Etiket arşivi: BORCUN

Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • SENETLİ-SENETSİZ HİÇBİR BORCUN BULUNMADIĞINA DAİR BELGE…

YARGITAY 12. Hukuk Dairesi
ESAS: 2013/10263
KARAR: 2013/20173

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, örnek 10 nolu ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra mahkemesine başvurarak itiraz ettiği anlaşılmıştır.

Borçlu tarafından sunulan ve imzası alacaklı tarafından inkar edilmeyen 03.12.2009 tarihli belgede, bu tarihten öncesine ilişkin keşideci E…’in lehtar F…’e senetli-senetsiz hiçbir borcunun olmadığının belirtiliği görülmektedir. Takip dayanağı senedin tanzim tarihinin anılan belgenin düzenleme tarihinden önce olması nedeniyle ibranın bu senedi kapsadığının kabulü gerekir. Her ne kadar sunulan ibra belgesinde alacaklının imzası bulunmadığından ve kural olarak keşideci, lehtar ile arasındaki ilişkiden kaynaklanan şahsi def’ilerini yetkili hamile karşı ileri süremez ise de hamilin bile bile borçlunun zararına hareket etmesi halinde ona karşı ileri sürmesi mümkündür.

Somut olayda, icra takibi yapan alacaklı hamil, lehtarın babası olup, dosya kapsamından da keşideci ile arasındaki ilişkiyi bildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda borçlunun sunduğu belge, yetkili hamil olan alacaklıya karşı hüküm ifade edeceğinden İİK.168/a uyarınca borca itirazın kabulü ile takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi doğru değildir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: admin — 06 Şub 2015, 00:01


Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • BORCUN BİTİMİNDE SENEDİN İADE EDİLECEĞİNE DAİR PROTOKOL…

YARGITAY 12. Hukuk Dairesi
ESAS: 2013/5217
KARAR: 2013/17800

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Alacaklının bonoya dayalı olarak başlattığı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe karşı borçlular, dayanak senedin 01.07.2009 tarihli protokol kapsamında alındığını ve teminat senedi olduğunu belirterek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurmuş; mahkemece, 01/07/2009 tarihli protokol kapsamında bononun teminat senedi olarak verildiğinden bahisle takibin iptaline karar verilmiştir.

Takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerekir. (HGK’nun 06.03.2013 tarih ve 2012/12-768 E, 2013/312 K. sayılı ve yine HGK’nun 20.06.2001 T. ve 2001/12-496 sayılı kararları).

Somut olayda, borçluların itirazına dayanak gösterdiği alacaklı ile borçlular arasında imzalanan 01/07/2009 tarihli protokolün 5. maddesinin incelenmesinde, "T…’e toplam devir bedeli kadar teminat seneti M…. tarafından verilmiştir. Ekte sunulan ödeme planındaki anlaşılan aylık rutin ödemeler T…’e nakit olarak M…. tarafından yapılacaktır. Borç bakiyesinin bitiminde söz konusu senet M…’a iade edilecektir." şeklindeki düzenlemede, takibe dayanak senede doğrudan bir atıfta bulunulmadığı gibi alacağın varlığının şarta bağlandığı veya teminat senedi olarak verildiğine dair bir kayıt bulunmadığı görülmektedir. Alacaklı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde, taraflar arasındaki protokolün varlığı kabul edilmiş, ancak Mehmet Nail Baş’ın ödeme planında temerrüte düşmesi üzerine protokol kapmındaki senedin iptal edilerek, ikinci bir senet talebinde bulunulması üzerine takibe konu senedin verilerek müvekkilinin garanti edildiği savunmasında bulunulmuştur. Borçlular, protokol dışında herhangi bir belge de sunmamıştır.

O halde, mahkemece, borçluların, iddiasını yazılı bir belge ile ispat edemediği ve alacaklı tarafından da takip dayanağı bononun teminat senedi olduğuna yönelik bir kabul beyanı bulunmadığı dikkate alınarak bu yöndeki itirazın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.

Diğer taftan, İİK’nun 168/4-5. maddesine göre borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün içinde icra mahkemesine itiraz ve şikayetini yapmalıdır. Somut olayda borçlu L…e örnek 10 numaralı ödeme emrinin 26/03/2012 tarihinde tebliğ edildiği, adı geçen borçlunun ise yasal 5 günlük itiraz süresinden sonra 18/06/2012 tarihinde mahkemeye başvurduğu anlaşılmıştır.

Bu durumda mahkemece borçlu L…’in itirazının süre aşımı nedeniyle reddi gerekirken esasının incelenerek yazılı şekilde sonuca gidilmesi de doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: admin — 14 Oca 2015, 01:59


MENFİ TESPİT DAVASI / BORCUN TAKSİTLENDİRİLMESİ

T.C.

YARGITAY
Onüçüncü Hukuk Dairesi
E. 2006/1187
K. 2006/4190
T. 21.3.2006
MENFİ TESPİT DAVASI
BORCUN TAKSİTLENDİRİLMESİ
5464 s. BANKA KARTLARI VE KREDİ KARTLARI KANUNU [Geçici Madde 4]
4077 s. TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN [Geçici Madde 1]
4822 s. TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK … [Geçici Madde 1]
4822 s. TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK … [Geçici Madde 2]
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kabulüne, karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, davalı bankadan aldığı kredi kartı kullanımından kaynaklanan borcu için bankanın takip yaptığını, 4822 sayılı Kanundan faydalanmak için başvurduğunu, bankanın gönderdiği ödeme planını kabul etmediğini bildirerek borcun tespitini talep etmiştir. Birleşik davada, davacı banka, borcun tahsili için başlattığı icra takibine yöneltilen itirazın iptalini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, her iki dava dosyası birleştirilerek dava, tespit davası olarak görülerek borcun 4822 sayılı Yasaya göre tespiti ile taksitlendirilmesine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun Geçici 4. maddesinde: Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle kendisine dönem sonu borcunu ödemesi için ihtar çekilmiş veya haklarında icra takibi başlatılmış ya da 31.01.2006 tarihine kadar temerrüde düşmüş olan kredi kartı borçlularının altmış gün içerisinde kredi veren kuruluşa yasada öngörüldüğü şekilde müracaat ederek borçlarını taksitle ödemek istediklerini beyan etmeleri halinde düzenlenecek ödeme planını imzalamaları ve ilk taksiti peşin ödemeleri şartıyla son dönem borcu tamamen tahsil edilinceye kadar yıllık %18 faiz oranı üzerinden hesaplanacak borç tutarını icra takip, dava masraf ve harçları, vekalet ücreti ile birlikte onsekiz eşit taksitte ödeme hakkına sahip olacağı düzenlenmiştir.
Daha önce yine kredi kartı borçları ile ilgili olarak, 4077 sayılı Yasaya 4822 sayılı Yasa ile eklenen Geçici 2. maddeden faydalananların, 5464 sayılı Yasanın Geçici 4. maddesinden faydalanamayacağına dair, bu yasada bir hüküm ve düzenleme bulunmamaktadır. O nedenle, 4822 sayılı Yasa ile getirilen Geçici 2. madde kapsamında kalsa dahi, henüz borç tamamen ödenerek kapanmayan veya yargılaması devam eden kredi kartı borçları hakkında da 5464 sayılı Yasanın Geçici 4. maddesinin şartları varsa uygulanmasının kabulü gerekir. Kredi kartı borçlusu olan davacının bu yasadan faydalanması, yasanın yayımlandığı tarihten itibaren 60 günlük süre içinde kredi kartı veren kuruluşa veya avukatına yazılı olarak müracaatına bağlı tutulmuştur. Bu durumda, mahkemece, kredi kartı borçlusunun yasada öngörülen sürede bankaya veya avukatına bir müracaatı olup olmadığı, davacı ve davalı bankadan sorulup araştırılarak, şayet başvurusu var ise bu Yasanın Geçici 4. maddesine göre borcun belirlenip sonucuna uygun karar verilmesi için hükmün bozulması gerekir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, 21.3.2006 günü oybirliği ile karar verildi.