Etiket arşivi: değişti

Evlendirme Yönetmeliği Değişti,

Resmi Gazete’nin 10.02.2015 tarihli sayısında yer alan Bakanlar Kurulu kararında, Evlendirme Yönetmeliğinin 2 nci maddesinin birinci fıkrasına, “Evlenme ehliyet belgesi: Kişinin evlenme anındaki milli hukukuna göre evlenme ehliyeti ve şartlarının yer aldığı ve evlenmeye sakınca bulunmadığını gösterir belge” alınması gerektiğine ilişkin bent eklendi.

Kararda yapılan bir değişiklikle, “Bu Yönetmelik hükümlerine göre evlenmek isteğini belirten, aksi ispat edilinceye kadar doğruluğu kabul edilen evlenme beyannamesi ve evlenme izin belgesini” hazırlaması gerektiği belirtildi.

Ayrıca, “evlenme” bendinin tanımı da, “Bir kadın ve bir erkeğin usulüne göre yetki verilmiş bir memur önünde bir aile kurmak amacı ile yapmış oldukları medeni hukuk sözleşmesi” olarak yenilendi.

Yönetmelikte yapılan bir başka değişiklikle, “evlenme izin belgesi”nin ve diğer belgelerin kontrolü de şu şekilde düzenlendi:
“Evlendirme memuru, evlenme talebine dair beyannamenin usulüne göre doldurulup imza edilip edilmediğini, evlenme ehliyet belgesi ile nüfus cüzdanı arasında bir fark olup olmadığını, bir fark varsa bu farklılığın şahısta hataya sebebiyet verecek nitelikte olup olmadığını, yaşlarının küçüklüğü veya kısıtlama sebebiyle ana, baba veya vasinin rızası ya da hakimin izninin zorunlu olduğu durumlarda rızanın veya hakim izninin, rıza belgesi vasi tarafından imzalanmışsa vasi tayinine dair mahkeme kararının bulunup bulunmadığını kontrol eder, varsa eksiklikleri tamamlar veya tamamlatır ve beyannamenin kaydını yaparak taraflara müracaat sırasına göre evlenmenin yapılacağı gün ve saati bildirir.”

Bugün resmi gazetede yayımlanan Evlendirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Evlendirme Yönetmeliğinde bazı önemli değişikler olmuştur:

1. Evlenme sırasında istenen fotoğraflarla ilgili eski yönetmelikte bulunan “Fotoğrafların inkılap kanunlarına uygun olması” gereği çıkartılmıştır. Kadınların alın, çene ve yüzleri açık olmak şartıyla başörtülü fotoğrafları da kabul edilecektir.

2. Yönetmeliğe “evlilik ehliyet belgesi” de tanımı “Evlenme ehliyet belgesi” yönetmelikte, “Kişinin evlenme anındaki millî hukukuna göre evlenme ehliyeti ve şartlarının yer aldığı ve evlenmeye sakınca bulunmadığını gösterir belge” şeklinde tanımlanarak eklenmişti. Evlenmek isteyen çiftlere bu belgeyi alma zorunluluğu getirilmiştir.

3. Evliliğin” tanımı da değişmiştir. Eski Yönetmelikte evlilik bir kadın ve bir erkeğin, usulüne göre yetki verilmiş bir memur önünde bir aile kurmak amacı ile yapmış oldukları resmi akdi olarak tanımlanırken yapılan değişiklikle evliliğin tanımı Bir kadın ve bir erkeğin, usulüne göre yetki verilmiş bir memur önünde bir aile kurmak amacı ile yapmış oldukları medenî hukuk sözleşmesi” olarak değiştirilmiştir.

4. Eski yönetmelikte yabancı uyruklu evliliklerde, yabancı kişinin adresine dair birçok belge istenirken yapılan değişiklik ile bu kişilerin sadece adres beyanı yeterli kabul edilmiştir.

5. Yapılan değişiklikle bundan sonra evlenme dosyalarında bulunacak belgeler kısmında da yaşlarının küçüklüğü veya kısıtlama sebebiyle evlenmeleri ana, baba veya vasinin rızası ya da hakimin iznine bağlı olanlar, müracaat sırasında beyannameye bunların rızalarını gösterir belgeyi ya da hakimin izin belgesini eklemek zorundadır.

6. Aile cüzdanları varsa soğuk damga ile yoksa resmi mühürle mühürlenecek ve evlenme töreninin bitiminde çiftlere verilecektir.

7. Yönetmelikte yer alan “evlenme akdi” ifadeleri, “evlenme” şeklinde değiştirilmiştir.

Değişikliklerin tamamını görmek için tıklayınız.

Yargıtay’ın yerel mahkeme sözleşmeyi feshedebilir ancak tahliye kararı veremez kararı değişti

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin, İstinye Park’ta bir iş yerinin usulsüzlük nedeniyle kira sözleşmesinin feshi ve tahliye edilmesi kararını bozma hükmü, 17 yıl sonra bir uyuşmazlık mahkemesi olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından iptal edildi.

 

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin, İstinye Park’ta bir iş yerinin usulsüzlük nedeniyle kira sözleşmesinin feshi ve tahliye edilmesi kararını “yerel mahkemenin sadece sözleşmenin feshi kararını verebileceği” gerekçesiyle bozma hükmü, yerel mahkemenin kararında direnmesi üzerine dosyanın gittiği uyuşmazlık mahkemesi olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından iptal edildi.

Yaklaşık 300 mağazanın bulunduğu İstinye Park’taki bir işletmenin, kira sözleşmesine uymadığı gerekçesiyle sözleşmesinin feshedilmesi ve kiralanan yerden tahliye edilmesi talebine ilişkin,alışveriş merkezinin avukatı tarafından İstanbul 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne dava açıldı.

Dava, davaya yönelik karar veren mahkeme ve bu kararın temyiz edildiği Yargıtay arasında meydana gelen uyuşmazlığın çözümü için Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na sevk edildi.

Yerel mahkeme ile Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’ni karşı karşıya getiren ”kiracının tahliyesi” uyuşmazlığında son sözü söyleyen genel kurul, yerel mahkemenin “sözleşmenin feshi” ve “kiracının tahliyesi” kararında direnmesinin hakkı olduğuna hükmederek, temyiz makamı Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin “yerel mahkeme sözleşmeyi feshedebilir ancak tahliye kararı veremez” bozma hükmünü iptal etti.

“Genel kurul kararı Türk hukuku açısından önemli bir gelişme”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun kararını değerlendiren, davacılar İstinye Park’ın sahibi Orta Gayrimenkul Yatırım ve Turizm AŞ. ile Doğuş Turizm Sağlık Yatırım AŞ’nin avukatı Erdal Kılbaşoğlu, genel kurul kararının Türk hukuku açısından çok önemli bir gelişme olduğunu söyledi.

Gerekçeli onama kararını, tebliğ edilmediği için henüz görmediklerini aktaran Kılbaşoğlu, “Ancak Yargıtay’ın internet sitesinde onama bilgisi her iki dosya için de işlenmiştir” dedi.

İstanbul 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin direnme kararını onayan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, Yargıtay 6. Dairesi’nin içtihadını doğru bulmadığını belirten Kılbaşoğlu, “Bu şekilde yaklaşık 17 yıldan beri devam eden Yargıtay 6.Dairesi’nin kökleşmiş ve bugüne değin yüzlerce davaya konu olan içtihadı da bu davamız sayesinde değişmiş oldu. Hukuk Genel Kurulu’nun bu kararı, Türkiye’de hem hukuk tekniği hem de uygulama açısından ciddi bir emsal teşkil edecektir” diye konuştu.

Kılbaşoğlu, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin akdin feshini kabul edip tahliyeyi kabul etmeyen ve bu şekilde akdin feshi ile tahliyeyi birbirinden ayıran kararının, pratikte içinden çıkılmaz sorunlara neden olacağını ve genel kurul kararıyla bu içtihadının değişmiş olduğunu kaydetti.

Davanın geçmişi

Avukat Erdal Kılbaşoğlu tarafından davalı kafe işletmesi aleyhine İstanbul 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne sunulan dava dilekçesinde, davalı şirketin alışveriş merkezinde ”Pazaryeri” olarak adlandırılan bölümdeki bir işletmenin sahibi olduğu, 11 Temmuz 2007′de sözleşme imzalandığı ve sözleşmeye aykırı davranışların sözleşmenin feshi nedeni sayılacağının kendisine bildirildiği ifade edildi.

Dilekçede, yapılan araştırma sonucu davalı şirketin çoğu zaman fiş kesmediği ve bu suretle kira sözleşmesine aykırı davrandığının anlaşıldığı belirtilerek, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin feshine ve davalı kiracının İstinye Park Alışveriş Merkezi’nden tahliyesine karar verilmesi talep edildi.

Davayı 1 Mart 2011′de karara bağlayan mahkeme, taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesine göre, aylık sabit 3 bin 450 avro artı KDV olan kira bedelinin yanında, hasılatın yüzde 8′inin de kiralayana ödenmesi gerektiğini kaydederek, davalının satışlarını kira sözleşmesine aykırı şekilde yazar kasa, fiş makinesiyle belgelendirmediği ve sözleşmeye aykırı fiş kesme durumunun mevcut olduğu gerekçeleriyle İstinye Park Alışveriş Merkezi’ndeki taşınmazla ilgili kira sözleşmesinin feshine ve davalının taşınmazdan tahliyesine karar verdi.

Yargıtay’ın kararı

Davanın temyiz edildiği Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 15 Aralık 2011′de verdiği kararla, ”Sözleşmeye aykırılık nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için, sözleşmeye aykırılığın kiralananın doğrudan kullanımıyla ilgili olması gerekir. Kira sözleşmesinde, kiracının kabul ettiği olgulardan birinin yerine getirilmemesi, sözleşmeye aykırılık nedeniyle tahliye sebebi olarak kabul edilmez” ifadesini kullanarak, dava konusu sözleşmeye aykırılık hususunun ancak sözleşmenin feshi sebebi olabileceğini aktardı.

Yargıtay, mahkemenin sözleşmenin feshi kararıyla yetinmesi gerekirken, tahliye isteminin kabulüne de karar vermesinin doğru olmadığını belirterek, hükmün bozulmasını kararlaştırdı.

Mahkeme kararında direndi

İstanbul 4. Sulh Hukuk Mahkemesi, bozma ilamına karşı 11 Ekim 2012′de verdiği kararla, Yargıtay’ın 15 Aralık 2011 tarihli bozma ilamına direnilmesine hükmetmiş, mahkemeler arasında beliren uyuşmazlık nedeniyle dosya, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na sevk edilmişti.