurulu’nun 06.02.2008 gün ve 2008/12-77 E. 2008/90 sayılı kararı).

Yukardaki nedenlerle bilirkişi raporu doğrultusunda itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, genel mahkemelerde olduğu gibi yargılama yapılarak ve varsayıma dayalı olarak yazılı gerekçeyle itirazın reddine karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: admin — 16 Ara 2014, 14:31