Etiket arşivi: DAVALARI

Basından Hukuk Haberleri • Davaları kazandılar, yine de kadro alamadılar…

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Karayolları şefliklerinde çalışan taşeron işçilerin sorunlarının araştırılması için TBMM’den Meclis Araştırması açılmasını talep etti. Baluken, araştırma gerekçesinde, taşeron işçilerin kadroya alınması hususunda yaklaşık 3,5 yıl önce açılan davanın olumlu sonuçlandığını ve kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarından onanarak kesinlik kazanmasına rağmen, işçilerin kadroya alınmadığını belirtti.

HDP Grup Başkanvekili ve Bingöl Milletvekili İdris Baluken, TBMM Başkanlığı’na Karayolları Genel Müdürlüğü’ne bağlı şube şefliklerinde hizmet alımıyla taşeron işçi olarak çalışan personele ilişkin Meclis Araştırma önergesi sundu. Araştırma önergesinde, taşeron işçilerin örgütlü oldukları sendikaları tarafından adlarına açılan davanın lehlerine sonuçlandığını belirten Baluken, “Söz konusu mahkeme kararı Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarından onanarak kesinlik kazanmıştır. Karar gereği bu işçilerin Karayollarının sürekli işçi kadrosuna alınması yönündedir. Yargı kararının üzerinden 42 ay geçmesine rağmen mahkeme kararları uygulanmamakta ve işçiler mağdur edilmektedir. İşçilerin mağduriyetinin giderilmesi ve taşeron işçilerinin büyük bir önem atfetmektedir” ifadelerine yer verdi.

İşçi sendikalarının kaynaklarına göre Türkiye’de bir milyonu kamu sektöründe olmak üzere, 2,5 milyondan fazla taşeron işçi bulunduğunu ifade eden Baluken, "Karayollarında çalışan taşeron işçileri iş kolunda örgütlü bir sendikaya üye olmuş; Mahkemeler bu işçilerin işe girdikleri tarihten itibaren asıl işvereninin Karayolları Genel Müdürlüğü olduğuna karar vermiş, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi de Mahkeme kararlarını onaylamıştır. Karayollarında çalışan taşeron işçilerin aslında kamu işçisi olması gerektiği yönünde olan bu yerel mahkeme kararı 2011’de alınmış ve bu karar 2013 yılında da Yargıtay tarafından onanmıştır. Kesinleşmiş bir mahkeme kararına söz konusu olan yaklaşık 6 bin 500 karayolları işçisi, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün işçisi olma hakkını elde etmiş durumdalar. Bu karar işçilere kamuda kadro verilmesi anlamına gelmektedir. Karayolları işçileri hakkındaki bu kesinleşen kadro kararının yanında bir de ‘baştan itibaren kamu işçisi olarak sayılmaları da karara bağlanmıştır. Bağlı kararın sonucunda geriye dönük 5 yıllık süre için toplu iş sözleşmesinin ücret farkları da bu işçilere de ödenmek zorunda. Yargıtay ücret farkları konusunda yerel mahkemenin verdiği kararı temyiz ederek işçilerin haklarını teslim etmiş durumdadır" ifadelerini kullandı.

"MAHKEME KARARI GÖRMEZDEN GELİNİYOR"

Araştırma önergesinde, Karayolları Genel Müdürlüğü’nde çalışan işçilerin yargı kararlarıyla elde ettikleri kadro hakkının üzerinden yaklaşık 3,5 yıl geçmesine rağmen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yargı kararını önemsemediğini söyleyen Baluken, şu ifadelere yer verdi:

"Bakanlık mahkeme kararını görmezden gelerek konuyu ötelemekte ve ilgili mahkeme kararını uygulamamaktadır. Nitekim yeni yıla girerken Karayolları 64. Niğde Otoyol Bakım İşletme Şefliğinde çalışan üç ayrı taşerona ait 20 taşeron işçinin işten atıldı. Karayollarında çalışan taşeron işçiler, yargının aldığı kararın uygulanmasını ve kadrolu olmayı beklerken işsiz kalmışlardır. Bütün sektörlerde olduğu gibi karayollarında da çalışan taşeron işçileri bu despotik emek rejiminden, kölelik düzeninden kurtulmak, güvence altında çalışmak istiyor. 42 aydır kadro hakları verilmeyen karayollarında çalışan taşeron işçileri yargı kararının uygulanmasını ve kadro verilmesini beklemektedirler. Yargı kararı daha fazla zaman yitirmeden uygulanmalı ve taşeron işçilerin sorunlarına acilen bir çözüm bulunmalıdır. İşçilerin mağduriyeti geciken adaletin sonucu haline gelmiş durumdadır. Yanı sıra bu gecikmenin devlete maliyeti de daha fazla tazminat ödeme şeklinde gerçekleşecektir."

haberexen.com

Bilgiler: Tarih-Gönderici: admin — 10 Oca 2015, 01:09


Eşya Hukuku • MUHDESATIN AİDİYETİ DAVALARI

Muhdesatın Aidiyeti Davaları

Mustesatın aidiyetinin tespitinde konu, bir taşınmaz üzerinde bulunan ve taşınmazdan ayrılması eşyanın özüne zarar verilmeden mümkün olmayan yapıların, ağaçların ve diğer şeylerin kime ait olduğunun ve kim tarafından inşa edildiğinin tespitidir.

Muhtesatın aidiyeti davaları kendine özgü davalardandır ve bu dava sonunda verilen kararın, aynı tespit davalarında olduğu gibi, her hangi bir şekilde icra ve infaz edilebilir bir kabiliyeti bulunmamaktadır. Bu davaların görülebilmesi için, muhtesatın üzerinde bulunduğu taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işleminin olması gerekmektedir. Bir başka deyişle muhtesatın üzerinde bulunduğu taşınmaz hakkında açıkmış olan bir ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmuyor ise bu davalara bakılamamaktadır. Bu nedenle bu davanın uygulama alanı oldukça sınırlıdır.

Muhdesatın tespiti davalarında taşınmaz üzerinde bulunan yapıların kaçak yapı olup olmasının bir önemi yoktur. Her ne kadar muhdesatı meydana getiren kişiler tarafından arsa malikleri aleyhine açılacak alacak ya da temliken tescil ya da böyle bir taşınmazda kat mülkiyeti kurulması istemiyle açılacak davaların sonucunda verilecek kabul kararı ile hukuken değer verilmesi mümkün olmayan kaçak yapının yasallaştırılması sonucunu doğuracağından, böyle bir karar İmar Kanununun kamu düzenine ilişkin emredici kurallarına aykırı olacaktır. Bu nedenle kaçak yapıyı meydana getirenler tarafından arsa sahipleri aleyhine kaçak yapı nedeni ile açılacak olan alacak ya da temliken tescil davalarının ya da kat mülkiyeti kurulması istemine ilişkin davaların dinlenilmesi mümkün değildir. Ancak tespit davalarının sonucunda verilecek hüküm ile sadece bir olgunun durumu tespit edileceğinden ve bu hükmün icra ve infaz olanağı bulunmadığından, kaçak yapı niteliğinde olan muhdesatın aidiyetinin ve değerinin tespiti davalarının görülmesine engel değildir. Kaçak yapı olarak nitelendirilen yapının az ya da çok bir değeri olacağından ve görülecek ortaklığın giderilmesi davası sonunda yapılacak paylaşıma etki edeceğinden bu davayı açmakta davacının hukuki yararının olduğu kabul edilir. Eğer kaçak yapının kime ait olduğu ve değerinin tespiti yapılmaz ise, ortaklığın giderilmesi davası sonuncunda paylaşımda, kaçak yapının değerinden, yapının sahibi olmayan hissedarlar da hisseleri oranında pay alacağından, hissedarlar kaçak yapı sayesinde fazladan pay almış olacaklar ve hissedarlar kaçak yapı sahibi aleyhine sebepsiz olarak zenginleşeceklerdir. Bu nedenle muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkin davalarda muhdesatın kaçak yapı olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır.

Bu açıklamalarımız ışığında, muhdesatın aidiyetin tespitine ilişkin dava açacak tarafın hukuki yararının bulunması dava şartıdır diyebiliriz. Ayrıca, muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazla ilgili olarak derdest olan bir ortaklığın giderilmesi davasının bulunması ya da kamulaştırma olayının bulunması hallerinde davacının hukuki yararının varlığı kabul edilmektedir. Yine bu davanın dinlene bilmesi için muhdesatın kaçak yapı olup olmamasının da bir önemi bulunmamaktadır.Av. Mehmet KORKMAZ

Bilgiler: Tarih-Gönderici: hukukçu — 28 Ara 2014, 15:03