Etiket arşivi: FENNİ

Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları • YÜZÖLÇÜMÜ VE FENNİ HATALARIN DÜZELTİLMESİYLE İLGİLİ İŞLEMİN İPTALİ

YARGITAY 20. Hukuk Dairesi
ESAS: 2013/10801
KARAR: 2014/2419

Davacı, 95 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından …İlçesi Merkez Beldesinde 4999 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanunun 9. maddesi gereğince yapılan düzeltme işleminde 5559 nolu sınır noktasının koordinatı değiştirilerek imar planında yol olarak belirlenen alanın orman sınırları içine alındığı iddiasıyla yapılan düzeltme işleminin iptalini istemiştir.

Mahkemece davanın kabulüne ve 95 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 31/01/2013 günü ilânı yapılan düzeltme işlemlerinin kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı Orman Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, nitelik ve mülkiyet değişikliği dışında aplikasyon, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü ve fennî hataların düzeltilmesiyle ilgili işlemin iptali istemine ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 31/01/2013 tarihinde ilân edilip kesinleşen 4999 sayılı Kanunun 9. maddesi gereğince fennî hataların düzeltilmesi çalışması yapılmıştır.

Yörede ilk orman kadastrosu, 1949 yılında 3116 sayılı Kanuna göre 5 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılarak kesinleşmiş, daha sonra 1980 yılında ve 1984 yılında 2. madde uygulamları yapılmıştır. Fakat, mahkemece yukarıda bahsedilen orman kadastro çalışmalarına ilişkin hiçbir belge getirilmeden, denetime elverişli olmayan ve eksik inceleme ile alınmış orman bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuştur.

Bu nedenle; öncelikle, 1949 yılında yapılan ilk tahdide, 1980 ve 1984 yıllarında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile 4999 sayılı Kanunun 9. maddesi gereğince yapılan düzeltme çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilân tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir orman tahdit haritalarının orijinalinden çekilmiş onaylı örnekleri ve en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafı ile amenajman planları keza; arazi kadastrosuna ait kadastro paftaları ile imar parsel paftaları getirtilmeli, bundan sonra; önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu yardımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, kesinleşmiş tahdit haritası, imar ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 5 ya da 6 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli; kadastro ve imar paftası ile tahdit haritasının ölçekleri denkleştirilip birbiri üzerine aplike edilerek çekişmeli taşınmazın konumu çevre parsellerle birlikte haritaları üzerinde işaretlenmeli; tahdit haritası ile tutanakların çelişmesi hâlinde tahdit haritalarının yapımında kullanılan hava fotoğrafları, memleket haritası ve çalışma tutanaklarında yazılı mevki ve yer isimleri, ölçü karnelerinde yazılı açı ve mesafelerle nirengi, poligon ve röper noktalarından yararlanılarak teknik izahnamedeki kurallar da dikkate alınarak taşınmazın yeri belirlenmeli, tahdit haritaları ile 1/25000 ölçekli memleket haritasının ölçekleri denkleştirilerek taşınmazın ve paftasındaki Devlet karayolunun da konumları memleket haritası ve tahdit haritasında gösterilmeli; 4999 sayılı Kanunun 9. maddesi gereğince yapılan düzeltme işleminin, tutanaklarla tahdit haritasının çelişmesi hâlinde, haritanın tutanaklara göre düzeltilmesi işleminden ibaret olduğu ve düzeltme işleminin kesinleşen tahdide aykırı olamayacağı gözetilerek kesinleşen tahdidi hukukî yollar hariç hiçbir merci ve makam değiştiremeyeceğinden, dava sırasında 6831 sayılı Kanunun 9/2. maddesi hükümlerine uyulmadan orman kadastro komisyonunun yaptığı düzeltme işleminin geçerli olmayacağı düşünülmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.

Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.

Kabule göre de, mahkemece dava açılan kısım yönünden karar verilmesi gerekirken tüm çalışmanın iptal edilmesi de doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Orman Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 25/02/2014 günü oy birliği ile karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: admin — Prş Mar 19, 2015 10:15 pm


Danıştay İdare ve Vergi Daireleri Kararları • RUHSATA AYKIRI BAZ İSTASYONU KURULMASI, FENNİ MESULÜN SORUMLULUĞU

DANIŞTAY 14. Daire
ESAS: 2012/1103
KARAR: 2014/2769

İstemin Özeti : …3. İdare Mahkemesinin 09/12/2011 günlü, E:2011/561, K:2011/1488 sayılı kararının; usul ve yasaya uygun olmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği yolundadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : …

Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Ondördüncü Dairesince, işin gereği görüşüldü:

Dava; …İli, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapının çatı arasına ruhsat ve projeye aykırı olarak baz istasyonu yapıldığından bahisle, 3194 sayılı Kanun’un 32. maddesi uyarınca söz konusu aykırı yapıların mühürlenmesine ilişkin 01.03.2011 günlü yapı tatil zaptının, ruhsata aykırı yapıların ruhsata uygun hale getirilmesi için 1 ay süre verilmesine, aksi takdirde yıktırılmasına ve aynı Kanun’un 42/3. maddesi uyarınca fenni mesul olan davacıya 2.000-TL para cezası verilmesine ilişkin 08.03.2011 günlü, 2011/57 sayılı …Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince; 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 31. maddesinde inşaatın bitme gününün, yapı kullanma izninin verildiği tarih olarak belirtildiğinden henüz yapı kullanma izni alınmamış bulunan yapıdaki fenni mesullüğü devam eden davacının, sorumlu olduğu yapıda ruhsata aykırı hususları bildirmekle sorumlu olup binayı tamamladığı ve yapı sahibi tarafından sonradan yapılan imalat nedeniyle sorumlu olmadığı yönündeki iddiasına itibar edilmediğinden, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyize konu İdare Mahkemesi kararının; yapı tatil zaptı ile ruhsata aykırı yapıların ruhsata uygun hale getirilmesi için 1 ay süre verilmesi, aksi takdirde yıktırılmasına ilişkin kısmında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.

Kararın; davacıya para cezası verilmesine yönelik kısmı yönünden;

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 28. maddesinin 2. fıkrasında; Yapıda inşaat ve tesisat işleri ile kullanılan malzemelerin kamu adına denetimine ilişkin fenni mesuliyet, ruhsat eki etüt ve projelerin gerektirdiği uzmanlığı haiz meslek mensupları tarafından ayrı ayrı üstlenilmek zorundadır. Fenni mesul mimar ve mühendisler uzmanlık alanlarına göre; yapının, tesisatı ve malzemeleri ile birlikte, bu Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesini denetlemekle görevlidir. Yapı sahibine ve idareye karşı sorumlu olan fenni mesuller, uzmanlık alanına uygun olarak yapıda yetki belgesi olmayan usta çalıştırılması veya şantiye şefi bulundurulmaksızın yapım işinin sürdürülmesi veya yapının mevzuata aykırı yapılması veya istifaları halinde, bu durumları altı iş günü içinde ilgili idareye yazılı olarak bildirmek zorundadır. Aksi takdirde, fenni mesuller kanuni mesuliyetten kurtulamaz. Bildirim üzerine, en geç üç iş günü içinde 32’nci maddeye göre işlem yapılır." hükmüne yer verilmiş, aynı Kanun’un 42. maddesinin 3. fıkrasında ise; "18, 28, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 40 ve 41 inci maddelerde belirtilen mükellefiyetleri yerine getirmeyen veya bu maddelere aykırı davranan yapı veya parsel sahibine, harita, plan, etüt ve proje müelliflerine, fenni mesullere, yapı müteahhidine ve şantiye şefine, ilgisine göre ayrı ayrı olmak üzere ikibin Türk Lirası, bu fiillerin çevre ve sağlık şartlarına aykırı olması halinde dörtbin Türk Lirası, can ve mal emniyetini tehdit etmesi halinde altıbin Türk Lirası idari para cezası verilir." kuralı yer almıştır.

Dosyasının incelenmesinden; …İli, M… Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan bina için 14.06.1996 günlü ve 8156 sayılı yapı ruhsatının verildiği, isim değişikliği nedeniyle ruhsatın 13.02.1998 günlü ve 10/29 sayı ile yenilendiği ve tadilat nedeniyle de 17.08.2007 günlü ve 14/85 sayılı yapı ruhsatının düzenlendiği, anılan bina için yapı kullanma izninin alınmadığı, 2010 yılı içerisinde bina sakinlerince işletmecilerle imzalanan sözleşme uyarınca söz konusu binanın çatısına farklı GSM operatörlerine ait baz istasyonları kurulduğu, davalı idare teknik elemanlarınca yapılan kontrolde yapının çatı arasına ruhsat ve projeye aykırı olarak baz istasyonu yapıldığından bahisle, söz konusu aykırı yapıların mühürlenmesine ilişkin 01.03.2011 günlü yapı tatil zaptının düzenlendiği, davacının bu işlemde fenni mesul olarak gösterildiği, anılan zapta dayanılarak 3194 sayılı Yasa’nın 32. maddesi uyarınca ruhsata aykırı yapıların ruhsata uygun hale getirilmesi için 1 ay süre verilmesine, aksi takdirde yıktırılmasına, aynı Kanun’un 42/3. maddesi uyarınca fenni mesul olan davacıya 2.000-TL para cezası verilmesine ilişkin 08.03.2011 günlü, 2011/57 sayılı …Belediye Encümeni kararının alındığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlık konusu olayda; …İli, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın fenni mesulü olan davacının, anılan yapının tesisatı ve malzemeleri ile birlikte, ruhsat ve eki projelere uygun olarak inşa edilmesini denetlemekle görevli olduğu, söz konusu yapının mevzuata aykırı yapılması halinde, bu durumu altı iş günü içinde ilgili idareye yazılı olarak bildirmek zorunluluğu bulunduğu; ancak, 3194 sayılı Kanun uyarınca üzerine yapıldığı binadan bağımsız bir yapı olarak değerlendirilen baz istasyonları yönünden, binanın fenni mesulü olan davacıya sorumluluk yüklenemeyeceği açıktır.

Bu durumda; bina sakinlerince işletmecilerle imzalanan sözleşme uyarınca 2010 yılı içerisinde binanın çatısına ruhsat ve projesine aykırı olarak kurulan ve 3194 sayılı Kanun uyarınca müstakil bir yapı olarak değerlendirilen baz istasyonları bakımından, binanın fenni mesulü olan davacının idareye bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahisle 3194 sayılı Kanun’un 42. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davacıya para cezası verilmesinde hukuka uyarlık, davanın bu kısmının reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; …3. İdare Mahkemesinin 09/12/2011 günlü, E:2011/561, K:2011/1488 sayılı kararının yapı tatil zaptı ile yıkıma ilişkin kısmının onanmasına, para cezasına ilişkin kısmının bozulmasına, dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 27/02/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: admin — Cmt Mar 14, 2015 11:07 pm


Danıştay İdare ve Vergi Daireleri Kararları • İSKAN RUHSATI VERİLMESİNİN İPTALİ DAVASI, FENNİ MESULUN DAVA AÇMA YETKİSİ

DANIŞTAY 6. Daire
ESAS: 2010/1235
KARAR: 2014/418

İstemin Özeti : …2. İdare Mahkemesince verilen 18/11/2009 tarihli, E:2009/1401, K:2009/1567 sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : …

Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

Dava, …İli, Dere Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşa edilen "…İş Merkezi" için verilen iskan ruhsatının iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince, dava konusu edilen işlem ile davacı arasında güncel, kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisi bulunmadığı gibi, "…İş Merkezi’ne verilen iskan ruhsatının davacının menfaatini ne şekilde ihlal ettiği hususunda bir açıklamaya da yer verilmediği gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare işlemlerinde istikrarsızlığa neden olunmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi amacıyla dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir.

İdari dava türlerinden iptal davalarının tanımı kapsamındaki sübjektif ehliyet koşulu konusunda mevzuatta açık bir belirleme olmamakla birlikte, iptal davalarının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki niteliği göz önüne alındığında; idare hukuku alanında kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin, ancak meşru, kişisel ve güncel menfaatlerinin varlığından söz edilmesi durumunda kişi yada kuruluşlarca yargı denetimine tabi tutulmasının istenebilmesi yeteneği olarak kabul edilmektedir. Bu anlamda, yargı mercilerince önlerine gelen davalarda objektif dava açma ehliyetinin varlığının tespiti yanında davaya konu idari işlem ile davayı açan arasında iptale konu işlem yönünden kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisinin varlığının da tespiti gerekmektedir.

Yargısal denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması koşuluna ihtiyaç vardır. Her olay ve davada, yargı merciine başvurarak dava açan kişinin menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri de yargı mercilerine bırakılmıştır. İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşecektir.

Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, yani davacının kişisel menfaatini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir. Aksi halde, kişilerin kendisine etkisi bulunmayan, menfaatlerini ihlal etmeyen idari işlemler hakkında da iptal davası açma hakkı doğar ve bu durum idarenin işleyişini olumsuz etkiler. İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesi için ön koşullardan olan "dava açma ehliyeti" iptal davasına konu kararın niteliğine göre idari yargı yerince değerlendirilmektedir.

Dosyanın incelenmesinden; …İli, Dere Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşa edilen "…İş Merkezi" inşaatı ile ilgili olarak davacının teknik uygulama sorumlusu olarak atandığı, inşaatı yapan firma ile davacı arasında 21.08.2007 tarihinde sözleşme imzalandığı, gerekli denetimleri yapabilmek adına çelik imalata yönelik gerekli proje ve eklerinin kendisine teslimini istemişse de, bu talebinin yerine getirilmemesi üzerine gerekli denetim görevini yapamadığından durumu davalı idareye bildirerek inşaatın durdurulmasını isteyen davacının inşaatı yapan firma tarafından teknik uygulama sorumluluğundan azledilmesi yönünde girişimlerde bulunulmuşsa da; Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Elektrik Mühendisleri Odası Teknik Uygulama Sorumluluğu Uygulama Esasları Yönetmeliği uyarınca teknik uygulama sorumluları kamu adına görev yaptığından tek taraflı olarak sözleşmelerinin feshedilemediği ve yerine başka bir teknik uygulama sorumlusunun atanmadığı, inşaatın bitimine kadar da davacının teknik uygulama sorumlusu olduğu, inşaatın bitirilip taşınmaza iskan ruhsatı verilmesi üzerine, inşaatın denetimsiz olarak tamamlandığı iddiasıyla bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda; teknik uygulama sorumlusu olarak atanmakla birlikte, denetim görevini yerine getirmesi engellenerek ve bu haliyle denetimsiz olarak tamamlanan taşınmaza iskan ruhsatı verilmesi aşamasına kadar yapının teknik uyulama sorumlusu sıfatı devam ettiği anlaşılan davacının, inşaatın iskan ruhsatının kişisel menfaatini ihlal ettiği, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunduğu açık olup, hem teknik uygulama sorumlusu sıfatıyla inşaatın denetimi sonucu müeyyidelere maruz kalabilecek olması, hem de kentin bütününe hitap eden bir yapının, denetimsiz olarak tamamlanarak kullanıma açılması nedeniyle, bu bütünlük içinde yaşayan herkesin hemşeri sıfatıyla gerek büyükşehir belediyesi gerekse ilçe belediyelerinin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunun denetimini sağlamak bakımından dava açmak hak ve yetkisi olduğunu kabul etmenin gerekli olması nedeniyle, davacının bu davayı açmakta menfaati bulunduğundan davanın ehliyet yönünden reddine dair mahkeme kararında isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, …2. İdare Mahkemesince verilen 18/11/2009 tarihli, E:2009/1401, K:2009/1567 sayılı kararın bozulmasına, dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 28/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgiler: Tarih-Gönderici: admin — Çrş Mar 11, 2015 12:00 pm


FENNİ HATALARIN DÜZELTİLMESİ / KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ

T.C.
YARGITAY
Yirminci Hukuk Dairesi
E:2006/5308
K:2006/9349
T:26.06.2006
FENNİ HATALARIN DÜZELTİLMESİ
KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ
Özet: Fenni hataları düzeltmek üzere kurulan orman ka­dastro komisyonu, yasada belirtilen sayı ve nitelikteki kişilerden kurulmadığından yaptıkları işlemlerin de hukuken değeri yoktur.
Ayrıca anılan komisyonun mülkiyet değişikliği doğuracak bi­çimde işlemler yapması da yasaya aykırıdır.
6831 s. ORMAN KANUNU (1) (2) [Madde 7]
6831 s. ORMAN KANUNU (1) (2) [Madde 9]
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Orman Bakanlığı, müdahiller ve bir kısım davacı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı Orman Yönetimi vekili 25.11.2004 tarihli dava dilekçesi ile Çevre ve Orman Bakanlığı aleyhine açtığı davada Ç… Köyünde önceki yıllarda yapılıp kesinleşen orman kadastrosu hakkında 6831 sayılı Yasa’nın 4999 sayılı Yasa ile değişik 7. ve 9. maddelerine göre fenni hataların düzeltilmesi işlemi sırasında yasa hükümlerine uyulmadan vasıf ve mülkiyet değişikliği yapılarak orman sınırlarının değiştirildiğini, bu nedenle 38 nolu Orman Kadastro Komis­yonu tarafından yapılan sınır düzeltmesinin kaldırılmasını istemiştir. Durmuş ve arkadaşları ise dava konusu yerde zilyetliklerinde olan taşınmazlar bulun­duğunu, düzeltme işleminin yararlarına olduğunu bildirilip, davaya katılarak ve davanın reddini, davacılar Bekir ve arkadaşları düzeltme işlemi sırasında zil­yetliklerinde bulunan bir kısım taşınmazlarının orman sınırı içine alındığını, davacı Ç… Köyü Tüzelkişiliği de bu çalışmalar sonucu köye ait bir kısım taşınmazların orman sınırları içinde bırakıldığını bildirerek, işlemin iptalini aç­tıkları ayrı davalarla istemişlerdir. Mahkemece dava dosyaları birleştirildikten sonra; Orman Yönetimi’nin davasının kabulüne, davacı kişiler tarafından açılan davaların konusuz kalması nedeniyle bu davalar hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı Orman Bakanlığı, müdahiller ve bir kısım davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 38 nolu Orman Kadastro Komisyonu’nun 6831 sayılı Yasa’nın 4999 sayılı Yasa ile değişik 7 ve 9. maddeleri gereğince yapıp, 28.10.2004 tarihinde ilan ettiği Ç… Köyünde önceki yıllarda yapılarak kesinleşen orman kadastro sınırlarındaki ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü ve fenni hataların düzeltilmesi işleminin iptaline ilişkindir.
05.11.2003 gün ve 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasa’nın 7/1. maddesi ile “…kadastrosu kesinleşmiş yerlerde tespit edilen fenni hataların düzeltilmesi işleri orman kadastro komisyonları tarafından yapılacağı” hükmü getirilmiş ve aynı maddenin ikinci fıkrasında, orman kadastro komisyonlarının Bakanlıkça atanacak bir orman yüksek mühendisi veya mühendisinin baş­kanlığında, bir orman mühendisi, bir ziraat yüksek mühendisi, bir ziraat odaları temsilcisi, bir köy veya belediye temsilcisi olmak üzere bir başkan ile dört üyeden oluşturulması öngörülmüştür. Sözü edilen hükümlerden anlaşılacağı gibi, yasanın değişik 7/1. maddesi fenni hataların düzeltilmesi işlemleri orman kadastro komisyonları tarafından yapılacak; ancak, ölçü, tersimat ve standart harita yapma işlerinde harita ve kadastro mühendisleri Orman Kadastro Yönetmeliği’nin 3/son maddesi gereğince orman kadastro komisyonlarına teknik ekip olarak yardımcı olacaklardır.
Somut olayda;4999 sayılı Yasa’ya göre fenni hataları düzeltme iş­lemlerini yapmak üzere kurulan 38 nolu Orman Kadastro Komisyonu, yasada belirtilen sayı ve nitelikteki kişilerden kurulmadığından, yaptığı işlemlere değer verilemeyeceği gibi; Yasa’nın değişik 7/7. maddesinde “orman kadastrosu yapılıp ilan edilerek kesinleşmiş yerlerde, vasıf ve mülkiyet değişikliği dışında aplikasyon, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü ve fenni hatalar tespit edildiğinde, bu hatalar … orman kadastro komisyonları tara­fından düzeltilir.” hükümlerine de uyulmamış, bu hükmün dışına çıkılarak ke­sinleşen orman sınırlarının genişletilmesi ya da daraltılması suretiyle mülkiyet değişikliği doğuracak biçimde işlemler yapılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; yasa hükmüne uygun kurulmayan komisyonun yaptığı işlemler yok hükmünde olduğu bir yana, komisyon yasada öngörülen ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü ve fenni hataların düzeltilmesi işlemlerini değil, yasanın yasakladığı vasıf ve mülkiyet değişikliği yapmıştır. Her ne kadar diğer davacıların davaya konu ettikleri yerler belir­lenmemişse de yapılan işlemin niteliğine göre bu konu sonuca etkili olma­yacağından 38 nolu Komisyonun Ç… Köyünde yaptığı ve 28.10.2004 tarihinde ilana çıkardığı tüm çalışmaların iptaline karar verilmesi gerekirken, sadece Orman Yönetimi’nin dava açtığı paftalardaki çalışmalar yönünden kısmen iptale karar verilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onan­ması uygun görülmekle, 24.10.2005 günü hükmün A fıkrasının 1 ve 2 nu­maralı bentleri kaldırılarak, bunun yerine “1- Tüm davacıların davasının kabulüne, 2- Ç… Köyünde 38 nolu Orman Kadastro Komisyonu’nun 6831 sayılı Yasa’nın 4999 sayılı Yasa ile değişik 7. ve 9. maddelerine göre yaparak 28.10.2004 tarihinde ilan ettiği fenni hataların düzeltilmesi işlemlerinin tümünün iptaline” cümlelerinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün HYUY’nin 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle (ONANMASINA), kararı gerekçesine göre davacı gerçek kişilerin davası konusuz kaldığından temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek olmadığına, onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, Hazine’den harç alınmasına yer olmadığına, 26.06.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.