Etiket arşivi: enjeksiyonu

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ 4.D. -AİHM 283 – 03.07.2012-İlaçların zorla enjeksiyonu hakkındaki yasal güvenceler yetersizdir.

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

AİHM 283 – 03.07.2012

İlaçların zorla enjeksiyonu hakkındaki yasal güvenceler yetersizdir.

AİHM 4. Dairesi; bugün ki  X v. Finlandiya (başvuru no: 34806/04) davasına dair oybirliği ile verdiği kesin olmayan kararında,

AİHS’nin 5/1. maddesi (güvenlik ve özgürlük hakkı)’nin ve AİHS’nin 8.

maddesi (özel yaşamın korunması hakkı)’nin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Dava; babası tarafından seksüel istismar yapıldığından şüphelenilen kızı-

nı kaçıran bir anneye, yardım ve yataklık için, bir çocuk doktoruna karşı yü-

rütülen bir suç kovuşturması sebebiyle, ona zorla uygulanan uyuşturucu (ilaç)

lar ile, bir ruh sağlığı hastanesinde alıkonulması ile ilgilidir.

AİHM; başvuran çocuk doktorunun iradesi dışında, zorla uyuşturucular

enjekte edilmesinin yanısıra, O’nun bir ruh sağlığı hastanesinde hapsedilmesini, keyfiliğe karşı, uygun güvencelerden yoksun bir yasaya dayandığını tesbit

etmiştir.

Başlıca gerçekler

Başvuran; 1943 doğumlu, Finlandiya’da yaşayan bir Fin vatandaşıdır. O;

emekli olduktan sonra, çocuk doktorluğu mesleğini, kendi muayenehanesinde

yapmaya başlar. X; 18 Nisan 2001’de, kendi kızını kaçıran bir anneye, yasa

dışı destek suçlaması ile tutuklanır. Çocuk; annenin ruh sağlığı durumu sebebiyle, Haziran 2000’ de, kamu bakımına alınmıştı, ancak annesinin kendi kızı

ile vakit geçirme hakkı korunmuştu. X’ in muayenehanesinde, 2000 yılı Aralık

ayı ortalarında yapılan sağlık kontrolünün ardından, anne ve kızı (muayenehaneden) ayrılır, fakat beklendiği gibi, kız, aile destek merkezine geri dönmez.

Çocuk; yetkililer tarafından bulunduğu zaman olan 2001 Nisan’ ına kadar,

annesi ile kalmıştır. X; 25 Nisan 2001 tarihinde serbest bırakılır.

Kovuşturma sonunda, 18 Nisan 2001’ de X’e karşı açılan ceza davasında;

O, çocuğunu kaçırmak için anneyi etkilemek ve Aralık 2000 ile Nisan 2001

arasında, kızı, özgürlüğünden mahrum etmekle suçlanır. Yargılama sırasındaki bir oturumda, (yerel) Mahkeme; X’in psikiyatrik testlerden geçirilmesine

karar verir. Yargıtay kararı:nda O; kayıplara karışır.

X; Ekim 2004’ te, tekrar tutuklanır. Mahkeme; aynı yılın Kasım ayında,

O’nun yakalandığı Vanha Vaasa’ dan, bir ruh sağlığı kurumuna transfer edilmesini ve gözaltına alınmasına karar verir. Kurum içindeki bir doktor; O’nun

bir sanrılı bozukluktan ıztırap çektiğini ve iradesi dışında hapsedilme kriterlerine uygun olduğu sonucuna varır. Şubat 2005’te, Tıbbi-yasal Olaylar İçin

Ulusal Yetkili Adli Tıp Psikiyatrisi Yönetim Kurulu (Tıbbiyasal kurum); Vanha

Vaasa’daki Doktor’un önerisine dayanarak, O’nun iradesi dışında, bir ruh sağ-

lığı hastanesinde tedavi edilmesine karar verir. Kurul; eğer tedavi edilmez ise,

X’ in sağlığının önemli ölçüde daha kötüye gideceğini de öngörür.

Mart 2005 itibariyle, Hastane; O’nun bu iki ilacı ağızdan almayı ısrarla ret

etmesi gerekçesiyle, X’e, Zyprexa ve sonra da Risperdal Consta enjekte etmeye

başlar. Sonunda O; Ocak 2006’ da hastaneden serbest bırakılır ve aynı yılın

Haziran ayında, O’nun tedavisi resmi olarak sonlandırılır.

2005 Yılında, Danıştay’ın O’nu psikiyatrik bakıma yerleştirmesinden önce,

X; mücadelesinde başarısız olur. O’ nun tedavisinin başlamasının ardından,

Hastanenin Başhekimi tarafından alınan Temmuz 2005 ile Ocak 2006’da alı-

nan müteakip iki karara, O; İdare Mahkemeleri önünde boşuna itiraz eder. X’

de; akıl hastanesinde zorla ilaç verildiği gerçeğine dayanarak, tıbbi-yasal yetkililer, ombudsman ve polis dahil, farklı makamlar önünde, defalarca itirazlar

eder. Bununla birlikte, bu kurumlar; ilaç verilmesine müdahale etme yetkileri

bulunmadığı ya da suç işlenmediğini tesbit ederler. Şubat 2005’te, Mahkeme;

tıbbi-yasal kurumun, X’in akıl hastalığı sebebiyle, (aleyhindeki) ceza davasında

kendi çıkarlarını koruyamayacağına ve O’nun avukatı ile anlaşma yapamayacağı yönündeki kararına referansla, O’na bir vasi tayin eder. X; hiçbir sebep

belirtmeksizin, bir vasinin atanmasına karşı çıkar ve ayrıca; O; itiraz mahkemesi önünde, O’nun psikiyatrik muayenesinin doğruluğunun sorgulanmaması

ve sözlü bir duruşma talebinde başarısız olması yüzünden, kendi çıkarlarını

gözetemeyeceğini iddia eder. Mahkemeler O’ nun itirazlarını ret eder.

Ceza davası sonunda, Mahkemeler; X’in, Aralık 2000’ de, kızını kaçırmakta anneye yardım ve yataklık ettiği için sorumlu olduğuna, ancak O’ nun akıl

sağlığı durumu sebebiyle, cezai sorumsuzluğu bulunduğuna karar vermiştir.

Ocak 2007’de X; özel muayenehanesinde, çocuk istismarı suçlamaları ile ilgili

davalarda çalışmaktan yasaklanır.

Şikayetler, Yargılama Usulü ve AİHM 4. Dairesi’ nin Yargıçları

Başvuran; AİHS’nin 5. maddesine dayanarak, kendisinin bir akıl hastanesinde iradesine karşı ve hukuk dışı hapsedilmesinin sonucu olarak, özgürlük

hakkının ihlal edildiğinden ve AİHS’nin 6. maddesine dayanarak da, O’nun

tanıklığının test edilmesinin imkansızlığından ve davasına bir vasi atanması

hakkında şikayette bulunmuştur. Son olarak, X; zorla ilaçlar enjekte edilmesi

hakkında şikayette bulunmuştur.

Başvuru; AİHM’e 30 Eylül 2004’ te yapılmıştır.

Mahkeme Kararı

İrade dışı psikiyatrik hapsedilme (AİHS 5. madde)

AİHM; öncelikle X’in iradesine karşı olarak bir hastane bakımına yerleş-

tirilmesi kararının, bağımsız ve yasal ve tıbbi uzmanlığa sahip bir organ tarafından alındığını tespit etmiştir. O’nun yerleştirilmesi kararının oluşturulması

açısından, bir akıl hastanesinde gerçekleştirilecek detaylı psikiyatrik muayene

ve bir doktorun katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Karar verme sürecini; her zaman yerel yasal usuller takip etmiştir. Hukuk, yani Akıl Sağlığı Yasası; yeterince açıktır ve insanlar onu bulabilir ve okuyabilir ve onun hükümlerine göre,

kendi eylemlerinin sonuçlarını öngörebilirler.

Ayrıca Yasa; bireyleri, onların özgürlük ve güvenliklerinden keyfi biçimde mahrum kalmaktan korumak zorundadır. AİHM, X’in ilk baştaki hapsine

ilişkin olarak; bir psikiyatrik muayenenin ardından ve bağımsız uzman bir

makamın emri ile, yargı denetimine de konu olarak yapılmasında, bir sorun

olmadığını düşünmüştür.

Bununla beraber, X’in iradesi dışında tedavisinin devamı ile ilgili olarak;

keyfiliğe karşı önlemler yetersiz kalmıştır. Özellikle, O’nun gözaltına alındığı

aynı hastanenin iki doktoru karar vermiş olduğundan, bağımsız bir psikiyatrik yargı bulunmamaktadır. Buna ek olarak, Fin Hukuku uyarınca; X, kendi

tedavisine başlama ihtiyacının gözden geçirilme süreçlerini başlatamazdı ve

bu periyodik gözden geçirme; sadece, başlangıçta da, yetkili yerel makamların her altı ayda bir yapacağı girişimle gerçekleşebilirdi. Son olarak, Durum;

Finlandiya’daki şu gerçek; bir psikiyatri hastasının iradesi dışında hastaneye

yatırılmasında, onların aleyhine bile olsa dahi, hastanın tedavi edilmesi için

bir bakım talimatı çıkarabilen otomatik yetkili bulunması gerekliliği ile daha

da ağırlaşmıştır. Ayrıca, hastaların hemen şikayette bulunabileceği bir hukuk

yolu da bulunmamaktadır.

Yukarıda anlatılanların ışığında, AİHM; X’in iradesi dışında bir akıl hastanesine kapatılmasının devam etmesinin sonucu olarak, AİHS’in 5/1. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.                     

Adil Yargılanma Hakkı (AİHS 6/1)

Vasi Ataması

Mahkeme; böyle bir görev için ihtiyaç ile birlikte,  bu rol için bir kişinin

seçimi yanısıra, O’nun düşüncesini ifade etmesi için de X’e bir vasi atamıştır.

X; herhangi bir sebep göstermeksizin ve başka birini önermeksizin her iki yönden de, sadece karşı çıkmıştır. AİHM; bu amaç için bir sözlü duruşma yapılmasının kararlaştırılmasının, AİHS kapsamında gerekli olmaması sebebiyle,

Fin Mahkemeleri’ nin X’in iddialarını dikkate alarak, bir vasi tayinine ihtiyaç

olup olmadığı sorununu gözden geçirdiğini tespit etmiştir. Üstelik atanan vasinin kendisi; Fin Barosu’ nun deneyimli bir üyesi olmanın yanısıra, O’ nun davasına aşina ve ceza davasında O’nun çıkarlarını temsil eden avukatı olmuştur.

AİHM; X için vasi tayininin, O’nun aleyhine olmasına karşın, adil yargılanma gerekliliklerine aykırı olmadığına karar vermiştir. Ne bu atama ne de X’

in vasi tayini yapıldığı zaman, sadece yazılı karşı koyabileceği gerçeği; AİHS’in 6/1. maddesini ihlal etmez. Bu yüzden, AİHM; şikayeti bu yönden kabul edilemez bularak ret etmiştir

Tanıklık Sınavı

AİHM; bu hususu düzenlemenin öncelikle ulusal hukukun bir meselesi

olduğunu ve AİHS’in 6. maddesinde, kabul edilebilirlik konusunda herhangi bir kural ve kanıt gibi bir ifade bulunmadığını tekrarlar. Gerçekten X;

Mahkeme’nin, açıklama olmaksızın, tanıklığın dinlenmediğinden ve onların

duyması önemli olduğu için bunu talep ettiğinden de şikayet etmiştir. Bunlara

ek olarak, belirli bir vasi atanmış ve bu atama tanıklık duruşması ile ilgili olarak X’in kendi görüşleri ile bağlı olmaksızın, O’nun için en iyi savunma stratejisi seçimi olmuştur. Ne de, vasinin savunmasının X için yetersiz olduğunun kanıtı vardır. Buna göre AİHM; şikayeti bu yönden de kabul edilemez bulmuştur.

Özel Hayatın Korunması (AİHS 8. maddesi)

X’e zorla tıbbi müdahalede bulunulmuş olası sonucunda, X’in fiziksel bütünlüğünün korunması, AİHS’in 8. maddesi yönünden tartışılmamıştır. Müdahale; açık, erişilebilir ve insanların kendi eylemlerinin sonuçlarını öngörebilmesine izin veren, Akıl Sağlığı Yasası’nın hükümlerine dayanarak yapılmıştır.

Bununla birlikte, yasaya göre; bir psikiyatrik hastanın iradesi dışında hastaneye yatırılarak tedaviye alınması emri, kişinin aleyhine olsa bile, hastayı muayene etmek için otomatik bir yetki içermektedir. Doktorların, hastayı zorla muayene kararlarına itiraz edilememektedir.

AİHM; zorla ilaç verilmesi idareciliğinin, insanların fiziksel bütünlüğüne

ciddi bir müdahale olacağını ve bu yüzden de keyfiliğe karşı tam güvenceleri

garanti eden bir yasaya dayanmak zorunda olduğunu tekrarlar. X’in davasında, bu tür güvenceler kaybolmuştur. O; mahkemede onlarla savaşabilme imkanı olmaksızın, ve onun iradesi ne olursa olsun, hakkında en radikal uygulamalar yapabilecek Doktorlar tarafından zorla muayene edilmiştir.

Sonuç olarak AİHM; AİHS’in 8. maddesi yönünden hukuki gerekliliklerin

olmadığına ve ihlalin bulunduğuna karar vermiştir.

Hakkaniyete Uygun Tazmin (41. madde)

AİHM; Finlandiya’nın Başvuran’a 10.000 EURO manevi tazminat ve 8.000

EURO harç ve masraflar ödemesine karar vermiştir.

Karar; sadece İngilizce yazılmıştır.