Etiket arşivi: ÇEKİŞMELİ

Çekişmeli vakıanın ispatı için bildiren tanık sayısı, kötüye kullanılmadıkça sınırlanamaz

Yargıtay 2.Hukuk Dairesi 2012/5455 esas sayılı ve 2012/24907 karar sayılı, 17.10.2012 tarihli kararı,

Çekişmeli vakıanın ispatı için tanık bildiren tarafın tanık sayısı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmadığı sürece sınırlanamaz ve hakim tanık sayısını belirleyemez.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davalı koca, 11.05.2011 tarihli delil listesinde tanık deliline de dayanmış, on tanık ismi bildirmiştir. Mahkemece davalının tanıklarının üçü dinlenmiş, 18.10.2011 tarihli celse de davalı tarafın karar vermek için yeteri kadar tanığının dinlendiği, dinlenen tanıklar açısından yeterli kanaat oluştuğu, davalı tarafa verilen süreye rağmen tanıkların duruşmada hazır edilmediği gerekçesi ile tanıkların dinlenmesinden sarfınazar edilmiş, davalı vekilinin itirazı üzerine 29/11/2011 tarihli celsede; tanıklar R.D. ve B.D. bakımından 18/10/2011 tarihli ara karardan sarfınazar edilerek tanıkların dinlenmesine karar verilmiş, davalı vekili tarafından gerekli masraflar yatırıldığı ve tanıklara tebligat çıkarıldığı halde 20/12/2011 tarihli celsede yeniden karar vermek için yeterli kanaate ulaşıldığı, davalı tarafın dinlenmeyen bu iki tanığı dinletme talebinin davayı uzatmaya matuf olduğu gerekçesi ile tanıkların dinlenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Delil çekişmeli vakıalar ve bu vakıaların ispatı için gösterilir ( 6100 S.HMK.d.187/1, 1086 S.HUMK.md.238/1 ). Çekişmeli vakıanın ispatı için tanık bildiren tarafın tanık sayısı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmadığı sürece sınırlanamaz ve hakim tanık sayısını belirleyemez. Aksi tutum adil yargılanma ve savunma hakkının kısıtlanmasına yol açar. Ancak, hakim hangi tanığın hangi vakıanın ispatı için dinletilmek istendiğini ilgili taraftan sorarak ( 6100 S.HMK.md.240/2, 1086 s.HUMK.md.258/1 ); vakıa dinlenen bir kısım tanıklar anlatımı ile ispatlanmışsa, geri kalan tanıkların dinlenilmemesine karar verebilir ( 6100 s.HMK.md.241 ). Taraflarca fazla sayıda tanık bildirildiği takdirde; usulün bu zorlayıcı ve kolaylaştırıcı hükümlerinden yararlanarak, tanık dinlenmesi kolaylaştırabileceği gibi, bir kısım tanıklar da dinlenmeyebilir.

Tanık davetiye ile çağrılır. Davetiye gönderilmeden tarafların hazır bulundurdukları tanıklar da dinlenebilir ise de, taraflara, gösterdikleri tanıkları duruşmada hazır bulundurma yükümlülüğü yüklenemez. Tanıkların mahkemeye ne şekilde davet edilecekleri ve çağrıya uymamanın sonuçları usulün 243. ve 245. maddelerinde gösterilmiştir

Davalı, tanıkları R.D. ve B.D.’nin dinlenilmesinden açıkça vazgeçmemiştir. Hakimin yeterli kanaat edinildiği gerekçesi ile dinlenmesinden vazgeçtiği bu tanıklar için, ara kararından vazgeçerek yeniden dinlenme talebini kabul etmesi de yeterli kanaat edinilmediğini gösterir. Söz konusu tanıklar için masraf yatırıldığı ve davetiye tebliği edildiğine göre; tanıklar dinlenmeden; eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının diğer temyiz itirazlarımın şimdilik incelenmesine yer olmadığına temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASININ ÇEKİŞMELİ DAVAYA DÖNÜŞMESİ

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2012/11337
KARAR NO. 2012/19728
KARAR TARİHİ. 12.07.2012

> ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASININ ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASINA DÖNÜŞMESİ (Davalı Kadının İlk Celsede Kabul Edip Nafaka ve Tazminat Talebinde Bulunmadığını Belirttiği Fakat Hemen Akabinde Boşanmak İstemediğini Söylediği – Anlaşmalı Boşanma Koşulları Oluşmadığı)

> ANLAŞMALI BOŞANMA KOŞULLARININ OLUŞMAMASI (Davalı Kadının Nafaka ve Tazminat İstemediğine Dair Beyanı Anlaşmalı Boşanmayı Sağlamaya Yönelik Olup Davanın Çekişmeli Boşanma Davasına Dönüşmesinin Bu Taleplerden Feragat Anlamına Gelmediği) 4721/m.166

ÖZET : Davacı, anlaşmalı boşanma kapsamında dava açmış, davalı ilk celsede açılan davayı kabul ettiğini herhangi nafaka ve tazminat talebinin bulunmadığını belirtmiş, ancak hemen akabinde boşanmak istemediğini söylemiştir. Bu durumda anlaşmalı boşanma koşulları oluşmamış, dava evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanan boşanma davasına dönüşmüştür. Davalı kadının nafaka ve tazminat istemediğine dair beyanı anlaşmalı boşanmayı sağlamaya yönelik olup, davanın Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi kapsamında çekişmeli boşanma davasına dönüşmesi bu taleplerden feragat anlamına gelmez

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı, Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi kapsamında dava açmış, davalı ilk celsede açılan davayı kabul ettiğini herhangi bir nafaka ve tazminat talebinin bulunmadığını belirtmiş, ancak hemen akabinde boşanmak istemediğini söylemiştir. Bu durumda Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi koşulları oluşmamış, dava Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanan boşanma davasına dönüşmüştür. Davalı kadının nafaka ve tazminat istemediğine dair beyanı anlaşmalı boşanmayı sağlamaya yönelik olup, davanın Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi kapsamında çekişmeli boşanma davasına dönüşmesi bu taleplerden feragat anlamına gelmez. O halde mahkemece, taraf delillerinin Türk Medeni Kanunu 166/1. maddesi uyarınca toplanıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — 14 Ara 2014, 20:09